• 18 Haziran 2019, 16:30:46

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: İNSANI DİNLERKEN…  (Okunma sayısı 474 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı M@nço

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 186
  • Teşekkür 26
  • Hikaye ve Senaryo Yazarı-Radyo Programcısı
İNSANI DİNLERKEN…
« : 11 Kasım 2011, 16:30:38 »
Kendisini dinlerken, dinlendiğimi bildiğim insanlar var… O saatlerce konuşsa, bana mısın demem, dinlerim.
Dünyanın en güzel şeyi, biriyle konuşurken dinlemek! Ama tek taraflı olmamak kaydıyla buna olur verilmeli… Yani karşındaki kişide seni dinlemeli! Bu alışveriş iki taraflı olmalı… Dengeli olmalı.

Ben konuşurken buna çok önem veririm. Bir defa konuştuğum kişiyle ilk defa yan yana gelmişsem, onu dinlerim. Onu tanımak için ona hep konuşma fırsatı veririm. Onu konuştururum. Onu dinlerim. Ama ikinci veya üçüncü defa hatta birçok defa yan yana gelmişsem bu defa yine o hep konuşuyorsa mecburiyetten dinlerim. O konuşur ben dinlerim. Ama onda olmadan dinlerim. İş olsun diye dinlerim. Dinlemek zorunda kaldığımdan dinlerim.

Çevremizde her tip insan var… Böylesi de, gayet normal bir şey! Ancak, insanın kendini birazcık kontrol etmesi; başkalarına fırsat vermesi gerekli. Hayatımı çoğu zaman arkadaşlarıma, dostlarıma adeta vakfettim. Yani, o olabilmek veya onda olmak adına, benden ödün verdim. Onun benden anladığını hissettiğim insana karşı yalnız bu fedakârlığı düşünmüşümdür. Beni anlamayanı, anlamak için böyle bir çetin yola da çıkmam. Ben arkadaşımın bana olan bağlılığına emin olmuşsam onun bazı eksikliklerini görmem… Atmıyorum, palavra değil dediğim. Gerçekten görmem.

İnsanız netice de, övgüden anlamayan biri var mıdır; bu dünya da? Herkesin övgü hoşuna gider. Ama eleştiriye sıra geldiğinde, çatırtı duyulur. O zaman bir denge metodu mu, kurmalıyız? İlişkilerimizi devamlı kontrol ederek mi, yürütmeliyiz? Bu mümkün mü? Hayır. Böyle bir şey çok zor! İnsanın insanla ilişkisinde, sıcak bir ortam oluşur. Bu her gün “Efendim… Biz… Siz… Beyefendi… Hanımefendi” kavramlarını ortadan kaldırır. Senli benli sohbet gelişmeye başlar. Bu durum hem iyi, hem kötü! Birincisi, samimi olmak gerektiğine en fazla inanlardan biriyim. Bu iyi bir şey ama dozajını kaçırmamak kaydıyla! İşte dozajın kaçtığı yerde; orda bazı taşlar yerinden oynuyor ve sululuk devreye giriyor.

O zaman ikinci faktör kendiliğinden oluşuyor… İş kötüye gidiyor.
İnsanı tercih ederken iyi analize etmeliyiz diye düşünüyorum. Ancak bu defa da sanki insan kimya vs. gibi bir madde mi ki; onu tahlil edelim veya laboratuara götürüp, üzerinde çalışmalar yapalım; gibi bir soru aklımı karıştırıyor? Öyleyse nasıl anlamalıyız, nasıl çözmeliyiz şu insanı? İnsanın ham maddesi, yani duygu ve düşüncelerini analiz etmek bence onu anlamanın en güzel yolu! Hedefe yaklaştık gibi!

İnce, nazik, kibar insana canım feda derim. Erkek olsun, bayan olsun beni anlayanı, beni takdir edeni veya güzel olan şeyleri benimle birlikte göreni, gördüğüm birine tüm varlığımı bağışlayacağımı söylerim. Bu bağış, manevi bir hazzın ödülüdür. Karşılıksız bir sevginin tezahürüdür. İyi insanı methederim… Göklere çıkarırım. Çok fazla yağ kokuyor, derler. Hiç aldırmam. İnsanın yüzüne karşı methedilmediğini kendi inanç akidelerimden bilirim… Ancak Mevlana Hz.leri şöyle yaklaşır, bu güzelliğe: “Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefası var mı? Asıl ona bak!

Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefalıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.”
Ben Mevlana gibi bakıyorum, övgüye! Ama, methiyesini yaptığım insanın; bir zaman sonra sözünde durmadığını görüyorum. O zaman kırılıyorum… Kendimde üzülüyorum. Benim yaptığım övgü yanlış yereymiş, diyorum. Ben bilmeden ne yapmışım, diyorum.
Bu farkında olmadan yaptığım eğer hataysa, bir suçsa yaptığım; affet beni ALLAH’ım. İnsanı tanımakta biraz gecikiyorum. Bazen yanıldığımı geç olsa da, fark ediyorum ve en azından hatamdan dönüyorum o an.

İnsanı dinlerken elde ettiklerimden yola çıktım… Yol, yolcusunu nereye getirdi. Dur durak dinlemeden gidiyorum… Bir durmalı değil mi?


Kadir YAVUZ
  • Galatasaray
Fark edilmek için çok küçük olduğunu düşünüyorsan, kapalı bir odada bir sivrisinekle uyumayı dene.

Afrika Atasözü

Çevrimdışı Rusenim

  • MoR ZaMßaK
  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1080
  • Teşekkür 11
İNSANI DİNLERKEN…
« Yanıtla #1 : 11 Kasım 2011, 17:15:49 »
Manço abi güzel bir paylaşımdı teşekkürler.. :gul[1]:

Çevrimdışı M@nço

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 186
  • Teşekkür 26
  • Hikaye ve Senaryo Yazarı-Radyo Programcısı
İNSANI DİNLERKEN…
« Yanıtla #2 : 11 Kasım 2011, 23:05:16 »
Manço abi güzel bir paylaşımdı teşekkürler.. :gul[1]:
rica ederim;-)
  • Galatasaray
Fark edilmek için çok küçük olduğunu düşünüyorsan, kapalı bir odada bir sivrisinekle uyumayı dene.

Afrika Atasözü

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40