• 18 Eylül 2019, 23:08:13

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Merc-i Dabık Zaferi  (Okunma sayısı 584 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teşekkür 51
Merc-i Dabık Zaferi
« : 03 Mart 2010, 08:21:14 »
Merc-i Dabık Zaferi

Bir söz der ki; “Tarih aklı artırır”. Bireylerin aklını artırdığı gibi tarih, ortak aklın, toplumun ortak şuurunun gelişmesinin de en önemli sebebidir.

Nereden geldiklerini bilmeyenler, nereye gideceklerini de bilemezler.
Tarih bilinci gelişmemiş bir milletin, millî onurunu ve millî menfaatlerini koruyabilmesi mümkün değildir. Böyle milletler, dalından kopan yaprağın yönünü rüzgârın tayin edişi gibi, dünyada esen fırtınaların önünde sürüklenir giderler.

Türk tarihinin geçmiş dönemlerinde, tüm dünyada olduğu gibi; tarih, devlet için yazılmıştır. Örneğin; Osmanlı Devleti’nin tarihçileri, olayları İstanbul’dan göründüğü gibi kaleme alıp yorumlamışlar, Timur’un tarihçileri ise Semerkant’tan hadiselere bakmışlardır. Büyük Atatürk’le birlikte başlayan pek çok yenilik gibi, tarihe bakışımız da değişmeye başlamış, Cumhuriyetle birlikte kurduğumuz millî devlet, tarihe bakışımıza Osmanlı penceresi yerine Türk perspektifi getirmiştir. Fakat, alışkanlıkları terk edebilmek o kadar da kolay olmamaktadır. Hâlâ tarihe bakışımızda büyük Türk perspektifinin yanında, zaman zaman Osmanlı penceresi veya Oğuz penceresi çıkıvermektedir.

Bazen bu tutumu, Türk tarihinin en önemli meselelerinde dahî görmek mümkündür. Tarih kitaplarına bakınız veya tarih bilgilerinizi hatırlayınız. İlk Müslüman Türk Hakanı Saltuk Buğra olarak öğretilir. Halbuki Türk Bulgarların Hânı Elmas Han, Karahanlı Hanı’ndan 20 yıl evvel resmen İslam Dîni’ni kabul etmiştir. Peki neden bizim kitaplarımız Saltuk Buğra Han yazarlar? Çünkü, Oğuz soyundan İslam’ı ilk kabul eden Han Saltuk Buğra olduğu içindir. Yani; tarih yazıcılığımızda Oğuzculuk vardır. Tarihimizi böyle yazınca bazı art niyetliler de çıkıp diyorlar ki, “Türkler kılıç zoruyla Müslüman olmuşlardır”. Halbuki, Türk milletine yapılan bu haksız saldırı ve hakarete en güzel cevap onlara ilk Müslüman Türk Hakanı’nın Elmas Han olduğunu söylemektir. Çünkü Elmas Han’ın toprakları ve devleti, bugünkü Tataristan civarında idi ve İslam ordularının en son ulaşabildikleri Kafkasya’dan binlerce kilometre uzakta bulunmaktaydı. Hiçbir silah ve güç tehdidinin ulaşmadığı Türk bölgesinde İslam Dini’nin kabulü, yalnızca ve yalnızca ALLAH’ın lütfu ile Türklerin kendi irade ve istekleriyle olmuştur.
Merc-i Dabık yani Halep yakınlarındaki Dabık Ovası’nda kazandığımız zafere de biraz fazlaca Osmanlı penceresinden baktığımızı söylenebilir.

Elbette ki Dabık Ovası’nda kazanılan zafer çok önemli tarihî sonuçlar doğurmuştur. Osmanlılara Mısır’ın değilse bile, Suriye, Lübnan, Filistin ve hattâ Hicaz’ın fethinin yolları açılmıştır. Bu önemli sonuçlarıyla birlikte Dabık Ovası Savaşı, kendisi bizâtihî büyük bir muharebedir. Meml?kler, ne ordularının geçtiği yerlerde ot bitmeyen Cengiz Han’ın önünde, ne de atlıları yeryüzünü titreten Türkistan Başbuğu Emir Timur’un önünde beyle bir yenilgi tatmamışlardı. Merc-i Dabık zaferi, sonuçları bir yana, sadece savaş olarak da harp tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Hepimizin bildiği bu bilgileri hatırladıktan sonra gelin şu soruları birlikte soralım? Memlükler kimdi?

Bizim Orta Asya’dan Anadolu’ya gelişimiz gibi, Mısır’a gelmiş Türklerdi.
Onları Türk Bayrağı’nı üç kıtada dalgalandıran aziz ecdadımız Osmanlı’ya karşı kışkırtan kimdi?

Kafkasya’dan Basra’ya büyük Safâvi Türk Devleti’nin Hakanı Şah İsmail.
“Söz ola kestire başı
Söz ola kese savaşı
Söz ola ağulu aşı
Bal ile yağ ide bir söz.”
Diyen Türkçe’mizi Yunus gibi, arı ve duru kullanan Hakan.
Şimdi, Dabık Ovası’na tekrar bakalım.
Kaçan da Türk, kovalayanda.

Bir an düşünelim; bu güçler birbirleriyle mücadele edeceklerine Üç Hilâl’in altında, Osmanlı Bayrağı’nın altında birleşebilselerdi neler olurdu?
Tarih bilimi açısından bu sorunun cevabının olmadığını biliyorum. Ama bu düşüncenin temiz yüreklerde bir sıcaklık ve kanımızda bir hareketlilik oluşturduğunu görür gibiyim.
Tarihin aklı artırması ancak oradan alınacak derslerin günümüzde hayata geçirilmesiyle anlam kazanır.

Bugün de birlik beraberliğe, her zamankinden çok ihtiyacımız var.
Selâm ve saygı ile, 24 Ağustos’ta 486. yılını kutladığımız Merc-i Dabık zaferi Türk Milletine kutlu olsun.



Hüsnü Yusuf Gökalp

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?
 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40