• 10 Temmuz 2020, 18:12:32

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: "Amentü"deki Hayat  (Okunma sayısı 521 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
"Amentü"deki Hayat
« : 31 Mayıs 2011, 01:46:08 »
"Amentü"deki Hayat


ÝSLÂM'IN "amentü" sü, ALLAH'a meleklere, peygamberlere, kitaplara, ahiret gününe ve kadere inanmayý içine alýr. Bu inanç çerçevesi, Ýslâm'ýn hayatý ve kainatý yorumlarken, ana bakýþ açýsýný belirler. Buna göre "amentü", dil ile kalb arasýnda biten bir akit deðil, bütün bir varlýðý yorumlayan temel disiplindir. Bu disiplinin mihveri ise ALLAH inancýdýr. ALLAH inancý ile baþlayýp ahiret inancý ile tamamlanan "amentü" dünyasýnda, insanýn varlýðý bir anlam kazanýr. Ýnsan, yaratýlýþýnýn, yaþayýþýnýn ve ölümünün izahýný bulur. Yoktan var edilmek, çizilen belirti çerçevede yaþamak ve ahirette hesap vermek. "Amentü" ile, insanýn girdiði mecra bu þekilde belirlenir. Böyle bir mecrada insanýn hayatý kendine özgü bir yapý kazanýr. Ýnananýnki farklý, inkar edeninki farklý.

"AMENTÜ" ÇERÇEVESÝ / ALLAH'A ÝNANINCA

Böyle bir "amentü" anlayýþý, kiþiye, imanla hayatý birbirinden ayýrma hakký vermez. Yani, "inanç insanýn kalbinde kalmalý. Hayatý da kafasý estiði gibi yönlendirmeli" düþüncesi, Ýslâm'ýn "amentü"sü ile baðdaþmaz. Ýslâm'ýn "amentü"sünün çerçevesi þudur:

ALLAH mutlak kudret sahibidir. Ýnsaný, yaratan, yoktan var edendir. Ýnsan, varlýðýný, yalnýzca ALLAH'ýn yaratýþýna borçludur. Ýnsanýn, kendi kendine bir varolma gücü yoktur. Ýnsan hem varoluþu ile, hem de ömür süresi ile sadece ve sadece ALLAH'ýn dilemesi eseridir. Neml Suresinin 60 ila 64. ayetleri, bu manada insaný adeta sarsar:

"Gökleri ve yeri kim yarattý? Size gökten (kim) su indirdi de onunla sizin bir aðacýný dahi bitiremeyeceðiniz gönül açan bahçeler bitirdi? ALLAH ile beraber baþka bir tanrý ha? Hayýr, onlar (haktan) sapan bir kavimdir.

"Yahut þu dünyayý durulacak yer yapan, aralarýndan ýrmaklar çýkaran, orada saðlam daðlar kuran ve iki deniz arasýna bir perde koyan kimdir? ALLAH ile beraber baþka bir tanrý ha? Hayýr onlarýn çoðu (tevhidi) bilmiyorlar.

"Yahut, dua ettiði zaman darda kalmýþa kim yetiþiyor da kötülüðü (onun üzerinden kaldýrýp) açýyor ve sizi (eskilerin yerine) yeryüzünün hakimleri yapýyor? ALLAH ile beraber bir baþka tanrý ha? Ne de az düþünüyorsunuz.

"Yahut karanýn ve denizin karanlýklarý içinde size yol gösteren kim? Rahmetinin önünde rüzgarlarý müjdeci gönderen kim? ALLAH ile beraber bir baþka tanrý ha? Haþa, ALLAH onlarýn koþtuklarý ortaklardan çok yücedir, münezzehdir.

"Yahut, yaratmaða kim baþlýyor. Sonra onu kim iade ediyor (ölüp ortadan kalkan þeyleri yeniden yaratýyor) Sizi yerden ve gökten kim rýzýklandýrýyor? ALLAH ile beraber bir baþka tanrý ha?...."

Bu ayetlerin manasý gayet açýktýr. ALLAH, insana, bizzat insanýn varlýðý da dahil olmak üzere, yaratýlmýþ her þeyin, ALLAH ile kaim olduðunu ve inancýný yalnýz ona yöneltmesi gerektiðini ihtar ediyor.

AMENTÜ'YÜ PARÇALAMAMAK / PEYGAMBER VE KÝTAP

ALLAH inancýný, peygamber ve kitap inançlarý bütünlüyor. ALLAH insaný baþýboþ býrakmýyor. Yaratýyor ve ona bir yaþama modeli veriyor. Bunu teblið edenler peygamberler... Peygamber, insana ilahi yaþama modelini yani kitabý getiren insan. Demek, ALLAH'a, peygamberlere ve kitaplara inanan bir insan, "ALLAH'ýn kendisini yarattýðýna, hayata ve kainata mutlak hakim olduðuna, insaný baþýboþ býrakmadýðýna, ona bir yaþama modeli verdiðine, bu modelin vahiy kanalýyla ve peygamberler vasýtasýyla insana ulaþtýðýna" inanýyor olmalýdýr. ALLAH'a inanýp da, onun insaný baþýboþ býraktýðýný düþünen kiþinin "amentü"sünde bir parçalanma vardýr? Ýlahî hükümleri kabul etmeyen, peygamberin tebliðini kabul etmeyen kiþinin de öyle.

PEYGAMBER ve kitap inancý, insanýn önüne "din" mefhumunu getirir. Din, ilahi yaþama modelidir. Peygamber gerek ALLAH'ýn kendisine ulaþtýrdýðý vahiyle, gerekse vahyin murakabesindeki yaþama tarzý ile insanlara "din"lerini öðretir. Onlara "ALLAH böyle yaþamanýzý buyuruyor. Böyle yaþarsanýz, insanca yaþamýþ olursunuz. Fýtratýnýza sadakat gösterirsiniz. Aksi halde, belirlenen sýnýrlarý taþarsýnýz" der. hz. Muhammed (sav) -aleyhisselatü vesselam- ALLAH'ýn bir peygamberidir. Kur'an da, ALLAH'ýn hz. Muhammed (sav) (s.a.s.) vasýtasýyla insanlara bildirdiði temel yaþama modelini yani "din"i belirleyen ana belgedir. Hazreti Peygamber, bu ana kitabý yaþayarak, hayatýna yansýtarak, þahsýnda örnekleyerek, bize bir hayat çerçevesi sunmuþtur. Öyleyse, ALLAH'a, peygamberlereve kitaplara inanan, "amentü" diyen insanýn, bu hayat çerçevesini de ayný iman duygusu içinde kabul etmesi zarureti vardýr. Bu "amentü" ile baþlayan fikrî silsilenin uzantýsýdýr. Bunun üzerinde tartýþanlara Kur'an'ýn bakýþý þöyledir.

"ALLAH ve Resûlü, herhangi bir hususta hüküm verdiði zaman, mü'min bir erkeðin ve mü'min bir kadýnýn iþlerinde baþka yolu seçme haklarý yoktur. Kim ALLAH'a ve Resûlüne isyan ederse, þüphesiz ki o, açýkça sapýtmýþtýr." (Ahzab, 33/36).

"ALLAH'ýn ayetleri üzerinde ancak kafirler münakaþa ederler..."
(Mü'min, 40/4)

"Ayetlerimiz onlara açýk açýk okununca, bizimle karþýlaþmayý ummayanlar Peygamber' e þöyle dediler: "Bize bundan baþka bir Kur'an getir. Veya bunu deðiþtir". Ey Muhammed, onlara þöyle de: "Onu kendiliðimden deðiþtirme yetkisine sahip deðilim. Ben de ancak bana vahy olunana tabi oluyorum." (Yunus, 10/15).

"Yoksa siz, Kitab' ýn bir kýsmýna inanýp, bir kýsmýný inkar mý ediyorsunuz?"
(Bakara, 2/85)

"Ey Resûl! Aðýzlarýyla 'inandýk' deyip, kalpleriyle inanmamýþ olanlardan ve Yahudilerden küfürde yarýþ edenler seni üzmesin... Onlar yalana kulak verirler. Sana gelmeyen bir topluluða kulak verirler. Kelimeleri yerlerinden deðiþtirirler...." (Maide, 5/41)

"Kitap ehlinden ALLAH'a ve Ahiret gününe iman etmeyenler, ALLAH'ýn ve peygamberinin haram kýldýðýný haram saymayanlar ve hak din olan 'Ýslâm'ý din edinmeyenlerle, boyun eðip kendi elleriyle cizye verinceye kadar cihad edin..." (Tevbe, 9/29)

"De ki, siz ALLAH'a dininizi mi öðreteceksiniz?,.." (Hucurat, 49/16)

"Onlar, kendilerine gelmiþ bir hüccet olmaksýzýn ALLAH'ýn ayetleri hakkýnda mücadele edenlerdir. Bu gerek ALLAH indinde, gerek iman edenler katýnda büyük buðzu muciptir. ALLAH her büyüklük taslayan zorbanýn kalbini iþte böyle mühürler."
(Mü'min, 40/35)

AMENTÜ'DE SAMÝMÝYET

Kur'an'ýn ifadeleri gayet açýktýr. Demek ki "amentü" ile belirli bir akit yapan insanýn, ALLAH ve Resûlü, herhangi bir konuda bir hüküm ortaya koymuþsa, ondan baþkasýný seçme hakký yoktur. Buna isyan eden Kur'an mantýðýnda "sapýk" olarak kabul ediliyor. Sonra, ALLAH'ýn ayetleri, yani belirlediði hayat modeli üzerinde tartýþma açan "amentü" dünyasýnýn dýþýna çýkmýþ yani "kafir" olarak niteleniyor. Kur'an'ýn deðiþtirilmesini, baþka bir kitabýn getirilmesini isteyenler, Kur'an'ýn bir kýsmýna inanýp bir kýsmýný içlerine sindiremeyenler, Kur'an'ýn ifadeleri üzerinde kendi "heva ve hevesleri" istikametinde tasarrufta bulunmaya kalkýþanlar, ayetleri vazedildikleri yerlerden baþka þekilde yorumlamaya teþebbüs edenler, ALLAH'ýn haram kýldýðýný haram saymayanlar, ALLAH'ýn ayetleri üzerinde mücadele edenler ve... netice itibariyle Ýslâm'ý din edinmeyenler... Bunlara Kur'an'ýn büyük tehdidi var. Bunlar "amentü" deseler bile, Kur'an bunlarýn "amentü"sünde samimiyet bulmuyor. "Tutarlýlýk" görmüyor. Ýnançlarýný gerçek inanç saymýyor.

"Gördün mü o heva ve hevesini tanrý edinen kimseyi?" diye soruyor Kur'an. Hayatý, kendi arzularýnýn çevresinde dokuyan kimseyi gerçek ALLAH inancýnýn karþýsýnda nefsini putlaþtýrma teþebbüsü ile suçluyor. Bir baþka ayette Hýristiyanlardan ve Yahudilerden bahsedilirken "Onlar, ALLAH'ý býrakýp bilginlerini, rahiplerini ve Meryem Oðlu Ýsa'yý tanrýlar edindiler." diye buyuruyor. Bu ayeti duyan Adiy b. Hatem (r.a.), Hz. Peygamber'e (s.a.s.), söz konusu gruplarýn, zikredilen kiþileri "ilah" kabul etmediklerini belirterek, ayetten ne kastedildiðini sorunca Hz. Peygamber (s.a.s.) þunu söylüyor:

"Onlar helali haram, haramý da helal kýlýyor, halk da onlara uymuyor mu?"

Evet, Kur'an mantýðýnda ALLAH inancý ile hayatý düzenleme hakký arasýnda koparýlmaz bir bað bulunmaktadýr. Kur'an'ýn mantýðýnda "Yaratan kim ise, hayatýda o düzenlesin" esprisi vardýr. Ve bu espri, insan için sonsuz bir hayat umdesi verir.

HAYATA YANSIYAN AHÝRET

Ýslâm "amentü"sünde, ALLAH, kitap ve peygamber inancýný bütünleyen diðer doku, "Ahiret" inancýdýr. Ahiret, yani öldükten sonra diriltilip, dünya hayatýnda, belirlenen çerçeveye ne kadar uyduðunun hesabýnýn verileceði hayat alaný... Ölümden sonra yeni bir hayatýn varlýðýna olan inanç da, gerisin geriye, dünya hayatýný biçimlendiren bir özellik taþýmaktadýr. Ýnsan, daha dünyada iken hayatýnýn bir gün mutlaka hesabýný vereceði baþka bir aleme gideceðine inanmakta ve bu hayatýna bir "ahiret gölgesi" düþmektedir. Kur'an, insan hayatýnda, ölüm ötesi þuurunun, ikinci bir hayat gibi yaþamasýný bir sorumluluk duygusu gibi, bir denizin içinden akan ikinci bir ýrmak gibi akmasýný istemektedir. Ölmeden önce ölüm duygusunu kazanmak, dünyayý ahiretin tarlasý gibi bilmek, iþte Ýslâm "amentü"sündeki ahiret inancýnýn, mü'minin hayatýna getirdiði sorumluluk duygusu. Bu duyguyu, insana kazandýracak baþka hiçbir inanç manzumesi olamaz. ALLAH inancý... Kitap ve peygamber inancý... Ahiret inancý... Ýnsanýn hemcinslerine karþý, insanýn tabiata karþý, insanýn bütün varlýklara karþý sorumluluk hissinin tek kaynaðý bu inanç manzumesidir. Bunun dýþýnda insaný baðlayan hiçbir güç olamazdý, ve olamaz. Nitekim olmamaktadýr.

HÜMANÝST DÜÞÜNCELERÝN ÝZAHSIZLIÐI

HÜMANÝST düþünceler -yani bütün deðer ölçülerini insanda bitiren teoriler temelde ALLAH'a inançsýzlýða dayanýrlar. Bu teorilerin hiçbirisinde insanýn varoluþuna tutarlý bir izah getirilememiþtir. Ölüm ötesine de izah yoktur. Bu, insana, dünyada sýnýrlý sürede yaþama, kendi deðerlerini kendince üretme ve yok olma imkaný demektir ki, burada, bütün insanlýðý kucaklayacak cihanþümul deðerler yerine fertte baþlayýp fertte biten, meþruiyetini ferdin kendi "neva ve heves" inden alan deðerler söz konusudur. Bu düþüncenin, insanýn insana karþý sorumluluðunun kaynaðýný izah etmesi mümkün deðildir. Neden bir baþkasýna karþý sorumluluk duyulmalýdýr? Baðlayýcý deðer nedir? Annemizi neden severiz? Babamýzý, çocuðumuzu neden severiz? Neden evleniriz? Yaþlýya saygýnýn özünde ne vardýr? Bir hayvana zulmetmenin veya etmemenin tercihinde sebep nedir? Þu aðacý dikmek veya kesmekteki saikleriniz nelerdir? Gücü elinde bulunduran insaný, zulmetmekten alýkoyacak sebep ne olabilir? Sadece insanlardan korku mu? Ýnsanlardan korkusu kalmayan bir güç sahibi, her türlü zorbalýðý kendisine mübah görebilmeli mi? Dünyayý, ALLAH'a, onun belirlediði hayat modeline ve ahiret gününe inançtan yoksun hale getirdiðiniz takdirde, geriye sadece "kaos" kalýr. Acaba o durum, kýyametin eþiðimidir? Bütün insanlýðý, mutlak adaletin terazisine koyacak olan hesap gününün habercisi mi?

ÝNANÇLARIMIZI TAHLÝL ETMEK

Burada, meseleyi müþahhasta ele alarak iki þeyi vurgulayabiliriz.

Birincisi, ALLAH'a iman ettiklerini, diðer inanç umdelerine baðlý olduklarýný söyledikleri halde, hayatý düzenleme hakkýný ALLAH'a vermekten kaçýnan, "dünyayý þu kadar sene evvel geldiði farzedilen hükümlerle mi yöneteceðiz" diye ALLAH'ýn hükümlerini kendilerince yargýlamaya çalýþan insanlarýn durumudur. Bunlarýn bu sözlerinin tutarlý olup olmadýðýný deðil, inanç durumlarýný deðerlendirmek, bu yazýnýn çerçevesine daha uygun düþer. Bu sözler, ya gerçek bir inançsýzlýktan kaynaklanmaktadýr, ya da inancýný asýl boyutlarýyla temessül edememekten..

Hayatta, ikisinin de örnekleri bol bol görülebilir. Bu düþüncenin özünde "ALLAH insanlarý yaratmýþ ve ne haliniz varsa görün demiþtir" gibi, Ýslâm "amentü"sü ile baðdaþmayan sakat bir düþünce vardýr. Bu noktada, inançsýza söyleyecek pek bir sözümüz olamaz. ALLAH ona hidayet versin, diye dua edilebilir ancak. Ýnancýný gerçek netlik içinde özümleyemeyen ise, elifbasýndan baþlayarak yeniden öðrenmek, "amentü"yü en ince nüanslarýna varýncaya kadar özümlemek durumundadýr.

Ýkincisi ise, gerçek mü'minin durumudur. O zaten "Ýman yetmiþ küsur þubedir... Haya da imanýn "bir þubesidir." gibi imaný hayatla birleþtiren Peygamber buyruklarýný özünde duymaktadýr. O hep, inançlarýnýn ýsýttýðý bir hayatý yaþama özlemindedir. Bulunduðu her ortamda, ALLAH'ýn mutlak murakabesinde olduðunu bilir, Peygamber'in (s.a.s.) ALLAH'tan getirip teblið ettiklerine uymanýn heyecanýný ve sancýsýný taþýr. Yüreðinde hep, ahiretten bir ürperti besler... Bütün bu duygularý, ALLAH'ýn rahmetinin sonsuzluðuna olan iman ve ümitle birleþtirir.

Dünyayý ALLAH için fetheder. Hayatýndan baþlamak üzere her þeyi ALLAH'ýn mutlak "hükmüne açar. Ýmaný ile hayatýný bütünleþtirir. Ne mutlu o mü'mine...



Alıntı
Ahmed Maraþlý

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?