• 17 Haziran 2019, 17:37:43

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Tahammülsüzler  (Okunma sayısı 841 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Cenan

  • Ziyaretçi
Tahammülsüzler
« : 18 Ağustos 2011, 10:22:54 »
Sözde demokrat olan, çoğulculuğu savunan, aykırı düşünceleri de kapsayan "düşünceyi açıklama özgürlüğü"nden yana görünen baylar ve bayanların gerçek yüzlerini teşhir için bir yazı yetti ve arttı.

Şunların içine düştükleri çelişkiye bakın!

Ben Müslümanlar için, hoş olmayanı hoş görmek yerine "tahammül"ü teklif ettim, buna karşı hoşgörüyü savunanlar ise kendilerine aykırı gelen bir yazıma tahammül bile edemiyorlar. Hakaretin, beni sürgüne gönderme, kafese kapatma... tekliflerinin haddi hesabı yok!

Bir yazı, sözde aydınların, yazarların ve çizerlerin ne kadar sığ, dil bilmez, söz anlamaz, bağnaz olduklarını da ortaya koyuverdi.

Bir kısmı yazıyı okuma zahmetine katlanmadan, birilerinin attıkları başlıklara bakarak hükme varıyor, ağır sözler söylüyor ve eleştiriyorlar. Bir kısmı ise yazıyı okuyor, ama üstünkörü okuyor, anlamıyor, anlamak istemiyor veya peşin hükmü anlamasına mani oluyor.

Ciddi bildiğimiz bazılarının davranışları daha da şaşırtıcı. Mesela Mehmet Barlas "...Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman'ın 'Müslüman gibi yaşamayanlar için özel bölgeler yapılmasından' söz etmesi" diyor.

Peki bu "söz etme", benim yazımın neresinden çıkıyor?

"İslam'a inanmayanlar kendi inançlarını serbestçe uygulayabilirler; ama bu uygulama Müslümanların hayat, ahlak ve dindarlıklarını, nesillerin eğitimini olumsuz etkileyecekse –İslam toplumunda- "onların aykırı filleri için özel mekanlar ihdas edilmek gibi" tedbirlere başvurulur" diyorum.

"İslam toplumunda", "...aykırı fiilleri için" diyorum.

Demokrasilerde bazı fiiller için özel mekanlar tahsis edilmiyor mu?

M. Barlas gibi bir kafa bu ifadeyi anlamaktan aciz olabilir mi?

Ya okumadı, ya da öyle anlamak istedi!

Bu yalnızca bir örnek.

Bir dosya açtım, ulaşabildiğim yazıları ve yorumları buraya topladım, bugün (16- 8 -2011) itibariyle 118 sayfayı buldu.

Genel olarak baktığımda şunu görüyorum:

Hoşgörü şöyle dursun tahammül bile yok.

Saptırmalar var.

Okumadan, anlamadan, düşünmeden kaleme sarılmalar var.

Çok az sayıda insaflı değerlendirmeler, eleştiri denebilecek yazılar da –çok şükür– var.

Sonuç olarak "iyi ki yazmışım" diyorum. Yazı bir laboratuar oldu, gerçek yüzler burada daha iyi, daha yakından görüldü. Çağdaşlık, hoşgörü, çoğulculuk... maskeleri altında meğer ne kadar çirkin ve sahte yüz varmış!

Hayrettin Karaman


Sözkonusu yazısı (okumayanlar için)

Tahammül mü hoş görmek mi?
 
Bir Müslüman imkanlar ve şartlar elverdiği takdirde İslam ahkâm ahlak ve âdâbının hakim olduğu, kimsenin aleni olarak bunları çiğneyemediği bir toplumda yaşamak ister. Yine imkan bulduğunda, şartlar müsait olduğunda, düzelteyim derken bozma ihtimali bulunmadığında, daha büyük sakınca doğurmadığında her Müslüman, aleni (açıkça, kamuya açık yerde) dine, ahlaka, âdâba aykırı bir davranışa -engellemek veya ıslah etmek maksadıyla- müdahale etmekle yükümlüdür.

İslam'a inanmayanlar kendi inançlarını serbestçe uygulayabilirler; ama bu uygulama Müslümanların hayat, ahlak ve dindarlıklarını, nesillerin eğitimini olumsuz etkileyecekse -İslam toplumunda- "onların aykırı filleri için özel mekanlar ihdas edilmek gibi" tedbirlere başvurulur.

Bir Müslüman yukarıda özetlediğim imkanlardan mahrum ise, çok dinli, çok kültürlü, çok ahlak anlayışlı bir toplum içinde yaşamak durumunda kalmış ise ne yapacaktır?

Şartlar müdahaleye ve düzeltmeye müsait olmadığına göre bunu yapamayacaktır.

Şartlar, ötekilerden ayrı bir mekana yerleşip orada kendi inancına göre yaşamaya elverişli değilse bunu da yapamayacaktır.

Geriye beraber, yan yana yaşama şıkkı kalıyor.

Şimdi bir apartmanda, bir sokakta, bir mahallede eşcinselinden sarhoşuna, nikahsız birlikte yaşayanından (zina edenlerden) kumarcısına, Müslümanları sevmeyenlerden düşmanına, sokakta sevişenden çıplağına... kadar birçok insanla yan yana yaşıyoruz. Peki dindar Müslümanların bu insanlara karşı iç ve dış tavırları ne olacaktır?

İç tavırdan başlayalım:

Müslüman bu davranışları asla beğenemez, bu fiillerden nefret eder, imkan bulsa düzeltme ve engelleme niyetini muhafaza eder.

Dış tavır olarak da dine, ahlaka ve âdâba aykırı davranışı çekinmeden, gözünün içine baka baka, meydan okurcasına sergileyen insanlara cesaret verecek, davranışlarını meşrulaştıracak tavırlardan sakınır. Onlar kötü halleri içinde iken en azından tebessümünü esirger.

Durum böyle olunca çoğulcu bir toplumda yaşayan Müslümanın farklı olanlarla zorunlu ilişkisinin adına ben ısrarla "hoşgörü" değil, "tahammül" diyorum.

Bu yazıma tepki gösterecekler, "bu ayrımcı, bölücü, birlik ve beraberliği zedeleyici" bir yazı diyecekler olacak; bunu biliyorum. Ama bir Müslüman, farklı olanlarla arasındaki farkın "farkında olmak" mecburiyetindedir ve dindarlık bakımından en önemli tehlike bu "farkında oluşun" ortadan kalkmasıdır. Şartlar öyle getirdiği için farklılığa tahammül ederek, kimsenin -düzen tarafından verilmiş- hak ve hürriyetine müdahale etmeden yaşamak başkadır, hoş olmayanı hoş görmek başkadır

Hayrettin Karaman

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teşekkür 51
Tahammülsüzler
« Yanıtla #1 : 19 Ağustos 2011, 00:57:02 »
Şartlar öyle getirdiği için farklılığa tahammül ederek, kimsenin -düzen tarafından verilmiş- hak ve hürriyetine müdahale etmeden yaşamak başkadır, hoş olmayanı hoş görmek başkadır

evet, işin püf noktası burası. bu mesele aslında imani ve itikadi bir özellikte...

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teşekkür 63
Tahammül mü hoş görmek mi?
« Yanıtla #2 : 20 Ağustos 2011, 11:34:29 »

Hayrettin Karaman
07 Ağustos 2011 Pazar



Tahammül mü hoş görmek mi?

Bir Müslüman imkanlar ve şartlar elverdiği takdirde İslam ahkâm ahlak ve âdâbının hakim olduğu, kimsenin aleni olarak bunları çiğneyemediği bir toplumda yaşamak ister. Yine imkan bulduğunda, şartlar müsait olduğunda, düzelteyim derken bozma ihtimali bulunmadığında, daha büyük sakınca doğurmadığında her Müslüman, aleni (açıkça, kamuya açık yerde) dine, ahlaka, âdâba aykırı bir davranışa -engellemek veya ıslah etmek maksadıyla- müdahale etmekle yükümlüdür.

İslam'a inanmayanlar kendi inançlarını serbestçe uygulayabilirler; ama bu uygulama Müslümanların hayat, ahlak ve dindarlıklarını, nesillerin eğitimini olumsuz etkileyecekse -İslam toplumunda- "onların aykırı filleri için özel mekanlar ihdas edilmek gibi" tedbirlere başvurulur.

Bir Müslüman yukarıda özetlediğim imkanlardan mahrum ise, çok dinli, çok kültürlü, çok ahlak anlayışlı bir toplum içinde yaşamak durumunda kalmış ise ne yapacaktır?

Şartlar müdahaleye ve düzeltmeye müsait olmadığına göre bunu yapamayacaktır.

Şartlar, ötekilerden ayrı bir mekana yerleşip orada kendi inancına göre yaşamaya elverişli değilse bunu da yapamayacaktır.

Geriye beraber, yan yana yaşama şıkkı kalıyor.

Şimdi bir apartmanda, bir sokakta, bir mahallede eşcinselinden sarhoşuna, nikahsız birlikte yaşayanından (zina edenlerden) kumarcısına, Müslümanları sevmeyenlerden düşmanına, sokakta sevişenden çıplağına... kadar birçok insanla yan yana yaşıyoruz. Peki dindar Müslümanların bu insanlara karşı iç ve dış tavırları ne olacaktır?

İç tavırdan başlayalım:

Müslüman bu davranışları asla beğenemez, bu fiillerden nefret eder, imkan bulsa düzeltme ve engelleme niyetini muhafaza eder.

Dış tavır olarak da dine, ahlaka ve âdâba aykırı davranışı çekinmeden, gözünün içine baka baka, meydan okurcasına sergileyen insanlara cesaret verecek, davranışlarını meşrulaştıracak tavırlardan sakınır. Onlar kötü halleri içinde iken en azından tebessümünü esirger.

Durum böyle olunca çoğulcu bir toplumda yaşayan Müslümanın farklı olanlarla zorunlu ilişkisinin adına ben ısrarla "hoşgörü" değil, "tahammül" diyorum.

Bu yazıma tepki gösterecekler, http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=28484&y=HayrettinKaraman

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teşekkür 63
Tahammül mü hoş görmek mi?
« Yanıtla #3 : 20 Ağustos 2011, 11:41:56 »
Hayrettin Karaman'ın yazısına farklı çevrelerden farklı tepkiler geliyor.

Yeni Şafak yazarı Prof. Dr. Hayrettin Karaman dün yayımlanan “Tahammül mü hoş görmek mi” başlıklı köşe yazısında “Müslüman gibi yaşamayanlar için özel bölgeler yapılmasından” söz etti” bu yazısı da yazdığı gün farklı tepkiler aldı. Vatan Gazetesi de o mesajların bir kısmını toparladı.

İşte o tepkiler...

Prof. Dr. Süleyman Ateş (Eski Diyanet İşleri Başkanı)

“Yazarın söylediği ıslah etme, engelleme ya da ayrı mekanlar tahsis etme İslam devletinde olur. Laik devlette yazarın ifade şekliyle bir müdahale olamaz çünkü devlet din kurallarıyla yönetilmez. Devlet tüm dinlere ve inanışlara aynı mesafededir ve kişiler inançlarında kendi vicdanlarıyla baş başadır. Ancak elbette eşcinsel ilişki içinde olan, nikahsız yaşan ya da içki içen kişiye karşı Müslümanlar hoşgörü göstermezler; daha doğrusu tasvip etmezler. Ancak bu müdahale edilmesi anlamına gelmez ve herkesin günahı kendisine aittir.”

Prof. Dr. Saim Yeprem (Diyanet Vakfı Yayın Kurulu Başkanı)

“Her Müslüman’ın sorumlulukları Kuran’da ve Peygamberimizin sahih sünnetinde açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla Müslümanlar Kuran’a ve Peygamberimizin sünnetine uymak zorundadır. Ancak bir toplumda farklı yaşamların da yaşam hakkı vardır. Onlarla birlikte yaşamak bir vakadır. Müslüman o insanları toplumdan ihraç edemez ancak tahammül ederek beraber yaşamayı kabullenir. İslam’ın açıkça yasakladıkları hoş görülemez. Ancak bir Müslüman müdahale edemez. Toplumun yapısına göre değişiklik göstermek şartıyla her toplumda birey değil devlet ıslah görevini üstlenir. ”

Prof. Dr. Beyza Bilgin (Ankara Üni. İlahiyat Fakültesi)

“Peygamberimizin zamanında da toplumdan farklı olan farklı cinsel tercihleri olanlar vardı. Fakat şimdiki gibi kendilerini açığa çıkartmıyorlardı. Nikahsız yaşayanların, eşcinsellerin ve toplumdan farklı kimliklerdeki bireylerin evlerini başka bir yere taşımak fikrine katılmıyorum. Zenginleri ne yapacaklar? Bugün ünlülerin yarısından çoğu evli olmadığı halde aynı evde sevgilisiyle kalıyor, eşcinsel ünlüler de var o yüzden onları farklı bir yere taşımak fikri olası değil. İnsanlar hürdür, kimse karışamaz, nikahlı olmadan dost hayatı yaşamaya karşı kanun bir şey söylemiyor. Fakat söylemiyor diye bu şekilde bir hayatı onaylıyoruz anlamına gelmemeli. Tahammül etmek de hoş görmek anlamına gelir. İslami görüş, eşcinsele, dışarıda içki içene, nikahsız yaşayana hoşgörüyle bakar fakat memnuniyetle değil, onlara katlanarak hoş görmeye çalışır.”

Prof. Dr. Sosyolog Nilüfer Narlı (Bahçeşehir Üni.)

“Bu yorum beni çok şaşırtmadı. Çünkü Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in yaptığı Türkiye üzerine yapılan değerler araştırmasına göre, Türkiye’de insanlar kendilerinden farklı yaşam tarzı, din ve gelenekleri paylaşan insanlara yakın olmak istemiyor. Türkiye‘de pek çok kişi Yahudi komşu istemiyor, eşcinsellerle aynı yerde olmak istemiyor gibi. İnsanların çoğu kendinden farklı olana uzak duruyor.

Hayrettin Karaman’ın yazmış olduğu yazı da bu araştırmanın bir yansıması olmuş. Yazıda geçen yorumda Müslümanın farklı olanlarla zorunlu ilişkisinin adına hoşgörü değil, tahammül olduğu geçiyor. Hoşgörü de zaten bir tahammül var. “Sen benden farklısın ama kabul ediyorum” yaklaşımı var. Bu kelime bir farklılığı hoş görmeyi ifade eder. Türkiye’deki azınlıklar da bundan yola çıkarak “Bizler hoş görülmek istemiyoruz, eşit vatandaş olarak kabul görmek istiyoruz” diyorlar. Tahammül de ise farklı olanın varlığından duyulan rahatsızlık ön planda. Yani hem mecburiyet, hem de acı çekme kendini gösteriyor”

Abdurrahman Dilipak (Yazar)


“Daha önce Babür Şah döneminde Müslümanlar Hindistan’ı yüzyıllarca yönetti. Hindistan’da Hindular ineğe taparken Müslümanlar kurban ediyordu. Hindular ve Müslümanların mahalleri ayrıldı ve Müslümanlara Hindu mahallesinde inek kesmek yasaklandı. Herkes kendi lokal alanında daha özgür ve barış içinde yaşadılar. Bu önlem toplumun bir parçasını toplumdan dışlama değildir. Evet, içki içen, eşcinsel ilişki kuran ya da nikahsız yaşayan insanlara Müslümanlar hoşgörü gösteremez ancak tahammül eder. ”
vatan gazetesi

Çevrimdışı ~AksA~

  • YöNeTiCi
  • TaLiP
  • *****
  • İleti: 444
  • Teşekkür 4
  • Edeb Ya Hû....
Tahammülsüzler
« Yanıtla #4 : 21 Ağustos 2011, 00:14:34 »
Prof. Dr. Süleyman Ateş (Eski Diyanet İşleri Başkanı)

“Yazarın söylediği ıslah etme, engelleme ya da ayrı mekanlar tahsis etme İslam devletinde olur. Laik devlette yazarın ifade şekliyle bir müdahale olamaz çünkü devlet din kurallarıyla yönetilmez. Devlet tüm dinlere ve inanışlara aynı mesafededir ve kişiler inançlarında kendi vicdanlarıyla baş başadır. Ancak elbette eşcinsel ilişki içinde olan, nikahsız yaşan ya da içki içen kişiye karşı Müslümanlar hoşgörü göstermezler; daha doğrusu tasvip etmezler. Ancak bu müdahale edilmesi anlamına gelmez ve herkesin günahı kendisine aittir.”



Böylesi bir adamdan da ancak böylesine bir tepki beklenirdi!Cooook sükür ki eski Diyanet isleri baskanimiza da bakin!Diyanet isleri baskanligi yapmis sözde amma zihni Yahudi zihni....Bana dokunmayan yilan bin yasasin!Peki ben simdi bu adamcagiza "herkesin günahı kendisine aittir." sözüne karsilik olarak Hz.Ebubekir(r.a)´in ""Ya Rabbî,benim bedenimi öylesine büyüt ki cehenneme benden baska kimse sigmasin, müminler yanmasın" sözü gibi düsünmesi gerektigini ben mi söylemeliyim???!

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teşekkür 63
Tahammülsüzler
« Yanıtla #5 : 21 Ağustos 2011, 05:06:33 »
Beraber yaşadığımız insanların dinimize uymayan yaşam tarzlarına ve cinsi tercihlerine saygı duymalıyız..uyutması inanan toplumda gayet yaygın bir düşünce ve söylem..

Elhamdülillah Müslümanım diyen insanların sayısının %90 olduğu idda edilen ülkemde ,fuhuş aleni olmuş, insanın acımasızlığını gösteren cinayetler "günün" haberi konumuna gelmiş, sapık ilişkiler "normal bu zamanda" yaklaşımıyla karşılanır olmuş, faiz "yemiyen mi var" konumunda, uyuşturucu ,içki kullanım yaşı 10'lu yaşlara düşmüş ken.. bu insanlar ve onların hayatlarını hoşgürüyle karşılıyan insanların "hayatlarına kast etmemem" benim inancımın verdiği "tahammül"ün göstergesi..



 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40