• 11 Temmuz 2020, 07:20:29

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Kaybolan konular  (Okunma sayısı 1658 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ebu musab

  • Ziyaretçi
Kaybolan konular
« : 11 Eylül 2011, 18:57:13 »
burada bilmeyenler için kaybolan konularýn geri nasýl getirebilecðini söylemek istiyorum.
öncelikle browserinizin geçmiþ bölümünün silinmemiþ olmasý lazým.
mesela mozilla için;
sýrayla geçmiþ,tüm geçmiþi göster,son yedi gün týklaandýðýnda bir kitaplýk çýkacak.o ziyaret ettiðiniz konularý buradan görebilirsiniz.
görmek için ise dosya sekmesine týklayým çevrimdýþý çalýþ'a týklamanýz gerekiyor.sonra ise ziyaret ettiðiniz konularý görebilir kopyalayýp sonra da istediðiniz yere aktarabilirsiniz.kolay gelsin.

ben balýk tutmayý öðreteyim dedim :)
« Son Düzenleme: 11 Eylül 2011, 21:54:37 Gönderen: ebu musab »

Cenan

  • Ziyaretçi
Kaybolan konular.
« Yanıtla #1 : 11 Eylül 2011, 19:01:35 »
Sizin geçmiþten konularý geri getireceðinizi öðrenince geçmiþe yöneldik lakin geçmiþi sildiðimiz aklýmýza geldi :(

Çevrimdışı Rusenim

  • MoR ZaMßaK
  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1080
  • Teþekkür 11
Kaybolan konular.
« Yanıtla #2 : 11 Eylül 2011, 19:02:12 »
ben baktýðýmda silmediðim halde inþirahtan uyarý geldi konu silinmiþ ya da sýnýrlandýrýlmýþtýr die bir ibare çýktý ?

ebu musab

  • Ziyaretçi
Kaybolan konular.
« Yanıtla #3 : 11 Eylül 2011, 19:12:21 »







Çevrimdışı Rusenim

  • MoR ZaMßaK
  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1080
  • Teþekkür 11
Kaybolan konular.
« Yanıtla #4 : 11 Eylül 2011, 19:16:01 »
explorer den nasýl olur?

ebu musab

  • Ziyaretçi
Kaybolan konular.
« Yanıtla #5 : 11 Eylül 2011, 21:51:12 »
cenan kardeþin  konusu

Darlýkta ve Bollukta Edeb

Ýbn Atâullah el-Ýskenderî kuddise sirruh- buyurur:

“Ârifler darlýk ve sýkýntý (kabz) hâllerinden daha çok, geniþlik ve bolluk (bast) hâllerinden korkarlar. Bast hâlinde iken, edeb sýnýrlarýna riâyet eden kimse pek azdýr. Zira nefs, rahatlýk ve ferahlýk vermesi bakýmýndan, bast halinde iken nefsâniyetini besleyecek hazlar alýr. Kabz hâlinde ise böyle bir haz ya da nasip söz konusu olmaz..”

el-Hikemü’l-atâiyye’den

Ýbn Atâullâh el-Ýskenderî -kuddise sirruh-, imtihan yurdu olan dünya âleminde kulun kabz (darlýk) ve bast (geniþlik) hâllerine takýlýp kalmak yerine, onlarýn yaratýcýsýna yönelmesi gerektiðini hatýrlattýktan sonra1, bu hâller içinde riâyet edilmesi gereken edeplere de dikkat çekerek buyurur ki:

“Ârifler darlýk ve sýkýntý (kabz) hâllerinden daha çok, geniþlik ve bolluk (bast) hâllerinden korkarlar. Zira bast hâlinde iken, edeb sýnýrlarýna riâyet eden kimse pek azdýr. Nefs, rahatlýk ve ferahlýk vermesi bakýmýndan, bast halinde iken çoðu zaman nefsâniyetini besleyecek hazlar alýr. Kabz hâlinde ise nefs için böyle bir haz ya da nasip söz konusu olmaz..”

Ýbn Atâullâh -kuddise sirruh- kabz ve bast hâllerinde edebe riâyet etmek için irfândan nasip almak gerektiðine iþâretle söze “ârifler” diye baþlar. Ârif, nefsini ve Rabbini tanýyan kiþi demektir. Nefsin hilelerinden haberi olmayan, ilâhî tecelli ve tasarruflarý sezemeyen, þekle takýlýp da mânâdan ve hikmetten nasipsiz kalan kimseler, zâhiren birçok mâlumât sahibi olsalar da Hakk’a ve halka karþý gösterilmesi gereken ince edeblerden çoðu zaman habersizdirler. Kiþi irfâný nispetinde edebe dikkat eder. Edebten mahrumiyet, esasen irfândan nasipsizliðin de bir iþâreti sayýlýr.

Ýçinde bulunduðumuz “kabz” ya da “bast” gibi her bir hâlin, elbette kuþanýlmasý gereken hususi bir edebi vardýr. Biz bu yazýda söz konusu edeplerin neler olduðunu, önce Kur’ân-ý Kerim çerçevesinde kýsaca ele alacak, sonra da gönül gözlerine irfân sürmesi çekilen Hak dostlarýnýn konuyla ilgili tespit ve iþâretlerine yer vereceðiz

Îmân, islâm ve ihsân kývamýnda yeterince terbiye ve tezkiye görmemiþ ham bir insanýn bast ve kabz hâlinde ortaya koyduðu gâfil tavra Kur’ân-ý Kerim þöyle iþâret eder:

“…Ýnsan, ne zaman Rabbi onu imtihaan edib de kendisine (lütf-ü) kerem(iyle muamele) eder, ona ni’metler verirse «Rabbim beni þerefli kýldý» der! Fakat ne vakit da onu deneyerek üzerine rýzkýný daraltýrsa þimdi de «Rabbim bana ihânet etdi, önemsizleþtirdi» der!” (el-Fecr, 15-16)

Dikkat edilirse bast halinde iken, imtihan edildiðini unutup kendisine ikram edilen nimetle sevinen ve bu nimetler sayesinde kendisine þeref nispet eden gafil bir kula iþâret edilirken, kabz hâlinde de yine imtihan sýrrýný görmezden gelen ve Rabbine karþý sû-i zan besleyen bir baþka gâfil insanýn durumuna dikkat çekilmektedir.

Her iki hâlde de edebe riâyet zor olmakla birlikte, Hak dostlarý bast hâlinde edebi korumanýn daha zor olduðunu beyan etmiþlerdir. Zira insan böyle durumlarda nimete þükür ve nimet vereni görmek yerine, çoðu zaman kendi nefsini öne çýkarýr ve nihâyet þýmarýr ve azgýnlaþýr.

Halbuki ilâhî ihsan ve ikrâmlar karþýsýnda þýmarmadan ve kendisine de herhangi bir fazilet nispet etmeden þu hâlet-i rûhiye içinde nimeti karþýlamak gerekir:

“Bu, Rabbimin lutfundandýr. (Rabbim kendisine) þükür mü edeceðim, yoksa nankörlük mü edeceðim diye beni sýnamak istiyor.” (en-Neml, 40)

Medîne-i Münevvere’de mücâvir Sudan’lý Tayfur Efendi’nin, çok sevdiði merhûm üstadý Sâhibü’l-vefâ Mûsâ Topbaþ Efendi Hazretleri hakkýndaki þu ince tespiti, gerçekten ârifâne bir tespittir:

“Mûsâ Efendi -kuddise sirruh-, kendisine sevinçli bir haber verildiði zaman, önce “Elhamdülillâh” der, sonra da “Estaðfirullah” diyerek istiðfâr ederdi.”

Ne ince bir Kur’an edebi! Nitekim Yüce Rabbimiz, bu edebi, habibinin þahsýnda tüm insanlýða müstakil bir sûre olarak þöyle öðretmiþtir:

“ALLAH’ýn yardýmý ve fetih (Mekke fethi) geldiðinde ve insanlarýn bölük bölük ALLAH’ýn dinine girdiðini gördüðünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O’na istiðfar et!. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.” (en-Nasr, 1-3)

Nimet karþýsýnda bast hâlinde iken ALLAH’a hamdetmek gerektiði anlaþýlabilir; fakat istiðfâr etmenin hikmeti ne olabilir? Ýþte bunun hikmetini de Muhyiddin Ýbn Arabî –kuddise sirruh-’un istiðfâr hakkýndaki þu tespitlerinde görmek mümkündür:

“Ýstiðfar ettiðin zaman, ALLAH’tan seni günahtan perdelemesini yani ondan uzaklaþtýrmasýný iste. Zaten maðfiret demek, örtülmeyi yani mestur kalmayý istemek demektir. Bunu iste ki, mâsum ya da mahfûz olasýn. Yani ilâhî sýyânete girip korunmuþ olasýn. Ýþlediðin bir günah sebebiyle istiðfâr ediyorsan, o günahýn cezasýndan korunmayý istemiþ olursun. Geleceðe dair istiðfar ediyorsan, bunun mânasý da gelecekte günaha düþmemek için Rabbinin seni korumasýný istiyorsun demektir. ALLAH Teâlâ Resül-i Ekrem -sallALLAHu aleyhi ve selem- Efendimize hitaben:

“…ALLAH, senin geçmiþ ve gelecek günahýný baðýþlamak için.” (el-Fetih, 2) buyurmaktadýr. Buradaki “baðýþlamak” (maðfiret) ifadesi þu anlamdadýr: Geçmiþ günahlarýndan dolayý seni muaheze etmez. Gelecekte de sana günah isabet etmez. Yani seni günah iþlemekten muhafaza eder.”2

Anlaþýlan odur ki, imtihân sýrrýný unutmadan, nimetler karþýsýnda hamd ve þükür duygularý içinde bulunmak, nimetin devamý ve hatta artýþýna vesile olacak önemli bir edeb olduðu gibi, nimetin sebep olabileceði tehlikelere karþý istiðfâra sarýlmak da, bast hâlinde dikkat edilmesi gereken diðer bir önemli edebtir.

Kabz hâlinde edeb ise, itmi’nân ve sükûnu bozmadan “Biz ALLAH’a aidiz ve O’na döneceðiz” idrâk ve þuuru içinde, Hâlýk’ý mahlûkuna þikâyet etmeden, sabr-ý cemîl içinde olabilmektir. Darlýklar ve zorluklar, çoðu zaman îmanlý gönülleri Hakk’a yönlendirir, tazarru ve niyaz dolu anlarý çoðaltýr. Bu yönüyle bast hâline kýyasla kul için tehlikesi daha az gibidir. Ancak yine de unutmamak gerekir ki, insan zayýf yaratýlmýþtýr. Kuvvetli îmân ve îkâna, hâl ve irfâna sahip deðilse, zaman içinde sýzlanmaya ve hatta isyana yönelebilir. Bu bakýmdan her hâl içinde Hakk’a yönelmeyi kalbimizin sanatý hâline getirmeye gayret etmekle birlikte, kabz hâlinin kalkmasý için de ilâhî rahmete sýðýnmayý asla ihmâl etmemelidir. Bu gibi durumlarda ALLAH Resûlünün öðrettiði þu duaya sarýlmalýdýr:

“ALLAHým! Ben senin kulunum. Senin kullarýn olan ana ve babanýn bir evladýyým. Nâsiyem (perçemim) senin elindedir. Benim üzerimde ancak senin hükmün cereyan eder. Biliyorum ki benim hakkýmda verdiðin hüküm, adâletin ta kendisidir. Rabbim, kullarýndan herhangi birine öðrettiðin veya kitâbýnda indirdiðin ya da bilgisini kendinde gizlediðin her bir güzel ismin hürmetine senden niyâzým þudur ki: Kur’an’ý, gönlümün neþesi, sadrýmýn nûru, hüzün ve kederimin çaresi eyle.”3

(Not: Geçen ay yayýnlanan yazýmýzdaki salevât-ý þerifenin okunuþunda hareke hatasý yapýlmýþtýr. Doðrusu þöyle olacaktýr:  ALLAHümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin týbbi’l-kulûbi ve devâihâ ve âfiyeti’l-ebdâni ve þifâihâ ve nûri’l-ebsâri ve dýyâihâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.)

Dipnotlar: 1) Bkz.  Adem Ergül, “Bu da Geçer Yâ Hû”, Altýnoluk Haziran 2011. 2) Bkz. Muhyiddin Ýbn Arabî, el-Vesâyâ (el-Futuhâtü’l-Mekkiyye’nin son bölümü ayrý basým), Dâru’l-îmân, Beyrut 1988, sh. 151. 3) Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 391, 452.

Dr. Adem Ergül
Altýnoluk Dergisi

Cenan

  • Ziyaretçi
Kaybolan konular
« Yanıtla #6 : 11 Eylül 2011, 22:05:36 »
ALLAH razý olsun. Ben yarýn sakin kafa ile konuyu açacaktým, size zahmet oldu.

Çevrimdışı melal

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 202
  • Teþekkür 12
Kaybolan konular
« Yanıtla #7 : 11 Eylül 2011, 22:24:50 »
Dün dü sanýrým,

MÝM hocam benden resim ýsmarlamýþtý "çöle inen hüzün "adlý konuya ekledim ama sonra uçup gitmiþ:)[/b
[/font]]

Çevrimdışı Rusenim

  • MoR ZaMßaK
  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1080
  • Teþekkür 11
Kaybolan konular
« Yanıtla #8 : 11 Eylül 2011, 23:28:39 »
uçan uçana : )

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Kaybolan konular
« Yanıtla #9 : 12 Eylül 2011, 01:03:49 »

ben balýk tutmayý öðreteyim dedim :)

 :Begendim:

Çevrimdışı melal

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 202
  • Teþekkür 12
Kaybolan konular
« Yanıtla #10 : 12 Eylül 2011, 10:48:29 »

:)

Cenan

  • Ziyaretçi
Kaybolan konular
« Yanıtla #11 : 12 Eylül 2011, 11:00:17 »
BeKKe kardeþim, geçmiþiniz duruyor mu? :)

Çevrimdışı melal

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 202
  • Teþekkür 12
Kaybolan konular
« Yanıtla #12 : 12 Eylül 2011, 11:17:35 »
iþin doðrusu forumdan en ufak biþi anlayamýyorum bir yorum yazýyorum veya eski konulara nerden bakýlýyor hiç anlamadým ne nerde nasýl?hatta MÝM hocam nerde onu da bulamýyorum
kayboldum galiba :))

beni bulun:)

Cenan

  • Ziyaretçi
Kaybolan konular
« Yanıtla #13 : 12 Eylül 2011, 12:11:19 »
Demekki burda biraz mesai yapmanýz, saðý solu kurcalamanýz gerekiyormuþ  :gul:

Çevrimdışı melal

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 202
  • Teþekkür 12
Kaybolan konular
« Yanıtla #14 : 12 Eylül 2011, 12:22:38 »


ama bu haksýzlýk :)

kurcalarken baþým dönüyor..
sonra Bekke sen en iyisi git diyor bi içses
yabancý gibi hissedip köyüme dönesim geliyor bu þehirden :)

neden kurcalasam da hâlâ kefþü keramet edemedim:)

bence yardým eli uzanmalýydý nerde bu devlet!(ADMÝN)
:))