• 08 Temmuz 2020, 04:40:51

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Öküz Dedi ki  (Okunma sayısı 1394 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ebu musab

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« : 12 Eylül 2011, 10:34:02 »
Ebu Hureyre radýyALLAHu anh rivayet ediyor:
Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem sabah namazýný
kýlmýstý. Ýnsanlara yöneldi ve þöyle buyurdu:
Adamýn biri bir öküzü sürüyordu. Hayvana bindi
ve ona vurdu. Hayvan adama döndü ve dedi ki:
- Biz bunun için yaratýlmadýk. Biz tarla sürmek
için yaratýldýk.
Ýnsanlar þaþtýlar. ‘Sübhanellah! Öküz konuþuyor,
hayret!’ dediler.
Bunun üzerine Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve
sellem buyurdu ki:
- Ben buna inanýyorum. Ebu Bekir ve Ömer
de inanýyor. Bir kere de adamýn biri koyunlarýný
bekliyordu. Bir kurt koyunlardan birini
kaptý ve kaçýrdý. Adam peþinden koþtu, koyunu
kurdun elinden kurtardý. Kurt adama dedi
ki:
- Bunu benden kurtardýn. Yýrtýcýlarýn saldýrdýðý
gün gelir, o gün benden onu kim kurtarýr?
O gün benden baska çobanlarý kalmaz.
Ýnsanlar þaþtýlar. ‘Sübhanellah! Kurt konuþuyor!’
dediler. Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem
buyurdu ki:
- Ben buna inanýyorum. Ebu Bekir ve Ömer
inanýyor. (Böyle buyurduðu esnada Ebu Bekir ve
Ömer orada deðillerdi.)
Buhari, Enbiya, 52 (3284); Müslim, 2388

Hadisimiz Ne Anlatýyor?
1- Bir sabah namazýnýn ardýndan Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem efendimiz, ashabýna
konuþma yapmaktadýr. Ashabtan Ebu Hureyre radýyALLAHu anh da bu konuþmayý dinlemiþ ve bize kadar ulaþacak þekilde rivayet etmiþtir. Biz bu hadise Buhari ve Müslim kanalýyla ulaþmýþ bulunuyoruz. Her iki kitap da Kur’an’dan sonraki en güvenilir birinci ve ikinci kaynaðýmýzý
oluþturduðuna göre elimizdeki rivayete güvenme açýsýndan bir sýkýntýmýz yoktur. Olay bir hikâye deðildir. Hikâye olmayýþýnýn da iki nedeni vardýr:
             1- Her iki olayý da Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem anlatmýþtýr. Onun anlattýðý þeylerde
bizim bir þüphemizin olmasý, Müslüman adýný taþýdýðýmýz sürece mümkün deðildir.
             2- Bu bilginin O’ndan bize ulaþma süreci de güvenli bir süreçtir.
2- Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellemin anlattýðý olayýn birinci bölümünde, öküzü binek olarak kullanmak isteyen bir insana öküzün dönüp, yaptýðý iþin yanlýþ olduðunu söylemesi vardýr. Bu
insan için olaðanüstü bir durumdur. Normal durumlarda hayvanlar, dolayýsýyla öküz konuþamaz. Burada konuþmuþtur.
3- Öküzün dile getirdiði þey, bir gerçeðin hatýrlatýlmasý olmustur. Öküz gibi bir
hayvan insana, yaratýlýþ maksadý dýsýnda bir hayvaný kullanmanýn yanlýslýðýný söylemiþtir.
4- Ashab bu olaya hayretle yanaþmýþlardýr. Bu da elbette doðaldýr. Hayretlerini dile getirmeleri normal olmakla beraber, Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem anlattýðý bu mucizevî olaya karþý,
o mecliste bulunmayan Ebu Bekir ve Ömer’in kendisi gibi inanacaðýný söylemiþtir.

devam..

Cenan

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #1 : 12 Eylül 2011, 10:37:47 »
Bu hadis-i ilk defa duydum. Devamýný bekliyoruz inþallh.

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #2 : 12 Eylül 2011, 16:52:55 »
Bu hadis-i ilk defa duydum. Devamýný bekliyoruz inþallh.

Aynen..

ebu musab

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #3 : 12 Eylül 2011, 17:32:23 »
hocam çok önceleri bu dersi bu baþlýkta yapmýþtý.bu hafta ise zalimlrin sonu baþlýðýnda bu hadisi þerif çerçevesinde bir ders iþledi.

Zalimlerin Sonu [Yüksek Kalite]

ebu musab

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #4 : 12 Eylül 2011, 18:00:11 »
5- Dinleyenlerin bu þaþkýnlýklarý devam ederken Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem ikinci bir mucizeden söz etmiþtir. Bu mucizede de baþka bir hayvan, kurt dile gelmiþ ve konuþmuþtur. Bu da olaðanüstü bir olaydýr. Henüz öküzün konuþtuðuna anlam vermeye çalýsýrken dinleyenler, konuþmasý
öküzden daha zor kabul edilebilecek bir hayvan olan kurdun dile gelmesini dinlemiþlerdir.
6- Kurdun dile gelmesine de, yine orada bulunmayan Ebu Bekir ve Ömer radýyALLAHu anhumayý kendisine þahit göstermiþtir.
7- Þüphesiz Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellemin anlattýðý bu olayda ana maksat, eski ümmetlerde cereyan eden olaylardan ibret alýnmasýdýr. Buna benzer vakalar efendimiz zamanýnda da meydana gelmiþtir. Bazýlarýnýn de gelecekte vuku bulacaðýný bildirmiþtir. Her halükarda, müminlerin insaný
konuþturan ALLAH’ýn taþý ve diðer mahlûkatýndan herhangi birini konuþturmaya muktedir olduðunu bilmeleri ve bunda tereddüt etmemeleri gerekmektedir. Nitekim Neml suresinin 18. ayetinde ALLAH Teala, Süleyman aleyhisselamýn geçtiði bir vadide, karýncalardan birinin konustuðunu bildirmektedir.
Gerek hayvanlarýn kendi aralarýnda bir dille anlaþmalarý boyutu ve gerekse, hayvanlarýn insanlarla, insanlarýn hayvanlarla konuþmalarý olaðan üstü bir durum olarak görülebilir. Öyle görülmesi de gerekmektedir. Ama bu olaðan üstü olma durumu insan içindir. ALLAH için hiçbir þeyde zorluk yoktur. ALLAH Teala, diledi insaný konuþturdu. Dilediðinde de hayvaný konuþturur, taþý, aðacý konuþturur. Nitekim, Kur’an’dan öðrendiðimize göre kýyamet gününde, ALLAH Teala, insanýn uzuvlarýný kendi aleyhinde þahit olarak konuþturacaktýr. Zorluk veya imkânsýzlýk insan içindir. ALLAH için zor yoktur.
8- Bu tip bilgilerin bize ulaþma sürecini tahlil ederiz. Hikâyelere inanmak durumunda deðiliz elbette. Ancak sýhhatine inandýðýmýz bilgilerin içeriðini, tartýþma malzemesi yapamayýz. Aklý zorlayan durumlarda Ebu Bekirleþmek en güzeli ve en kurtarýcýsýdýr.

Cenan

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #5 : 12 Eylül 2011, 18:02:19 »
Geniþ zamanda dinleyelim inþALLAH.

ebu musab

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #6 : 14 Eylül 2011, 22:52:27 »
Dersler

1-             Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem sabah namazý vaktini bile, ashabýný eðitmek için deðerlendirmiþtir. Ashabýnýn bir kelime duyabilecekleri her an ve her yer onun için bir fýrsattý ve o bu fýrsatlarý iyi deðerlendirdi. Ashab da böyle anlarda duyduklarýný, daha sonra birbirlerine anlattýlar,
kendilerinden sonra gelen kuþaklara öðrettiler. Bu tür bilgiler de bize böyle ulaþtý.

2-             Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem, O’nun meclisinde bile hayret uyandýracak düzeyde olaðan dýþý bir vakýayý dillendirince, ashab hayretlerini gizleyemediler. Bu hayret ifadesinde kullandýklarý ‘SÜBHANELLAH’ sözcüðü üzerinde durulduðunda sunu görüyoruz: ‘Sübhanellah’, ALLAH’ý noksanlýklardan tenzih etmektir. Böyle bir durumda ilk refleks olarak bunun dile getirilmesi bir Müslüman’ýn, böyle bir þeyi yapmaya muktedir olmasýný ALLAH’a çok görmemesini, O’nun kudretine imanýný gösterir. Ashab da bunu yapmýþtýr. ALLAH onlardan razý olsun.

3-              Ashabýn hayretli bakýslarý arasýnda Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem efendimiz, Ebu Bekir ve Ömer ismini kullanarak, kendisinin ve o iki dostunun böyle bir þeyi ALLAH’ýn yaratacaðýndan þüphesi olmadýðýný söylemiþtir. Aslýnda o mecliste, böyle bir vakýayý inkâr edecek kimse belki de yoktu.
Herkes ‘doðru’ demiþti veya derdi. Bundan daha zor anlaþýlýr bilgileri doðrulayarak mümin olmuþlardý zaten. Ancak Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem ilk refleks olarak, kendisinin buna inandýðýný, Ebu Bekir ve Ömer’in de inandýðýný söyleyerek bu iki ismin O’na ne kadar yakýn olduklarýný anlatmýþtýr.
Bu yakýnlýk da, Ebu Bekir ve Ömer radýyALLAHu anhumanýn geçen dönem içinde gösterdikleri vefakâr tavýr, can ve mal pahasýna verdikleri destek ve ölçüleri zorlayan sevginin sonucu olarak gerçeklesmistir.

Ýmam Müslim bu hadisi Ebu Bekir radýyALLAHu anhýn faziletlerini anlattýðý bölümde zikretmistir. Ýmam Müslim’in anlayýþýna göre bu hadis her þeyden önce bu sahabilerin faziletine iþaret etmektedir. Gerçek de budur. Bir Müslüman için eriþilebilecek muhteþem bir hedefe eriþmekten baþka bir þeyle yorumlanamaz bu. Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem efendimiz, filan muharebe esnasýnda kendisini müdafaa etmesi için filan þahsa itimat ettiði gibi gayba ait bir konuda Ebu Bekir ve Ömer’e itimat etmiþtir. Akýlla yapýlacak bir muhakemeye göre reddedilmesi tabii gibi görülen bir meselede, istiþareye ihtiyaç hissetmeden ‘Ebu Bekir de, Ömer de’ diyerek, onlar adýna imzalamaya güvenmesi bu iki sahabi için anlatýlmasý zor bir þeref vesilesi olmuþtur. Peygamber aleyhisselama bu derece
itimat telkin edebilmiþ olmak da, yýllarca süren sebat ve sabrýn sonucu olsa gerek.

Buradaki mesele sadece savaþ anýnda ölüme katlanýp destek verme meselesinden ibaret deðildir. Silahlý bir mücadele anýnda yalnýz býrakmama, cana can katma bir destek olduðu gibi, fikir ve davanýn fikir ve söz desteðine ihtiyaç hissettiði anlarda destek vermek de uzun süre iz býrakacak bir destek türüdür. Konumuza gündem olan bu iki sahabinin ikisi için de Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve selleme ‘destek’ olarak anýlabilecek her vasfý bulmak mümkündür. Mirac dönüþü Ebu Bekir radýyALLAHu anhýn sözü bir destekti. Hicret anýndaki tavrý bir destekti. Ömer radýyALLAHu anhýn, canlý bir fedai gibi Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellemi izlemesi bir destekti. Yirmi üç yýl süren beraberliklerinin hemen
her gününde bir tür destekle sivrilmiþ iki isim olduklarý için ‘Ben, Ebu Bekir ve Ömer’ payesini hak etmiþlerdir.

Ebu Bekir ve Ömer radýyALLAHu anhumanýn ikisi de gösterdikleri teslimiyet ve verdikleri desteðe karþýlýk, ALLAH ve Resulü’nden ahirete yönelik büyük müjdeler aldýlar. Bu müjdelerden öncede insan için en doðal isteklerden olan, yaþarken sonuç görme olarak anlaþýlabilecek semereler de gördüler.
Ebu Bekir radýyALLAHu anh, Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellemin kurduðu Ýslam Devleti’nin
Peygamber aleyhisselamdan sonraki ilk baþý olma þerefine erdi. Ýslam’ý peygamberinden sonra sýkýntýlarýndan düzlüðe çýkaran, en zor günlerini zaferlerle sonuçlandýran baþarýlý bir yönetimle, kýyamete kadar yaþayacak bütün müminlerin gönlünde taht kurdu. Daha sonra da, hayatýný uðruna feda ettiði sevgili hicret arkadaþýnýn yaný basýnda kabre kondu.

Ömer radýyALLAHu anh için de benzer þeyler söylenebilir. Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellemden sonra ikinci adamlýðý, onun saðlýðýnda olduðu gibi vefatýndan sonra da oldu. Ýkinci halife olarak ümmetin baþýnda on yýl durdu. Adaleti ve idari sistemi sayesinde, bir beþerin sevilebileceði noktanýn çok üstüne çýktý. Takdir ve övgülerle dolu bir hayat yaþadý.Netice de o da kýyamet sabahýna kadar bekleyeceði kabir hayatýnda, insanlýðýn en büyüðü ve ümmetin en deðerlisi ile kendisinden önceki iki iyi ile beraber býrakýldý.

devam..

Çevrimdışı ZeRRe

  • YöNeTiCi
  • TaLiP
  • *****
  • İleti: 325
  • Teþekkür 5
  • KOZMÝK BÖCEK..
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #7 : 15 Eylül 2011, 14:14:57 »
Bu tür bir ders çok hoþ oldu garip abi..

Bu tür derslere devam etmemiz mümkün mü acaba?
    << Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine... Lükse hayranlýðýnýz Kisra'nýn tutumuna... Servet peþinde koþmanýz, Karun'un anlayýþýna... Saltanatýnýz Firavun saltanatýn... Nefsleriniz Ebu Cehil nefsine... Gururunuz Ebrehe'nin gururuna... Yaþayýþýnýz sefillerin yaþayýþýna benziyor...
ALLAH için söyleyin bana..  MUHAMMEDi' den olanlar nerede?..>> 

ebu musab

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #8 : 15 Eylül 2011, 14:19:11 »
hocam uzun bir süre ders notlarý hazýrlardý.sonra bu yöntemi býraktý.kitab neþrine yöneldi.bu dersler ise eski dersler.

Çevrimdışı ZeRRe

  • YöNeTiCi
  • TaLiP
  • *****
  • İleti: 325
  • Teþekkür 5
  • KOZMÝK BÖCEK..
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #9 : 15 Eylül 2011, 14:20:23 »
Olsun garip abi..

Sizin için eski ama bizim için yeni....

    << Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine... Lükse hayranlýðýnýz Kisra'nýn tutumuna... Servet peþinde koþmanýz, Karun'un anlayýþýna... Saltanatýnýz Firavun saltanatýn... Nefsleriniz Ebu Cehil nefsine... Gururunuz Ebrehe'nin gururuna... Yaþayýþýnýz sefillerin yaþayýþýna benziyor...
ALLAH için söyleyin bana..  MUHAMMEDi' den olanlar nerede?..>> 

ebu musab

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #10 : 16 Eylül 2011, 16:49:31 »
4-          Öküzün dile gelmesi olaðan üstü bir olaydýr. Önceki ümmetlerde bu tür olaylarýn daha çok cereyan ettiðini görüyoruz. Bizim ümmetimizde de, Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem efendimizin
dönemi özellikle dikkate alýnacak olursa benzer olaðan üstü olaylar gerçekleþmiþtir. Bu olaylarýn bazýlarý saðlam bilgiler þeklinde bize kadar ulaþmýþtýr. Önceki ümmetlerde meydana gelenlerden ise, Kur’an ve sünnet kaynaklý olanlara inanmak ve kendimize dersler çýkarmak durumundayýz. Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem efendimizle konuþan deve, kendisine selam veren aðaç, üzerinde konuþma yaptýðý kütüðün terk edilmesi üzerine çocuk gibi aðlamasý, onu okþayýnca susmasý
ve benzeri olaðan üstü olaylar meydana gelmiþtir. Bu olaylarýn pek çoðu yüzlerce sahabinin gözleri önünde olup bitmiþtir. Bizim itikadýmýz þudur: ALLAH için insaný konuþturmakla, herhangi bir hayvaný konuþturmak arasýnda bir fark yoktur. Dilediðini dilediði gibi konusturur.

5-           Hayvanlar da dâhil, herkes muayyen bir iþ için yaratýlmýþtýr. O iþin dýþýna taþýrýlmasý bir zulümdür. Öküze yapýlmak istenen de böyle bir olaydýr. Öküz, eti yenmek ve tarla sürmek için yaratýlmýþtýr. Binek hayvaný olarak kullanýlmasý, yaratýlýþ maksadý dýþýna taþýrýlmasýdýr ki bu bir zulümdür. Bu zulmün, öküz gibi bir hayvanýn dile gelip, insaný uyarmasýný gerektirecek hadde geldiði olmuþtur. Tabii olmak sadece, üzerine beton yýðýlmamýs, aðaçlýk ve dereli bir çevrede olmak olarak görülmemelidir. Hilkate göre kalmak, hilkate uyumlu iþler yapmak da en tabii görülmesi gereken durumlardandýr. Ýnsan tabiatýn bozulmasýndan söz ederken, sadece aðaçlarýn imha edilmesinden, çevrenin bozulmasýndan söz etmekle bir nevi zulüm iþlemektedir. Ayný insan, yaratýlýþ maksadý dýþýna taþýrdýðý her hangi bir iþi yapmakla da tabiatý tahrip etmektedir.

- Kadýnýn kadýnlýðýnýn, erkeðin erkekliðinin, çocuðun çocukluðunun yanlýþ yönlendirilmesi de öküzün ikazýný gerektirecek türden görülmelidir. Bu hassas anlamý bize anlatan önemli hadislerden birisinde Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem efendimiz, ‘yönetimini kadýna devreden bir toplumun felah bulmayacaðýný’ söylemiþtir. Çünkü kadýnýn asýl görevi, insanýn yaratýlmasý için yegâne sistem
olan doðurmayý ve büyütmeyi ifa etmektir. Kadýnýn bu kutsal nitelikli görevi ifa etmeye direkt veya dolaylý bir engel oluþturacak ikinci hangi ise yönelirse yönelsin, asýl görevini ifaya karþý hata iþlemektedir. Kadýn bu görevini, oturduðu evin temizliði ve aksesuarý ile ilgilenirken bile aksatmýþ olsa hatalýdýr. Kadýn veya erkek, her taþýn olduðu yerde aðýr olacaðý ilkesini zedelememelidir. Bu hassasiyeti Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellemin baþka bir örnekte daha ortaya koyduðunu görüyoruz: Kadýnýn erkeðe, erkeðin kadýna benzemesini, kýlýk kýyafette dahi böyle bir kaymaya meydan verilmesini bir nevi lanet konusu olarak önümüze koymaktadýr. Basit bir elbise giymek veya çýkarmak olarak görebileceðimiz tutumdan, lanetli olmak veya lanetten kurtulmak gibi bir sonuç çýkmasýnýn ana nedeni budur. Herkesin yaratýldýðý ve konduðu konumda kalmasý gerekiyor. Öküzle ineðin süt verme veya vermemeyi deðiþtirmelerinin mümkün olamamasýný kabullendiðimiz gibi,
ineðin binek hayvaný olarak kullanýlmamasýný da kabullenmemiz gerekmektedir. Ayný þekilde, ALLAH’ýn erkeðe biçtiði rolle kadýna biçtiði rolü de deðiþtirmeye kalkmamýz tabiatý tahrip etmektir.

Burada tartýsmaya müsait bir konu ortaya çýkmaktadýr. Peki, kadýna ALLAH’ýn biçtiði rol, sadece evde oturup doðum yapmak, erkeðe biçtiði rol de eve hiç girmeyip hep dýsarýda cihad etmek midir? Biz önce sunu tesbit etmek durumundayýz:

Gerek Kur’an’ýmýzda ve gerekse hadislerde, erkek ve kadýn için santimlik ölçüler yoktur. Þu kadar saat evde, þu kadar dýþarýda diyemeyiz. Ama Kur’an’ýn kadýnlar için ‘evinizde oturun’ talimatý kesindir. Santimlik ölçülerden söz edilemez ama kesin kurallardan söz edilebilir. Ýnsan doðurup büyütmek, iffete dikkat etmek, ziyneti göstermemek, erkeði tatmin etmek gibi görevler kesin talimatlardýr.
Erkeðe camide cemaate devam etme, sosyal iþleri izleme, cihad meydanlarýna koþma gibi görevler verilirken yoðunluðu dýþarýda geçen bir hayat tarzý telkin edilmiþtir. Erkeðin dýþardalýðý ile kadýnýn içerdeliði arasýnda buluþulabilecek bir alt payda vardýr. Bu alt paydayý biz bir denge noktasý olarak da görebiliriz. Ashab üzerinde tatbik edilen ilk ve onaylý Müslümanlýðýn bu dengeyi oturttuðunu görüyoruz. Çok çocuklu ve Uhud’da pansuman yapan kadýnlar bu denge noktasýnda durmaktadýrlar.

- Ýlim adamlarýnýn, ilmin yanýnda deðersiz kalan yönlerde harcanmasý da sonuçlarý açýsýndan tabiiliðin dýþýna taþma olarak görülmelidir. Siyasette ve ticarette, ilmiyle mütenasip olmayan bir alanda heder edilen ilim adamýyla aslýnda heder edilen ilimdir. Ýlim insanlýðýn ortak deðerlerinden olduðuna göre, derelerin ve ormanlarýn, nesillere devredilecek bir deðer olarak tabiiliðinin bozulmasýna bakýþýmýzýn ilim adamlarýnýn yanlýþ alanlarda harcanmasýna karþý da devrede olmasý gerekir.

- Çocuklarý hayata hazýrlayanlarýn, onlarýn fýtri yeteneklerine dikkat etmemeleri bir tür tahriptir. Bir çocuðun eve yakýn okula verilmesi, o okulun vereceði þeye uygun bir yapýsýnýn olup olmadýðýnýn incelenmemesi, olsa olsa geri kalmýþlýk olabilir. Böyle bir uygulamayý eðitim diye adlandýrmakla eðitim icra edilmiþ olamaz.

- Örneklendirmeyi çesitlendirmemiz halinde, mevsiminde yetiþmemis yiyeceklerden, görselliðin etkisinde kalýnarak giyilen giysiye kadar tabiiliði zedelediðimiz pek çok örnek bulabiliriz. Tamamýnda söylenebilecek söz sudur: Sadece ormanlarýn, akarsularýn, havanýn kirlenmesiyle tabiat tahrip edilmiþ olmuyor. Tabiatta var olan ilahi kurallarýn, fýtratýn yanlýþ yönlendirilmesi de bir
tahriptir.
« Son Düzenleme: 18 Eylül 2011, 11:39:36 Gönderen: ebu musab »

ebu musab

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #11 : 18 Eylül 2011, 11:43:06 »
6-      Kurdun koyun kaçýrmasý ve çobanýn koyununu kurttan kurtarmasý olayýný anlatýrken sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz, kurdun dilinden geleceðe ait bir olayý anlatmýþtýr: ‘Bunu benden kurtardýn. Yýrtýcýlarýn saldýrdýðý gün gelir, o gün benden onu kim kurtarýr? O gün benden baþka çobanlarý kalmaz.’ Kurdun aðzýndan ama Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellemin aracýlýðýyla gelecekteki sýkýntýlardan biri bildirilmektedir. Bildirilen bu olay da, ‘Ben, Ebu Bekir ve Ömer’ üçlüsünün inandýðý bir bilgidir. Bugün veya yarýn ama er veya geç tahakkuk edecek bir haberdir bu. Ýnsanlýðý bekleyen tüyler ürpertici olaylar dizisinden biri bildirilmektedir bu haberde. Baþka hadisler de incelendiðinde Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem efendimizin benzer seylerden haber verdiði görülmektedir. Yýrtýcý hayvanlarýn insanlarla konuþmasý, Ýnsana kýrbacýnýn konuþmasý, Terlik kayýsýnýn konuþmasý, Uyluðunun insana evinde olup biteni haber vermesi gibi bilgiler, önemli hadis kitaplarýnda, kýyamete yakýn gerçekleþecek olaylar olarak bildirilmiþtir. Ýçeriði ne olursa olsun Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellemin lisanýndan bize ulaþan bu tür bilgilere olduðu gibi inanýrýz. Muhtevalarýnda insaný tehdit eden, sýkýntýlara iþaret eden malumat varsa, ondan da ALLAH’a sýðýnýrýz. Bu tip bilgileri, vahiy menþeli olduklarý için, akýl süzgecinden geçirme denemesi yapmayýz.

ebu musab

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #12 : 20 Eylül 2011, 20:54:31 »
7-          Hayvanlarýn dilsiz ve çaresiz olmalarý, onlarý dilediðimiz gibi kullanmamýza yol açmamalýdýr. Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem efendimizin hadislerinden açýk bir þekilde, hayvanlara eziyet etmenin, ahiret diyarýna intikal eden sorumluluklar arasýnda olduðunu görüyoruz. Özellikle evcil hayvanlarýn sahipleri tarafýndan horlanmasý, muhatabý hayvan dahi olsa ortaya bir ‘hak’ mefhumu çýkarmaktadýr. Bizzat Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellemin müdahale ettiði olaylarý hadis kitaplarýnda görüyoruz. Müslüman’ýn hayvanlarla ilgili hassasiyetini belirleyen temel faktörün, hayvan-insan iliþkisinden çok, hayvanýn yaratýcýsý-insan iliþkisi olarak belirlenmesi meselenin anlaþýlmasýna yardým edecektir.

Dinimizde, hayvanlarýn boðazlanmasýna bile merhamet ve hassasiyet kurallarý getirilmiþtir.
Hayvanlarýn, helal görülenlerden olmalarý halinde yük veya binek için kullanýlmalarý, etleri ya
da diðer ürettikleri için beslenmeleri, üzerlerinden ticaret yapýlmasý mahzurlu deðildir.
Ancak, temel ölçünün böyle belirlendiði bir ortamda insanýn hayvaný eðlence metaý olarak
kullanmasý, hayvanýn eziyet çekmesinden zevk alýnmasý bir taraftan sözünü ettiðimiz tabiiliðin
yok edilmesidir. Bir baþka yönden de, insanýn kendisi dýþýndakileri hizmetinin ötesinde bir
maksat için kullanmaya yeltenmesidir. Öyle veya böyle bu bir insanlýk olamaz. Belki mahza bir hayvanlýk olabilir. Bunu yapanýn ayak sayýsý, diliyle konuþuyor olmasý sonucu deðiþtirmez. Nihayetinde kurtlar da konuþabilmektedir.

Çevrimdışı kasým

  • غرف خاصة
  • TaLiP
  • **
  • İleti: 160
  • Teþekkür 2
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #13 : 20 Eylül 2011, 23:12:01 »
Paylaþýmýnýz yararlý oldu emeðinize saðlýk...

ebu musab

  • Ziyaretçi
Öküz Dedi ki
« Yanıtla #14 : 24 Eylül 2011, 08:24:41 »
Cabir bin Abdillah radýyALLAHu anh anlatýyor:
Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem Cuma günleri bir
aðaç veya kütüðün üzerinde konuþma yapardý.
Ensardan bir kadýn ya da bir erkek: ‘Sana bir minber
yapalým mý ya Resulellah?’ dedi.
‘Siz bilirsiniz.’ dedi.
Onlar da O’na bir minber yaptýlar.
Cuma günü olunca minbere çýktý konuitu. Kütük kenaraatýldý.
Kütük kullanýlmadýðýný görünce çocuk gibi aðlamayabaþladý.
Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem minberden indi.
Onu bir bebek gibi kucakladý, sývadý. Kütük sustu. Sonra
da þöyle buyurdu:
‘Bu kütük, ben üzerinde iken dinlediði ayetleri dinleyemeyeceði
için aðlýyordu.’
Buhari, Menakib,22
Daha sonra bu kütüðü mescidin bir kenarýna cenaze gibi defnettiler.
Bu olay bir Cuma günü yüzlerce sahabinin gözü
önünde gerçekleþti.

Nureddin Yýldýz Hoca Efendi