• 07 Haziran 2020, 10:20:38

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: “Çocukta Duygu Eðitimi Þart”  (Okunma sayısı 783 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Cenan

  • Ziyaretçi
“Çocukta Duygu Eðitimi Þart”
« : 20 Eylül 2011, 08:59:37 »


Son dönemde okullarda þiddetin týrmanýþa geçtiði yönünde bir kanaat hakim. Medya, öðrenciler arasýndaki þiddet haberlerine her gün bir yenisini ekliyor. Size göre de çocuklarýn þiddete yönelmesinde gerçekten bir artýþ söz konusu mu, yoksa bir abartýdan bahsetmek mümkün mü?

Bizim gözlemlerimiz de odur ki, gençliðin þiddete yöneliminde belirgin bir artýþ var. Özellikle son yýllarda þiddetin artýþ göstermesi hem psikolojik hem de sosyolojik olarak üzerinde ciddi ciddi durulmasý gereken ve geleceðe yönelik önemli bir problemdir.

- Kiþi neden þiddete yönelir? Suça eðilim nereden kaynaklanýyor, bu eðilimi bilimsel olarak tanýmlamak mümkün mü? Saldýrganlýk çocuðun ruhunda mý mevcut, yoksa dýþarýdan beslenen bir olgu mu?

Bazý durumlarda tamamen kiþiye has ruhsal sebeplerle þiddet görülebilir. Ancak bu toplumu saran þiddet olaylarý için söz konusu olmayýp bireysel bir durumdur.

Toplumu sarsan terör ve þiddet olaylarýnda ise, þiddete yatkýn kiþilikler yanýnda çevresel sebeplerin de etkisi var.

Ýnsaný, belli deðer ölçüleri ile disipline eden ve hareketlerini belirleyen onun kiþiliðidir. Kiþilik özellikleri ile insanlar bir kýymet ifade ederler. Ýlkel duygu ve dürtülerini kontrol eden de bu kiþiliktir. Kiþiliði kuran içsel mekanizmalarda eksiklikler; çatýþmalara zemin hazýrlar.

Þiddete eðilimli kiþilerde; zeka geriliklerinden aðýr psikotik bozukluklara, sosyopatik kiþilikler ve uyuþturucu alýþkanlýklarýna kadar bir dizi ruhsal problemler görülür.

Toplumu sarsacak derecede yaygýn hale gelen þiddet konusu incelendiðinde görülür ki, kiþinin ruhsal özelliklerinin yanýnda çevresel faktörler de þiddette önemlidir.

Þiddet için uygun kiþisel patolojik özellikler (hastalýklar, anormallikler ve bozukluklar) ile, þahsýn kendini þuurlu olarak kontrol etmesini zayýflatan toplumsal þartlar birbirini destekler.

Bu ruhsal sebepler yanýnda þiddet; eðitimden ekonomiye, pek çok sosyal ve kültürel sebeplere de baðlý olarak geliþebilir.

- Þiddette ailenin ya da çocuðun yetiþtiði ortamýn etkisi var mýdýr?

Aile de çocuklarýn þiddete hazýr hale gelmesinde belirleyici öneme sahiptir.

Çünkü, kiþinin þuurlu kontrolü ancak ailevi ve kültürel deðerleri benimsemiþ bir þahsiyet geliþtirilmesiyle mümkün olabilir.

Anne babanýn kaybý, ihmali veya nefreti sonucu bebeklik ve çocukluk dönemlerinde aþýrý derecede duygusal mahrumiyet, kiþilik ideallerinin geliþmesi ve deðerlerin içe sindirilmesini bozabilir.

Bir baþka grupta ise anne babanýn disiplini veya okul ve diðer müesseselerde saðlanan disiplin çok acýmasýz ve nefret ettirici olabilir. Böyle ortamlarda yetiþenler kendilerine þiddet uygulayanlarýn davranýþlarýný benimseyebilir, taklit edebilirler.

Ayrýca kontrolsüz bir aile ortamý da kiþiliðin yeterince geliþmemesine ve þiddete yönelmeye sebep olabilir.

Duygusal açlýk içinde bulunan çocuklarda, sosyal deðerlere zýt karakter özellikleri veya alýþkanlýklar geliþmesi de önemli bir faktördür.

Bütün bu sebeplerle çocuklar ve gençler baþkalarýndan intikam alma vasýtasý olarak çeþitli acýmasýz ve yýkýcý davranýþ boyutlarý geliþir.

- Ýdarecilik yapan eðitimciler arasýnda yapýlan bir araþtýrmaya göre, öðretmenlerin yüzde 37.71'i öðrencilerin þiddete yönelmelerindeki asýl nedeni 'Maneviyat eksikliði' olarak gösterdiler. Öncelikle maneviyat eksikliðinden ne kastediliyor? Bir baþka ifadeyle sizce nedir maneviyat eksikliði denen þey? Maneviyat eksikliðinin çocuklarýn þiddete yönelmesindeki rolü hususunda neler söylenebilir?

Ýnsan olarak dünyaya gelmiþ olmak yetmez. Ýnsan olmak ve insanca davranmak için “duygu eðitimi” þarttýr. “Ýnsanlýk” ya da “insanca davranýþlar” duygu eðitimi ile geliþir. Bu da “maneviyat” denen inanç ve deðer yargýlarý ile olur.

Akýl ve bilgi eðitimi, insani deðerleri benimseten maneviyatla yani “inanç”la desteklenmelidir.

Ýnançla desteklenen akýl ve bilgisi eksik olan insanlar, problemlerini çözümler üreterek çözmek yerine, içgüdüleriyle halletmeye çalýþýrlar. Kavga eder, baðýrýr çaðýrýr, çalar çýrpar, gasp eder, saldýrýr, yaralar, hatta öldürmekten bile çekinmezler.! Ve de rasgele çiftleþirler.!

- Çocuk ve þiddet gündeme geldiðinde kitle iletiþim araçlarýnda televizyonun rolü biraz daha ön plana çýkartýlýyor. Televizyonun, haberleriyle, filmleriyle, dizileriyle, hatta çizgi filmleriyle hayatýn en büyük gerçeðini, ölümü, insanlara pazarladýðý, insanlarý nefret, kin ve hýrsla doldurduðu tespitinde bulunuluyor. Daha çok televizyon izleyen çocuklarýn daha kavgacý olduðunu savunan araþtýrmalar yayýnlanýyor. Televizyonun çocuklar üzerindeki etkisi konusunda neler söylenebilir?

Uyarýcý, eðitici, bilgilendirici özellikleri bakýmýndan son derece etkin bir iletiþim vasýtasý olan TV çok önemli. Bugünkü durum maalesef program içerikleri açýsýndan çoðu zaman tam bir “felaket!”

Özellikle çocuklar ve gençler üzerinde, toplumun temel kültürel deðerlerini törpüleyen, bunun yerine inanç ve ahlaki yapý ile baðlarý kopararak ve olumsuzluklarý özendiren yönleri ile televizyon yayýnlarý o kadar yaygýn ki! Bu þiddet konusunda da ciddi bir problem.

Yanlýþ beslenme alýþkanlýklarýndan, yersiz ve zamansýz cinsel yönelimlere, ahlaki sapmalardan, toplumsal inanç ve kültür deðerleriyle çeliþen anlayýþlara ve þiddete kadar varan birçok zararlý yayýnlar son derece kontrolsüz gözüküyor.

Bu sebeple TV reklamlarý dahil, birçok film ve görsel yayýnlarýn en cazip bir þekilde sunulmasý çocuklar üzerinde müthiþ bir yýkýcý ve olumsuz bir yönlendirici etkiye sahip.

- “Çocuklarý özgür býrakýn istediklerini okusunlar, istediklerini seyretsinler onlar daha sonra doðruyu bulurlar." þeklinde bir yaklaþým söz konusu. Siz bu yaklaþýmý nasýl görüyorsunuz?”

Bu son derece yanlýþ, aldatýcý ve eðer art niyetli ve kasýtlý deðilse cahilce bir görüþtür. Psikolojiden, pedagojiden ve ilahiyattan yana azýcýk nasibi olan herkes bilir ki, küçük yaþlarda çocuklar telkine çok daha fazla müsaittir. Yani siz o yaþta ona ne verirseniz onu doðru olarak görecektir. Bunun ileri yaþlarda deðiþmesi çok daha zordur. Aðaç yaþken eðilir dendiðini bilmezler mi? Yoksa bilmezlikten gelenler mi var?

Tabii elbette var! Maalesef var! Bunlar herkesi saf zannediyorlar. Yalan yanlýþ öðretilecek, okunacak þeylerden en çok çocuklar zarar görür. Onun körpecik beyni, henüz doðru ile yanlýþý, iyi ile kötüyü, yararlý ile zararlýyý ayýrt edecek bilgi ve tecrübe birikimine sahip bulunmadýðý için kendisine cazip bir þekilde sunulmuþ her fikri, her bilgiyi, her hareket tarzýný doðru olarak kabul edecektir.

Bu özelliðinden dolayýdýr ki, çocukluk çaðýnda telkin edilen inançlar ve davranýþlar insanoðlu tarafýndan doðru olarak kabul edilir ve bir anlamda imanýnýn da temelini oluþturur. Sonraki dönemlerde bilimle, mantýkla çatýþsa da bu inançlarýn baþka bir inançla deðiþimi kolay olmaz.

Ýneði kutsal kabul edip kuyruðunu öpen toplumlardan, fareleri tanrýlaþtýranlara kadar birçok yanlýþ inanç sahipleri, bu inançlarýný çocukluktaki telkinlerle edinirler. Bunun sonradan mantýkla, bilimle deðiþmesi kolay mý oluyor?

Bu açýdan, özellikle çocuklarýn eðitiminde, “ilahiyat”ýn ve “bilim”in doðrulamadýðý saçmalýklardan kesinlikle uzak durmak gerekir. Özellikle 0-7 yaþ çok önemlidir. Bu duygu eðitimi yaþýdýr. Kiþiliðin temellendiði dönemdir. Bu en fazla buluð döneminden önce tamamlanmak zorundadýr.

Bu açýdan denilebilir ki; “Cinsellik baþlamadan, dinsellik tamamlanmalýdýr, yoksa treni kaçýrýrsýnýz!” Bu ise hem aileye hem de topluma çok pahalýya mal olur. Maalesef bugün olduðu gibi..!

Psikiyatrist Dr. Hamdi Kalyoncu
Altýnoluk Dergisi


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?