• 25 Şubat 2020, 12:45:08

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Âlâ Dergisi Yanýnda Muallâ Eki Versin!  (Okunma sayısı 642 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Âlâ Dergisi Yanýnda Muallâ Eki Versin!
« : 19 Ekim 2011, 00:02:40 »
Âlâ Dergisi Yanýnda Muallâ Eki Versin!



Sofu olmaktan soft olmaya geçiþin bir adý da: Âlâ Dergisi

Zaten var olan yozlaþmaya katkýda bulunacak bu dergi, zararlarý minimal seviyeye indirmek istiyorsa güzel örtülü kýz olmak kadar “þahsiyet sahibi örtülü kýz”  nasýl olurun da cevaplarýna kafa yormasý gerekir. Hatta posanýn yanýnda özünü de sunmak adýna bir ‘muallâ’ eki bile verebilir.

Geçenlerde piyasaya “güzel yaþam tarzý” mottosuyla bir dergi çýktý. Tesettürü moda ile buluþturmak gibi ulvi(!) bir amaçla yola çýkan dergi güzel kýyafet bulamadýðý için kendini yarým hisseden acýlý dindar hanýmlarýn dertlerine deva, piþkinliklerine þifa  iyeti ile mühim bir vazifeyi ifa ediyormuþ. Genetik savunma refleksleri ve geleneksel ürik asit yarýþtýrma kodlarý yine olmadýk yerde devreye girip “sizin varsa bizim de var” diyerek hassasiyetlerimizin üzerinde zuhur etmiþ… “sizin trendiniz varsa bizim de var” “sizin modanýz varsa bizim de var” diyerek aþaðýlýk kompleksimizi(!) giderebilecekmiþiz artýk.

Sosyal medya tarafýndan tazyikli su gibi ‘cümle’ iletiþim hesaplarýma fýþkýrtýlan ve sürekli tartýþýlan bu derginin kapaðýna ister istemez ben de  bi göz attým. El hak, kapaktaki ‘soft’ hanýmefendi; rimelli gözleri, alelacele dolanmýþ þalý, dantelden eldivenleri ile Vouge’in kapak güzellerinin hidayete ermiþ, lakin hidayete ererken fazla eriyip eprimiþ hâlini andýrýyor.

Tesettür ve moda eksenli tartýþmalarda matbu olarak taraf belirlemiþ, safýný fotoþop ve selüloz ile belli etmiþ bu derginin; “rüküþ huri” imajý ile süslenmiþ kapaðýna bakarken insanýn ister istemez “yýktýnýz yýllardýr hassasiyetle bina etmeye çalýþtýðýmýz takva kulesini” deyip somurtasý geliyor. Tam da deforme olmuþ “tesettür anlayýþýnýn” somut bir yansýmasý olarak önümüze düþüyor Âlâ. Dergi; para/sermaye ile imtihan olan dindarlarýn ‘kýzlarý’ ile de nasýl imtihanda olduklarýnýn/olacaklarýnýn kuþe hâli bir çalýþmasý gibi... Ýnsan bu dergiden yola çýkarak elli çeþit sosyolojik tespit yapabilir ve her tespiti bir hayret nidasýna baðlayarak “SuphanALLAH”, “ALLAH ALLAH” diyerek saçlarýný yolabilir.

Lakin tüm ‘geldiðimiz  yer’ ve ‘yaþadýðýmýz zaman’ kavramlarýný sebil edip, çay çeþme niyetine akýtalým yine de þu gerçeði deðiþtiremeyiz: “Tesettür, gizlemektir!” Hele ki takva gibi kaygýlarý olan hanýmlar fark edilmek için deðil fark edilmemek için çaba sarf ederler.  Özellikle hanýmlar arasýnda bir “iktidar” ekipmaný hâline gelen ‘marka’ ve ‘fiyat’ tutkusundan köþe bucak kaçýnýrlar. Zevk ve estetik kategorisine girmek adýna hayatýný çarþýpazar arasýnda yol etmek yerine daha faydalý iþler peþinde koþmayý  yeðlerler.  Üstelik hiç biri de þeker çuvalýndan bozma esbap giymezler.

Zaten din insanlar arasýnda açýlan uçurumlarý doldurmak için yapýlan uyarýlar bütünüdür… Gösteriþ, lüks, caka bu yüzden yasaktýr. Ýnsani iliþkilerimiz zayýflarken araya marka  ve fiyat üstünlüðünden doðan yeni çukurlar açmak bir ‘sýnýf farký’ oluþturmaktan öteye gitmez. Veda hutbesi tüm ihtiþamý ile orada öylece durup tüm ayrýlýklarý birleþtirmeye, tüm mesafeleri kapatmaya, tüm çukurlarý doldurmaya devam ederken bizim þu  “kýlýk” derdiyle hemcinslerimiz arasýnda “kýllýk” yapmamýzýn herhalde bir manasý yoktur.

Aslýnda bu dergi beni eski günlere de götürdü. Çocuktum. Annem bir ara dikiþ dikerek evin geçimine katkýda bulunmuþtu. Ben de mecburen çýrak durmuþtum kendisine. Teyelleri söker, biyeleri ters çevirir, pile mesafelerini ölçerdim. Dikiþ dikmek  bana göre dünyanýn en zor ve ayrýntýlý iþidir. . ‘bol teyel’ ‘paf kalýbý’ ve ‘parþömen kaðýdý’ arasýnda ibresi þaþmýþ pusula gibi döner dururdum. Ýþte o yýllar evimize türlü ebatlarda hanýmlar gelirdi.

Þu elbisenin yakasýndan þu eteðin fýrfýrýndan þu  yeleðin cýrcýrýndan istiyorum diyerek anneme ter döktürürlerdi. Annem ise sabýrla izah ederdi “o seni daha kilolu gösterir, þu sana yakýþmayabilir” diye… Bazen ellerinde gazete kupürleri ile gelir Emel Sayýn’ýn sahne kýyafetinin ev hanýmýna  uydurulmuþ hâlinin nasýl olabileceði üzerine kafa yorarlardý. Annem bir imaj-maker gibi “aa valla o kýyafeti dindar bir hanýmda düþünemiyorum” diyerek sadece karakterlere kýyafet deðil, kýyafetlere karakter de biçerdi.

Tesettürün modasý olur mu ya da “örtülü pop þov” dinde yer bulabilir mi tartýþmalarý devam ededursun iþte ben en çok Âlâ dergisinin bu ‘imaj biçme’ rolüne bürünerek yanlýþ üzerine yanlýþ yapacaðýndan endiþe ediyorum. Baþörtülü hanýmlar böyle giyinir, bunlarý alýr, kullanýr ve atar, kýyafetlerini düzgün kombine etmekten baþka bir þeye önem vermez düþüncesini genç hanýmlarýn zihinlerinde pekiþtirecek olmasýndan týrsýyorum.

Dýþý âlâ hanýmlar ‘muallâ ’ olmaktan vazgeçmeye  baþladýkça ve örtünün içi boþaldýkça bu kazanç kapýsý birileri için kaybediþe dönüþecektir muhakkak. Zaten var olan yozlaþmaya katkýda bulunacak bu dergi, zararlarý minimal seviyeye indirmek istiyorsa güzel örtülü kýz olmak kadar “þahsiyet  sahibi örtülü kýz” nasýl olurun da cevaplarýna kafa yormasý gerekir. Hatta posanýn yanýnda özünü de sunmak adýna bir ‘muallâ’ eki bile verebilir. Bir de bakmýþsýnýz ki zamanla ekler asýl, asýllar ek hükmüne geçivermiþ.

Yazdým bunlarý gerçi ama  pür tesettür bir insanýn iç huzuru ile deðil tabi ki. Beni balkondan aþaðý silkeleseniz üzerimden muhakkak eleþtirdiðim noktalardan bazýlarý dökülecektir. Ama inanýn âlâ görünmeyi býrakýp âlâ “olmak” için çaba veriyorum uzun zamandýr. Uçan     mekiðe uçan tekme atabilecek refleksler geliþtirmeye çalýþýyorum. Zira moda içerisine tesettürü sýkýþtýrmak, Avrupa tarzý yaþam içerisine Müslümanlýðý sýkýþtýrmak kadar saçma bir þey...

Ayþegül Genç
Genç Dergisi/nden alýntý..

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Âlâ Dergisi Yanýnda Muallâ Eki Versin!
« Yanıtla #1 : 11 Haziran 2012, 19:58:35 »
Bugün sözde “Ýslamî” moda dergileri, dindar kadýný kime güzel gösterme hizmetine soyundu?



Prof. Kenan Gürsoy’dan duymuþtum; “Ýnsanýn kendi egoizmine meþruiyet kazandýrmak için ALLAH’ý referans göstermesi þirktir!” demiþti. Sanýrým bir mümin olarak dünya imtihanýmýzýn en kritik eþiði bu… Yani “neyi”  “niçin?” yapýyor olduðumuz…
Rýza-yý Ýlahi için mi, yoksa nefsin rýzasý için mi?
Meþrulaþtýrma giriþimi de burada devreye giriyor zaten. Takva zannýyla günaha girmeler, nafile uðruna farzý incitmeler yahut ilahi emirleri zaaflarýmýzla yoðurup günahlarýmýza muhkem kaleler örme aymazlýklarý… Nefsin türlü ayak oyunlarýyla en meþru þeyi bile necis edebiliyoruz!
Asr-ý Saadet’te iyi ve kötü ya da karayla ak çok net biçimde ayrýlmýþtý. Tabir yerindeyse “kývýrmak”  pek mümkün deðildi. Ama bugün öyle deðil… Öylesine iç içe ki her þey, bâtýlý haktan ayýrmak için çok dikkatli ve uyanýk olmak gerekiyor.  Nice hak, bâtýlýn tozlu söylemleri arasýnda flulaþýyor, hatta görünmüyor. Ve nice bâtýl, hak peçesine bürünmüþ, peþinden koþturuyor. Ve biz Kur’an ve hadisin ruhuna muhalif nice þeyleri, üzerindeki süslü söylemlere kanýp kabulleniyor ve bunu din adýna yaparak meþrulaþtýrýyoruz!
Tesettürün hakikati “setr”edildi
Tesettür gizle(n)mektir. Kýlýk, kýyafet ve tavýrlarýyla “Ben buradayým!” diyenin baþýnda tesettürden çok tereddütler vardýr. Tesettür, kadýnýn sýðýnaðýdýr; þehvetin ve gayr-i meþru nazarlarýn zehirli oklarýndan korur. Tesettür, vücut mülkünü Malik-ül Mülk’e teslim etmiþ ve tasarruf hakkýný onun mutlak iradesine býrakmýþ bir kadýnýn kulluk þiarýdýr. Tesettür,  kadýn ruhunun, dünyanýn sahte ýþýltýsýna çektiði perdedir. Tesettür, sahteliðin sanal prangalarýndan kurtulmuþ özgür kadýnýn þükrüdür. Hâsýlý, tesettür kulluktur.
Ama kulluk bedel ister. ALLAH insaný iddiasýyla imtihan eder derler. Ýman ve kulluk bir iddiadýr: “Nefis ve þeytanýn raðmýna, emanet ettiðin mülkü, senin için muhafaza etmeye ant içtim ALLAHým! Mülk senindir. Ýrademi iradene, nefsimi emrine teslim ettim!” demektir. Bu iddia ispatý gerektirir.
Ýþte tesettür böylesine bir kulluk þuurunun ispatýdýr. O bir fantezi deðildir. Her iki tarafý da razý etmenin aracý hiç deðil! Ýnsan ya ALLAH'a aittir ya da onun dýþýndaki þeylere... Kendisini ALLAH'a ait hisseden, baþkasýnýn kendi üzerinde –O’nun rýzasý dýþýnda- tasarruf etmesine razý olmaz.

Sözde “Ýslamî” moda dergilerinin hal-i pür melali ortada

Bugün sözde “Ýslamî” moda dergileri, dindar kadýný kime güzel gösterme hizmetine soyundu? Kadýnýn kendisine mi? O zaman baþkasýnýn görmesine ne gerek var? Kocasýna mý? Baþkasýnýn görmesine yine gerek yok! ALLAH’a mý? Panter desenli, ýþýl ýþýl eþarplarla öyle mi? Resulüne mi? “Chanel Allure” parfüm ile hem de!
Kim kaldý geriye? Toplum... Yani dýþarýdaki insanlar… Bu da haramdý bildiðim kadarýyla…

Yapýlan iþler hiç de “âlâ” deðil..!

Müslümanlarýn “best of”larýný, kapitalizmin deðer atfederek belirginleþtirdiði ve saygýnlaþtýrdýðý  deðerler deðil, aidiyetini belirlediði inancýnýn ortaya koyduðu  deðerler oluþturur. Müslüman en iyisini giymek, en iyisini yemek, en iyisine binmek yerine, en doðruyu konuþmak, en iyi yardýmý yapmak, en güzelini giydirmek ve en iyisini yedirmekle mükelleftir.
Yani, söz konusu dergilerin yaptýðý tam bir felaket! Ýtibara alýnmayacaðýmýn farkýndayým ama bir görev addettiðim için yine de söylüyorum: Gelin kadýnlarýmýzý dünyevî ve nefsanî olanlarýn “best of”larýna deðil, rýza-yý Ýlahi’ye matuf “best of”lara yönlendirin.
Hz. Fatýma ve Hz. Aiþe annelerimiz, bu kýyafetlerinizle sahabe arasýnda dolaþmanýza izin verirler miydi?! Rasulullah (s.a.v), o sýktýðýnýz parfümlerle, o bir kilometre ötelerden gözüken kýyafetlerinizle sahabe arasýnda bulunmanýza razý gelir miydi? Panter desenli örtülerde, “Gucci” parfümlerin refakatinde, bu gidiþ nereye ALLAH aþkýna?!
Bu dergilerin ve saf gönülleriyle onlara uyanlarýn yaptýklarý hiç de âlâ deðil… Farkýnda deðiller ama böyle yaparak hem dünyada hem de ahirette kendilerine çok a'da kazandýrýrlar!
 
Osman Sertuð

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Âlâ Dergisi Yanýnda Muallâ Eki Versin!
« Yanıtla #2 : 12 Haziran 2012, 08:02:19 »
bir milletin ekseni kaydý mý bozulma her sahada metaztaz yapýyor adeta.
herþey bozuluyor, insan bozulunca...
bitki deðiþiyor, tabiat deðiþiyor, gýdalar bozuluyor...
nereye gidip, nerede yaþayacaðýnýzý þaþýrýyorsunuz.

kaos öyle bir yayýlýp gidiyor ki bütün deðerler alt-üst oluveriyor.
böyle bir vasatta müslümanýn saðlam kalmasý da zorlaþýyor.
belki hepsi deðil, ama bu deðerlere aþina olan önemli bir bölümü de bozulmanýn bir parçasý haline geliveriyor.

o yüzden ki çok da þaþýrdýðýmý söyleyemiyorum.

bir toplumda ayaklar yerden kesilip onlarca katlý gökdelenlere týkýþtýrýlýnca insan, dikiþlerin bi yerlerden patlayýverdiðini görüyorsunuz.
bu hükümet bu ülkeye maddi manevi belki çok þeyler katmýþtýr ya, bu gökdelen meraký bu ülkeye asla hayýr getirmeyecek.
hesabý, vebali çok büyük olacak diye düþünüyorum.

bunun ceremesini çok uzakta deðil, birkaç yýl sonra görmeye baþlayacaðýmýz gibi, buna sebep olanlar da bu dünyada olmasa bile, ahirette bunun hesabýný çok çetin vereceklerdir.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!