• 31 Mayıs 2020, 16:28:49

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Ýç Derinlikleriyle Ýnsan  (Okunma sayısı 519 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı M@nço

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 186
  • Teþekkür 26
  • Hikaye ve Senaryo Yazarý-Radyo Programcýsý
Ýç Derinlikleriyle Ýnsan
« : 04 Kasım 2011, 16:35:06 »
Varlýðýn özü, usâresi insan; kâinatlarýn fihristi ve hulâsasý da insandýr. Mevcudatýn merkez noktasýný insan tutar; canlý-cansýz diðer her nesne ise onun çevresinde iç içe halkalar teþkil ederler. Öyle ki, Yüce Yaratýcý bir mânâda her varlýðý ona baðlamýþ, onu da, vicdanýndaki nokta-i istinat ve nokta-i istimdadý duyurarak kendi "câzibe-i kudsiyesi"ne. Ýnsan mazhariyetleri itibariyle, bütün varlýk içinde, eþyayý, hâdiseleri ve tabiî her þeyin arkasýnda Kudreti Sonsuzu söyleyen bir dil ve kâinatlar geniþliðinde vüs'ate sahip bir gönüldür. Varlýk onunla yorumcusunu bulmuþ, madde onun idraki sayesinde incelmiþ ve mânâ kesilmiþtir. Onun eþyayý temaþasý tamamen bir hususiyet, kâinat kitabýný okuyup yorumlamasý bir imtiyaz ve her þeyi Yaratýcý'ya baðlamasý da bir marifettir. Bu ufku itibariyle onun, susup murakabe yaþamasý bir tefekkür, aðzýný açýp konuþmasý bir hikmet, her þeyi yorumlayýp ona son noktayý koymasý da bir muhabbettir.

Varlýða hükmedip tasarrufta bulunma konumunda yaratýlan o, maddede mânânýn bütün hususiyetlerini ortaya çýkarýp Yaratýcý'ya armaðan eden de odur. Odur. insan-kâinat-ALLAH münasebetini duyup, sezip anlayýp marifete baðlayan; odur kendi potansiyel güç ve derinliklerinin sýrrýný kavrayýp damlada deryayý, zerrede güneþleri aksettirme mazhariyeti ile meleklerin bir kadem önüne geçen. O, yeryüzünü þereflendirmesi ile. ayaðý, kendinden evvel gelenlerin baþlarýna taç, onun küre-i arzda yaratýlmasý da, bu maddî kitlenin semalara karþý kývanç vesilesi olmuþtur. Varlýk bütünüyle bir geniþ derya, o, bu deryanýn en kýymetli incisi; kâinat iç içe meþherler âlemi, o ise bu meþherlerin temâþâcýsý; eþya ve hâdiseler, bir dengeler armonisi, o ise bu baþ döndüren ahengin hassas bir müþahididir. Onun imana baðlý düþünce ve þuurunun aydýnlýðýnda, sessizlik içinde ve zulmetlerle kuþatýlmýþ görünen varlýk gündüz gibi aydýnlandý ve gönüllerimizde cennet duygusu uyaracak bir güzelliðe büründü.

O, yerkürede otaðýný kuracaðý âna kadar melekût ufuklarýnda Hakk'ý ilan bayraðýný melekler ve ruhanîler taþýyordu; onun teþrifiyle bir baþka þekilde livâlaþan o bayrak, mülk burçlarýnda dalgalanmaya baþladý ve göklere nisbeten bu mini küre. ötelerin ufku haline gelerek semalara denk bir vaziyet aldý. Ýman onun sevinç kaynaðý, Ýslâm yaþam programý, marifet yol azýðý, muhabbet de iç dinamiði olduðu sürece o hep baþlarda taç olageldi; tabiî zemini de onun neþrettiði nura muhtaç.. bu. Hakk'ýn ona bir ihsanýydý; sebebi de baþka deðil, yine O'nun has teveccühü. Bu husûsî teveccüh onu "mevcut durumdan daha bedîi. güzeli ve çarpýcýsý olamaz" sözleri ile anlatýlan bu güzellikler meþherinin en nadide gülü ve cennetin bir gölgesi sayýlan dünyanýn da biricik bülbülü olma þerefiyle þereflendirdi.

Evet, bu iç içe galeriler mecmuasý, onun için nizama tâbi tutuldu ve dizayn edildi dense mübalâða edilmiþ sayýlmaz. Bu cihan o nadide güle bahçe, varlýk deryasý da o inciye sadef olmak için yaratýldý denmesi de abartý deðil, vak'anýn mütevaziane ifadesidir. Doðrusu, topyekün varlýk; bir mânâda, insan için, insanýn emrinde ve bir tamamiyet içinde insanla yorumlanýp seslendirildiðinden, âdeta ona baðlý; insan da her þeyi onun emrine musahhar kýlan Yaratýcý'ya muhtaç olmasý açýsýndan, insan ve ALLAH arasýnda öyle sýký bir münasebet hissedilmektedir ki, bundan, yaratýlýþtan gaye insan ve onun ubûdiyeti olduðu hemen anlaþýlabilmektedir.

Aslýnda insanýn ihtiyaçlarý, varlýðý içine alacak kadar geniþ ve ebedlere uzanacak kadar da derindir. Her þeyden evvel o ebed için yaratýlmýþtýr; ebede namzettir. Arzularý, istekleri sýnýrsýz, beklentileri de sonsuzdur. Bütün dünyalar ona verilse açlýðý giderilemez ve emelleri de sona ermez.. o, açýk-kapalý her zaman dünyanýn ebediyetini temenni ettiði gibi, baþka ebedî bir yurdun mevcudiyetini de beklemektedir. Azýcýk kalbinin menfezleri açýk olarý herkes, cenneti ve cennet bütün ihtiþam ve güzellikleri ile Cemâli'nin küçük bir gölgesi olan, o güzeller güzeli Yüce Yaratýcý'yý görmeyi de arzu eder.

Evet, varlýk ve hâdiselerin çehresindeki hakikatleri duyup sezebilen ve kâinat içindeki konumunun farkýnda olan herkes yoldadýr demektir ve ayný zamanda o kendine karþý kadirþinas. Rabbisine karþý da saygýya açýk demektir. Varlýk içinde, bulunduðu konumun þuurunda olmayana gelince, onun ne kendine karþý ne de Rabbine karþý saygýsýnýn olduðu söylenemez; saygýsýnýn olmasý bir yana, böyle biri hakikî mânâsýyla Rabbini bilemez; bilse de ululuðu ölçüsünde ona tazimde bulunamaz. Hakikî insanlýk, kul ile Rabbisi arasýndaki münasebetin bilinip deðerlendirilmesine baðlýdýr. Aksine böyle bir münasebet sezilip deðerlendirilmediði yerde, potansiyel deðerleri itibariyle meleklerden dahi ulvî sayýlan insanýn, "Kel en'ami bel hüm adali" fehvasýnca, en sefil varlýklardan daha aþaðýlara sürüklenme ihtimali söz konusudur.

Evet, umûmî mânâda iman ünvanýyla ifade edilen bu nisbet, büyük bir mütefekkirimizin ifadesiyle, insaný insan, hattâ sultan yapan bir payedir. Böyle bir nisbetin bulunmayýþýnýn diðer adý olan küfür ise, onu, canavar bir hayvan hâline getirir ki, bu türden fertlerin teþkil ettikleri toplumlarda, büyük ölçüde, kinler, hiddetler, þehvetler, hýrslar, yalanlar, riyalar, kýskançlýklar, aldatmalar, komplolar hükümfermâdýr ve herkes âdeta birbirinin kurdudur zaten, bu kabil fena huylara yenik düþmüþ yýðýnlara da kat'iyyen millet ve toplum denemez; dense dense bunlara þuursuz kalabalýklar denir. Diyojen güpegündüz, elinde fener çarþýlarda insan aramaya çýkarken, ihtimal bu kabil yýðýnlara karþý tembih ya da tepkisini ortaya koyuyordu. Ayný mülâhazayý bir baþka zaviyeden deðerlendiren "Düþünceler" yazarý Mark Orel: "Her sabah insanlarýn içine girerken kendi kendime düþünürüm; yine bugün insan þeklinde birtakým yaratýklarla karþýlaþacaðým. Eðer onlarý ürkütmeden ya da onlar tarafýndan ýsýrýlmadan akþam edebilirsem mutlu sayýlýrým" der. Bu tesbite, büyük kadýn Râbia Adeviye'nin yaklaþýmý ise daha ciddî ve daha sertçedir: "Ben sokaklar da pek insan görmüyorum; gördüðüm, dükkânlar önünde bazý tilkiler, kurtlar ve zaman zaman da birbirleri ile hýrlaþan daha baþka yaratýklardýr.. bir aralýk yarým bir insan gördüm ve ona göre kapandým." Bu mülâhaza sahiplerinden hiçbiri, bu þekildeki düþünceleriyle bütün insanlarý karalamak gibi bir niyetlerinin olmadýðý açýktýr.

Bu kabil mülâhazalarda, daha ziyade mahiyetindeki insanî deðerleri, birer sefalet unsuru haline getiren kimselerin iç dünyalarý resmedilmek istenmiþtir. Eðer insanlar, sýk sýk þemaillerini yaratýlýþ gayelerine, sîretlerini de sûret çerçevelerine göre gözden geçirip gaye ile hâl, muhteva ile þekil farklýlýðýný gidermeye çalýþmazlarsa, Râbia Adeviye'nin ve Mark Orel'in gördüðü þekilde müþahede edilmeleri ihtimalden uzak deðildir.

Bazen de, bu insanlar arasýnda, dýþý muntazam, içi oldukça periþan ve derbeder kimselerle de karþýlaþýrýz ki, bunlar da ayrý bir türü temsil ederler. Bir düþünür bunlarý, caddeye bakan yaný ve arka tarafý birbirinden farklý binalara benzetir. Bu binalarýn ana yola bakan cepheleri temiz, güzel, görkemli ve göz alýcýdýr; ama, arka taraflarý kirli, periþan, bakýmsýz ve tiksindiricidir. Cadde tarafýndan baktýðýmýzda ona "iyi" der ve deðerler üstü deðer veririz. Arka tarafýný gördüðümüzde de biraz önce göklere çýkardýðýmýz bu binayý yerin dibine batýrýrýz. Ýnsanlar içinde de böyleleri vardýr; onlarý tek yanlarýyla ele aldýðýmýzda hep yanýlýrýz: yanýlýr da bazen göklere çýkardýðýmýz birisi için bir müddet sonra arz üzerinde bile yer bulamamanýn darlýðýna düþeriz. Aslýnda her zaman iyi kabul ettiðimiz kimselerin çok fena yanlarý, fena saydýklarýmýzýn da çok iyi taraflarý bulunabilir. Önemli olan onu. olduðu gibi görüp, iyi yanlarýyla bir yere oturturken, arka cephesini de mahiyetine uygun hâle getirme gayreti içinde bulunmamýzdýr.

Ýnsanoðlu kendi sýfat ve tavýrlarýnýn çocuðudur. Onun iyi veya kötü vasýflarýndan hangisi galebe çalarsa o da, o türden vasýf ve davranýþlar göstermeye baþlar. Bazen canavar duygulu bir Ýnsan hâline gelir; Öz kardeþini bile diþler.. bazen ay yüzlü bir Yusuf'a dönüþür, zindanlarý aydýnlatýr ve cennet koridorlarýna çevirir. Bazen öyle melekleþir ki. ruhanileri bile gýptaya sevk eder. Bazen de þeytanlarý utandýracak þirretlikler sergiler. Mevlânâ: "Bazen melekler bizim nezaket ve inceliðimize imrenirler; bazen de þeytanlar küstahlýðýmýzdan ürperirler" derken, zannediyorum, insanoðlunda birbirinden çok uzak bu iki yakanýn, ayný zamanda ne kadar iç içe olduðunu vurgulamak istemiþti.

Evet insan bazen semâvîleþir ve gökler kadar bir derinliðe ulaþýr; bazen de o kadar bayaðýlaþýr ki, yýlanlara-çýyanlara rahmet okutturur. O ne esnek ve eksantriði geniþ bir varlýktýr ki. çeþitli meziyetlerinin yanýnda bir sürü de rezileleri; sinesinde dünya kadar güzellikleri barýndýrdýðý ayný anda dünyalarý aþkýn fenalýklara da açýktýr.. iman, marifet, muhabbet, ruhanî zevkler ona kalbi kadar yakýn; insanlarý sevme, herkesi kucaklama, iyilik duygusu ile oturup-kalkma, hayatýný baþkalarýný yaþatmaya baðlama, kötülükleri iyiliklerle savma, sevgiyi sevip ruhundaki düþmanlýk duygusuna karþý her zaman savaþ vaziyetinde bulunma ona kendi ruhunun sesi-soluðu kadar sýcak; hýrs, kin, nefret, þehvet, iftira, yalan, tezvir, riya, komploculuk, çýkarcýlýk, bencillik, korkaklýk, þöhretpereslik.. gibi fena duygular da ona pusu kurmuþ, zayýf anlarýný kollamaktadýrlar. O, iyi vasýf ve olumlu davranýþlarýyla kâinatlarýn efendisi olabilme kývamýnda iken, bazen kötü duygu ve kötü tutkularýn pençesine düþerek bayaðýlardan bayaðý bir tutsak haline gelebilmektedir. Ýþte böyle bir insan zahiren hür görünse de, hakikatta zavallýlardan zavallý bir köledir. Aslýnda Ýnsan, kendi içinde sürdürdüðü savaþta - ki din buna "cihad-ý ekber" diyor -baþarýlý olduðu ölçüde hür ve faziletlidir. Onun, kendi mahiyetindeki potansiyel derinlikleri inkiþaf ettirmesi ve Hak'la münasebete açýk ikinci bir tabiata ulaþmasý, ruhunun derinliklerinde gerçekleþtirdiði bu savaþý kazanmasýna ve baþý-ayaklarý ayný noktada birleþerek halka halini almýþlýk içinde bir tevazu ve mahviyetle bu zaferi duymasýna baðlýdýr.

Âfakîlikten sýyrýlýp kendi içine eðilemeyen, ruhundaki derinliklerin yanýnda, mahiyetindeki çukur ve boþluklarý göremeyen ve her gün kendini yeniden bir kere daha inþa edemeyen iradesizler, hep mesafe almadan bahisler açsalar da iç âlemlerinde sürekli yerlerinde sayar, hattâ kýmýldadýkça biraz daha geriye kayarlar. Ömür boyu, gözlerini kulaklarýný, dillerini-dudaklarýný, ellerini ayaklarýný kendi egolarýnýn esaretinden kurtaramamýþ böyleleri, hep tutsak olarak yaþayýp tutsak olarak ölür giderler de bunun farkýna bile varamazlar. Doðrusu, hayvânî tabiatlarýnýn esiri hâline gelmiþ bu insanlar acýnacak durumdadýrlar. Ýnsanlýðýný koruyup geliþtirmiþ olanlara karþý sevgi ve alâka onlarýn hakký; berikilerine karþý gösterilecek muhabbet ve alâka da onlarý fena duygu ve tutkularýn esaretinden kurtarma þeklinde olmalýdýr. Böyle bir tavýr. ALLAH'ýn mükerrem olarak yarattýðý insana karþý sevgi ve O'ndan ötürü alâka duymanýn ifadesidir... ve insan sevilmek için yaratýlmýþ bir varlýktýr.




Alıntı
sýzýntý
Fark edilmek için çok küçük olduðunu düþünüyorsan, kapalý bir odada bir sivrisinekle uyumayý dene.

Afrika Atasözü

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Ýç Derinlikleriyle Ýnsan
« Yanıtla #1 : 04 Kasım 2011, 22:40:48 »
"Sýzýntý"mý okuyorum Risale-i nur mu okuyorum diye bazen karýþýyorum..
Günlük hayatýný 150 kelimeyle geçiren zamane insaný için oldukça aðýr bir dil..Pek çok tenýdýðým yazýnýn yarýsýna bile gelmeden býrakýr okumayý....ve kaybederler hakikat penceresinden bakmanýn ayrýcalýklý öðretisini..

ALLAH razý olsun M@nço kardeþim iyi dersti..

Çevrimdışı melal

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 202
  • Teþekkür 12
Ýç Derinlikleriyle Ýnsan
« Yanıtla #2 : 04 Kasım 2011, 22:46:46 »

eyvALLAH ki yürekden..kabul oluna

acizane ...düþüncemi sarsan noktam hatta iki nokta üstüste..;Rabbim insaný yaradýþý her bir insanýn özel bir yeri ve manasý var ve bu mana Rabbin katýnda ..bu beni dehþete düþürüyor..Yani Rabbimiz biiz önce murad ettiçve yarattý..murat etmesi......

yaprak bile düþmezken...

o sevdirmezse siz sevemezsiniz ki kalpler de olaný bilen aklý ve kalbi Yaradan!
ah insan ahh!
an ile!
subhanALLAH!
....