• 15 Temmuz 2020, 05:18:54

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Necip Fazýl'ýn Hocasýný Tanýmasý  (Okunma sayısı 661 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı M@nço

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 186
  • Teþekkür 26
  • Hikaye ve Senaryo Yazarý-Radyo Programcýsý
Necip Fazýl'ýn Hocasýný Tanýmasý
« : 11 Kasım 2011, 16:22:04 »
Hocasý Seyyid Abdulhakim Arvasi (Kuddise Sirruh) ile tanýþmasý.
Kimi insanýn, kimi sanatçýnýn yaþamýnda kýrýlma noktalarý vardýr. Yaþadýðý bir olay, karþýlaþtýðý bir kiþi o güne kadar dünyasýnda yer eden kabul ve retlerini deðiþtirir. O andan itibaren farklý, o güne kadar izlediði yönün tersine bir yöne yönelir. Necip Fazýl’da bu sanatçýlardan birisidir.

Yaþam öyküsüne, eserlerine baktýðýmýzda üç belirgin çizgi açýkça görülür: þiir, tasavvuf ve düþünce. Mekteb-i Fünûn-ý Bahriye’nin dördüncü sýnýfýný okumak istemez, ayrýlýr ve 17 yaþlarýnda Daru-l Fünûn’un Felsefe Bölümüne kaydolur. Yine bu yaþlarda Yahya Kemal, Refik Halit, Ahmet Haþim ve diðer ünlü edebiyatçýlarýn yazdýðý Yeni Mecmuada þiirleri yayýnlanmaya baþlar.

Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Hamdi Tanpýnar fakülteden arkadaþlarýdýr. Böyle bir kumaþý dokuyan, ona yepyeni bir ufuk kazandýran kiþi ise Abdülhakim Arvasi Efendi’dir.(kuddise sirruh) Üstadý ile tanýþmadan önce her þey O’nda gizli bir düðümdür, bir bilmecedir, yýkýk ve þaþkýndýr, rüyalarýnda bir cinneti Ýçmekte, ben kimim Sorusunun yanýtýný aramaktadýr. Abdülhakim Arvasi Hazretlerini, Paris dönüþü, Ýstanbul’a dönünce tanýr.

Bu tanýþmayý ruhunun büyük zelzelesi olarak ifade eder. Þu kadar yýllýk kâinat Ona, yeni baþtan ve teker teker gerçekleþtirilmeye muhtaç görünür. Onu tanýdýktan sonra bir hendeðe düþercesine kucaðýna düþer gerçeðin ve geçmiþinde geleceðinde Bilmecesini çözer: Biricik meselesi sonsuza varmaktýr, ALLAH’a kulluk yapabilmek, zorlu nefsini diz çöktürebilmektir. Bu tanýþmadan sonra artýk evreni, insaný, insanýn görevini belirlemiþtir.

Abdülhakim Arvasi Hazretlerini tanýmadan önce çektiði acý ve sýkýntýyý aðrý çeken diþe benzetir. Yaþadýðý buhraný Ýmam-ý Gazali ile karþýlaþtýrýr. Mürþidini bulduktan sonra da bütün dünyasýnýn bir sarsýlýþta yýkýldýðýný? Söyler. Bu yýkýlýþý þöyle dillendirir:
Bana, yakan gözlerle bir kerecik baktýnýz
Ruhuma büyük temel çivisini çaktýnýz

Abdülhakim Arvasi Hazretlerini tanýþmasý, Ýslâma gönül vermesi ve Büyük Doðuyu çýkarmasýyla birlikte Necip Fazýl?ýn hayatýnda ve sanatýnda yepyeni ve çok farklý bir dönem baþlar. Büyük bir fikrî ve ruhî deðiþim yaþayan þâir, Muhasebe adlý þiirinde, kendisindeki bu deðiþimi ne güzel anlatýr:
Ben artýk ne þâirim, ne fýkra muharriri!
Sadece, beyni zonk zonk sýzlayanlardan biri!
Bakmayýn tozduðuma meþhur Bâbýâlide!
Bulmuþum rahatýmý ben de bir tesellide.

Üstün çile, dev gibi gelip çattý birden: Tos!
Sen, cüce sanatkârlýk, sana büsbütün paydos!

Rahminde cemiyetin, ben doðum sancýsýyým!
Mukaddes emanetin dönmez davacýsýyým!
Zamaný kokutanlar mürteci diyor bana;
Yükseldik sanýyorlar, alçaldýkça tabana.''

Mürþidini tanýdýðý an, kendi kendinin tam bir deðiþime uðradýðýný görür: her þeyi o türlü kaybettim ki ALLAH’ý buldum diyecektir. Önüne yepyeni bir dünya açýlmýþtýr ve bu tanýþmadan sonra da aðýr bir borç senedi imzalamýþ olduðunu söyler. Ýmzaladýðý bu borç senedi nefsine diz çöktürebilirse, inancýný dillendirebilirse, haykýrýrsa bu borç ortadan kalkacaktýr. Mürþidinin yanýnda iken yýkanýp, arýndýðýný hisseder. Ama yanýndan ayrýlýr ayrýlmaz da kendisini hep iptilalarýnýn, o eski alýþkanlýlarýnýn içinde bulur.

Mürþidini tanýdýðýnda kendi ifadesiyle 30 yaþlarýnda, Abdülhakim Arvasi Hazretleri ise 74 yaþýndadýr. Zifiri karanlýkta bir gölge gördüm der. Kimsin sen diye sordum. Ýrþat edicinin habercisi dedi. Kendisine bu meçhul kiþi tarafýndan adres verilir: Sýrvermeze git. Tesbihçiler, Kapalý Camii Sokaðýna gir, Yýkýk Çeþmenin karþýsýnda 9 numara.

Bu adrese gider. Mürþidinden ilk öðrendiði dünyanýn anlamý, dünyanýn geçiciliði ve bir hesap kaygýsýdýr. Ýlk sorduðu sorulardan birisi þudur: Dünya, bir çocuðu kandýrmak için bütün insanlarýn birlik olup uydurduðu bir yalan olmasýn? Bütün yeryüzü bu müthiþ yalanýn korkunç nizamýndan ibaret. Tabut içinde gidenler de mahsus kaskatý kesiliyor ve mahsus dudaklarýný kýpýrdatmýyor. Tabut içinde gidenler de diridir Ona göre. Bu sözler kabir hayatýnýn, öte dünya düþüncesinin veciz ifadesidir.

Baþlangýçta kolay teslim olacak bir kiþiliði yoktur. Sorular sorar, hatta mürþidini yönlendirmeye çalýþýr. Mürþidi onu bu konuda þöyle uyarýr: yolu Ýrþat ediciden beklemiyordun da, sen ona yol gösteriyorsun senin, sýrtýnda dilediðin yolu aþmaya mahsus bir merkebe mi ihtiyacýn var, bir rehbere mi diye sorar.

Mürþidinin çok sade, çok açýk, fikri, gözyaþlarýnýn içinden süzülüyormuþ gibi aðlamaklý bir sesle söylediði sözler O?nu can evinden yakaladýðý gibi, ýstýraplarýnýn, kiþisel ve toplumsal sorunlarýnýn nedenini de açýklar: Artýk anlýyoruz: ALLAH dünyamýzdan çekilmiþtir. Bunalýyoruz, bunalýyoruz! Büyük Doðu dergisine kapak olarak þu baþlýðý atacaktýr: ALLAHa itaat etmeyene itaat edilmez

Necip Fazýlýn hiçbir zaman mal biriktirmek gibi, çocuklarýna bað, bahçe býrakmak gibi bir amacý
olmamýþtýr. Para O?nu deðil, O parayý yönlendirir. Baþkalarýnýn aklýnýn alamayacaðý miktarda paralarý bahþiþ olarak verir; paraya esir olmaz, parayý esir alýr. Geride evlat-ý ýyal var diyenleri hoþ görür. Bütün derdi fazladan bir demet soðan, bir þiþe yað ve iki saat istirahattan ibaret bir sýnýfýn ýstýrabýný küçümser. Bunun yerine insandaki büyük ve mücerret idrak ýstýrabýný koymak ister.

Mürþidini tanýdýktan sonra böyle bir dönüþümü yaþayan Necip Fazýl, Ýslam adýna önce çýkan bazý kiþilikleri eleþtirdiði için eleþtiri alýr. O delil, kaynak, kanýt gösterme gereksinimi duyan bir kiþiliðe sahip deðildir. Öðrenir, yargýsýný ortaya koyar. Bir olay, bir kiþi hakkýnda yargýsýný ortaya koyarken de olduðu gibi ortaya koymaz: Onun amacý yanlýþ bildiði düþüncelerden, akýmlardan gençliði korumaktýr; acelesi vardýr; bir ömre sýðdýrmak istediði çok þey vardýr. Yargýsýný yerine göre trajik, yerine göre dramatik bir þekilde dile getirir; kýzdýðý, sevmediði kiþiyi de gülünçleþtirir. Bir abartýdan söz edilebilir belki ama amacý yanlýþ gördüðü düþüncelere dikkat çekmektir.

Necip Fazýl için tasavvuf, þeriatýn öngördüðü hiçbir noktada ondan ayrýlmaksýzýn devam eden bir yoldur.
Bu noktadan itibaren Ehl-i Sünnet itikatýnýn en keskin savunucusudur. Yetmiþli yýllarda bize Kuran yeter diyenleri þöyle eleþtirir: Resulünden deðil ALLAHtan emir kabul ederiz diye ayla sudaki aksini birbirinden ayýrmaya yeltenci, bu sefil ve topyekûn gönül verimlerinden mahrum çeþitli mecnunlar, saf ve som sünnet ve cemaat ehli itikadýna baðlý þanlý yürüyüþün ayaklarý altýnda ezilmedikçe hiçbir baþarý elde edilemez.

Ona göre bu tür insanlar, yangýn yeri arasýnda seksek oynayan baþýboþ çocuklardýr, derinlik budundan yoksundurlar. Bunlar kafalarýyla iman etmek isteyen inatçý horoz taslaklarýdýr.


Onur ERCAN
Fark edilmek için çok küçük olduðunu düþünüyorsan, kapalý bir odada bir sivrisinekle uyumayý dene.

Afrika Atasözü

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Necip Fazýl'ýn Hocasýný Tanýmasý
« Yanıtla #1 : 11 Kasım 2011, 22:51:13 »
mekâný cennet olsun üstadýmýn, Rabbim onun vasýtasýyla binlerce Anadolu gencinin imanýnýn kurtuluþunu nasip buyurdu.
o þiirleri ve yazýlarýyla, duruþu ve rüzgarýyla bu ülkenin ufkunu aydýnlatan ve aydýnlýk bir nesil yetiþtiren güneþ oldu hep.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!