• 25 Şubat 2020, 12:22:28

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Tarih Yazýmýnda Farklý Bir Bakýþ  (Okunma sayısı 419 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ümit

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 213
  • Teþekkür 13
  • Ümid etmek bizim neyimize, tek umut ALLAH iken...
Tarih Yazýmýnda Farklý Bir Bakýþ
« : 25 Aralık 2011, 20:19:58 »
Tarih Yazýmýnda Farklý Bir Bakýþ

Ortaçað Ýslâm devletlerinde pek çok hükümdar kendi dönemlerinde yaþanan hâdiseleri dönemin tarihçilerine kaydettirmiþlerdir. Bu þekilde ortaya çýkan eserlere kronik veya Osmanlý tarihindeki isimlendirme ile vekayinâme adý verilmiþtir.

Osmanlý Devleti'nden bize ulaþan ilk vekayinâmetarihçi Ahmedî'nin Dâstân-ý Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osman adlý eseridir. 1400'lü yýllarda yazýlmýþtýr. Bunun yaný sýra doðrudan Osmanlý tarihini konu alan ilk kronik Âþýk Paþazâde Tarihi'dir. Onun Orhan Gazi'nin imamý Yahþi Fakih'e ait olduðunu söylediði ve büyük alýntýlar yaptýðý Menâkýb-ý Âl-i Osman isimli eseri ise günümüze ulaþamamýþtýr.

Fatih Sultan Mehmed zamanýnda özellikle Ýstanbul'un fethinden sonra Osmanlý tarih yazýcýlýðýnda canlanma olmuþ ilk müstakil dünya tarihi ile pek çok vekayinâme ve monografi yazma gayretleri bu dönemde artmýþtýr.1 Bundan sonra da Osmanlý tarih yazýcýlýðý hýz kesmeden devam etmiþtir. Nitekim bu çeþit eserler o kadar fazladýr kiünlü Alman Türkolog Franz Babinger hemen hemen beþ yüz yýllýk bir zaman içinde beþ yüz tanedir dedikten sonra sadece bu yönden dahi Türklerin kültürsüz olduklarý yolundaki eski masalý devam ettirmeye imkân yoktur tespitini isabetle kaydetmiþtir.2

Ortaçað Ýslâm devletleri ile Osmanlýlara ait tarihî eserlerde metinler arasýna ele alýnan konuyla ilgili âyet-i kerîme hadîs-i þerîf veya yazara yahut baþka þairlere ait þiirler güzel sözler koymak yaygýn bir âdetti. Hattâ eserler nazým tarzýnda kaleme alýnýrdý. Bu sayede tarih anlatýmý monotonluk ve sýkýcýlýktan kurtarýlmaya çalýþýlýrdý. Osmanlý tarih yazarlarýokuyucuya mesajlar vermeye çalýþýrlar ve geçmiþten ibret alýnmasýný temin ederlerdi. Osmanlý kroniklerinde de bu uygulamaya rastlanýr. Bu eserlerde dikkati çeken en önemli husus Osmanlý tarih yazarlarýnýn Devlet-i Âliye'nin fetihlerini dâima Ýlâhî inayete Rabb'e teveccühe baðlamalarýdýr. Nitekim bu konuda Osmanlý tarih yazýcýlýðýnda sayýsýz misâl vardýr. Sözgelimi yazdýðý tarihinde Âþýk Paþazâde:

"Bu Âl-i Osman'ýn fethi hesapsýzdýr
Ki Hak bunlara etmiþtir inayet."
derken ilk mýsrada Osmanlý hanedanýnýn fethinin sayýsýz olduðunu söyledikten hemen sonra bu fetihlerin ALLAH'ýn inayeti ile olduðunu vurgulamýþtýr. Yine Âþýk Paþazâde;

"Zulmet-i küfrü hep bozar Osmanlý
Hak Tealâ etti bunlarý ihsanlý"
beytinde ilk mýsrada Osmanlýlarýn küfürle mücadele ettiðini ve onlarýn oyunlarýný bozduðunu söyler. Ardýndan da bu baþarýlarýn ALLAH'ýn bir ihsaný olduðunu vurgular. Bu örneklerden baþka

"Murad Han kim Selanik'i aldý n'etti
Mora'ya Üngürüs'e niyet etti.
Paþalara buyurdu durmayýnýz hiç
Hakk'ýn fazlý veliler himmet etti."
dörtlüðünde yapýlan fetihlerin ALLAH'ýn izni ve erenlerin yardýmý sayesinde gerçekleþtiðini belirtir.

Osmanlý ile anlaþmazlýk içinde olan Karaman*oðullarýnýn durumu anlatýlýrken onlarýn dünyevî kibir ve gururla hareket ettikleri bu yüzden de ALLAH'ýn kahrýna maruz kaldýklarý anlatýlýr:

"Tekebbürdür hem fuzuldür Karaman
Anýnçün kahreder onu Kahhar."

Ayný þekilde tarihçimiz Âþýk Paþazâde 1448 yýlýndaki 2. Kosova Zaferi sonrasý söylediði;
"Ne tuttu Hak ona nusret vermiþtir
Muinidir onun bil Gani Gaffar"

beytinde kazanýlan zaferin Hakk'ýn yardýmýyla gerçekleþtiðini anlatýr. Ayrýca ALLAH'ýn Hak yolunda koþturan padiþahýn yardýmcýsý olduðunu vurgular.

Ýstanbul ve Mora gibi fetihlerinden sonra;
"Mehmed Han'a kim Hak muin oldu
Gaziler cümlesi bil mün'im oldu."3

diyerek Sultan Fatih'e ve onun gazilerine Hakk'ýn yardým ettiðini ve bu sayede onlarýn zafer kazandýðýný belirtir. Açýkça görüldüðü gibi Âþýk Paþazâde eserinde Osmanlýlarýn baþarýlarýný ve cihan hâkimiyetiniALLAH'ýn lütfuna ihsanýna ve yardýmýna baðlamýþtýr.

Âþýk Paþazâde'den sonraki Osmanlý tarihçilerinin deeserlerini ayný his ve düþüncelerle kaleme aldýklarýný ve nimeti Hak'tan bildiklerini görüyoruz. Onlardan biri de Mehmed Neþrî'dir. O
"Lîken oldý yir yüzi gözine teng
Bu penah itdi ki ona oldýr Samed (cc)
Kamu ana leþker ü hem yâr idi.
Anun iyle bileyidi anda temâm
Germ yüridi idem diyu bir âd
Feth virdi ana tevekküliyçün Samed (cc)"4
mýsralarýnda Sultan 1. Murad'ýn zor günlerinde Samed olan ALLAH'ýn (celle celâlühü) ona dayanak olduðunu ve tevekkülünden dolayý sultana Ýlâhî yardýmýn yetiþtiðini ifade eder.

Fatih Sultan Mehmed dönemi vakanüvislerinden biri olan Tursun Bey de kaleme aldýðý satýrlarda devlete ait icraatlarda Kur'ân'ý Kerîm'e ait olan hükümlere büyük bir önem verildiðini belirtir. Nitekim Sultan Fatih döneminde Karamanoðlu Ýbrahim Bey'in affedilmesine dâir hadiseleri (1451) anlattýðý yerlerde Hicr Sûresi 85 ve 88. ayetlerde geçen "Þimdilik onlara güzel muamele et." ve "Mü'minlere alçak gönüllü ol." hükümleri gereðince ona müsamaha ile muamele edildiðini dile getirir.5

Osmanlý tarihçilerinin kazanýlan zaferleri Ýlâhî inayet ve Rabb'e teveccühe baðlamalarýnýn yaný sýrayenilgiler sonrasýnda eksiklikler ve ihmaller üzerine tespitlerde bulunmalarý onlarýn samimiyetlerini gösterdiði gibi gerektiðinde usul ve adabýnca sultanlarý uyarabildiklerini de gösterir. Nitekim tarihçi Müneccimbaþý Ahmed 1402 yýlýndaki Ankara Savaþý'nda Yýldýrým Bayezid'in Emir Timur'a yenilmesine sebep olarak ecdâd-ý kiramýn yolundan ayrýlmasýný önceki Osmanlý padiþahlarýnýn aksine acele ve öfke ile hareket etmesini kötü kimselerin sözlerini dinlemesini mal ve askerinin çokluðu ile övünmesini gösterir.6 Bu sözleriyle Müneccimbaþý Ahmed mal ve askeri ile övünmenin nimeti Hak'tan bilme anlayýþýna aykýrý olduðunu ve yaþanan zevalin de bundan kaynaklandýðýný apaçýk ifade etmektedir.

Açýkça görülmektedir ki ecdadýmýzýn bizlere býraktýðý þanlý tarih; kuru bir toprak sevdasý ve cihad düþüncesinden uzak kahramanlýk gösterileri ile yapýlmamýþ ve yazýlmamýþtýr. Onlar attýklarý adýmlarda samimi olduklarý gibi kazandýklarý zaferler sonrasýnda da geri plânda durmasýný bilmiþlerdir. Böylece onlar hizmette önde ücrette geri durarakgelecek nesillere güzel bir örnek oluþturmuþlardýr. Ayný çizgide yürüyen günümüzün hizmet erleri ve onlarýn tarihini yazanlar da inþALLAH þanlý mazimizden gelen bu kutlu anlayýþý devam ettirirler. Yaptýklarý ve baþardýklarý büyük iþlerden sonra ben deðil biz deðil O (celle celâlühü) diyerek her þeyi ALLAH'ýn lütfuinayeti ve ihsanýna baðlarlar. Ve kendilerini insanlardan bir insan düz bir insan olarak görme bahtiyarlýðýna ererler.

Dipnotlar
1. Abdulkadir Özcan "Fatih Devri Tarih Yazýcýlýðý Ve Literatürü" Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi S. 14 2003/1 s. 55–62.
2. Franz Babinger Osmanlý Tarih Yazarlarý ve Eserleri çev. Coþkun Özok Ankara 1992 s. XI-XII.
3. Âþýk Paþazâde Tevârîh-i Âl-i Osman haz. Kemal Yavuz-M. A. Yekta Saraç Ýstanbul 2007 muhtelif sayfalar.
4. Mehmet Neþrî Kitâb-ý Cihan-nümâ yay. Faik R. Unat-Mehmed A. Köymen Ankara 1995 s. 229.
5. Tursun Bey Tarih-i Ebu'l-Feth yay. Ahmet Tezbaþar basým yeri yýlý yok s. 38 151.
6. Müneccimbaþý Ahmet Dede Müneccimbaþý Tarihiçev. Ýsmail Erünsal c.I basým yeri yýlý yok s. 145

Tarih Yazýmýnda Farklý Bir Bakýþ
Kürþat SOLAK
ALLAH var, problem yok!!


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?