• 29 Mayıs 2020, 07:46:26

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: ÇOCUKLARIMIZIN ÝFFETÝ  (Okunma sayısı 718 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ebu musab

  • Ziyaretçi
ÇOCUKLARIMIZIN ÝFFETÝ
« : 02 Ocak 2012, 00:25:58 »
    ------ ÇOCUKLARIMIZIN ÝFFETÝ ---------

    Milli Gazete - 27.12.2011



    YAÞADIÐIMIZ çaðýn en çeliþkili hatta gülünç yönlerinden biri, iffetsizliðin her türlü desteði gördüðü bir ortamýn oluþturulmuþ olmasýna raðmen insanlardan ahlâka sadýk kalmalarýnýn beklenmesidir. Fuhþa açýlan bütün yollarý hürriyet adý altýnda himayesine almýþ kanunlarýn sarkýntýlýðý, mesela çocuklara tacizi suç saymasý nasýl bir mantýkla izah edilmektedir, bunu anlamak zordur. Bu durumu olsa olsa 'taþlarýn baðlanýp köpeklerin salýnmasý' ile izah edebiliriz. Çocuklara karþý iþlenen taciz suçlarýnýn artarak çoðalýyor olmasý, idareci konumunda olanlarý endiþelendiriyor denmektedir. Bu nasýl endiþedir ki, bütün tedbirler, çocuklara karþý iþlenebilecek hatalardan sonrasýna yönelik alýnmaktadýr. Hata iþlenmesine karþý neredeyse hiçbir tedbir yoktur. Hata iþlenmesine karþý alýnabilecek hangi tedbir varsa, çaðýn boyalý silahý hürriyete takýlmakta ve engellenmektedir.

    Yaþadýðýmýz çaðýn en çirkin yüzlerinde biri bu olsa gerektir. Ýyiliðe ve güzelliðe karþý kör-saðýr, kötülüklere karþý ise bütün gücüyle destek... Alkolden diðer menhiyata kadar ne varsa tamamýnda bu çeliþkili yüzü görmek mümkündür. Buna raðmen de kendini reklam edebilmektedir. ALLAH'ýn Þeriat'ýný tanýmamýz ve kýymetini bilmemize yardýmcý olmasý açýsýndan iyi bir ders aracýdýr izlediðimiz bu gülünç tiyatro.

    Kötülüðün ve fitnenin yaygýnlaþtýðý böyle bir zamanda Müslüman olarak kendimizi korumamýz, ayný zamanda sorumluluk alanýmýzda bulunan çocuklarýmýzý da korumamýzý gerektirmektedir. Bu koruma bandýmýz, fesadýn bizim veya çocuklarýmýzýn üzerinde izlenemiyor olmasý bizi rahatlatamaz. Fesat þu anda yoksa da olmayacaðý garantili deðildir.

    Bir baþka açýdan bakýldýðýnda da anne babalar olarak hiç unutmamamýz gereken ve çalýþma takvimimizin en belirgin çizgilerini oluþturmasý gereken bir husus daha vardýr, o da þudur: Þu anda temiz ve sorunsuz duran çocuðumuz, bünyesinde temiz olmanýn dýþýndaki alternatifleri de barýndýrmaktadýr. Her insanda kötü olarak bilinenleri taklit etme kapasitesi mevcuttur. Yeterli himaye ve uygun tedbirler alýnmasý durumunda insan iyilik tarafýnda kalabilir. Esasen bir çocuk, sonradan kötülüðe ait aþýyý bünyesine almýyor; bünyede iyilik ve kötülüðe cevap verebilecek yapý mevcuttur. Anne babanýn vazifesi iyilik yönünün ortaya çýkmasý, kötülüðün uygun zemin bulamamasý için çalýþmaktýr. Dýþarýdan en küçük müdahale ve yönlendirme, bizim tertemiz olarak görebildiðimiz çocuðun, bizim asla tahmin edemeyeceðimiz çirkin bir yüzünü ortaya çýkarabilmektedir. Bu da çocuklarýmýzýn kötülükle sýfýr baðlantýda bulunmalarýný mecbur kýlmaktadýr.

    Umulmadýk taþ

    Baþýmýzý yaran taþýn ummadýðýmýz taþ olacaðýný bilmemiz gerekiyor. Çocuklarýmýz üzerinde kötü emellerin sahibini þeytan olarak biliriz. Nerede bir kötülük varsa o kötülüðün sahibi þeytandýr muhakkak. Doðrudur da bu tespit. Ancak þeytanýn mesela çocuðumuz üzerindeki kötü emellerini tahakkuk ettirmede kullanacaðý aracýsýnýn kim olacaðýný, hangi yolu deneyeceðini bilmemiz ya da tahmin etmemiz gerekmektedir. Çocuklarýmýzýn iffetine zarar gelmesinden en çok endiþe ettiðimiz alan ya da þahsiyetler genelde 'balici/madde tutkunu' olarak bilinen ve okul önlerinde gezinen gençler olur. Ayný tehlikeyi, evimizin içinde bir akraba çocuðundan asla beklemeyiz. Adeta akrabalýðý sýnýrsýz bir güven unsuru olarak görebiliyoruz.

    Erkek kýz karma eðitim veren bir kurumda doðal olarak kýz çocuðunun risk altýnda olacaðýný düþünürüz. Bu düþüncemizde de haklýyýzdýr; ancak tek cinsin kaldýðý bir kurumda, sadece erkeklerin veya sadece kýzlarýn barýndýðý bir yurtta sorunsuzluk garantisi hissediyor olabiliriz.

    Delikanlýdan adýna 'taciz' denen bir saldýrý umarýz ama çocuk veya ihtiyarý güvenli görebiliriz. Bu da baþýmýza yaran taþ olur.

    Yaþadýðýmýz fitne çaðýnýn baþýmýza musallat ettiði onca musibete raðmen hâlâ Þeriat'ýmýzýn getirdiði hassasiyetleri sert, arkadaþlar arasýnda gündeme getirilemez þeyler olarak görebiliyoruz ya, iþte asýl sýkýntý burada önümüze çýkýyor.

    Kabul etmeye mecburuz:

    Ýffetin ihtiva ettiði anlam, yani kiþinin namus ve ahlâkýný kendisinde gösteren durumu erkek ve kadýn için farklý deðildir. Çocuklarýmýz açýsýndan bakýldýðýnda sorun sadece kýz çocuklarýnýn iffetini korumak þeklinde anlaþýlamaz. Böyle bir anlayýþ kesinlikle hatalýdýr. Erkek çocuklarýn da en ince ayrýntýlara kadar korunmalarý þarttýr. Konuyu sadece kýz çocuklarýný alakadar eden 'bekâret' mantýðýyla ele almamýz kýsýr bir anlayýþtan kaynaklanmaktadýr. Ýffet, bekâretten ibaret deðildir. Bekâret kadar hayânýn da yýrtýlýp yýrtýlmadýðýna dikkat etmemiz, imanla ilgili idrakimizin gereðidir. Çocuklarýmýzýn sorumluluðunu taþýmamýzýn, anne baba, mürebbi olmamýzýn en basit yorumu budur.

    Zamanýmýzýn, cinsel sorunlar açýsýndan insanlýðýn bu güne kadar yaþadýðý en aðýr ve en zor zaman olduðunu kabul etmeliyiz. 1836'da vefat eden meþhur fakih Ýbni Âbidîn, kendi zamanýndaki çocuklarý kastederek, 'Bu zamanýn çocuklarý kötülüðü büyüklerden fazla bilmektedirler!' diyor. Ýbni Âbidîn'in zamaný ve mekâný ile bizim zaman ve mekânýmýz kýyas edildiðinde onun sözünden bizim nasýl bir ders çýkarmamýz gerektiði gayet iyi anlaþýlacaktýr.

    Çocuklarýn ahlâk ve iffet eðitimi kesinlikle alfabe eðitimi gibi anlaþýlmalýdýr. Zamanlama açýsýndan ve kademelendirme açýsýndan bu eðitim bir alfabe eðitimini andýrmalýdýr. Ýffet bir günde aþýlanamaz; alfabenin harf harf öðretildiði gibi iffet de adým adým hazmettirilerek öðretilebilir. Ýffet eðitimi, kýz veya erkekte buluð çaðýna yakýn günlere ertelenirse iþ tehlikeye itilmiþtir. Kesinlikle iffet ve ahlâk ilk yýllardan itibaren dilim dilim verilmelidir. Eðer tesettür, iffet ve ahlâkýn bir parçasý ise, çocuðun yaþý ile baðlantýlý olarak ilk yýldan itibaren uygulanýrsa ileriki yýllar için iþ kolaylaþtýrýlmýþ olur. Bu anlamda mesela beþ yaþýnda bir kýz çocuðunun açýk bacakla dolaþtýrýlmasý 'iffet eðitimi' açýsýndan bir cinayettir.

    Ýffet ve ahlâk, sözde, giyim kuþamda, davranýþlarda aranýr olmalýdýr. Konuþurken iffetli konuþan, giyinirken öyle giyinen, yürürken iffetin gereði gibi yürüyen çocuk yetiþtirmeye mecburuz. Baþý örtülü, aklý baþka þeylere açýk, çeliþki muammasý içinde bocalayan çocuklar sorunlu çocuklardýr. Kiminle oturulup kalkýlabileceðini bilen ve tatbik eden çocuklar yetiþtirmeliyiz. En yakýn akrabalara karþý bile mahremiyetin sýnýrlarýný koruyabilen çocuklar bizim çocuklarýmýz olmalýdýr.

    Sekiz yaþlarýndan sonraki zamanlarda iki çocuðun baþ baþa kalmasýnýn çocuðun iffetine dair meseleler açýsýndan doðru olmayacaðýný bilmeliyiz. En az üç çocuk olmalýdýrlar. Ýki çocuðun kapalý bir mekânda baþ baþa kalmasý hâlinde üçüncü çocuðun yerindeki þeytandýr. Yalnýz bu 'iki çocuk', biri kýz biri erkek olduðu zaman da böyledir, ikisi de erkek veya ikisi de kýz olduðu zaman da böyledir. Çocuklar arasýndaki ifsat edilicilikte cinsiyet farký kadar ayný cinsten olmanýn da oluþturduðu sorunlarý göz ardý edemeyiz.

    Ýletiþim ve eðitim araçlarýnýn çocuklar açýsýndan ne denli zarar oluþturduðunu herkes bilmekte ama kimse ne yapabileceðine dair hiçbir þey bilmemektedir. Bütün Müslüman ailelerin eli kolu baðlý durumdadýr adeta. Bir ailenin teknoloji ile savaþmasý mümkün olmayabilir, öyledir de. Ama aile, telefon ve kameranýn ayný cihazda bulunmasýnýn, çocuðun elindeki bir telefonun nelere sebep olabileceðini de kavrayabilir olmalýdýr. Konuyu sadece, telefonun çocuðun derslerine engel olmasý þeklinde anlamak, yetersiz bir bakýþý temsil eder. Bilgisayara da, filme de bu gözle bakýlmalýdýr. Çocuk oyunlarýnýn nihaî özeti de budur. Kökten bir savaþa imkânýmýz yoktur. Yapabileceklerimiz ve izleyebileceklerimiz vardýr, onlarý yapmalý ve izlemeliyiz.

    Aile içinde mahremiyetin kollanmamasý ciddi bir sýkýntýdýr. Bir çocuðun mesela teyzelerinde, ablalarýnda veya evde, rahat tavýrlar içindeki baþka bir kiþi yüzünden erkeði veya kýzý kýþkýrtan pozisyonlara muttali olmasýný biz, 'Bu teyzesidir, ablasýdýr; bunda ne sakýnca var?' mantýðýyla savunabiliriz. Zahiren doðru bir savunmadýr bu. Doðru olan ve nasýl cevaplandýrýlacaðý bilinemeyen bir doðru daha vardýr. O da þudur: Bu çocuktaki gömülü þehvetin hareketlenmesinin nedeni, bizim için mübah addedilecek bir zeminde baþlamýþtýr ama çocuk, dýþarýda veya sapýk bir þekille evin içinde hareketlendirilen þehvetini tatmin yolunu denemiþtir. Burada sorumluluðu ve sorunu biz, evin dýþýnda çocuðun beraber cürüm iþlerken yakalandýðý yabancý bir kýzda/erkekte ararken, o çocuðun fitilinin, niþan hazýrlýklarý yapýlýrken gözünün önünde hiçbir sansür olmadan çarþaf çarþaf sergilenen, evdeki sakýncasýz sanýlan sahnelerde tutuþtuðunu nasýl görmezden gelebiliriz? Sadece kendimizi aldatýrýz bu durumda. Bu anlamda bacaklara yapýþýk pantolonla evde bulunan bir ablanýn oluþturduðu vahameti zikretmek bile insanlarýn ayýplayacaðý bir durumdur ama gerçek baþkasý deðil, budur. Þeriat'ýmýzýn bu hususta aþýrý bulunmasý þeytandan baþka kimin ekmeðine yað sürer?

    Çocuklarýmýzýn iffet zedelenmelerinin nokta nokta oluþabileceðini hesap etmeliyiz. Eve giren bir poþetteki resim bile bizim için sökülmenin, bardaðý taþýran ya da dolmaya baþlamayý saðlayan noktasý olabilir. Ne bir tek sahneyi ne de tek bir sözü basite alamayýz.

    Bu Ümmet, Peygamber aleyhisselamý iman ettiði biri olarak dinlemedikçe felah bulamaz. Onun hiçbir sözü, atasözü niteliðinde deðildir. Ona iman ettiðimiz gibi, sahih ve sarih sözlerine de iman noktasýndan bakmaya mecburuz. O bize, kendisinden sonra erkekler açýsýndan kadýnlar kadar büyük bir risk býrakmadýðýný bildirerek gitmiþtir. Bütün Müslümanlar, kendilerini ALLAH'ýn huzurundaki hesaba hazýrlarken de nesiller yetiþtirirken de 'en büyük riski' göz ardý etmemelidirler. ALLAH'ýn Nebi'si, en büyük risk olarak bir þeyi görürken biz mesela diplomasýzlýðý, iþsizliði en büyük risk olarak görüyorsak, onunla bakýþ tarzýmýz arasýnda fark var demektir ki, bu fark kesinlikle bizim aleyhimize bir farktýr. Çalýþma ve koruma planlarýmýz bu mantýk üzerine kurulu olmalýdýr.

    Kadýnýn en büyük risk olmasý, en kötü olmasý demek deðildir. Onun risk oluþu, deðerli oluþundadýr. Böyle bir gerçek bizi, kadýn ve avret konusunun hassasiyetine çekmelidir. Kadýnýn avreti, kendisi ve Müslüman toplum açýsýndan ihtimam gösterilecek en hassas husus olmalýdýr. ALLAH Teâlâ kadýnlarý, erkeklerin kendilerine muhtaç olacaðý þekilde yaratýrken bir yandan kadýnlarý, diðer yandan da erkekleri imtihan etmeyi murat etmiþtir. Erkek ve kadýnýn ana gayesi bu imtihaný kazanma mantýðý üzerine kurulu olmalýdýr. Ýnsanlarýn ne diyeceðini önemsemeye ayýracak yerimiz asla yoktur. Bütün zamanlarda ve mekânlarda, iffetin en güçlü bekçisi evliliktir. Evlilik geciktikçe veya kurulduðunda baþarýsýz kaldýkça risk devam etmektedir. Çocuklarýmýzýn evliliklerini, onlardan daha deðerli olmayan nedenlerle geciktiremeyiz. Ýþ, aþ gibi orta çaðda bile sorun olmayan þeylerin bu çaðda evliliði geciktirecek sorunlar olarak görülmesi gülünçtür. ALLAH'tan korkulmalý ve anne babalar olarak gençlerin iffetleri zedelenmeden iyi bir evlilik yapmalarý saðlanmalýdýr. Birikimi ne olursa olsun hiçbir genç, üniversitelerin mevcut ortamýnda iffeti açýsýndan güvende deðildir. Bunu idrak edemeyen anne ve babalarý afetler kapýda beklemektedir.

    Buluð çaðý öncesinde gençlerin girdiði stresli dönemi anlayýþla karþýlamak, ebeveynin ebeveynlik borcudur. O dönemlerinde çocuklara bebeklik dönemlerindeki hassasiyetle eðilmek, sabýrla muamele etmek gerekir, bu lüks deðildir.

    Çocuklarýn akýllarýný kimse küçümsemesin. Ýki yaþýndan itibaren hiçbir çocuk, 'ne anlayacak?' biri deðildir. Çocuklarýn gördükleri ahlâkî olmayan görüntüler, duyduklarý müstehcen sözler, onlarýn beyninde alfabe harfleri gibi kazýlmaktadýr. Annelerin veya babalarýn, çocuklarýn cinsel organlarý ile oynayýp onlarý güldürmeleri bu açýdan sakýncalýdýr.

    Kimse kendi baþýna kalmaya yeltenmesin. Bu yol pek çetindir, yorucudur. Cemaat olmanýn gereði olarak birbirimize destek olmalýyýz. Bu destek olmanýn gereði olan oluþumlara katýlmalý yoksa biz oluþturmalýyýz. Bir çocuk için bir ülke çalýþmalýdýr ki, bir çocuk bir ülke kursun. Bir de duasýz çýkýlýr yollar deðildir bu yollar. Bu da iyi bilinsin.

    Nureddin Yýldýz



There are no comments for this topic. Do you want to be the first?