• 12 Temmuz 2020, 21:24:51

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Sadaka’ya Dair  (Okunma sayısı 444 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı BeSney

  • YöNeTiCi
  • MüDaViM
  • *****
  • İleti: 853
  • Teþekkür 35
  • Yek nefes;dü þükres
Sadaka’ya Dair
« : 23 Mayıs 2012, 18:15:25 »
Sadaka, talihsiz kavramlardan biri… Diðer birçok kavram gibi… Zaman, yalnýzca içini boþaltmakla kalmamýþ sadaka kavramýnýn, kaldýrýp sökmüþ temelinden, izbe bir köþeye konduruvermiþ. Ýslam’ýn ana deðerlerinden biri iken, þimdilerde tenezzül buyurularak verilen, bir hakarete katlanmak gibi kabullenilen bozuk paradan ibaret oluvermiþ. Sadaka bu deðildi aslýnda. Sadaka müminin her iþinde, her adýmýnda Rýza-yý Bari’ye ulaþtýran bir köprü gibiydi. Sadaka müminin hayatý idi.
 
Her iyilik sadakadýr
 
Resulullah (A.S.) Efendimizin emsalsiz ifadeleriyle:
 
“Her türlü hayýr sadakadýr. Din kardeþine göstereceðin güler yüz bir sadakadýr. Kendi kovandaki suyu kardeþinin kovasýna boþaltarak onun iþini görmen de bir sadakadýr.” (Buharî, Müslim)
 
“Ýnsanýn her gün bütün âzâlarý için bir sadaka vermesi gerekir.
 
Ýki kiþinin arasýný düzeltmek bir sadakadýr.
 
Hayvanýna binene veya yük yükleyene yardým edip yükünü kaldýrmak bir sadakadýr.
 
Yoldaki eziyet veren bir þeyi kaldýrýp atmak sadakadýr.” (Buharî, Müslim)
 
“Güzel söz bir sadakadýr.
 
Mescide giderken namaz için atýlan her adým bir sadakadýr.
 
Yolunu kaybedene gideceði yeri tarif etmen,
 
Gözü görmeyene yardýmcý olman,
 
Yoldan geçenlere zarar verecek taþý, dikeni, kemiði (vb.) atman bir sadakadýr.” (Tîrmizi, Ahmed b. Hanbel)
 
“Bir adam yolda giderken bir diken dalýna rastladý. Kimseye eziyet vermemesi için onu kenara attý. Bu iþi ALLAH’ýn çok hoþuna gitti ve onu affetti.” (Buharî, Tirmizî)
 
“Ýmandan baþka hiç bir hayýrlý ameli olmayan bir adam, yoldaki bir diken dalýný kaldýrdý. Bunu, yola sarkmýþ bir diken dalýný kesip atarak ya da yola düþmüþ bir diken dalýný kaldýrarak yaptý. ALLAH Teâlâ onun bu yaptýðýndan hoþnut oldu ve cennetine koydu.” (Ebû Davud)
 
“Hangi Müslüman elbisesi olmayan birini giydirirse, ALLAH’da ona cennetin yeþil elbiselerinden giydirir. Kim karný aç olan birini doyurursa, ALLAH ona cennetin meyvelerinden ikram eder.
 
Kim susuz birine su ikram ederse, ALLAH ona cennetin misk kokulu içeceðinden içirir.” (Ebu Davud, Tirmizî)
 
Efendimiz (A.S.), “her müslümanýn sadaka vermesi vaciptir” buyurdular.
 
Ashap, “sadaka verecek bir þey bulamazsa ne yapar?” diye sordular.
 
“Çalýþýp kazanýr; hem kendisi faydalanýr, hem de baþkasýna sadaka verir.”
 
“Çalýþamazsa ne yapar?”
 
“Muhtaç olana bedenî gücüyle yardým eder.”
 
“Yardýma gücü yetmezse ne yapar?”
 
“Ýyiliði emreder.”
 
“Ona da gücü yetmezse?”
 
“Kimseye kötülük etmesin, bu da kendisi için bir sadakadýr.” (Buharî, Müslim)
 
Görülüyor ki, ALLAH’ýn af ve maðfireti kulda küçük bir vesile arýyor. Ve anlaþýlýyor ki, o vesileyi bulduðunda rahmet kapýlarýný açýveriyor. Bu nedenle bu amellerden hiç birini küçümsememek gerekiyor.
 
Gücümüz neye ve hangisine yetiyorsa ona talib olmalý, amelin küçüklüðüne deðil, onu kim için yaptýðýmýza bakmalýyýz. ALLAH rýzasý için yapýlan hiç bir amel küçük ve basit deðildir. ALLAH Teâlâ, rýzasýný taatlarý içinde saklamýþtýr. Bazen insanlar tarafýndan hiç ehemmiyet verilmeyen bir amel, ALLAH katýnda insanýn affýna vesile olabilir. Ýman dairesine giren herkesin ALLAH için yaptýðý küçük-büyük her hayýr, Yüce Rabbimiz tarafýndan deðerlendirilecek ve karþýlýðýnda vaad ettiði rahmet verilecektir. Ýnsan, nefsi adýna günahkar da olsa, Rabbi için hayýr yapmaktan geri durmamalýdýr. Arifler, hayrýn da þerrin de küçüðü olmaz demiþlerdir.
 
Aileye yapýlan harcamalar
 
Bir harcamanýn sadaka sevabý getirmesi için, malýn helal olmasý, niyetin ALLAH rýzasý için kurulmasý ve fiilin dinin edebine uygun yapýlmasý þarttýr. Bu þartlar gözetildiði zaman, insanýn evinde çoluk çocuðuna yaptýðý bütün masraflar kendisine sevap getirir. Rasûlullah (A.S.) Efendimiz buyurmuþtur ki:
 
“ALLAH rýzasýnýn gözeterek yaptýðýn her harcamaya karþý sevap alýrsýn. Hatta hanýmýnýn aðzýna koyduðun lokmadan bile.” (Buharî)
 
“Hiç þüphesiz bir müslümanýn karþýlýðýný ALLAH Teâlâ’dan bekleyerek (ve ilâhî bir emir olduðunu düþünerek) ailesine yaptýðý her harcama bir sadakadýr.” (Buharî)
 
“Ýnsanýn harcadýðý dinarlarýn (malýn) en hayýrlýsý, ailesine harcadýðý, ALLAH yolunda hayvanýna harcadýðý ve ALLAH yolunda beraber olduðu arkadaþlarýna harcadýðý dinardýr.” (Buharî, Müslim)
 
Ve…
 
Hz Peygamber (A.S.) buyurdu ki:
 
“Þüphesiz sizin hanýmlarýnýz ile beraber olmanýz da bir sadakadýr.” Ashap: “Ya RasûlALLAH! Bizden birisinin þehvetini teskin için hanýmýna yaklaþmasý sadaka mý oluyor?” diye sordular. Efendimiz (A.S.):
 
“Sizden birisi þehvetini haram yoldan teskin etseydi, bu onun için bir günah olmaz mýydý? Ayný þe-kilde bu ihtiyacýný helal dairede giderdiði (ve harama düþmediði) için kendisine bir sevap verilir.” buyurdu. (Müslim, Ebu Davud )
 
Yoruma ihtiyaç var mý?
 
Temizlik ve nezâket: Maddede mânâda…
 
ALLAH Teâlâ’ya en yakýn kullar, O’nun mahlûkâtýna da o nisbette yakýn ve þefkatli olurlar.
 
Ýlâhi rahmetten nasibi çok olanlar, o derece baþkalarýna fayda verirler. Onlar, haksýz yere deðil insanlara, hayvanlara bile eziyet etmezler. Bütün yaptýklarý ya adalet ya rahmettir. Müttakî mü’minlerde gâlib olan hâl, rahmet ve þefkattir.
 
Her mü’minden beklenen þey, kimseye bir iyilik yapamýyorsa, en azýndan kötülük ve eziyetten elini çekmektir. Azýcýk imaný olan kimsenin yapacaðý edeb budur. Rasûlullah (A.S.) Efendimiz’in beyanlarýyla: “Ýman yetmiþ küsür þûbedir. En üstün kýsmý ‘lâ ilâhe illALLAH’ þahâdetini söylemek, en alt derecesi ise yolda insanlara eziyet veren bir þeyi gidermektir. Hayâ da imandan bir þûbedir.” (Buharî, Müslim)
 
Evinin içini dýþýný, insanlarýn gelip geçtiði yerleri kirletmemek ve temiz tutmak imanýn gereðidir. Mü’min, temiz ve temizleyici duru su gibidir; nereye uðrarsa temizler gider, arkada pislik býrakmaz.
 
Müslüman, insanlarýn gelip geçtiði yollara tüküremez, sümküremez. Eðer mecbur kalýrsa, uygun bir yer bulur ve attýðýný ayaðý ile siler kurutur.
 
Edebli bir müslüman, yollarda, toplu taþým araçlarýnda kabuklu yiyeceklerin içini yiyip dýþýný herkesin ayak altýna atamaz. Bir þey yemek zorunda ise, herkesin göz hakkýný ve göz zevkini düþünerek, en münâsip yeri seçer. Yediði þeyden hiç bir eser býrakmadan kalkar gider.
 
Herkesin gözü önünde aðzýný þapýrtadarak sakýz çiðnemek de edebe terstir. Milletin içinde seslice burun silmek, burnundaki kýrýntýlarý temizlemek, yemek borusu görünecek kadar aðzýný açýp esnemek, otururken yatýyor gibi gevþemek ve ayaklarý germek, sebebi ne olursa olsun yüksek sesle katýla katýla gülmek, bakanlara eziyet verecek þeylerdir. Hepsi edebe terstir, terketmek gerekir. Güzel ahlâktan ve insanlara karþý edebli davranmaktan daha güzel hangi sadaka vardýr?
 
Bu edeb öyle bir þereftir ki, sahibini en büyük mutluluða ulaþtýrýr. Sahâbeden Ebû Berze el-Eslemi (R.A.), Hz. Peygambere, kendisini Cennet’e götürecek bir ameli sorunca, Efendimiz (A.S.): “Ýnsanlara eziyet veren þeyleri yoldan at.” buyurmuþtur.
 
Cenâb-ý Hakk’a giden yollarý temiz tutmak, kalbi küfür, þirk ve günah kirlerinden temizlemek de en büyük sadakalardan birisidir, belki birincisidir.
 
Kapýsýnýn önünü temizleyen bir mü’min, kalbinin içindeki kibir, hased, kin, düþmanlýk, benlik, gurur, mal hýrsý, cimrilik, keyfine düþkünlük gibi manevi kirlere hiç aldýrýþ etmezse, onun temizlik konusundaki gayreti ve titizliði ALLAH Teâlâ’dan korktuðundan deðil, insanlardan utandýðýndandýr. Bunun ALLAH katýnda pek kýymeti yoktur.
 
Kalbi insanlara karþý kin ve düþmanlýkla dolu ve günah kirleriyle kararmýþ bir insanýn, zahiren efendi gözükmesinin ve kalýbýný bembeyaz elbiselerle süslemesinin ne önemi vardýr? Büyükler bunu bir çeþit nifak görüyorlar ve ondan ALLAH Teâlâ’ya sýðýnýyorlar. Biz de dýþý insan, içi þeytan olmaktan ALLAH Teâlâ’ya sýðýnýrýz.
 
Hayvanlara iyilik de sadakadýr
 
ALLAH’a ve ahirete iman eden mü’minlerin ALLAH rýzasý için yaptýklarý bütün hayýrlar, en az bire on olarak sevap defterine yazýlýr. Ýhlas ve edebine göre bu miktar bire yüz, bire yediyüz ve daha fazlasýna kadar çýkar. Bu konudaki edeb ve sonuç þudur:
 
“Merhamet edenlere, Rahmân olan ALLAH da rahmet eder.Siz yeryüzündekilere merhamet ediniz ki, gökte olanlar da size merhamet etsin.” (Ebû Davud, Tirmizî)
 
Rasûlullah (A.S.) Efendimiz buyurmuþtur ki:
 
“Bir adam yolda yürüyordu. Þiddetli bir þekilde susadý, bir kuyuya inerek su içti. Kuyudan çýktýðýnda susuzluktan topraðý yalayan bir köpek gördü. Bu da benim gibi susamýþ diyerek tekrar kuyuya indi. Mestini su ile doldurdu, aðzý ile mesti tutarak yukarý çýktý ve köpeði suladý. Bu davranýþý ALLAH Teâlâ’nýn çok hoþuna gitti ve onu affetti.” Ashâb:
 
‘Hayvanlara yapacaðýmýz iyiliklerde de bizim için bir sevap var mýdýr?’ diye sordular. Rasûlullah (A.S.):
 
“Evet, her canlýya yapacaðýnýz iyilikte sizin için sevap vardýr.” buyurdu. (Buharî, Müslim)
 
“Ýsrailoðullarýndan kötü yola düþmüþ bir kadýn, sýcak bir günde su kuyusunun etrafýnda dolaþan ve susuzluktan dilini dýþarý çýkarmýþ bir köpek gördü. Ayaðýndan çarýðýný çýkarýp kuyudan su çekti ve köpeði suladý. Bu yaptýðýna karþýlýk olarak ALLAH onu affetti.” (Müslim)
 
Ashaptan Sürâka b. Cü’þüm (R.A.) Hz. Peygam-ber’e (A.S.) gelerek:
 
“Ya ResulALLAH, yolunu kaybetmiþ bir deve benim havuzuma gelse, onu suladýðýmda bana sevap var mýdýr?” diye sordu. Resulullah (A.S.)
 
“Onu sula. Hiç þüphesiz hayat sahibi her canlýya yapýlacak iyilikte sevap vardýr.” buyurdu. (Ýbn-i Mâce)
 
“Hangi müslüman bir aðaç diker yahut bir ekin eker de ondan insan, hayvan, kuþ gibi canlýlardan kim yerse, muhakkak kendisine bir sadaka sevabý yazýlýr. Ondan çalýnan ve alýnan þeylerden de kendisine sadaka sevabý yazýlýr.” (Müslim)
 
“Bir kadýn hapsederek ölümüne sebep olduðu bir kedi yüzünden azaba uðradý. Ona bir þey yedirmedi, serbest de býrakmadý ki yeryüzündeki hayvan ve böceklerle karnýný doyursun.” (Buharî, Müslim)
 
Günümüzde insan haklarý, hayvan haklarý diye meydana çýkan insanlar, insaný ve hayvaný yaratan Cenâb-ý Hakk’ý tanýmýyorlar ki, diðer varlýklarýn kýymetini bilsinler ve haklarýný versinler. Onlar bu konuda ne kadar ciddi ve hasbî de olsalar, zulümden ve zâyiattan kurtulamazlar. Birinin hakkýný veriyorum derken, diðerinin hakkýný yerler. Bazen öyle olur ki, bir kemiðe bin kere razý olacak bir köpeðe verdikleri deðeri, insana vermezler. Midelerine düþtükleri kadar, kalblerini düþünmezler. Halbuki, kalbin hakký Rabbini tanýmaktýr. Kâinâtýn hakký ise, onu yaratana iman ve kulluktur. Nimetler küfre deðil, imana vesile edilmelidir. Bu hedefi deðiþtirenler, dünyayý hevâlarýna hebâ etmekten baþka bir þey yapmýþ olamazlar.
 
Komþuluk… Kaldýysa eðer
 
Rasûlullah (A.S.) Efendimiz buyurmuþtur ki:
 
“Kim ALLAH’a ve ahiret gününe inanýyorsa komþuna iyilik ve ihsanda bulunsun. Kim ALLAH’a ve ahiret gününe inanýyorsa misâfirine ikram etsin. Kim ALLAH’a ve ahiret gününe inanýyorsa ya hayýr söylesin veya sükûtu seçsin.” (Buharî, Müslim)
 
“Ey müslüman kadýnlar! Sizden hiç kimse, bir koyun bacaðý da olsa, diðer komþusuna vereceði þeyi küçük görmesin; ikram etsin.” (Buharî, Müslim)
 
“Yâ Ebâ Zerr! Çorba piþirdiðin zaman suyunu biraz fazla kat. Sonra komþularýna bir bak, ihtiyaç içinde olanlara yaptýðýn yemekten bir miktar ayýr.” (Buharî)
 
Komþusu aç iken onun haliyle hiç ilgilenmeden karnýný týka basa doyurup yatan kimse, henüz Efendimizi (A.S.) tanýyamamýþ ve gerçek mü’minler dairesine adým atamamýþtýr. Eðer Onu tanýsaydý ve gerçek imanýn tadýný alsaydý, böyle yapmazdý. Çünkü Efendimiz (A.S.):
 
“Komþusu aç iken karný tok olan kimse, kâmil mü’min deðildir.” (Buharî) “Cebrail bana komþu hakkýnda o kadar tavsiyelerde bulundu ki, komþunun komþuya varis olacaðýný zannettim.” (Buharî, Müslim) buyurmuþtur.
 
Müslüman kimse, yanýndaki komþusuna gücü nisbetinde muhakkak bir ikramda bulunmalýdýr. Kendisinden herhangi bir ev aleti, araç ve gereç emânet istendiðinde, varsa vermelidir. Bu bir parça tuz olur, çay olur, ekmek olur, ilaç olur, kap-kacak olur. Bu tür þeylerde cimrilik etmek, mü’minlerin sýfatý deðildir ve tevbe edilmezse sonu iyi deðildir. Beþ va-kit namazda okumakta olduðumuz “el-Mâûn” sure-sinin manasý biraz düþünülürse; azýcýk imaný olan kimse, biraz olsun ALLAH için cömert davranýr.
 
Fakirlere yardým… Derhal yardým
 
Ashabdan Ebû Mûsâ el-Eþârî (R.A.) naklediyor: Rasûlullah (A.S.):
 
“Mü’min diðer mü’min kardeþi için, birbirini kenetleyip destek-leyen binâ gibidir.” buyurdu ve sonra parmaklarýný biribirine geçirerek bu kenetleþmenin ve daya-nýþmanýn nasýl olacaðýný gösterdi. ALLAH Rasûlüne (A.S.) bir adam gelip bir þey istediðinde veya kendisinden bir þey taleb edildiðinde bize yöne-lerek:
 
“Bu iþte aracý olun ki ecir alasýnýz.” buyurdu. (Buharî)
 
Hz. Muâviye (R.A.) demiþtir ki: “Bir mü’minin iþini görmek üzere aracý olun ki ecir alasýnýz. Ben bazý iþleri yapmak istiyorum, sonra onu biraz te’hir ediyorum ki siz o iþin yapýlmasý için aracý olun ve ecir alýn. Çünkü Rasûlullah (A.S.): “Müslümanlarýn bir iþini görmek için aracý olun ki ecir alasýnýz.” buyurdu. (Ebû Davud)
 
Baþka bir teþvik: “Kim bir hayra sebep olursa, o hayrý yapan kimsenin sevabýnýn bir misli de ona veri-lir.” (Müslim)
 
Cerir b. Abdillah (R.A.) anlatýyor:
 
“Hz. Peygamber’in (A.S.) yanýna bir grup insan geldi. Baþlarý açýk, ayaklarý yalýndý. Üzerlerinde yünden mâmul bir elbise vardý. Kýlýçlarý boyunlarýna asýlýydý. Hemen hepsi Mudar kabilesindendi. Hz. Peygamber (A.S.) onlarýn bu fakirlik halini görünce üzüntüsünden yüzünün rengi deðiþti. Hane-i saâdetine girip geri çýktý. Hz. Bilal’e ezan okumasýný emretti. Kalktý namaz kýldý, hutbeye çýktý. Ashabýný ALLAH yolunda sadaka vermeye teþvik etti. “Ey iman edenler! ALLAH’tan korkun ve herkes yarýna ne hazýrladýðýna baksýn. ALLAH’tan korkun; þüphesiz ALLAH bütün yaptýklarýnýzdan haberdardýr.” âyetini okudu ve:
 
“Ýçinizden kimin gücü yetiyorsa elindeki altýnýndan, gümüþünden, elbisesinden, buðdayýndan, yarým hurma ile de olsa hurmasýndan sadaka versin” buyurdu. Az sonra bir adam elinde bir kese ile geldi. Getirdiði þey, elinin içini zor dolduruyordu. Peþinden insanlar bir þeyler getirmeye baþladýlar. Ortada iki yýðýn yiyecek ve elbise birikti. Hz. Peygamber’e (A.S.) baktým; sevinçten gülüyor, saâdetli yüzü sanki altýn gibi parlýyordu. Buyurdu ki:
 
“Kim Ýslam’da güzel bir çýðýr açarsa, kendisinden sonra o güzel þeyle amel edenlerin sevabýnýn bir misli de ona yazýlýr. Amel edenlerin sevaplarýnda bir noksanlaþma da olmaz.
 
Kim de kötü bir iþin çýðýrýný açarsa, kendisinden sonra o kötü iþi yapanlarýn günahýnýn bir misli de kendisine yazýlýr. O iþi yapanlarýn günahýndan da bir þey eksilmez.” (Müslim)
 
Dertten kurtulmak isteyen kimse, ALLAH için baþkalarýnýn derdine düþsün. Çünkü bir kimse, mü’min kardeþinin iþleriyle uðraþýrken, ALLAH Teâlâ da onun iþlerini üstleniyor. Ýþe bunun yolu: Rasûlullah (A.S.) Efendimiz buyurmuþtur ki:
 
“Kim bir mü’minin dünya sýkýntýlarýndan birisini giderirse, ALLAH da onun kýyâmet günündeki sýkýntýlarýndan birisini giderir. Kim mü’min kardeþinin ayýbýný örterse, ALLAH da onun dünya ve ahirette ayýp-larýný örter. Bir kul, din kardeþinin yardýmýnda bulunduðu sürece, ALLAH da onun yardýmýnda olur.” (Ebû Davud)
 
Bir insanýn iþlerini ALLAH Teâlâ üstlenirse, onun dünya ve ahirette yüzü güler.
 
Ýnsanýn nefsinden baþkasýný sevindirmesi öyle faziletli iþtir ki, Efendimiz’in (A.S.) þu müjdeleri ona talib olmaya kâfidir:
 
“Bir mü’min kardeþimin ihtiyacýný görmek için yürümem, bana þu mescitte (Mescid-i Nebi’de) oturup bir ay itikâfa girmekten daha sevimlidir.” (Tebaranî)
 
“Kim, bir müslüman kardeþinin bir iyiliðe ulaþmasý veya zor bir iþini aþmasý için yetkili þahsa (veya makama) gidip aracý olsa, kýyamet günü sýratý geçerken ayaklarýn kaydýðý anda ALLAH Teâlâ kendisine yardýmcý olur.” (Tebaranî)
 
Kerem sahibi insanlar, bütün maddî-manevî imkanlarý, her türlü mevki, rütbe, sanat, hüner ve zenginlikleri ALLAH rýzâsý için insanlara hizmet etmek gayesiyle isterler. Çünkü, bir insan ömrü, sýrf bir nefsin keyfi için hebâ edilemez.
Muhammed Emin Gül


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?