• 22 Şubat 2020, 09:08:49

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Þeyh Ahmed YASÝN  (Okunma sayısı 470 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Þeyh Ahmed YASÝN
« : 07 Mayıs 2011, 22:32:45 »
Þeyh Yasin'in Hayatýnýn Özü: Ýbadet, Hicret, Cihad ve Þehadet

 

Þeyh Ahmed Yasin'in hayatýný dört kelimeyle özetlemek mümkündür: Ýbadet, hicret, cihad ve þehadet. Bu dört kelime ayný zamanda nebevi çizgiyi, peygamberlerin bize gösterdiði kutsal yolu özetlemektedir. Onun hayatýný okuduðumuz zaman yukarýdaki dört kelimenin gerçekten bu hayatý özetlediðini daha açýk bir þekilde görürüz.



Þeyh Yasin'in Hayatý

Ahmed Yasin 1937 yýlýnda Filistin'in Askalan þehrinin el-Cevra köyünde dünyaya geldi. Üç yaþýnda iken babasý vefat etti. Bundan sonra annesinin ve kardeþlerinin himayesinde büyüdü. 1948 yýlýnda yahudilerin Filistin'in büyük bir bölümünü iþgal etmelerinin yol açtýðý felaket üzerine ailesi Gazze þehrine göç etti.

Ahmed Yasin, 1952 yýlýnda Gazze þehrindeki Ýmam Þafii Okulu'nda ilköðrenimini tamamladý. Sonra er-Rihal Ortaokulu'nda ortaöðrenimini tamamladý. Lise öðrenimini de 1958 yýlýnda Filistin Lisesi'nde tamamladý. Ahmed Yasin, hayatýnýn gerek bu döneminde gerekse sonraki dönemlerinde pek çok önemli olaya þahit oldu. Bütün bu olaylarýn onun üzerinde önemli etkileri oldu.

1952 yazýnda bir yüzme faaliyeti esnasýnda kafasýnýn üstüne düþtü ve boyun kemiði kýrýldý. Bu yüzden bütün vücudu felç oldu.

Liseyi bitirdikten sonra bazý ilim adamlarýndan özel dersler aldý. Bunun yaný sýra kendi özel çalýþmalarýyla da kendini çok iyi yetiþtirdi. Çevresinde zeki ve kültürlü biri olarak tanýnýrdý. Özel öðrenimini tamamladýktan sonra öðretmen olarak görev aldý.
Direniþ Ýçin Halký Bilinçlendirmesi Zindan ve Direniþ

1967 yýlýnda Filistin'in tamamýnýn Siyonist iþgalcilerin eline geçmesi üzerine insanlar vatanlarýný iþgalden kurtarma mücadelelerinde kendilerine önderlik edecek birilerini aramaya baþladýlar. Ýþgalci yahudilerden gelen tehlike konusunda insanlarýn þuurlandýrýlmasýnda


Þeyh Ahmed Yasin'in büyük rolü oldu.

Gazze'de Ýslam Merkezi'ni kurmasýndan sonra iyice tanýndý ve Filistin'in her tarafýnda adý duyulmaya baþladý. Bu durum iþgal yönetimini son derece rahatsýz etti. Bu yüzden onu defalarca polis merkezine çaðýrdý.

1984'te Ahmed Yasin ve yardýmcýlarýndan pek çok kimse tutuklandý. Yürütülen soruþturma sonunda Ahmed Yasin, “Ýsrail devletini yýkarak yerine Ýslami bir devlet kurmak için çalýþtýðý” gerekçesiyle 13 yýl hapse mahkum edildi. Ancak on bir ay sonra Filistinlilerle iþgalciler arasýnda bir esir deðiþiminde serbest býrakýldý. 1985'te gerçekleþtirilen bu esir deðiþiminden sonra Þeyh Ahmed Yasin yine Filistinli kitlelerin Siyonist iþgalcilere karþý sürdürdükleri cihadlarýnda baþlarýna geçti.


HAMAS'ýn Ortaya Çýkýþý ve Ýntifada

Ahmed Yasin 8 Aralýk 1987'de baþlayan intifadanýn öncüsü durumundaki Ýslami Direniþ Hareketi (HAMAS)'nin kurucusudur. HAMAS'ýn kökeni Müslüman Kardeþler cemaatine dayanýr ve Ahmed Yasin de bu cemaatin Filistin kanadýnýn bir mensubuydu. Ancak 1987'ye gelindiðinde iþgale karþý fiili mücadeleyi organize edecek bir direniþ örgütüne ihtiyaç olduðu görüldü. Bu konuda Müslüman Kardeþler'in genel idaresiyle de istiþare edilerek Filistin'e özel olarak böyle bir teþkilat kurulmasý kararlaþtýrýldý. Ýþte bu karar neticesinde Þeyh Yasin'in öncülüðünde Filistin Ýslami Direniþ Hareketi (HAMAS) ortaya çýktý. Bu itibarla HAMAS, Müslüman Kardeþler'den bir kopma deðildir.

HAMAS ilk olarak ismini 8 Aralýk 1987'de patlak veren intifadayla duyurdu. Sonra da bu intifadayý yönlendirmesiyle kýsa sürede bütün dünyada tanýndý.

Ahmed Yasin bütün hayatý boyunca bu teþkilatýn manevi lideri olarak bilindi ve intifadanýn devamýnda bir motor görevi gördü.


Yeniden Zindan ve Onurlu Tavrý
 

Siyonistler, 18 Mayýs 1989'da Þeyh Ahmed Yasin'i yeniden tutukladýlar. Onunla birlikte Ýslami Direniþ Hareketi mensubu pek çok kimseyi de tutukladýlar. Bu tutuklama, intifadayý durdurmayý amaçlayan sonuç getirmeyecek bir uygulamaydý. Ancak siyonistler umduklarýný bulamadýlar. Çünkü bu olay üzerine intifada daha da þiddetlendi.

Uzun oyalamalardan sonra Þeyh Yasin 3 Ocak 1990'da mahkeme önüne çýkarýldý ve 15 suçlamadan yargýlandý. Ahmed Yasin'in mahkeme mensuplarýna söylediði söz þu olmuþtu: "Bu mahkeme kanuni olarak beni yargýlama hak ve yetkisine sahip deðildir. Çünkü bu mahkeme iþgalciler tarafýndan kurulmuþtur. Dolayýsýyla tamamen gayri meþru ve kanundýþýdýr."

Bu ilk duruþmadan sonra yargýç yeniden duruþmayý belirsiz bir tarihe erteledi. Daha sonra Siyonist yönetim Þeyh Ahmed Yasin'in 6 Ekim 1991'de mahkeme önüne çýkarýlacaðýný açýkladý. HAMAS bu sýrada, Þeyh Ahmed Yasin'in yargýlanmasýný protesto için genel grev ilan etti. 16 Ekim 1991'de de mahkemenin verdiði zulüm hükmü açýklandý. Ýsrail askeri mahkemesi HAMAS'ýn kurucusu Þeyh Ahmed Yasin'i ömür boyu hapis cezasýna çarptýrdý. Mahkeme ona ayrýca, “öldürme emirleri verdiði ve Ýsrail'i yýkarak yerine Ýslami bir devlet kurmayý amaçlayan kanun dýþý (!) örgüt kurduðu” iddiasýyla on beþ yýl hapis cezasý verdi.

Ýsrail yönetimi söz konusu cezaya mahkum ettikten sonra Ahmed Yasin'le zaman zaman pazarlýklar yapmak ve ona serbest býrakýlmasý için bazý þartlarý kabul ettirmek istedi. Bir keresinde “Ýsrail'i tanýdýðýný ve imzalanan özerklik anlaþmalarýna olumlu baktýðýný açýklamasý karþýlýðýnda” serbest býrakma teklifinde bulundu. O bunu kesinlikle kabul etmedi. Daha sonra Ýsrail'i tanýma þartýndan vazgeçerek sadece özerklik anlaþmalarýný kabullenmesini þart koþtu. Bunun üzerine Ahmed Yasin: "Bana dýþarý çýktýðýmda karpuz yemememi þart koþsanýz bile yine kabul etmem. Çünkü ben iþgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun þartýný kabul edeyim" cevabýný verdi.

Ahmed Yasin, saðlýk durumunun kötüleþmesine, maruz kaldýðý kötü uygulamalara ve bedensel özürlü olmasý dolayýsýyla zindanda çektiði sýkýntýlara raðmen iþgalciler karþýsýnda hiçbir taviz vermedi. Onun þu sözü davasý ve inancýnda ne kadar kararlý olduðunu açýkça ortaya koymaktadýr: "Benim için hapiste 100 yýl kalmak karþýlýðýnda birtakým tavizler vererek çýkmaktan iyidir." Onun iþgal rejiminin mahkemesi karþýsýna çýkarýldýðý sýra söylediði sözler de inancýndaki kararlýlýðýnýn bir göstergesiydi.

Þeyh Ahmed Yasin sekiz yýl süren zindan hayatý boyunca kararlýlýðýndan hiç bir þey kaybetmedi ve siyonist yönetimi muhatap kabul etmeme konusundaki tutumunu deðiþtirmedi. O gerçekten Hz. Yusuf (a.s.)'ý kendisine örnek almýþ bir insandý. Bu sebeple müstesna bir sabýrlýlýk örneði sergiledi. Zindanýn ýzdýrabý onu davasýndan taviz vermeye zorlamadý.

Kur'an-ý Kerim'de Yusuf (a.s.)'la ilgili olarak, ona tuzak kuran kadýnýn þöyle dediði bildirilir: "Andolsun ben onun nefsine yaklaþmak istedim ancak o iffetlilik gösterip sakýndý. Ama eðer kendisine emrettiðimi yapmazsa mutlaka zindana atýlacak ve mutlaka küçük düþürülenlerden olacak." Buna karþýlýk Yusuf (a.s.) þöyle demiþtir: "Rabb'im! Zindan benim için onlarýn çaðýrdýklarý þeyden daha sevimlidir. Eðer onlarýn düzenlerini benden savmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum." (Yusuf, 12/32-33) Ýþte Ahmed Yasin de aynen bu tavrý kendine örnek alarak: "Ey Rabbim! Zindan benim için siyonistlerin gayri meþru iþgallerini onaylamaktan, meþru olmayan bir hakimiyeti meþru görmekten hayýrlýdýr" dedi ve iþgalcilerin taleplerini kabul etmeyip zindanda kalmayý yeðledi.

Ne kadar ilginçtir ki Þeyh Yasin siyonistlerin taleplerini kabul etmek yerine zindaný tercih ederken aynen Yusuf (a.s.) örneðinde olduðu gibi kendisini zindana atanlar serbest býrakmaya zorlanmýþlardýr. Amman'da HAMAS'ýn Siyasi Birimi baþkaný Halid Meþ’al’e suikast giriþiminde bulunan MOSSAD ajanlarýnýn Meþ’al’in koruma görevlileri tarafýndan yakalanýp polise teslim edilmeleri üzerine Ýsrail baþbakaný Netanyahu, Ürdün kralý Hüseyin'le pazarlýk etmeye ve Ahmed Yasin'i serbest býrakmaya zorlanmýþtýr.

Þeyh Ahmed Yasin sekiz buçuk yýla yakýn bir süre zindanda kaldýktan sonra 30 Eylül 1997 Salý akþamý serbest býrakýlarak tedavi edilmek üzere Ürdün'ün baþkenti Amman'a getirildi.


“Vatanýma Geri Döneceðim”

Ahmed Yasin sürgün þüphesine karþý çýkarýlmadan önce kesin pazarlýðýný yapmýþtý. Onun bu pazarlýðý davasýndaki kararlýlýðýný ve örnek bir tavýr sergilediðini de gösteriyordu. O zaman hasta yataðýnda, acil tedaviye ihtiyacýnýn olmasýna raðmen: “Benim buradan çýkarýlmam vatanýmdan çýkarýlmam anlamýna gelmeyecek. Ben bu topraklara dönme hakkýmý muhafaza edeceðim” diyerek Filistinlilere: “Bu vatana sahip çýkma konusunda asla gevþeklik göstermeyin. Ýþgalciler sizin en ufak bir zaafýnýzý kendi sinsi politikalarý için kullanabilirler, buna fýrsat vermeyin” mesajý iletti.

Þeyh Yasin tedavi için Amman'a götürülürken yaptýðý açýklamada da zindandan çýkarýlmasý öncesindeki pazarlýklarýndan söz ederek, Amman'a tedavi için geldiðini ve ALLAH'ýn izniyle saðlýðýna kavuþmasý durumunda vatanýna geri döneceðini ifade etti.

Þeyh Ahmed Yasin, Amman'da bir süre tedavi gördükten sonra vataný Filistin'e ve ailesinin ikamet ettiði Gazze'ye döndü. Zindan hayatý boyunca çektiði sýkýntýlar, eziyetler onu yýldýrmamýþtý. Çünkü Gazze'ye dönüþünün ardýndan hemen Filistin direniþindeki manevi lider mevkiine yeniden oturarak mücadelesini kaldýðý yerden devam ettirmeye baþladý.


Bir Direniþ Önderi Olarak Ahmed Yasin

Þeyh Ahmed Yasin, bütün dünyada Filistin Ýslami Direniþ Hareketi (HAMAS)'ýn kurucusu ve manevi lideri olarak bilinir. Fakat o sadece belli bir oluþumun, örgütün deðil Filistin'de bir neslin yeniden diriliþine, uyanýþýna ve kimliðine sahip çýkmasýna vesile olan kutsal bir direniþin önderidir. Dolayýsýyla o Filistin'in, Filistin davasýnýn, siyonist iþgale karþý verilen kutsal bir mücadelenin önderidir. Ýþgale karþý 1987'de baþlatýlan birinci intifadaya o öncülük etmiþtir. 2000 yýlýnda baþlatýlan Aksa Ýntifadasý'nýn da en önemli manevi önderi ve motoru olmuþtur. Bundan dolayý Filistin'de o “iki intifadanýn þeyhi (yani lideri, önderi)” olarak bilinmektedir. O, HAMAS'ý, Filistin'de belli bir kesimi diðer kesimlerden ayrýþtýrmak amacýyla deðil, sahip olduðu Ýslami bilincin iþgale karþý verilen mücadeleye öncülük etmesi, yani toplu bir direniþin baþlatýlmasý için kurmuþtur. HAMAS'ýn çok kýsa süre içinde oldukça geniþ bir kitlesel destek elde etmesinin en önemli sebebi de iþte bu anlayýþtýr. Bu anlayýþýndan dolayýdýr ki o HAMAS'ý, Filistinlileri birbirine kýrdýrma amacýna yönelik fitne çabalarýndan uzak tutmayý, böylece iþgale karþý verilen mücadelede saflarýn birliðini korumayý baþarabilmiþtir. Bu özelliðinden dolayý o sadece bir örgütün, oluþumun deðil siyonist iþgale karþý verilen kutsal mücadelenin manevi lideriydi. Sol gruplar ve hýristiyanlar da dâhil olmak üzere, siyonist iþgalcilerin gasp ettiði haklarýn geri alýnmasý, Filistin'in yeniden özgürlüðüne kavuþmasý gerektiðine inanan tüm Filistinliler tarafýndan karizmatik bir lider, bir dava önderi olarak biliniyordu. Þehadetinden sonra hýristiyanlarýn bile onun için dua etmeleri, canileri protesto amacýyla gösteri düzenlemeleri zaten bunu apaçýk bir þekilde ortaya koymuþtur.


Ýsrail'in Hedefindeki Ahmed Yasin: “ALLAH Yolunda Þehitlik En Yüce Arzumuzdur”

Þeyh Yasin'in serbest býrakýlmasýna raðmen iþgal devleti onun çalýþmalarýndan rahatsýz oluyordu. Bu yüzden onu sýký bir takip altýna almýþtý. Onu öldürmek için çeþitli giriþimlerde bulundu. Bir keresinde, bir tanýdýðýnýn ziyaretinde bulunduðu sýrada gittiði evi tespit ederek F-16 tipi uçaklardan füzeler fýrlattý. O saldýrýda yardýmcýsý Ýsmail Heniye'yle birlikte ziyaret ettiði apartman katýnýn bayaðý tahrip olmasýna raðmen Þeyh Yasin ve Heniye mucizevî bir þekilde sað kurtuldular. Bu olay da gösteriyordu ki Þeyh Yasin iþgal devletinin takibi altýnda ve hedefindeydi. Ama elinde oldukça geniþ teknik imkânlarýn bulunmasýna, Filistinlileri her taraftan kuþatmaya almasýna ve aralarýna adeta hamam böcekleri gibi ajanlar salmasýna raðmen her zaman istediði cinayet planýný gerçekleþtirme fýrsatý bulamýyordu. Bunda alýnan tedbirlerin yaný sýra, bazý endiþelerin rolü de oluyordu.

Ýþgal devletinin zikrettiðimiz olaydan önce benzer bir saldýrý gerçekleþtirmemiþ olmasý Ahmed Yasin'e insafýndan veya onun yaþamasýný arzulamasýndan ileri gelmiyordu tabii ki. HAMAS da liderlerini iþgal devletinin cinayet planlarýna karþý koruyabilmek için Filistin þartlarýnda yapýlmasý mümkün olanlarýn en iyisini yapmaya çalýþýyordu. Ama bir tarafta bütün emperyalist güçlerin askeri ve teknolojik yönden desteklediði, tüm Filistin'i sýký kuþatmaya alan ve sahip olduðu maddi imkânlarý, vicdani deðerlerden soyutlandýklarý için dünyevi çýkarlarýn hatýrýna baþkalarýna uþaklýk yapma zilletini kabullenebilen kiþileri satýn almada kullanan güç vardý. Böyle olmasýna raðmen iþgal devleti daha önce kendisine aðýr darbeler vuran Yahya Ayyaþ'ýn izini bulabilmek için yedi yýla yakýn bir süre arama yapmak zorunda kaldý. Yine HAMAS’ýn askeri kanadýnýn lideri Þeyh Salah Þahade'nin izine rastlayabilmek için de en az iki yýl her tarafta adamlarýný seferber etmek zorunda kaldý. Ahmed Yasin ise askeri bir lider deðil manevi bir lider olduðundan kitlelerle iç içeydi. Dolayýsýyla onu gözlerden uzak tutmak mümkün deðildi. Buna raðmen özellikle yukarýda zikrettiðimiz cinayet giriþiminden sonra tedbirler artýrýlmýþtý. Ama bu tedbirlerin Ýsrail iþgal devletinin onun izini bulmasýný engellemede yeterli olmayacaðý biliniyor, bu yüzden böyle bir cinayetin kendisine çok aðýr bir bedele mal olacaðý korkusunun iþgal devleti üzerinde daha etkili olacaðý düþünülüyordu. Ama buna raðmen iþgal devletinin böyle bir aðýr bedeli göze almasý da ihtimal dýþý görülmüyordu.

Aslýnda Filistin davasýnda direniþe öncülük etmek kelleyi koltuða alarak yaþamaya baþlamak anlamýna gelir. Buna raðmen elbette mücadelenin stratejisini ona göre geliþtirmek ve düþmana karþý gereken tedbirleri almak gerekir. Ama zamanýmýzda birçoklarýnýn tedbir almakla teslim olmayý birbirine karýþtýrdýklarýný görüyoruz. Eðer tedbir almak düþmanýn amaçlarýný gerçekleþtirmesine yardýmcý olmayý gerektirecekse o zaman yerine göre canýný feda etmeyi, kelle koltukta yaþamayý göze alabilmek gerekir. Ýþte sahabilerin yaptýklarý da buydu. Yerine göre kendilerini sonucunun ölüm olmasý kesin gibi görünen risklerin içine atabiliyorlardý. Ama bunda bir beklentileri vardý: Ýman çaðrýsýnýn önündeki engelleri kaldýrmak ve küfrün kalelerini yýkabilmek. Bunun yapýlmasý eðer birilerinin söz konusu fedakârlýðý yapmalarýný gerektiriyorsa, bunun mutlaka yapýlmasý gerekir. Eðer bir yerde zulme, iþgale ve haksýzlýða karþý mücadele edilmesi gerekiyorsa, mutlaka bu mücadeleye birilerinin öncülük etmesi gerekir. Bu öncülük þartlar gereði kelle koltukta yaþamayý ve ciddi riskleri göze almayý gerektirebilir. Ýþte Filistin'deki durum da budur. Þimdiye kadar Filistin direniþinde pek çok lider þehit edildi. Ýzzettin Kassam, Dr. Fethi Þikaki, Cemal Selim, Cemal Mansur, Yahya Ayyaþ, Salah Þahade, Abdülaziz Rantisi, Ýsmail Ebu Þenneb, Ýbrahim el-Mukadime, Halil el-Vezir (Ebu Cihad), Ebu Ali Mustafa ilk akla gelen isimlerden bazýlarý. Ama bunlar hayatlarýný kaybettiler diye diðerleri “biz artýk bu iþte yokuz” demiyorlar. Bayraðýn yere düþmemesi için ayný riski göze alarak þehitlerin býraktýklarý noktadan mücadeleyi, direniþi sürdürüyorlar. Bütün emperyalist güçlerin siyonist iþgal devletine destek vermelerine, etkili medya organlarýnýn uluslar arasý Siyonizm hesabýna çalýþmasýna ve pek çok ekonomik kuruluþun siyonist devletin ayakta kalmasý için yardým etmesine raðmen, çoðunlukla kendi yaðlarýyla kavrulmak zorunda kalan Filistinli direniþçilerin bunca zamandýr yýlmadan mücadeleyi sürdürebilmelerinin sýrrý da buradadýr.

Ahmed Yasin, Müslüman Kardeþler'in terbiyesiyle yetiþmiþ bir önderdi. Bu cemaatin eðitim sisteminde tüm müntesiplere ezberletilen ve özümsetilen temel ilkelerden biri de “ALLAH yolunda þehit olmak en yüce arzumuzdur (: eþ-Þehadetu fi sebili'llah a'lâ emâninâ)” ilkesidir. Hatta eðitim amaçlý genel toplantýlarýn ve törenlerin birçoðunda bu ilkeler tekrar edilir. Bazýlarý belki bu ilkeyi dilleriyle söylerken kendilerini zorlayan dünyevi zevklerden kaynaklanan tüm duygusal engelleri aþabilenler kalplerinden geldiði þekilde, özümsemiþ ve benimsemiþ olarak söylerler. Biz inanýyoruz ki Þeyh Yasin iþte bu ilkeyi iliklerine kadar özümsemiþ ve kalbinden gelen bir arzuyu aynen diline yansýtarak söyleyebilen bir insandý.


Cinayet Devleti Ýsrail ve Ahmed Yasin'e Suikast

Siyonist iþgal devletinin temeli cinayetlerle, saldýrýlarla, katliamlarla atýlmýþtýr. Bugüne kadar ayakta kalabilmek için de sürekli cinayetler ve katliamlar gerçekleþtirmeye ihtiyaç duymuþtur. Þeyh Ahmed Yasin, herkesin bildiði gibi tekerlekli sandalyeye mahkûm felçli bir insandý. Ama iþgalci siyonist devlet onun bu haline raðmen iman gücü ve kararlýlýðý ile direniþçileri sürekli cesaretlendirdiðini görüyor, bu yüzden varlýðýna tahammül edemiyordu. Dolayýsýyla onu tasfiye etmek için birçok kez plan yaptý. Bazýlarýnda baþarýlý olamadý, bazýlarýnda da doðacak sonuçtan korktuðu için çekingen davrandý. Ama en sonunda yine canilik, eþkýyalýk tarafý aðýr bastý ve 22 Mart 2004 tarihinde yine havadan uçaklarla füzeler fýrlatarak Þeyh Yasin'i sabah namazýndan çýktýðý sýrada þehit etti.

Cinayetin Zamanlamasý

Daha önce de belirttiðimiz üzere Ahmed Yasin'e yönelik suikastýn belirtilen tarihte gerçekleþtirilmesi, daha önce siyonistlerin ona insaf etmelerinden veya hayatta kalmasýný arzulamalarýndan ileri gelmiyordu. Ama 22 Mart 2004 tarihinde gerçekleþtirilen saldýrýnýn zamanlamasýnda bazý hesaplarýn etkili olmasý muhtemeldi. Çünkü iþgal devleti bu cinayetle gayet aðýr bir bedeli göze almýþtý. Böyle bir bedeli göze alabilmesi mutlaka iþin içinde bunu kendi açýlarýndan haklý kýlacak birtakým önemli hesaplarýn olmasýný gerektirir. Bizim kanaatimize göre zamanlamada en etkili unsur iþgal devletinin Gazze'den çekilme planlarý yapmasýydý. Ýþgal devleti Gazze'ye stratejik amaçlarla yerleþtirdiði Yahudi yerleþim merkezlerini boþaltmayý ve oradaki askerlerini çekmeyi artýk kesin olarak göze almýþtý. Ama bunun aynen Güney Lübnan'daki gibi bir yenilgi olarak algýlanmasýndan, böyle bir þeyin de hem kendi toplumunda moral yýpranmaya hem de Filistinlilerde mücadele azminin artmasýna sebep olmasýndan korkuyordu. Ayrýca buralardan çekilmesi durumunda Filistinlilerin askeri yapýlanmalarýný güçlendirip Güney Lübnan'daki Hizbullah askeri kanadýna benzer bir tehdit gücü oluþturmalarýndan, bu tehdit gücünün zamanla “Ýsrail” olarak gösterilen bölgeleri hedef alan eylemlere giriþmesinden endiþe ediyordu. Ýþte bu sebeple Gazze'den çekilmeden önce bölgedeki direniþ organlarýna aðýr darbeler vurmak suretiyle hem bu direniþ organlarýný zayýflatmayý, hem de yenilgiyi kabullenmiþ halde çekiliyormuþ imajýný kýrmayý amaçlýyordu.


Ölümleri Diriliþe Vesile Olan Önderler / Hayatýyla da Ölümüyle de Örnek Olabilmek
 

Bazý insanlar vardýr ki hayatlarýnda bir nesle öncülük ettikleri gibi ölümleriyle de bir neslin diriliþine vesile olurlar.

Düþman onlarý öldürmekle bir ayakbaðýný çözdüðünü zanneder ama kendini bir çýkmaz sokaða attýðýný görür. Düþünceleriyle ve kararlýlýðýyla yetiþen nesle örnek olan Seyyid Kutub bu gibilere bir örnektir. Kendini feda etti ama yetiþen nesillere iman ve davada kararlýlýðý öðretti. Küfür ve fýsk çamurunun her tarafý kuþattýðý ortamda ondan etkilenen, onu örnek alan gençler imani diriliþe kavuþtular. Böylece bir ölüm milyonlarca diriliþe vesile oldu.

Þeyh Ahmed Yasin de þehadetiyle nicelerinin diriliþine vesile olan, kararlýlýðýyla müstesna bir örnek ortaya koyan direniþ önderlerindendir. Ýþgalci siyonist devlet onu öldürmekle Filistin direniþini baþsýz býrakacaðýný ve iþgal altýndaki vataný kurtarmak için mücadele edenlerin gözlerini korkutacaðýný sanýyordu. Ama korkmak zorunda kalan o oldu. Korkusuzca ve kararlý bir þekilde yürütülen mücadele onu Gazze'den çekilmeye zorladý. Bu zafer, iþgale karþý direniþ seçeneðini seçenlerin sayýlarýnýn artmasýna vesile oldu ve Þeyh Ahmed Yasin'in attýðý tohumlarýn büyüyüp aðaç olmasýyla teþekkül eden Filistin Ýslami Direniþ Hareketi (HAMAS) siyaset alanýnda da büyük bir baþarý gerçekleþtirdi.

Ahmed Yasin saðlýðýnda düþünceleriyle, örnek tavrýyla ve kararlý mücadelesiyle, ölümünde de þehadetiyle cihad yolunu aydýnlatanlardan oldu.

Yüce ALLAH Kur'an-ý Kerim'de þöyle buyurur:

“Bizim uðrumuzda cihad edenleri biz elbette yollarýmýza iletiriz. Muhakkak ki ALLAH iyilik edenlerle beraberdir.” (Ankebut suresi: 29/69)

“ALLAH: ‘Elbette ben ve peygamberlerim galip geleceðiz’ diye yazmýþtýr. Þüphesiz ALLAH güçlüdür, yücedir.” (Mücadele suresi: 58/21)

Ahmed Yasin, saðlýk durumunun kötüleþmesine, maruz kaldýðý kötü uygulamalara ve bedensel özürlü olmasý dolayýsýyla zindanda çektiði sýkýntýlara raðmen iþgalciler karþýsýnda hiçbir taviz vermedi.

Ahmed Yasin bedensel özürlü olmasýna raðmen bütün hayatý boyunca iman, direniþ, hak bildiði yoldan asla sapmama ve kararlýlýk konusunda hep örnek bir þahsiyet oldu. Fakat sadece hayatýyla deðil ölümüyle de örnek oldu. Bir sabah namazýnýn ardýndan, cemaatle namazý kýldýktan sonra, en yüce arzusu olduðunu her zaman dile getirdiði þehadeti kucaklayarak. Onun böyle bir vakitte, böyle bir halde þehadeti kucaklamasý inþALLAH, Yüce ALLAH'ýn onun davasýndaki ve temennilerindeki samimiyetine olan mükafatýdýr. ALLAHu teala mekanýný cennet eylesin. Onun yolunu sürdürenlere de zafer nasip eylesin.

Þehid Ahmed Yasin’in hem teorisini hem de pratiðini ortaya koyduðu bu mücadelesiyle nesiller boyunca anýlacaðýna ve böylece bedenen aramýzdan ayrýlsa da örnek kiþiliðiyle ve fikirleriyle yaþayacaðýna inanýyoruz.


TARÝHÝ BÝR BELGE

 
ÞEHÝD Þeyh ahmed yasin’in vasiyeti

 

Ben ki kocamýþ bir yaþlýyým. Kurumuþ iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah! Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de deðilim! Ben ki saçlarý aðarmýþ, ömrümün son demlerinde, türlü hastalýklarýn yýktýðý ve üzerinde zamanýn belâlarýnýn estiði biriyim! Tek isteðim, benim gibi Müslümanlarýn zaaf ve aczinden müteessir olanlarýn yazmasýdýr!

 
Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuþ ölüler! Hala kalpleriniz sýzlamýyor mu, baþýmýza gelen bu acý felaketler karþýsýnda? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, ALLAH için ve ümmetin namusu için kýzacak?


Þerefli direniþçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karþý duracak! Bu ümmet utanmaz mý, þerefi çiðnenirken? Siyonist katilleri ve uluslararasý iþbirlikçilerini görmezden gelirken! Omuzlarýmýza el verecek ve gözyaþlarýmýzý silecek bir bakýþ!


Bu ümmetin kurumlarý, sivil güçleri, partileri, teþkilatlarý ve bariz þahsiyetleri, ALLAH için kýzmaz mý?


Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye; “Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafýmýzý gider ve mü’min kullarýna yardým et!” diye çaðýramaz mý? Buna da mý gücünüz yetmiyor?



Alıntı
Dr. Sami Gören

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?