• 25 Şubat 2020, 11:53:29

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: 'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'  (Okunma sayısı 780 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'
« : 27 Ağustos 2012, 23:36:37 »
SUNUÞ



Her yönüyle "aþmýþ"
bir bilim adamý…

 
O'nu sizlere tanýtmaya nereden baþlamam gerektiðini gerçekten bilemiyorum. Ancak çok iyi bildiðim bir þey var ise, o da bana meslek hayatýmýn en güzel, en anlamlý röportajlarýndan birini yapma þansý vermiþ olduðu…
Prof. Dr. Faruk El-Baz'ýn öylesine olaðanüstü bir bilimsel kariyeri var ki, bunu bazý baþlýklarý atlayarak özetlemeye kalksam hem sizlere hem de ona haksýzlýk etmiþ olacaðým. Ancak, ben yine de -medya dünyasýnýn o ünlü cümlesi "yerimiz sýnýrlý"nýn ardýna sýðýnarak- çaresizlik içinde ana baþlýklardan hareket etmek zorundayým.

1 Ocak 1938'de Mýsýr'da Nil Deltasý'ndaki bir köy olan Tûk el-Aklam'da dünyaya gelen El-Baz, çölü yaþam alaný edinmiþ kalabalýk bir ailenin üyesiydi. Belki de bu nedenledir ki "çöl jeolojisi" alanýnda sonradan dünyanýn en seçkin uzmanlarýndan birine dönüþecekti.

Bir ilâhiyatçý olan babasý tarafýndan sürekli okumasý ve araþtýrmasý için teþvik edilen El-Baz, parlak bilimsel kariyerine ilk adýmý 1958'de mezun olduðu Kahire-Ain Shams Üniversitesi'nde attý. Bu eðitim süreci Assiut Üniversitesi, Missouri Mineral ve Metalurji Yüksek Okulu, doktorasýný yaptýðý Missouri Üniversitesi ve ardýndan da Heidelberg Üniversitesi ile devam etti.

Bilimsel donanýmýný pratik uygulamalarda kullanmaya yatkýn kiþiliðiyle, baþarýlý bir kimyager ve jeolog olarak bilimsel ününün adým adým yayýlmaya baþladýðý bu dönemde uzman sýfatýyla Pan American petrol þirketinde çalýþmaya baþladý ve Süveyþ Kanalý'nda bulunan ilk petrol havzasýnýn keþif çalýþmalarýna katýldý.

1967 yýlýndan itibaren Amerikan Ulusal Havacýlýk ve Uzay Dairesi NASA'ya kabul edilerek altý yýl süreyle Apollo Ay Programý'nda çok önemli görevler üstlenen El-Baz, bu dönemde "Ay'da Ýniþ Bölgeleri Saptama Komitesi"nin genel sekreterliði, "Uzay Gözlemleri ve Fotografik Görüntüleme Merkezi"nin baþ müfettiþliði, "Apollo Astronotlarý Uçuþ Eðitim Dairesi"nin baþkanlýðýný yaptý. Bilim tarihine altýn harflerle yazýlan baþarýlara imza attýðý bu görev döneminde, bütün Apollo astronotlarýna bilimsel eðitimlerini -bir Müslüman bilgin olarak- bizzat o verdi. Bu anlamda bakýldýðýnda Ay'a hiç ayak basmadý, ama Ay'a ayak basan 12 müstesna adamýn ardýnda da -adetâ "Yýldýz Savaþlarý" filmindeki jedi þovalyelerinin bilge hocasý Yoda gibi- hep o vardý. Sözün burasýnda, Apollo 15 astronotlarýndan Alfred Merril Worden'in kayýtlara geçen þu ünlü sözünü aktararak El Baz'ýn bu operasyona katkýlarýný bizzat öðrencisinin aðzýndan özetleyelim. Worden, Ay'dan dönüþünün ardýndan gerçekleþtirdiði medya söyleþilerinden birinde aynen þöyle demiþti: "Kral'ýn bize verdiði eðitimden sonra, Ay'dayken kendimi daha önce oraya gitmiþ biri gibi hissettim."

Yazý dizimizin baþlýðýnda yer alan "Kral" ifadesi de iþte buradan geliyor, Yani benim uydurmam ya da alanýnda baþarýlý olmuþ bir dindaþýmýza yönelik hamasî bir kayýrmam deðil. Yaptýðým ön araþtýrmalarda El-Baz'ýn rahle-i tedrisatýndan geçen Apollo astronotlarýnýn ona hayranlýk düzeyinde baðlý olduklarýný ve kendi aralarýnda "Kral" lâkabýný taktýklarýný öðrendim. Bu yüzden ben de onu dizimizin baþlýðýnda ayný lâkapla andým.

Apollo Ay Programý tamamlandýktan sonra ödüllere boðulan ve ünlü Smithsonian Enstitüsü tarafýndan Washington'da bir "Gezegenleri Araþtýrma Merkezi" kurmakla görevlendirilen El-Baz, 1973-1975 yýllarý arasýnda Ruslarla Amerikalýlarýn uzay alanýnda ilk kez iþbirliði yaptýklarý Apollo-Soyuz projesinde de aktif görevler aldý.

1980'lerde National Geographic Society (Ulusal Coðrafya Derneði) için çöl jeolojisi üzerine araþtýrmalar yürüten ve bu araþtýrmalarý derneðin ünlü "sarý" dergisinde de yayýmlanan Hoca'nýn, ikinci uzay çaðý sayýlan "uzay mekikleri" döneminde ise optik konusundaki uzmanlýðýný konuþturduðunu, bu araçlarýn uzayda kaliteli görüntü kaydedebilmesi için gerekli olan geniþ açýlý kameralarý tasarladýðýný görüyoruz. O günden bugüne kadar da bir sürü saygýn bilimsel kurumda akademisyenlik, yönetim kurulu üyeliði, yöneticilik, ödüller, ödüller, ödüller… En sonunda da Boston Üniversitesi bünyesinde bulunan "Uzaktan Algýlama Merkezi"nde yöneticilik…

Düz bir metin halinde bile sayfalar dolduran bu uzun biyografiyi nereden özetleyeceðimi, El-Baz'ýn hangi kurumdaki yöneticiliðini, aldýðý hangi büyük ödülü ön plana çýkartacaðýmý gerçekten þaþýrmýþ durumdayým. En iyisi durumu þöyle özetleyip, bir an önce kestirmeden kurtulayým bu görevden: Kelimenin tam anlamýyla "aþmýþ" bir bilginle karþý karþýyayýz! Onun benzersiz bilimsel kariyerini tam anlamýyla öðrenmek istiyorsanýz, lütfen beni bu dertten kurtarýn ve hiç üþenmeksizin Boston Üniversitesi'nin web sitesinde yayýmlanan þu ayrýntýlý CV'sine bir göz atýn. Okuduklarýnýz karþýsýnda gözleriniz kamaþacak!

http://www.bu.edu/remotesensing/Faculty/El-Baz/FEBbio.html

Ayrýca bir hatýrlatma daha: Okuyacaðýnýz söyleþinin ardýndan El-Baz hakkýnda daha ayrýntýlý bir inceleme yapma arzusu duyarsanýz, özellikle internet taramalarýnda adýnýn yazýlýþýný Türkçe'de kullandýðýmýz gibi deðil, Ýngilizce versiyonuyla -yani "Farouk El-Baz" olarak- girmeye özen gösterin. Bu sayede çok daha fazla belge ve bilgiye ulaþabilirsiniz.

Beþ bölüm halinde sunacaðýmýz bu söyleþiyi, Temmuz ayýnýn son günleriyle Aðustos ayýnýn ilk haftasý arasýnda internet üzerinden yaptýk. Ancak, Boston ile Ýstanbul arasýndaki bu soru-cevap yazýþmalarýnýn dýþýnda, mülâkatýmýzýn öncesi ve sonrasýnda Hoca ile bir çok kiþisel yazýþmamýz da oldu. Ki ben kendi adýma bu parça parça yazýþmalardan bile pek çok þey öðrenmiþ bulunuyorum. Ayný kültürün iki mensubu olarak iletiþim kurmamýzý saðlayan ortak dil -ne yazýk ki- Ýngilizceydi. Yani, ikimizin de ana dili olmayan üçüncü bir dil. Bu nedenle, onun cevap tarzýna egemen olan Müslümanca sýcaklýðý ve içtenliði çevirileri yaparken de aynen yansýtmaya çalýþtým. Öyle ki, adýmýn "Ali Murat" olarak telaffuzunu daha çok sevmeme karþýn, onun bana kültürel bir yakýnlýk duyarak sürekli "Ali" diye hitap ediþini de metinde aynen muhafaza ettim. Bazen, vermek istediði mesajý pekiþtirebilmek için cümlelerine Türkçeye özgü küçük kývraklýklar eklediðim de oldu. Çünkü, bugüne kadar gerek Batýlý uluslardan, gerekse kendi ulusumdan bazý "yabancýlara" yüzlerce yazýlý soru yöneltip onlardan son derece resmî ve "çelik soðukluðunda" cevaplar almýþ biri olarak, karþýlaþtýðým bu sýcak üslûbun hakkýný vermezsem gerçekten haksýzlýk etmiþ olurdum. "Müslüman kimlik" böyle birþey iþte, bu kimliði lâyýkýyla taþýyabilenler de Ay'a insan gönderen ekibin birer üyesi olsalar bile çevrelerine karþý -fýtrattan gelen- bir sýcaklýðý yansýtmayý asla ihmâl etmiyorlar. Darýsý, insanlýða ve Ýslâm'a El-Baz'ýn yaptýðý hizmetlerin milyonda biri kadar hizmetleri olmamasýna karþýn kibirinden yanýna varýlamayanlarýn baþýna!

20'nci yüzyýlda Ýslâm dünyasýnýn yetiþtirdiði en deðerli bilginlerden biriyle, belki de birincisiyle yapýlmýþ olan bu tarihî deðere sahip söyleþiyi, benim gerçekleþtirirken duyduðuma benzer bir heyecan ve ilgiyle okuyacaðýnýza inanýyorum…

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'
« Yanıtla #1 : 27 Ağustos 2012, 23:48:48 »
'Armstrong asla Müslüman olmadý'

- Sayýn Hocam, gazetem Yeni Þafak adýna yaptýðým bu baþvuruyu kabul ettiðiniz için öncelikle çok teþekkür ederim. Anlatacaklarýnýzýn hem Türkiye Müslümanlarý, hem de bu söyleþiden bir biçimde haberdar olup onu kendi dillerine tercüme ederek okuyacak olan baþka ülkelerden Müslümanlar için son derece yararlý olacaðýna inanýyorum.

Ýslâm dünyasýnda "Ýslâm" ve "pozitif bilimler" arasý iliþkiler sözkonusu olduðunda sizin gibi kanlý canlý, tümüyle gerçek ve hepimizi gururlandýran örnekler olduðu gibi ne yazýk ki bir sürü hurafe ve söylenti de ortalýkta dolaþýyor. Bunlardan en ünlüsü de Apollo 11 astronotu Neil Armstrong'un Ay'a gittiðinde orada bir "ezan sesi" duyduðu ve bir süre sonra da Ýslâm dinini benimsediði yönündeki çeyrek yüzyýllýk söylenti… Bildiðim kadarýyla Bay Armstrong da sözkonusu iddialarý birkaç kez kibarca yalanlamýþtý. Ama buna raðmen Ýslâm ülkelerinde yaþayanlarýn önemli bir bölümü bu söylentiye inanmakta ýsrar ediyor.

(Hýristiyanlarýn ve ateistlerin, bu gibi iddialarý ortaya atan Müslümanlarla nasýl alay ettiðini görmeniz için iki ayrý internet adresi:)
http://www.answering-islam.org/Hoaxes/neil.html
http://www.islamiyetgercekleri.org/cousteauvearmstrong.htm


Ýslâm dünyasýný yýllardýr küçük düþüren bu býktýrýcý iddianýn arka planýný bir kez de sizden öðrenmek isteriz. Armstrong ile kiþisel bir dostluðunuz var mý? Kendisiyle ilgili olarak türetilen bu ünlü söylenti ne denli gerçektir?


- Neil Armstrong'u da diðer bütün Apollo astronotlarýný da çok yakýndan tanýrým. Çünkü hemen hemen hepsinin Ay yüzeyine iniþ eðitimlerini ben verdim. Neil'in Ay'a iniþinin üzerinden tam 35 yýl geçti, ancak bugün hem onunla hem de diðer bir çok astronotla kiþisel dostluklarým hâlâ devam ediyor. Çünkü biz bir ekip olarak 20'nci yüzyýlýn en önemli bilimsel atýlýmýný gerçekleþtirmenin mutluluðunu paylaþtýk.

Bu önemli soruyla, beni de yýllardýr gerçekten çok rahatsýz eden çirkin bir söylentiye parmak bastýn sevgili Ali… Sen ve gazeten aracýlýðýyla hem Türkiyeli kardeþlerime, hem de bu söyleþimizden haberdar olmasý muhtemel diðer ülkelerden Müslüman okurlara altýný çize çize duyurmak istiyorum ki NEIL ARMSTRONG AYDA ASLA "EZAN SESÝ" SAYILABÝLECEK NÝTELÝKTE GÝZEMLÝ BÝR SES DUYMAMIÞ VE BÝZÝM BU GÖRÜÞMEYÝ GERÇEKLEÞTÝRDÝÐÝMÝZ GÜNE KADAR DA MÜSLÜMAN OLDUÐUNA DAÝR HÝÇBÝR AÇIKLAMA YAPMAMIÞTIR. Üstelik, Müslüman bir bilim insaný olarak, ben onun böyle bir karar almasýna hiç de gerek olmadýðýný düþünüyorum.

Böyle içi boþ dedikodular bütün duyarlý Müslümanlar gibi beni de derinden yaralamaktadýr. Bu tip bir sýð yaklaþýmý savunanlara göre, dünyaca ünlü bir kiþi Ýslâm dinini benimsediðini açýklarsa o zaman Ýslâm "iyi birþey" oluyor ve global anlamda da saygýnlýðýný güçlendiriyor. Oysa ben inanmýþ bir Müslüman olarak bundan daha çirkin bir yaklaþým, Ýslâm'a bundan daha büyük bir hakaret düþünemiyorum.

Neil þu anda 74 yaþýnda ve Ohio'da ailesiyle münzevî bir hayat sürüyor. O benden 8 yaþ daha büyüktür. Eðer günün birinde kendi rýzasýyla Ýslâm dinine geçtiðini açýklasaydý, bundan hepimiz derin bir mutluluk duyardýk elbette. Pekiyi, Müslüman olmadýðý zaman ne olacak, 1400 yýllýk Ýslâm anlamýný ve önemini mi yitirecek? Müslümanlarýn dinlerine inanmak ve güvenmek için mutlaka "Batýlý" bir kanýta mý ihtiyacý var? Böyle olduðunu düþünenler zaten bu dinin yanýna hiç uðramamalýdýr. Ýlla da bu þekilde gösteriþli bir kanýtýn gölgesine sýðýnmak isteyenlere, sadece böyle þeylerle huzura erenlere ben kanýtýn en güzelini vereyim isterseniz. Evet, tekrar ediyorum, Neil Armstrong ya da herhangi bir Apollo astronotu henüz Müslüman olmadý. Ama onlarýn hepsini tek tek yetiþtirip Ay'a güvenle gönderip geri getiren eðitimcileri olarak, ben Faruk El-Baz, annemden doðduðum günden beri Müslümaným! Oldu mu? Acaba bu kanýt onlar için yeterli mi?

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'
« Yanıtla #2 : 27 Ağustos 2012, 23:56:05 »
- En yetkili aðýzdan duyulan bu açýklamayla, sanýrým sözkonusu hikâye de lâyýk olduðu yere, yani kent efsaneleri tarihinin çöp kutusuna gider artýk. Pekiyi, böyle birþey yoksa bu söylenti nasýl doðdu? Ay'daki ezan sesi hikâyesinin ya da Armstrong'un hayâlî Müslümanlýðýnýn doðuþuyla ilgili olarak bildiðiniz özel bir þey var mý?


- Ne yazýk ki var. Aslýnda bu söylentinin doðmasýnýn -dolaylý yoldan da olsa- sebebi, benim astronotlardan Ay'a gittiklerinde yapmalarýný istediðim küçük bir jesttir. Ama nereden bilebilirdim bu masum isteðimin böyle saçmasapan sonuçlar doðuracaðýný…


- Hocam, doðrusu çok merak ettim. Ne rica ettiniz astronotlardan?


- Apollo 15'in üç astronotundan biri, öðrencim Alfred Merril Worden'dý. Uzay araþtýrmalarýna meraklý okurlarýnýz hatýrlayacaklardýr, Apollo uçuþlarý hep üçlü astronot gruplarýyla yapýlmaktaydý. Bunlardan ikisi "Ay Modülü" (Lunar Module) dediðimiz araçla uydumuzun yüzeyine iner ve bilimsel araþtýrmalarýný yapar, üçüncüsü ise "Kumanda Modülü"yle (Command Module) Ay yörüngesinde turlar atarak onlarý bekler, bu arada da dünya ile irtibatý saðlar. Bu uçuþta David Scott ve James Irwin yüzeye inecek olan ikiliydi, Worden ise kumanda modülünün pilotu…

Kumanda modülü "Endeavour" Ay yörüngesine girip uydumuzun çevresinde turlamaya baþladýðýnda Worden 380 bin kilometre uzaktan Houston'a seslenip raporunu vermeye baþladý. Bu arada aramýzda da bazý dostane telsiz konuþmalarý geçti. Bir ara bana "Buradan istediðin birþey var mý Kral" gibi þaka yollu bir cümle sarfetti. Ben de "Dünyamýza Arapça olarak bir selam göndermen yeterli" dedim. Kur'an'ýn dilinin Ay yörüngesinde bir kez olsun yankýlanmasýný istemiþtim o anda. Worden yýllarca süren derslerimiz sýrasýnda benden üç-beþ cümle kadar Arapça kapmýþtý. Bunun üzerine ricamý kýrmayarak telsizden aynen þu sözleri söyledi: "Marhaba ahle el-ard, min Endeavour aleykum salam." Yani, "Ýyi günler, Endeavour'dan hepinize selam olsun ey dünya insanlarý".

Bu sözler, o anda Houston'daki komuta üssündeki bizler tarafýndan olduðu gibi dünyanýn dört bir köþesinde Apollo 15'in yolculuðunu takip etmekte olan binlerce amatör telsizci tarafýndan da canlý olarak dinlenmekteydi ve çoðu Arapça bilmeyen bu kiþiler eliyle derhal kayýtlara geçirildi. Sanýrým sonradan iyice biçim deðiþtire deðiþtire bütün Ýslâm âlemine yayýldý ve bugünkü hilkat garibesi söylentiye kadar ulaþtýk. Ancak, ezan sesi nerede, Worden'ýn bana gönderdiði bir cümlelik o dostça selam nerede? Aralarýnda fonetik olarak hiçbir iliþki yok. Kaldý ki bu efsane Apollo 11 için türetilmiþ, yani bu olayýn yaþandýðý Apollo 15 uçusundan tam 2 yýl önceki bir baþka uçuþ için. Aralarýnda kronolojik bir baðlantý da yok.

Size þu kadarýný söyleyeyim. Apollo uçuþlarý sýrasýnda yer kontrol ile astronotlar arasýnda yapýlan bütün konuþmalarý dinleyen sayýlý kiþilerden biriydim ben. Eðer oradan bir yerden ezan sesi gelseydi, bir Arap olarak bunu ilk anlayacaklardan biri herhalde ben olurdum. Ama böyle bir þey asla olmadý.

Bu konuda son olarak Müslüman Türk gençliðine þu tavsiyede bulunmak istiyorum: Ýslâm, yüce Kur'an'da biçimlenmiþ ve en iyi ifadesini bulmuþ olan ilâhî mesajýyla, günümüzde bir milyarýn üzerinde insanýn baðlý olduðu eþsiz bir dindir. Ve kendisini ifade edebilmek için baþka da hiçbir kanýta ihtiyacý yoktur. Kur'an'ýn bizatihi kendisi en büyük kanýttýr.



Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'
« Yanıtla #3 : 27 Ağustos 2012, 23:58:49 »
- Bana da bu sözler karþýsýnda "ALLAH sizden razý olsun" demekten baþka bir þey kalmýyor. Yirmi yýldýr kafalarý karýþtýran can sýkýcý bir hurafeye böylelikle son noktayý koymuþ oldunuz.
Þimdiki sorum da aslýnda yine önceki sorumla yakýndan baðlantýlý… Siz, hem önünde bütün dünyanýn saygýyla eðildiði büyük bir bilim adamý, hem de mensubu olduðu Ýslâm inancýný açýkça deklare etmekten hiçbir zaman çekinmemiþ kararlý bir Müslümansýnýz. Bu yönünüzle de "Müslüman bir bilim adamýnýn sergilemesi gereken duruþa" hayranlýk uyandýrýcý bir örnek oluþturduðunuzu düþünüyorum.

Ýslâm dünyasýnýn halklarý arasýnda baþka dinlerden batýlý bilginleri, sinema sanatçýlarýný ya da müzisyenleri -onlar gerçekten bu dini benimsemeden- Müslüman olarak kabul etmek gibi garip bir tutku var. Daha önce de internet söylentileri yoluyla Anthony Quinn'i, Jacques Yves Cousteau'yu ve Michael Jackson'u gerçekdýþý bir biçimde Müslüman ilan etmiþti bazý yayýn organlarý... Sonra da Ýslâm karþýtý uluslararasý yayýn organlarýnda Müslümanlarýn bu tavrýyla ilgili alaycý ve aþaðýlayýcý makaleler yayýnlandýðýný görüyoruz. Bu da bizleri fazlasýyla üzüyor.

Hocam, bir batýlý bilginin ya da popüler bir sanatçýnýn kamuoyuna Müslüman olduðunu açýklamasýyla Ýslâm mý yücelir ya da kazanýr, yoksa doðrudan o kiþi mi? Bu gibi din deðiþtirmelerden Ýslâm adýna beklentiler çýkarmak dinimizi küçük düþürmüyor mu?


- Benim bu soruya vereceðim cevap da yine bir önceki cevabýmý tamamlayýcý nitelikte olacaktýr. Ünlü birilerinin Ýslâm'ý kabul ettiði yönündeki haberleri beklemek suretiyle imân etmeye ya da kararsýzlýklar içinde sürüklenen bir imâný pekiþtirmeye çalýþmak, kanýmca hastalýklý bir ruh hâlinin yansýmasýdýr. Ünlü -ya da tamamen ünsüz- bir kiþinin Ýslâm dinine geçtiðini açýklamasý ancak "kiþisel bir zafer" olabilir, bu tür bir karar Ýslâm'ýn ihtiþamýna zerre kadar katký saðlamaz. Böyle düþünen Müslümanlar bu hastalýklý bakýþ açýsýný en kýsa zamanda üzerlerinden atmalý ve özgüvenlerini kazanmalýdýrlar. Onlar evrenin en deðerli mesajýný almýþ insanlardýr ve bunu asla unutmamalýdýrlar.

Bir gün bu dünyadan göçüp gideceðiz ve bizleri yaratan ALLAH, dünya hayatýnda kimin Oscarlý bir sinema oyuncusu, kimin Ay'a inmiþ astronot ya da kimin Grammy ödüllü pop yýldýzý olduðuna bakmayacak, sadece "Sana gönderdiðim son mesajý ne kadar algýladýn ey kulum" diye soracak. Sanýrým, gönülden inananlar için yeterince açýk bir durum bu…




20 Temmuz 1969 günü Ay'a ayak basan Apollo 11 ekibinin üç astronotu, (Soldan saða) Neil Armstrong (Komutan), Michael Collins ve Edwin "Buzz" Aldrin… (Yanda) Armstrong, Florida-Cape Caneveral Uzay Üssü'nde tarihî uçuþu öncesinde uzmanlar tarafýndan giydirilirken…


Prof. Dr. El-Baz, öðrencileri olan Apollo astronotlarýyla çevrelenmiþ bir vaziyette, 1994 yýlýnda Wisconsin-Oshkosh'da düzenlenen "Apollo'ya Selam" toplantýsýnda... Soldan saða: Michael Collins (Apollo 11), Richard Gordon (Apollo 12), Stuart Roosa (Apollo 14), Alfred Worden (Apollo 15).



Armstrong ve Ay yolculuðundaki kader arkadaþý Aldrin, yakýn tarihte onurlarýna düzenlenen toplantýlardan birinde... Þu anda 74 yaþýnda olan Armstrong, son yirmibeþ yýldan beri Ýslâm ülkelerindeki hayranlarýna "henüz Müslüman olmadýðýný" sabýrla anlatmaya çabalýyor!


Armstrong'un Ay yüzeyinde býraktýðý ilk ayak izi…





devam edecek...

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'
« Yanıtla #4 : 05 Eylül 2012, 22:46:48 »
'Bir çöldeki kum tanelerini bile hesaplayabilirim'

- "Ýslâm'ýn altýn çaðý" olarak anýlan dönemde dünyada bilimsel bilgi öncelikli olarak Ýslâm coðrafyasýnda, Araplar, Türkler ve Ýranlýlar tarafýndan üretilmekteydi. Hýristiyanlarýn dünyayý bir tepsi gibi düz sandýklarý çaðlarda Müslüman bilim adamlarý Ortadoðu ve Ortaasya'da son derece geliþmiþ gözlemevleri kurmuþlardý.

7-8 asýr içinde dünyaya en deðerli bilimsel bilgileri sunan bir ümmet olmaktan çýkýp yalnýzca Batý tarafýndan üretilen bilimsel bilgiyi talep etmekle yetinen, üstüne kendinden çok az veri ekleyen pasif bir topluluða dönüþmemizin gerekçeleri sizce nelerdir? Ýçinde bulunduðumuz bu manzara size de benim gibi ýsdýrap veriyor mu? Yoksa bu durumun düzeleceðine ve Ýslâm dünyasýndaki bilimsel üretim düzeyinin er ya geç eski görkemli günlerine döneceðine inanýyor musunuz?


- Ýslâm uygarlýðý, 8'inci yüzyýldan 16'ncý yüzyýla kadar gözkamaþtýrýcý bir yükseliþ süreci sergiledi. Çünkü Ýslâm, daha doðuþuyla birlikte bilimin yolundan gitmeyi en merkezî noktaya oturtmuþtu. Müslüman bilginler hiçbir kompleks sergilemeden Yunanca, Latince, Ýbranice ve Farsça eski kitaplarý Arapçaya çevirdiler, oradaki bilgileri alýp üstüne yepyeni bilgiler inþâ ettiler. Her konuda ve her düzeyde okullar, araþtýrma merkezleri kurmak, buralarda dünyanýn en ünlü hocalarýný biraraya getirmek Ýslâm hükümdarlarýnýn en sevdikleri güç gösterilerinden birine dönüþmüþtü. Bilgi kutsanýyor, insanlýða yararlý buluþlar yapanlar en üst düzeylerde iltifata mazhar olup ödüllendiriliyordu. Ýslâm toplumlarýnda bilim adamý olmaktan daha saygýn bir iþ yoktu. Rakip devletlerin korkulu rüyasý durumundaki azametli hükümdarlar bile karþýlarýna ünlü bir bilgin geldiðinde kendilerine çeki düzen vermekteydiler. Araplar, Türkler ve Farsîler'in Ýslâm sonrasý tarihi bu gibi binlerce örnekle doludur.

Ýslâm alemindeki bu pýrýltýlý yükseliþin ve ulaþýlan yüksek uygarlýk düzeyinin bence bir numaralý nedeni, ülkelerinin sýnýrlarýný, kâlplerini ve akýllarýný bilimin aydýnlýðýna sonuna kadar açan o bilge atalarýmýzdýr. Onlar bilgiye, bilginlere deðer verirken o bilginin geldiði etnik kökeni, ulusu ya da dini hiçbir zaman sorgulama vesilesi yapmýyorlardý. "Bilgi nereden gelirse gelsin hoþgelir, yeter ki Müslümanlar geliþip kalkýnsýn" diye düþünmekteydi bu ileri görüþlü insanlar. Bu yüzden de o dönemin bir çok Doðulu ve Batýlý bilgini, kendisini huzur ve güven içinde hissettiði için, çaðýn en ünlü bilim merkezleri olarak anýlan büyük Ýslâm kentlerine göç etmiþlerdir. Her bilim adamý düþüncelerinden dolayý saygý göreceði, araþtýrmalarýný rahatça yapabileceði ve bu konuda aralýksýz destek alabileceði bir yerde yaþamayý arzu eder. Ben niye yýllardýr ABD'deyim, bunca Türk ve Arap bilim adamý neden Amerikan, Ýngiliz ya da Alman üniversitelerinde görev yapýyor? Yaþadýðýmýz göçmenlik süreci, bundan 500 yýl önce Ýslâm âlemine doðru akan Avrupalý bilginlerin ve sanatçýlarýn yaþadýðý sürecin aynýsý deðil midir? Günümüzde gerek NASA'da, gerekse Amerika ve Avrupa'nýn önde gelen diðer bilim kurumlarýnda binlerce Müslüman bilim adamý görebilirsiniz. Ülkeleri onlara benzer ekonomik ve bilimsel standartlarý sunabilseydi hiçbiri yurdundan uzakta göçmen konumuna düþmek istemezdi.

Ýslâm dünyasý bugün hiç de içaçýcý bir durumda deðil. Pek çok alanda çaðdaþ uygarlýðýn gerisinde kaldýk. Bunun sebebi ise þimdiki yöneticilerin kendilerini ve yönettikleri toplumlarý "kültürel istila" gerekçesiyle yeni fikirlere kapatmýþ olmalarýdýr. Bu gidiþi kesinlikle hiç saðlýklý bulmuyorum. Ýmam Gazâlî 900 yýl önce Aristo'yu rahatça okuyup anti-tezini üretebilirken, bugün çoðu Ýslâm ülkesine doðru düzgün bilimsel yayýn dahi ulaþamýyor. Eðer "yabancýlar gelip kültürümüzü istilâ edecek" korkusuyla yaþarsak bu gidiþle daha da geri kalacaðýz. Özgüveniniz saðlam olsun, inancýnýza ve kültürünüze adam gibi sahip çýkýn, yabancý fikirlere de kültürünüzü istilâ ettirmeyin o zaman! Dýþarýdan gelen her rüzgârdan korkup pencereleri sýký sýkýya kapatýrsak, o zaman da evin içinde havasýzlýktan boðulup ölürüz.

Benim bütün umudum, Ýslâm dünyasýnda halen yetiþmekte olan genç kuþaktadýr. Ardýmýzdan gelen bu kuþak gerçeklerin farkýnda, onlar yakýn bir gelecekte ülkelerinde teker teker iþbaþýna geçecekler. Eðer geri kalmýþlýðýmýzýn nedeninin Ýslâm'ýn kendisi deðil Ýslâm adýna hareket eden yobaz ve korkak yöneticiler olduðunu yeterince iyi idrak ederlerse, bunlar kendi halklarýnýn önünü açacaklardýr. Ýslâm kültürü öylesine dýþa açýk ve dinamik bir kültürdür ki bir kez zincirinden boþanmayagörsün, çok kýsa bir süre içinde Batý uygarlýðýnýn siyasal ve bilimsel düzeyini yakalamamýz iþten bile olmaz.

Bakýn Çin'e, daha düne kadar tam bir kapalý kutuydu. Ama kendi içindeki bazý despotik uygulamalarý kaldýrarak son yýllarda nasýl da baþdöndürücü bir sýçramaya imza attý. Sporda, sanatta, bilimde, teknolojide, ticarette, turizmde ve her alanda onlar var artýk. ABD'yi bile ürküten bir güç olarak geliyorlar.

Ben, Çin'e araþtýrma için girebilen ilk "Batýlý" bilim adamlarýndan biriyim. 1979'da Çin'in ABD ile kopuk olan diplomatik iliþkilerini yeniden baþlatma kararý almasýnýn ardýndan kalabalýk bir araþtýrmacý grubuyla bu ülkeye gittim ve kuzeybatý Çin'deki çöllerde altý hafta süren bir jeolojik çalýþma yaptým. Bu çalýþma sonradan National Geographic Society'nin ünlü dergisinde de yayýmlandý ve Çin Devleti elde ettiðimiz bilimsel sonuçlardan çöllerinin ýslahý adýna büyük yararlar saðladý.

Yakýn geçmiþin kapalý devletleri Hindistan ve Güney Kore de son yýllarda benzer türden kültürel açýlýmlar gerçekleþtirdiler. Ýslâm dünyasýnda ise bu kötü gidiþin kendilerini bir yere götüremeyeceðini farkeden iki önemli devlet var: Malezya ve Endonezya. Onlar da silkelenip üzerlerindeki ölü topraðýný attýlar ve son dönemlerde büyük bir þahlanýþ içindeler. Dileðim bu bilinçlenme dalgasýnýn kýsa zamanda bütün Ýslâm alemine yayýlmasýdýr. Bizi Ýslâm uygarlýðýnýn birer mensubu olmak deðil kötü yöneticiler bu durumlara sürükledi, lütfen bunu asla unutmayýn. Eðer yaþanan geriliðin baþ sorumlusu Ýslâm olsaydý, o zaman hepimizin o çok gururlandýðý "âltýn çaðý" da yaþayamazdýk. Ama modern zamanlarýn zorunlu kýldýðý bazý dönüþümleri kendi içimizde bir türlü gerçekleþtiremedik.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'
« Yanıtla #5 : 05 Eylül 2012, 22:49:39 »
'11 Eylül travmasýný iletiþimle atlatacaðýz'

- Olaðanüstü bir bilimsel kariyeriniz var. ABD baþta olmak üzere bir çok Batýlý ülkede büyük itibar görüyorsunuz. Hattâ NASA'daki lâkabýnýzýn da "Kral" olduðunu biliyoruz. 11 Eylül 2001'de ABD'de yaþanan terorist saldýrýlardan sonra dünyada büyük bir dinsel kamplaþma baþgösterdi. Müslümanlara karþý sergilenen soðuk ve düþmanca tutumun sizin akademik ve özel hayatýnýzda da yansýmalarý oldu mu acaba ?


- Ben, geride býraktýðýmýz kýrk yýl boyunca bir çok ülkeye geçici nitelikte bilimsel yolculuklar yaptýysam da çoðunlukla ABD'de yaþadým. Ana çalýþma üssüm ve yaþam alaným hep burasý oldu. Dolayýsýyla bu kadar uzun süre yaþadýðým bir ülkede bir çok köklü dostluklar da geliþtirdim. Amerikan kamuoyu beni yakýndan tanýyor. Katýldýðým radyo-televizyon programlarýnýn, gerçekleþtirdiðim gazete-dergi söyleþilerinin ve görev aldýðým bilimsel konferanslarýn sayýsýný artýk hatýrlayamayacak haldeyim. Bütün bu etkinliklerim sýrasýnda ise kamuoyunun önünde her zaman "Müslüman bilim adamý" kimliðimle bulundum.

11 Eylül olayý, hayatýný ABD'de sürdüren bir çok Müslüman gibi beni de derinden sarstý. Doðal olarak yaþanan bu korkunç olayýn Ýslâm ile iliþkisini -daha doðrusu iliþkisizliðini- kamuoyuna doðru bir biçimde anlatabilmek için kâlbimin derinliklerinde ciddi bir sorumluluk hissettim. O tarihten bu yana da fýrsatýný bulduðum her yerde kitlelerde "gerçek Ýslâm"ý anlatmak için elimden geleni yapýyorum. Bu konuda Amerikan medya kuruluþlarýna bir çok kez konuþtum ve yüce bir din olarak Ýslâm ile Ýslâm kisveli terör hareketleri arasýndaki keskin farký kitlelere dilim döndüðünce aktardým. Size dürüstçe söyleyeyim ki bugüne kadar ne medyadan, ne meslektaþ çevremden, ne de sokaktaki sýradan insanlardan kiþiliðime ya da dinime yönelik bir sataþma, taciz ya da saldýrý olmamýþtýr. Aksine, yaptýðým ýsrarlý açýklamalarýn beni izleyen kamuoyu üzerinde derin bir etkisi olduðunu mutlulukla müþahade ettim. Bir çok Amerikalý benim yaklaþýmlarýmý dinledikten sonra ilk andaki öfkelerinin geçtiðini ve artýk daha saðduyulu düþünmeye baþladýklarýný dile getirdiler. Onlar, bu kör þiddetin kökeninde ALLAH'ýn emirlerinin olamayacaðýný anlamýþ insanlardý.

Ama, 11 Eylül saldýrýlarýnýn ABD'de -hoþ, sanki dünyanýn diðer bölgeleri farklý mý?- Ýslâm'ýn imajýný bir miktar zedelediði þeklindeki tesbitin de özünde doðrudur. ABD'de, sokaktaki insanlar arasýnda zaman zaman sürtüþmeler ve karþýlýklý sataþmalar yaþanabiliyor. Bu noktada ise biz aydýnlara büyük sorumluluklar düþüyor ve ben de kendi adýma fýrsat bulduðum her platformda Ýslâm kültürünü tanýtmaya gayret ediyorum. Gelecek için kesinlikle iyimserim. Bunun, zamanla tedavi edebileceðimiz bir kültürel sorun olduðunu düþünüyorum.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'
« Yanıtla #6 : 05 Eylül 2012, 22:58:18 »
'1 Milyon Erkek protestosunun hakemiydim'

- Hocam, hazýr Amerikan toplumundaki dinsel önyargýlardan söz etmiþken, konuyu sizin þu ünlü "1 Milyon Erkek" protestosundaki "uzaktan hesaplama" tekniðinize getirmek istiyorum. Bu olaydaki rolünüzü internette hakkýnýzda yer alan ilginç bilgilerden öðrendim. O protesto gösterisi sýrasýnda yaptýðýnýz þey tam olarak neydi?

- Ali, bildiðin gibi, halen bir "Uzaktan Algýlama Merkezi"nin baþýndayým. Burasý Boston Üniversitesi'ne baðlý bir araþtýrma kurumu ve ben de 1986'dan beri bu merkezde yönetici olarak çalýþýyorum. Yaptýðýmýz iþ, en kaba tanýmýyla, uydu fotoðraflarýna bakarak dünyanýn herhangi bir bölgesinde petrol, altýn ya da su gibi deðerli yeraltý kaynaklarýný aramak ve isabetli bir deðerlendirme sonucunda da bu kaynaklarý gerçekten bulmak. "Uzaktan Algýlama" (Remote Sensing) adýyla tanýnan bu bilimsel araþtýrma alaný ayrýca dünyanýn ekolojik dengelerindeki her türlü bozulmayý, deprem riski içeren ya da çölleþen bölgeleri saptamakta da kullanýlabilir. Son dönemlerde yeni kentsel yerleþimler kurmaya en uygun alanlarýn tesbitinde de bizim elde ettiðimiz verilerden sýklýkla yararlanýlýyor. Yani, özetle yeryüzünün herhangi bir köþesini jeoloji, matematik, coðrafya, optik, kimya gibi bilimlerden de yararlanarak havadan "yorumluyoruz". Ben bu konudaki bilgi birikimimi 1970'lerde Nil kýyýlarýnda nüfus artýþýyla geliþen gýda temini ve yerleþim alaný sorunlarýný saptamakta kullandým ve o dönemde bilim danýþmanlýðýný yaptýðým Mýsýr eski Devlet Baþkaný Enver Sedat'a bir rapor sunarak, onu bu bölgede bir "çölden yeni toprak kazanma programý" uygulamasý için uyardým. Demografik bir týkanmayla karþý karþýya olan Nil havzasý insanlarý da bu projenin hayata geçirilmesiyle büyük ölçüde nefes aldýlar. Yani, bu alandaki uzmanlýðým yýllar sonra kendi doðduðum coðrafî bölgeye de hizmet etmemi saðladý. Daha sonralarý ayný türden araþtýrmalarý Umman, Kuveyt, Katar, Birleþik Arap Emirlikleri ve Hindistan gibi ülkelerin çöllük bölgeleri için de gerçekleþtirdim.

Þimdi gelelim "1 Milyon Erkek" olayýna… ABD'de -sanýrým Türklerin de yakýndan tanýdýðý- çok etkin bir Ýslâmî grup var. Zenci lider Louis Farakhan'ýn yönettiði "Nation of Islam" (Ýslâm Ulusu). Vaktiyle rahmetli mücahit Malcolm X de bu hareketin içinde yetiþmiþti.

"Ýslâm Ulusu" hareketinin yönetim merkezi Chicago'dadýr. Bu grubun lideri Farakhan, 1995 yýlýnda Beyaz Saray'ýn siyahlara yönelik kimi politikalarýný protesto etmek amacýyla, Chicago'dan ülkenin dört bir köþesinde yaþayan Afro-Amerikalýlara "baþkent Washington'a yürüme" çaðrýsý yaptý. Bu, hem Farakhan'ýn siyahlar üzerindeki karizmasýný, hem de "Ýslâm Ulusu" hareketinin ülke çapýndaki etkinliðini ölçecek riskli bir gövde gösterisiydi. Herkes bu ateþli çaðrýya kaç insanýn uyacaðýný merak ediyordu. O sýrada Beyaz Saray'da Baþkan olarak Bill Clinton oturmaktaydý.

Sonuçta Washington'da gerçekten çok büyük bir kalabalýk toplandý. Ama bu kez de siyasetçilerden ve bazý medya organlarýndan "toplantý bölgesine beklenenin çok altýnda katýlýmcý geldiðine iliþkin" eleþtirel sesler yükselmeye baþlamýþtý. Ülkenin çeþitli yerlerindeki millî parklarýn yönetimi ve korunmasýyla görevli olan Amerikan Millî Parklar Dairesi elindeki fotografik verilere dayanarak katýlýmýn 400 bin kiþi dolayýnda olduðunu açýkladý. Farakhan ve yandaþlarý ise tüm engellemelere karþýn yeterli sayýya ulaþýldýðýný savunuyor, zenci düþmanlarýnýn yapýlan protestonun boyutlarýný küçültmeye çalýþtýðýný ve katýlýmýn 1,5 milyon kiþiye ulaþtýðýný ileri sürüyorlardý. Ýddialarýn karþýlýklý kavga ve hakaret boyutuna ulaþmasý üzerine benim araþtýrma merkezim olayýn "bilimsel hakemi" olarak tayin edildi. Gösteriden sonraki üç gün boyunca on yardýmcýmla birlikte yüksek binalardan ve gökyüzünden çekilmiþ fotoðraflar üzerinde çok ayrýntýlý bir çalýþma gerçekleþtirdik. Sonunda, 19 Ekim 1995 günü resmî raporumuzu kamuoyuna açýkladýk: Artý ve eksi yüzde 20 yanýlma payýyla, gösteriye ortalama 837 bin insan katýlmýþtý. Yani o gün orada en az 670, en çok da 1 milyon 4 bin kiþi bulunuyordu. Bizim rakamlarýmýz tartýþmalarýn her iki cephesindekiler tarafýndan da doðru kabul edildi ve kavga sona erdi. Aslýnda Farakhan için hiç de fena sayýlamayacak bir sonuçtu bu…

- Bunu nasýl saptayabildiniz?

- Meslek sýrrý diyelim! Ancak size þunu söyleyeyim ki ben ve ekibim gerektiðinde bir sahildeki ya da dev bir çöldeki kum tanelerini de sayabiliriz.

- Ne diyorsunuz siz Hocam?

- Evet, aynen öyle… Bilimin yasalarýný kullanýrsanýz bu da mümkün. Nitekim, geçmiþteki bazý araþtýrmalarýmda çöl kumu saymýþlýðým da vardýr. Ancak, elbetteki bu sayýmlarda her zaman için belli bir hata payý da bulunmaktadýr. Araþtýrmanýn sonucun yayýmlarken bu hata payýný da mutlaka duyururuz. Yine de merak edenlere belli bir fikir verebilecek kadar doðru rakamlara yaklaþýyoruz. Merkezimizin 1997 yýlýnda NASA yönetimi tarafýndan "Uzaktan Algýlama Mükemmelik Ödülü"ne lâyýk görüldüðünü de burada eklemek isterim.


(El Baz'ýn bu araþtýrmasý hakkýnda daha ayrýntýlý bilgiye sahip olmak isteyen okurlarýmýz aþaðýdaki linklere göz atabilirler)

http://encyclopedia.thefreedictionary.com/Million%20Man%20March
http://www.bu.edu/remotesensing/Research/MMM/MMMnew.html




Prof. Dr. El-Baz, Ekim 1995'de düzenlenen "Bir Milyon Erkek" yürüyüþüne katýlanlarýn sayýsal hesaplamasýný yaptýðý ekibiyle birlikte… O dönemde büyük tartýþmalara yol açan bu protesto gösterisinin bilimsel hakemi olan El-Baz, katýlýmcý sayýsýný artý-eksi yüzde 20 hata payýyla 837 bin kiþi olarak hesaplamýþtý.




Prof. Dr. El-Baz'ýn yöneticiliðini yaptýðý "Boston Üniversitesi Uzaktan Algýlama Merkezi" 1997 yýlýnda NASA'nýn "mükemmellik ödülü"nü aldý. Merkezde Türk öðrenciler de eðitim görüyor.


Bilim çevrelerinde "yaþayan en büyük çöl jeoloðu" olarak kabul edilen Prof. Dr. El Baz, son 25 yýldan bu yana dünyanýn önde gelen bütün çöllerinde bilimsel araþtýrmalar yaptý. Ünlü bilginin özellikle 1979 yýlýnda Kuzeybatý Çin'de National Geographic Society adýna gerçekleþtirdiði araþtýrma, bu alandaki en deðerli çalýþmalardan biri olarak kabul ediliyor.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'
« Yanıtla #7 : 08 Eylül 2012, 23:06:19 »
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'


2000 yýlýnda National Geographic televizyon kanalýnýn yayýnladýðý "To The Moon" adlý bir belgeselde, Apollo 15 uçuþu baþlamadan önce, misyonun komutaný David Scott'a mürettebatý tehlikelerden korumasý dileðiyle bir Kur'an hediye ettiðinizi dinlemiþ ve çok duygulanmýþtým. Sonradan bu olayý ele alan bir de yazý yazdým gazetemizde. Sözkonusu yazý kýsa sürede hayli popüler oldu ve ülke çapýnda bir çok internet sitesine girdi.
(Ýlgilenenler için: http://www.yenisafak.com/arsiv/2003/ocak/19/tarih1901.html)
Hazýr size ulaþmýþken artýk bu öykünün bütün ayrýntýlarýný öðrenmek istiyorum Hocam. O Kur'an gerçekten Ay'a kadar gitti mi? Gittiyse þimdi hâlâ orada mý?



- Sevgili Ali, haberini biliyorum. Ýlk yazýþmamýzda bana o yazýnýn da linkini göndermiþtin. Sergilediðin dikkate de bu güzel ve anlamlý hatýraya gösterdiðin duyarlýlýða da teþekkür ederim. Benim Boston Üniversitesi'ndeki en iyi öðrencilerimden biri bir Türk'tür. Bu öðrencimin adý Mutlu, Mutlu Özdoðan. Kendisi, gelecekte çok þey beklediðim son derece deðerli bir bilim insanýdýr. Onun genel bir tercümesiyle yazýný inceledim ve çok mutlu oldum.

Benim National Geographic'deki o programda anlattýklarýmý genel çerçevesiyle gayet doðru anlamýþ ve anlatmýþsýn. Ancak birkaç küçük eksiklik vardý orada. Dilersen, bu vesileyle ben de onlarý tamamlamýþ olayým.

- Hocam, dilemek ne kelime? Meraktan çatlayacaðým!

- Benim için derin bir duygusal anlam taþýyan bu olayýn kökeni, Ay'a gerçekleþtirdiðimiz son üç Apollo seferine uzanýyor. Yani 15, 16 ve 17 numaralý Apollo misyonlarýna. O uçuþlardan sonra da NASA Ay defterini kapattý zaten. Bu üç seferin ise diðerlerine göre -Apollo 11, 12, 13, 14- çok farklý yönleri vardý. Bir kere Apollo 15 ile birlikte Ay'a elektrik enerjisiyle çalýþan iki kiþilik bir otomobil gönderecektik. Hani þu belgesellerde sýk sýk izlediðiniz antenli ve üstü açýk Ay arabasý, yani resmî adýyla "Rover-1". Ayrýca ayný yolculukta gemiye iki renkli TV kamerasý, bunlara baðlý karmaþýk yan ekipmanlar ve astronotlarýn orada kimyasal deneyler yapmalarý için gereken daha bir sürü teknik araç-gereç yüklenecekti.

Apollo 15, ALLAH'ýn bu gemiyi yolculuk boyunca esirgemesini bütün kalbimizle dilediðimiz, gerçekten çok cüretkâr bir seferdi. Geminin her tarafý týklým týklým doluydu. Araca o güne kadarki Ay uçuþlarýnda görülmemiþ düzeyde yükleme yapýlmýþtý. Çünkü hepimiz Ay programýnýn yakýnda tamamlanacaðýný biliyor ve astronotlarýmýzýn bu son üç seferden geriye getirebilecekleri kadar bilgi getirmelerini arzuluyorduk. Finansman sorunlarý nedeniyle, bir daha belki de Ay'a hiç gidilemeyecekti.

Daha önce de söylediðim gibi, Apollo astronotlarýnýn birçoðunu bizzat eðittim. Temel uzmanlýk alanlarým jeoloji ve kimyadýr. Yerküre jeolojisinin yanýsýra, "lunar science" yani "Ay bilimi" denilen özel dalda da uzman sayýlýyorum. Dünyamýzýn uydusunun oluþumu ve günümüzdeki yüzey yapýsý hakkýnda geniþ bilgi sahibiyim. Bu yüzden de NASA Apollo misyonlarý sýrasýnda araçlarýn Ay'da inecekleri noktalarýn tesbitini ve iniþin matematiksel hesaplamalarýný yapma görevini bana ve ekibime vermiþti. Sanýrým doðru yerleri seçmiþim ki hepsi de görevlerini kazasýz belasýz tamamlayýp geri döndüler!

Özellikle son üç misyonda, yani Apollo 15, 16 ve 17 ekiplerini eðitmede daha yoðun katkýlarým oldu. Onlara Ay yüzeyinde hangi noktaya inecekleri, iniþ anýnda ne yapacaklarý, yüzeye ayak bastýktan sonra nasýl hareket etmeleri gerektiði ve ne tür kaya örnekleri toplamalarýnýn daha yararlý olacaðý gibi konu baþlýklarýný aktarýyordum.

Ay yüzeyindeki bir astronot tek bir yanlýþ adýmýyla kendisini de arkadaþlarýný da birkaç saniye içinde mahvedebilir. Sözgelimi, ters bir hareket sonucunda yere kapaklanýp baþlýk vizörünü kýrabilir, bu da onun saniyeler içinde boðularak ölmesi demektir. Ayný þekilde dokunmamasý gereken bir yere dokunarak giysisinde büyük hasara yol açabilir ya da yüksek radyoaktif ýþýma yayan bir jeolojik örneði gemiye götürerek ekibin hayatýný tehlikeye sokabilir. Hiçbir ayrýntýyý atlamaksýzýn, bu konularda daha önceden hazýrladýðýmýz bütün davranýþ senaryolarýný daha eðitim aþamasýndayken astronotlara aktarýyorduk.

Her bir ekibe ortalama ikiþer yýl boyunca fiilen ders verdim. Görev tarihi yaklaþtýkça beni artýk eþlerinden bile daha fazla görmeye baþlamýþlardý ve böylelikle aramýzda güçlü dostluklar oluþuyordu.

Ancak, Apollo 15'in fýrlatýlýþ hazýrlýklarý sýrasýnda, biraz önce anlattýðým nedenlerle, hiçbirimizin gizleyemediði kadar yoðun bir gerilim içindeydik. Böylesine yüklü bir gemi Ay'a kadar sað salim gidebilecek miydi? Gitmeyi baþarsa bile, bu kez geri dönüþünü sýrtlayabilecek miydik? Bu adamlarýn göreve hazýrlanmasýna uzun yýllarýmýzý vermiþtik, onlar da gemi de bizler için çok deðerliydi. Arkadaþlarýnýn uzayýn derinliklerinde bir yerde boðularak ölmesini kim ister ki?

Apollo 15 fýrlatýlmadan çok kýsa bir süre önce geminin komutaný Albay David Scott'la biraraya geldim. Kumanda modülünün içini inceliyorduk. Ona "Sevgili dostum Dave" dedim, "Sizlerin hayatta kalabilmesi için bu teneke kutunun içinde aklýn, mantýðýn ve bilimin emrettiði herþeyi yaptýk. Olayýn bundan sonrasýnda ise inançlar devreye giriyor. Ben, eðer komutan olarak izin verirsen, bu gemiye kendi inandýðým bir koruma mekanizmasýný daha eklemek istiyorum."

"Ne yapacaksýn?" diye sordu merakla. "Aracýn gövdesine Kur'an'ýn açýlýþ sûresi olan Fatiha'yý koyduracaðým. O, benim kutsal kitabýmýn özüdür. Belki bu düþüncem sana þimdi anlamsýz geliyor olabilir, ama ben böylelikle sizleri ALLAH'a emanet ettiðimi düþüneceðim" diye cevap verdim. Ardýndan da ona Fatiha'nýn anlamýný aktardým.

Dave dinibütün bir Hýristiyandý, ama söylediklerimi kesinlikle yadýrgamadý. "Kral" dedi, "Lütfen yap bunu, çünkü çok tedirginim ve bizleri bu uçuþ süresince koruyabilecek herþeye þiddetle ihtiyacýmýz var! Fatiha Sûresi mutlaka gemimizde olsun!"

Sonuçta, 26 Temmuz 1971 günü Apollo 15 Ay'a gövdesinde Fatiha Sûresi'ni taþýyarak gitti. Ekibin yanýnda küçük bir Kur'an da vardý. Ýhtimal dahilindeki binlerce riske raðmen hiçbir aksilik olmadý. Kazasýz belasýz Ay'a gidip "Yaðmurlar Denizi" bölgesindeki Apeninne Daðlarý'nýn eteðine indiler, kameralarý kurdular, deneyleri yaptýlar, otomobili çalýþtýrýp gezintiye çýktýlar ve o güne kadar "örümcek"ten en uzak noktaya giden astronotlar oldular. Toplam 66 saat 54 dakika ay yüzeyinde kaldýlar ki bu o tarihe kadarki en uzun süreli konaklamaydý. Bu sefer sýrasýnda Kennedy Uzay Üssü'nde okuduðum dualarýn sayýsýný hatýrlayamýyorum bile. Çünkü eðer Apollo 15 astronotlarý yolculuk sýrasýnda bir kazaya kurban gitselerdi, Ay yolculuklarý sonsuza kadar gündemden kalkacaktý ve bizler de bu kâbusun üzerine, bilim tarihine çok büyük bilgi birikimi kazandýran son iki seferi de yapamayacaktýk. Amerikan yönetimi "dünyada ve ABD'de bunca ekonomik sorun varken, Ay'ý keþfetmeye çalýþmak çok mu gerekli" diyen muhalif gruplarýnýn yoðun baskýsý altýndaydý o dönemde. Bunlar, herbiri milyar dolarlar düzeyinde bütçe gerektiren dehþet derecede pahalý uçuþlardý. NASA Apollo 15 seferi çok baþarýlý olduðu için son bir gayretle 16 ve 17 numaralý misyonlarý devreye soktu. Ki bu noktadan sonra zaten bizler de Ay'dan bilgi olarak alacaðýmýzý fazlasýyla almýþ durumdaydýk.

Ben boþinançlarý olan biri deðilim, bir bilim insanýyým. Uzay boþluðu, insan organizmasý için düþünebileceðiniz en tehlikeli yerdir. Böylesine büyük bir operasyonda sýrtýnýzý yalnýzca inançlarýnýza dayayarak tedbiri ve bilimsel ciddiyeti elden býrakamazsýnýz. Bu Ýslâm'ýn da ruhuna aykýrý olur zaten. Ama inanýyorum ki Yüce ALLAH o gün o ekibin uzayýn derinliklerine baþarýyla açýlmasýný ve yarattýðý evrenin zenginliklerinin yeryüzündeki bütün kullarý tarafýndan olanca ihtiþamýyla görülmesini istedi. Ve bu dilekle de yolumuzu ardýna kadar açtý. Bugünün deðil, 1971'in teknolojik düzeyinden söz ediyorum sizlere! Ben bugün bile olsa ayný yolculuðu bir kez daha düzenlemeye çekinirim doðrusu. Hatýrlanacaðý gibi, NASA 1986 ve 2003 yýllarýnda iki uzay mekiðini içlerindeki mürettebatla birlikte kaybetti. Kaldý ki aradan geçen 30 küsur yýlda teknolojinin katettiði aþama baþdöndürücü. Ama o günlerdeki teknoloji için ayný þeyleri söylemem mümkün deðil, uzay gemilerini yöneten elektroniksistemler çok daha basitti. Zaten o seferde Ay'a inen iki kiþiden biri olan James Irwin, geri dönüþünün hemen sonrasýnda emekliye ayrýldý ve "Yüksek Uçuþ" adlý bir Hýristiyanlýk Vakfý'nda yöneticiliðe baþladý. Hayatýnýn sonuna kadar da dindar bir insan olarak yaþadý.


Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
'Apollo 15, Ay'a Fatiha Sûresi'yle gitti'
« Yanıtla #8 : 08 Eylül 2012, 23:17:42 »
- Irwin'i Türk halký da yakýndan tanýyor. 1980'lerin ortalarýnda Nuh'un gemisini aramak için ülkemize gelmiþ ve bir-iki kez Aðrý Daðý'na çýkmýþtý. Hattâ týrmanýþlarýndan birinde ayaðýný kýrýp hastaneye kaldýrýldýðýný hatýrlýyorum. Ne ilginç bir talih, Ay'a kadar kazasýz belasýz gidip gelmeyi baþardý, ama Türkiye'deki daðcýlýk serüveninde o kadar þanslý deðildi.

- Evet, bu yöndeki arayýþlarýný ben de biliyorum. Kendisini 1991'de kalp krizinden çok genç yaþta kaybettik. Ýnsanlýk tarihinde Ay'a ayak basma ayrýcalýðýný yaþamýþ 12 özel kiþiden biriydi o. Diðer 11'i ise halen hayatta bulunuyor. Çoðuyla fýrsat buldukça görüþüyorum. Hepsine uzun ömürler dilerim.

'Ay'a gidilmediði yönündeki iddialar gülünç'

- Hocam, belki þimdiki soru biraz canýnýzý sýkacak, ancak size ulaþmýþken böylesine çok tartýþýlan bir konuyu sormadan da edemeyeceðim. Mutlaka sizin de kulaðýnýza gelmiþtir, yýllardan bu yana ABD'de ve Ýngiltere'deki bazý kiþi ve gruplar Ay'a aslýnda hiç gidilmediðini, Amerikan yönetiminin Apollo misyonu sýrasýnda çekilen bütün fotoðraf ve filmleri Nevada'da bir hangarda hazýrlattýðýný ileri sürmekteler. Gerçi, eldeki bilimsel verilere bakýldýðýnda bu son derece gülünç bir iddia, ancak zaman zaman kuþkucularýn bazý Ay fotoðraflarýnda bulduklarý optik bilimine aykýrý gibi görünen hususlar bu kuþkularý beslemeye devam ediyor. Ayrýca, NASA'nýn fotoðraflarda göze çarpan bazý mantýksal çeliþkilerle ilgili kamuoyuna çok doyurucu açýklamalar yapmamasý da bu iddialarý hâlâ ayakta tutan bir baþka sebep…

Sözkonusu komplo teorilerini üreten bazý kaynaklar, sizin bu olayýn merkezindeki "çok þey bilen kiþilerden biri olduðunuzu" ileri sürüyorlar.

Ay'a hiç gidilmediði yönündeki iddialar ABD'deki bilimsel faaliyetleriniz sýrasýnda size de ulaþýyor mu? Bu iddialarýn sahipleriyle karþýlaþtýðýnýzda tepkiniz ne oluyor? Onlara kýzýyor musunuz, sessiz mi kalýyorsunuz, yoksa kuþkularýný giderecek açýklamalar mý yapýyorsunuz?



- Bu konudaki sorulara asla kýzmadým ve kýzmam da. Çünkü insanlarýn herþeyi sorgulamaya haklarý vardýr. Benzeri türden sorularla ABD'de de sýk sýk karþý karþýya geliyorum ve hepsine sabýrla cevap veriyorum. Size þu kadarýný söyleyeyim: Ben "Ay'a aslýnda hiç gidilmedi, NASA bize yalan söylüyor" þeklindeki iddialarýn ortalýkta ilk kez dolaþmaya baþladýðý 1970'li yýllardan itibaren muhalif kiþi ve gruplarýn bu konudaki bütün anti-tezlerini titizlikle takip ettim. Bu insanlarýn yazdýklarý kitaplarý, gazete makalelerini okudum, yaptýklarý televizyon programlarýný izledim. Kesin olarak söyleyeyim ki bu anti-tezlerde Ay'a gidiþ serüveninin gerçek olmadýðýný bilimsel olarak kanýtlayabilecek bir tek ciddi satýra ya da en küçük bir fotografik kanýta rastlayamadým. Yýllardýr havanda su dövüp duruyorlar. Apollo Programý kapsamýnda Ay'a baþarýyla gidip gelen 6 gemi ve yüzeye inen 12 seçilmiþ adam her seferinde dünyamýza, bu dünyanýn jeolojik yapýsýndan tamamen farklý yüzlerce kilogram kaya ve toprak getirdiler. Bunlarýn hepsinin mühürlü kutularý da bir jeolog olarak ilk kez benim gözümün önünde açýldý. Dünyamýzda bir gramlýk bir benzeri dahi bulunmayan kaya ve toprak örneklerine kendi ellerimle dokundum, onlarý aylarca inceledim. Florida'daki yer kontrol merkezinde, hepsi öðrencilerim olan astronotlarla Ay'dan yaptýðým görüntülü görüþmelere ne demeli, binlerce kare fotoðrafa ve filme ne demeli, elde edilen onca bilimsel bulguya ne demeli? Biz yüzlerce kiþi Kennedy Uzay Üssü'nde ayný anda bir hayâl mi gördük?

Bu iddialarýn sahiplerine kýzmýyorum, ama bilimsel cehaletleri nedeniyle onlara acýyorum. NASA'nýn bazý fotoðraflardaki ufak tefek estetik rötuþlamalarýndan hareket ederek insanlýk tarihinin en baþarýlý bilimsel operasyonlarýndan birine gölge düþürmeye çalýþýyorlar. Çok kesin bir dille söylüyorum ki Ay'a gidildi, hem de bir deðil tam altý kez gidildi ve ben hepsinde üst düzey bir yönetici olarak oradaydým.

Apollo 15 seferinin, daha önce anlattýðým duygusal gerekçelerle benim meslek hayatýmda çok özel bir önemi var. Bu yüzden sýk sýk ondan örnekler veriyorum. Bu soru çerçevesinde size bir kez daha ayný uçuþun mürettebatýna iliþkin bir baþka hatýramý aktarmak isterim.

Apollo 15'in Ay'a baþarýyla gidip gelmesinden aylar sonra, o uçuþun -Fatiha Sûresi'ni gemisine koyduran- komutaný Albay David Scott ile bir gece NASA'daki bilimsel bir toplantýya katýldýk. Toplantý çýkýþýnda bahçede yanyana yürümeye baþladýk. Gökyüzünde müthiþ parlak bir dolunay vardý. Dave bir an için durdu, dolunaya uzun uzadýya hiç konuþmadan baktý. Ben de çýtýmý çýkarmadan onu izliyordum. Sonunda bana döndü ve aynen þöyle dedi: "Biliyor musun Faruk, Ay öylesine uzaklarda bir yerlerde ki, ben þu an bile oraya gidip geldiðime hâlâ inanamýyorum! Söylesene, biz bu iþi nasýl baþardýk ALLAH aþkýna?"

Ben bu sözü bizzat Ay'a ayak basmýþ bir insandan duyduktan sonra, 1970'lerin teknolojisiyle Ay'a nasýl gidildiðine þaþýran insanlara artýk çok da kýzamýyorum. Olabilir böyle kuþkular, ama bilim-kurgusal fantazileri bir kenara býrakýp olaya bilim ciddiyetiyle bakarsak, Ay'a gidiþin tartýþma götürür bir tarafý yoktur. Müslüman gençler bu tür iddialarý dikkate almamalý, böyle anlamsýz komplo teorileriyle uðraþarak çok deðerli olan zamanlarýný kaybediyorlar.





Ýþte, Apollo Ay Programý'nýn Ýslâm dünyasý açýsýndan en anlamlý uçuþunun üç kahramaný, 1971 yýlýnda Ay'a Fatiha Sûresi'ni götüren Apollo 15 ekibi… Soldan saða: Albay David Scott (Ekibin komutanýydý), Albay Alfred Merrill Worden ve Albay James Irwin. Bu ekipten Irwin artýk yaþamýyor. Dindarlýðýyla tanýnan ve 1980'lerde "Nuh'un Gemisi"nin izini bulabilmek için sýk sýk Türkiye'ye de gelen ünlü astronot, 1991 yýlýnda geçirdiði bir kalp krizi sonucu hayata veda etti.


Ekibin diðer üyesi Worden'in Amerikan medyasýnda yayýmlanan þu sözü ise El-Baz'ýn eðitimcilik alanýndaki klasýný göstermesi açýsýndan son derece ilginçti: "Kral'ýn bize vermiþ olduðu eðitimden sonra, Ay'dayken kendimi daha önce oraya gitmiþ gibi hissettim."




Ay yüzeyini en iyi tanýyan bilim adamlarýndan biri olan Prof. Dr. El-Baz, NASA'nýn 1967-1972 yýllarý arasýnda düzenlediði bütün Apollo uçuþlarýnda üst düzeyde görevler aldý. Fotoðrafta, ünlü bilgin Fatiha Sûresi'ni Ay'a gönderdiði Apollo 15 seferi sýrasýnda Florida-Kennedy Uzay Üssü'nde görülüyor.


Prof. Dr. El-Baz, Apollo Ay Programý yöneticisi Rocco Petrone'den, bu uçuþlara yaptýðý büyük katkýlar nedeniyle NASA tarafýndan verilen üstün hizmet ödülünü alýrken…

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!