• 16 Kasım 2018, 15:23:21

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Zirve-i HİÇ..  (Okunma sayısı 900 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teşekkür 63
Zirve-i HİÇ..
« : 26 Mart 2013, 18:29:33 »
ONLAR KIRK KİŞİ İDİLER KIRK KORKUSUZ YÜREK::




Onlar ..Onlarki iki ateş arasında gidip gelenler ..

nam salan o ateşten korkuları değildi elbette..

O ataeşin narına nur ile karşılık vermeleriydi..vazgeçmediler..kavillerinden dönmeye yeltenmediler..

şu devirde daha ana kucağı saydıkları ondört yaşta o dönemde hakikatin yerine yatağa yatıp canlarından gecenlerdi onlar..

yürüken toprağı titreten kervanların en güzel kumaşları kokuları onlar için yapılırken ellerinin tersiyle hepsinden vazgecenlerdi onlar..

Safa tepesi eteklerinde bir ev var bundan 1400 sene önce onun büyükçe bir odasında toplanan bir avuç Müslüman dünyaya meydan okumuştu..

Baskı ve zulmün dorukta olduğu bir zamanda İki Cihan Serverinin asw in müjde dolu sözlerini dinleyenler Erkam r.a evine girdikleri gibi çıkmıyorlardı...


Resulullahın müjde dolu sözlerine vurulan bu şerefli insanlar öyle bir iman ile Erkamın (ra) mesut hanesinden çıkıyorlardıki küfrün ve inançsızlığın karanlığından kaçarak bütün eziyetleri işkence ve ıztırabı göze alarak insanlara tebliğe başlıyorlardı...

::ONLAR KIRK KİŞİ İDİLER KIRK KORKUSUZ YÜREK::


Zihinlerde zerre kadar tereddüt ve yüreklerde zerre kadar korku yoktu.

Bir avuç Müslüman ile başlayan önce Mekkeye sonra da bütün dünyaya pervasızca hodri meydan diyenlerin hikayesiydi bu…


Mushabların caşların Hamzaların uğrunda canını verdiği bir davanın Mekke ufuklarında belirmesiyle bir mücadelenin başlangıcıydı Erkamın r.a mübarek evi...

::ONLAR KIRK KİŞİ İDİLER KIRK KORKUSUZ YÜREK::

RASULULLAHIn saw.ölüme kadem basarak biat eden ve ona tereddütsüz inanan bu yüce insanlar işlenen hurafe inançlardan vazgeçip tek olan ALLAHa ve onun peygamberine inandıkları için eziyet görenler Erkamın evinde rahat bir nefes alıyordu...


Ecdadı sülalesi annesi ve babası hatta çocukları ve hanımı kendisine düşman olan birçok sahabi bu saadet yuvasında rahatlıyordu..nefes alıyorlardı..çünki innamışlardı..


Cahiliyye devrinde izzet ve itibar sahibi biri olduğundan müşrikler müminlerin bu nurlu evde toplanmalarına ses çıkarmazdı...

İslamın bu ilk çileli günlerinde Erkamınn evinde yetişenler öyle bir iman gücü ile yola çıkıyorlardıki şehadete erişmek için hayattan vazgeçip ölümü arzuluyorlardı....


::ONLAR KIRK KİŞİ İDİLER KIRK KORKUSUZ YÜREK::



Cahiliyye devrinde kuruyan gönüllere katılaşan kalblere körleşen zihinlere hayat veren Resulullahasaw iman edenler dünyaya öyle bir medeniyet taşımışlardıki tarih bunun benzerine şahit olmadı ve olmayacaktır...


şimid hayretle bakıyoruz deyilmi 40 kişşinin milyonlara varan bir medeniyete imza atabileceklerine..


Hedefe kilitlenen zihinlere Muhammedi sevda ile dolu kalplere tereddütsüz ve korkusuz yüreklere imreniyoruz...

O devirdeki bu koca yüreklerin yaşadıkları ile modern zamanın arsındaki farkı anlayabiliyormuyuz peki..

İslam güneşine Safa tepesindeki Erkamın r.a evi beşiklik ederken ya bizlerin halleri ve günümüzün ilhamdan ve nurdan uzak evlerini düşünüyor muyuz hiç..

Gün boyunca televizyon başında oturan dizi ve lüzumsuz programlar ile aptallaşan günümüz insanını Erkamın evindekiler ile kıyas ettikmi diye soruyormuyuz kendimize ..

karşılaştırma yapmaya bile çoğumuzun cesareti yok belkide çünkü belli ki biz Erkamın evindekiler gibi sevdalanmamışız...

Onlar derecesinde iman etmemişiz. ..

Onlar gibi inanmamışız. ...

Ve onlar gibi hayatı hakir görmemişiz...

Bunun aksine hayata vurgun olanlardanız..vazgeçilmezlerimiz var..başucumuzdaki en vazgeçilmezimiz yüzümüz yaşlanmasın diye nemlendirici kremlerimiz mesela..

Dünyalık namına zerre kadar kaybettiğinde ödü kopanlardanız. ..

Ahireti bile bile dünyanın peşinden koşanlarız...

Biz aslında “Eyvah Aldandık şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik” düsturunca kendini aldatanlardanız..

Hangimizin evinde o saadet evlerinden bir hava esiyor..

Hangimizin evi Muhammed sofralarından bir sofra..
hangimizin evinde raflardaki kitaplar tozlanmamış ve televizyon denen illet yok...

Hangimizin evi birer medresei Yusufiye tarzında ilim ve irfan yuvası haline gelmiş..

Erkamın nurlu evinde ölüm pahasına da olsa inancından vazgeçmeyip gerektiğinde inancı uğruna en yakınından ayrılma cesaretini gösteren insanlar yetişmişken ve koca bir dünyaya medeniyet taşımışkenya bizim evde yetiştirdiklerimiz...

Musab gibi delikanlıları yetiştirebiliyor muyuz...

Henüz çocuk yaşta ordunun başına geçmiş Üsameler var mı evimizde..

Evlerimizde kaç akşam çoluk çocuk bir arada ALLAHı anıyoruz..

oysaki bir insanın yetişmesinde ve hatta bir toplumun şekillenmesinde en önemli faktör insanın yuvasıdır evidir...

Erkamın evine benzemeyen evlerden Musablar çıkmaz...

bedel ödemeden yüreğini tutusturmad kendini yakmadan gelinevbilecek mertebelrim elbette seviseyi belli..

bu yollarda yürüyenlern bedeller i makamlar belli..


butün korların ve hatta küllenmiş hallri dahi küler içinde gül gül olan makamları

buna teslimiyet makamı demişler usanmadan yorulmadan koşmuşlar o yokulşlarda...


OnLARKİ ERKAMIN evinden çıktıklarında 40 kişiydiler..


çayı soluyup yudumlayıp çıkmadılar MUTMAİN olmuş on yürekle cıktılar.Hani nediyordu EL BAKARA suresinde Bismillahirahmanirrahim.Teslim oldum teslim olduk ya Rab sana..

Evlerimizin Erkamın evine bezemesi için nefes tüketenlere SELAM olsun..

Sizden iyisini görmedi gözler asla

Sizden güzelini doğurmadı analar

Her ayıp ve kusurdan uzak yaratıldınız

Sanki...Nasıl dilediyseniz öyle yaratıldınız

zirve_i hiç
2009-03-29 ..

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teşekkür 51
Zirve-i HİÇ..
« Yanıtla #1 : 29 Mart 2013, 13:16:33 »
buna teslimiyet makamı demişler usanmadan yorulmadan koşmuşlar o yokulşlarda...

ben bugünün dünyasında kimi tarif ettiğini çok iyi biliyorum!  :smiley:


Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teşekkür 63
Zirve-i HİÇ..
« Yanıtla #2 : 30 Mart 2013, 00:52:16 »
ben bugünün dünyasında kimi tarif ettiğini çok iyi biliyorum!  :smiley:

Belkim abisi..

Misal...Örnek...Sahabe efendilerimiz..
Benzemeye çalışmak bile bi şey...en azından fark..

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teşekkür 63
Zirve-i HİÇ..
« Yanıtla #3 : 13 Nisan 2013, 19:48:21 »

'Olur''

Ne güzel bir söz

''Olur''

En güzeli de kadere

''Olur'' demek/


Onun bize verdiklerine,

vermediklerine,

verip de aldıklarına.

Musibetlere,

yaşanan kırıklıklara,

acılara,

kayıplara,

terk edilmelere.

 Günahlara ise hayır demek.

 Tersine dönmüş dünya değil mi Yusuf.
Sır değilmi KUYU/

" İçlerinden bir söz sahibi, Yusüfü, dedi öldürmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki kafilenin biri onu lekît olarak alsın, eğer yapacaksanız böyle yapın. Yusuf/14"

bir zından ancak bukar hürriyet olur /

"Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı (bir sürü) Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar (kahredici) olan bir tek ALLAH mı?" "Sizin ALLAH'tan başka taptıklarınız, ALLAH'ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm, yalnızca ALLAH'ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler." (Yusuf Suresi, 37-40)

Bir gömleyin arkası ise işte bukdar yüzyıllara konu olur..

Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azabtan başka cezası ne olabilir?" (Yusuf Suresi, 25)
 
SIR idi YUSUFUn ruyası /

şimdilerde bize açık olan.


" Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) onbir yıldız, güneşi ve ayı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti. (Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a (nimetini) tamamladığı gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Yusuf Suresi, 4-6)

''Olur''

 Ne güzel bir söz

''Olur''

En güzeli de kadere

''Olur'' demek/

Amenna


Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teşekkür 63
Zirve-i HİÇ..
« Yanıtla #4 : 20 Mayıs 2013, 12:40:47 »





Üç günlüktür ömrümüz..
Fakat üç günlük olmadığına inananlarız  ,yürüdüğümüz yolun..
Gün gelir gölgeler düşer ,güneş ufka küser sanarız ..
Gün gelir ,güllerin dikenleri yalnızca bizeymiş gibi serzenişlere düşeriz..
İNANAN..
İnanmış ruhlar
Gölgeler şaşırtmaz onları..
Taşlar katılaştırmaz..
Dikenler Gülün korumasıdır bilirler…
İNANAN
İnanmış ruhlar..
Yola inanmışlardır..
Birgün gelecek ,ve OGÜN  TÜM MAHSUNLARIN GÜLECEĞİNE..
Tüm yalnızların, asıl sahiplerine ereceğine inanmışlardır..
Su olmak isterler..
Birdamlacıkta olsa…
Su akıp denize varacaktır bilirler..
İNANDIĞINDA bir insan ,ONUN yoluna teslim olduğunda, kalbi mahzunda olsa gözleri güler ötelere bakınca..
Ve bilir ki
HAKikat  yalnız KALMAZ..
 
AMCA YALNIZ KALACAĞIMI DÜŞÜNME GERÇEK YALNIZ KALMAZ
Amcası,en yakını onu büyüten sarıp sarmalayan  tarafındandan yalnız bırakılmak
üzereydi ,bu sözcükleri dökerken..
 
Ebu Talip ,artık yeğenini korumak zor gelmeye başlamıştı ve şöyle diyordu yiyenine..
“BANA BUKADAR ZOR YÜK YÜKLEME YİĞENİM, ÇÜNKİ TAKATİM BİTMEK
ÜZEREDİR”

Yalnız bırakıldığını fark ediyordu ALLAH Rasulü de, yalnız kalan kimdi..
“O SENİ BİR YETİM İKEN BARINDIRMADIMI “
[duha 6]
Barındıran kimdi sahip çıkan KİM
Ve ALLAH Rasulü kendini yalnız bırakan amcasını teselli eder..
 
“AMCA YALNIZ KALACAĞINI DÜŞÜNME GERÇEK YALNIZ KALMAZ  “
Amcasını teselli ederken o günlerde,O TESELLİ sonralarda hepimizin hayat
pınarı olacaktı elbet..
Yalnız amcasımı: en yakınları taşlamışlar şehirlerden kovulmuş yalnız
bırakmışlar..
Oysa ,O ŞEHİRLERİN TAŞLARININ SAHİBİNİ de BİLENDİ..

“Yemin ederimki bu dinin tammalanacağı gün çok yakın .Ozaman gönüllerde
ALLAH korkusundan bir korku kalmayacak.”
“Müsmülamlık kemale erecek Dünyanın dört bucağından gelen bir adam
kalbinde ALLAH korksundan başka korku duymayacak“

 
Böyle sesleniyordu dostlarına..
ALLAH korkusu yoksa kalplerde nice NİCE KÜÇÜK KORKULAR VARDIR..
Pusudadaır korkular..
İhanet vardır ,yalan vardır ,talan vardır..
Zulüm vardır..
Ezilmişlik vardır..
Vefasızlık,kendi yavrusunu toprağa gömecek kadar SEVGİSİZLİK vardır.
Yola İNANAN ,yoluna çeker insanı..
Ümitli olan ÜMİT verir..

Süt babası medineye geldğinde sorar..
“Ey Muhammed senin yaydığın duyurduğun nedir”
Efendimiz sav. Anlatır ve sonunda şunu söyler..
“Birgün gelecekde söyledklerimin doğru olduğunu göreceksin”

Eşi Hatice ra. Ve Amcasıda vefat eder..
Düşman yalnız kaldığını düşünür..
Eziyet zulüm artar..Edep sınırları zorlanır..
Fakat onlar değil, zaman gösterecekti kimin küçümsendiğini..ve gösterdide..
Birgün Mekke sokaklarından geçerken başına toprak atarlar, O halde eve gelir
Kızı Fatıma r.a babasını hem yıkar hem ağlar..
O kızını teselli eder..
“Ağlama kızım Alllah babanı koruyacak yalnız bırakmayacak”
Başımıza bir musubet geldiğinde ,ayağımzın takıldığı taşlarda ,Yine Onun sözleri bulurda bizi aydınlığa çıkarız..
Ayağa kalkıp yürümeyi
Nimette şükrü aramayı..
Belada sabrı ..
Bilinki asıl nasibniz şükrünüz ve sabrınızdır
Asıl nimet sana şükrün ve sabrım verilmesidir..
Bil ve Onu ara kalbinde ..hali ara, cismindekini değil

“ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN İNANAN İÇİN HEPİS İYİDİR”
Ufka bak ,yarınlara ,İnanırsak yarınlar bizim..
Ufukta bizi bekleyen güne bak ,gülümseyen yüzlere bak..
Havzın başında bekleyeni düşün..
Ozaman ne gölegler ne önümüzdeki taşlar ..
Her varlıkta ve yoklukta kalbimize döneceğiz..

Güzel ,
güzel her zaman güzel ,zira güzel ,gözün gördüğü değil gönlün gördüğüdür..
Yalnızlık işte ..
İNANANA Hakkı bulmak, İNANMAYANA ümitsizlik kapısı..
“AMCA YALNIZ KALACAĞINI DÜŞÜNME GERÇEK YALNIZ KALMAZ  “
ÜZÜLME...

ALLAH BİZE YETER..

Yola İNANAN ,yoluna çeker insanı..
Ümitli olan ÜMİT verir..
Söz değmeli her daim varlık alemine..ve tutmalı ellerinden bilen bilmeyenin…
 
Zirve i Hiç...
2010-05-04

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teşekkür 63
Zirve-i HİÇ..
« Yanıtla #5 : 11 Haziran 2013, 16:41:41 »



Vefâ nedir, bilir misin?

Vefâ arkanda bıraktığını, giderken yaktığını
yabana atmamandır.

Vefâ   dostluğun asaletine, bir dua sonrası
 
verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır

Vefâ ötelerin sonsuz mükafatı karşısında,

cehennemi   hafife almaman,
 
ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır

(HZ.MEVLÂNA )




Ah deme VEFA

AH yakışmaz SANA
 
gönül hanesin de VEFASIZDAN değil

hakiki SEVALIDAN haber getiren VEFALILAR da var şu alemde..

VEFANIN Namzeti SIDDIK aşkına..

BEKLEMEK vefanın diğer adıydı..

Selam olsun VefaLIya vefasız kalmayanlara
 
             
EY VEFANIN SAHİBİ
                   
Sessiz acılarım yanı başında bulmuşta sesli harflerini

Bilemedim Kİ Senli cümlelerim ne zaman kurulmuş.


Zirve-i Hiç...

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40