• 18 Kasım 2018, 04:15:06

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Mutluluk Eşlerin Huylarına Bağlı  (Okunma sayısı 273 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı £laf

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 116
  • Teşekkür 21
Mutluluk Eşlerin Huylarına Bağlı
« : 08 Haziran 2013, 00:05:56 »


Mutluluk Eşlerin Huylarına Bağlı
 
Duygularımız, bazen kendimizin bile anlayamayacağı şekilde bastırılmış olabiliyor. Olumlu yada olumsuz duygularımızı bastırmanın sonuçlarını bilmiyor veya göremiyoruz maalesef.
 
Aslında yaşadığımız bir çok üzücü olayın gerisine baktığımızda, bastırılmış duygularla ilgili sebepler bulabiliriz. Bu durumu bir cümle ile özetlersek, hissettiğimiz gibi davranmıyoruz, davranamıyoruz. Bizce bu durumun birkaç sebebi var:
 
- Alışkanlıklar. Bir kere, duygularımızı bastırınca sorunların ve olumsuzluklarının ortadan geçici olarak kalktığını görmemiz yeterli oluyor bu alışkanlığı edinmemize.
 
- Kendi anne, baba ve yakın çevre örneklerini evliliğimizde uygulamamız.
 
- Kişilik yapımızın duygularımızı bastırmaya müsait olması.
 
- Eşlerin anlayışsız tutumları. Maalesef, eşlerden biri duygularını ifade etmeye çalıştığında her seferinde susturuluyor, duyguları önemsenmiyor ve küçümseniyorsa zamanla duygularını bastırmayı tercih eder hale geliyor.
 
- Eşlerin ilgisini ve olumlu düşüncelerini kaybetme korkusu da hissettiğimiz gibi davranmamızı engelliyor bazen. İdare eden, sessiz kalan, duygusal yönden fazla talepte bulunmayan eşler takdir edilir, övülür. Dikkat ederseniz bu durum toplumsal bir kabul bile görmüştür. Hatta, ağzı var dili yok diye bir tabir de kullanılır bu tip insanlar için. Doğal olarak bu toplumsal kabul karşısında evlilikte de susmanın can kurtaran simidimiz olduğunu düşünür çoğumuz. Susmak ama ne zaman? Ne zaman susmamız gerektiğini biliyor muyuz? Maalesef! Bir çoğumuz evlilikte susulması gereken yerde konuşuyor, konuşulması gereken yerde de susuyor.
 
Gerektiğinde susmak büyük bir erdemdir elbette ve insanlar bunu çok zor başarır. Tepki ifade eden, karşımızdakini kırıcı, eleştirici, rencide edici sözlerimizden vazgeçmeyiz ve sürekli gerekli gereksiz konuşuruz nedense. “Söyledim kurtuldum, içimi döktüm rahatladım”, mantığıdır aslında işleyen.

Eşinizle ilişkilerinizde de aynı mantık işliyorsa kafa, göz yaran bir sürü söz ve davranıştan başka bir iletişiminiz yok demektir. Şu halde ne zaman konuşacağımızı ve ne zaman susacağımızı iyi bilmemiz gerekiyor.
 
- Duygularınızı ifade etmek ve anlaşılmak istediğinizde, uygun bir dille ve eşinizin durumunu da göz önünde bulundurarak, konuşun.
 
- Tepkisel davranacağınızı ve konuşacağınızı tahmin ettiğiniz, kızgın ve öfkeli durumlarda konuşmayın.
 
-Susun, -sakinleşin, -uygun yer, -zaman ve -durumda, fırsatı değerlendirin ve eşinizle sorununuzu konuşun.
 
Sevgili hanımlar ve değerli beyler iletişim gönüllü ve istekli olmayı gerektirir. Hayatta her şeyinizi paylaştığınız eşiniz bunu fazlasıyla hak ediyor.
 
Şimdi soralım ve sizde kendinize cevap verin lütfen:
 
Eşinizin evle ilgili sorumluluklarını ihmal ettiğini mi düşünüyorsunuz?

Eşinizin anne babanıza karşı ilgisiz olması sizi kırıyor ve rahatsız mı ediyor?
 
Çocukların eşinizin ilgisine ihtiyaçları olduğunu, eşinizin anlamasını mı istiyorsunuz?
 Eşinizin, çocuklar ve işlerinden dolayı size özel ilgi göstermediğinden mi şikayetçisiniz?
 
Eşinizin bilinçsiz harcamaları sizi fazlasıyla yıpratıyor ve sinirlendiriyor mu?
 
Peki eşinizle bu sorunları konuşmak için neyi bekliyorsunuz?

Her şeyin kızıştığı, sinirlerinizin bozulduğu, olayın en yoğun şekilde yaşandığı anda sarf ettiğiniz eleştiri ve olumsuz ifadelerle dolu cümleler duygularınızı anlatmadığı gibi iletişiminizi de kopma noktasına getirebilir.

Bir insanın saadeti eşinin iyi huyluluğundadır diyen bir atasözü var. Bu gün bu söz, batılı eğitimciler tarafından bile kabul görüyor. Doğru, hem beylerin hem de hanımların mutluluğu eşlerinin huylarına bağlıdır.
 
Bir kadın eşinin her arzusuna itiraz edecek, her hevesini kıracak, her şeyi eleştirecek ve neden başkaları gibi daha fazla para kazanmadığını söyleyecek olursa zavallının kolu kanadı kırılacaktır. Benzeri durum, hanımlar için de geçerlidir. Yaptıkları eşi tarafından beğenilmiyor, takdir edilmiyor, her isteği engellerle karşılaşıyor, başarıları fark edilmiyor ise...
 
Sözlü saldırılar aile mutluluğunu her şeyden fazla sarsar. Karı-koca arasındaki sevgiyi saygıyı, güveni ve bütünlüğü yok eder. Hakaretin en kötüsü ise, bir kimseyi bir başkası ile insafsızca kıyas etmektir. İnsafsızlıktan öte, yakışık almayan da bir durumdur. Kanayan yarayı daha fazla deşmekten başka bir anlamı yoktur. Biraz daha ileri gidersek, şikayet, aşağılama, kıyas ve alay, şahsiyet düşüklüğünün bir alameti sayılırken aynı zamanda taciz etmenin de bir başka şeklidir. Alışkanlık haline gelmeye görsün, ne yenilir ne yutulur tarafı vardır.
 
Acaba eşleri neden birbirlerini rahatsız ederler? Yorgunluk, bıkkınlık, gizli düşmanlık, özellikle kadınlar için, uzun yıllar sıkıntıya tahammül edip sonunda patlayıvermek, kendisine ilgisiz kalınması gibi nedenler etkili olabilir. Yakalandığınızı bilmedikçe, bir hastalığı tedavi etmeniz imkansız olur. Önce sorunu tam teşhis edeceksiniz ki, tedavi edebilesiniz. Şüphelerinizi gidermek için eşinizden yardım isteyin. Davranışlarınızı birlikte kontrol edin.
 
İyi niyeti elden bırakmayın, açık gönüllü olmaya çalışın. Her sinirlendiğinizde, eşinizin yada ailenizden birinin sizi uyarmasını isteyin.
 
Bir şeyi bir kere söyleyip sonra da unutmaya alışın. Israr eşinizi inatçı yapacaktır.
 
Daha uygun, uysal yöntemlerle sonuç almaya çalışın.
 
Eprili ve neşeli olmaya gayret edin. Hatta kendinizi buna zorlayın. Bir müddet sonra zorlanmadan gülebilmeyi başaracaksınız.
 
Hoş şakaların aranızdaki sevgiyi artıracağı muhakkaktır. Şüphe yok ki neşeli olmak insanları canlı kılar. Neşeli insanlar aynen, güneş ışıkları gibi, girdikleri yeri aydınlatırlar. Siz de evinizin güneşi olun.
 
Üzüntü verici durumları oturup sakin bir şekilde değerlendirin.
 
Elbette, sorunları öfkeye kapılamadan çözmenizden gurur duyun. Kendinizi tebrik etmeyi unutmayın. Bunu aynanın karşısında bile yapabilirsiniz.
 
Eşinizi ne tehdit ile ne de şirretlikle zapt edebilirsiniz. Bu yanlızca onun kalbini kırarak saadetinizi yıkmaya yarar. Oysa ona söyleyeceğiniz hoş sözler yankısını bulacak, büyülü bir anahtar gibi, tatlı dilinizle eşinizin kalbini bütünüyle fethedecek ve birlikte mutlu bir ömür süreceksiniz.
 
Lütfen dikkat! Diken tohumları ekilen yerde güller açmaz. Evlilikle diktiğiniz gül fidanının güzel kokusunu duymak istiyorsanız, haydi iş başına diyoruz…
 
Gül fidanınız sevgi, ilgi ve bakım istiyor.


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?
 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40