• 11 Temmuz 2020, 07:53:36

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Hz. MUSA (a.s)  (Okunma sayısı 415 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Hz. MUSA (a.s)
« : 06 Aralık 2009, 16:06:45 »
Hz. MUSA (a.s)
    ALLAH Teala'nýn, dört büyük kitaptan biri olan Tevrat'ý verdiði ve yeryüzünde dinini teblið edip, hakim kýlmasý için gönderdiði Ulu'l-Azm peygamberlerden biri. Hz. Ýbrahim (a.s)'in soyundan olup, Ýsrailoðullarýnýn akidelerini islah etmek ve onlarý ALLAH Teala'nýn dilediði nizama kavuþturmakla görevlendirilmiþti. Küfürle mücadelesi Kur'an-ý Kerim'de uzun uzun anlatýlmaktadýr.
    Hz. Adem (a.s)'den, Rasulullah (s.a.s)'e kadar pek çok peygamber gelmiþtir. Bu peygamberler, gönderildikleri kavimleri, ALLAH Teala'ya iman etmeye çaðýrmýþlar; bu yolda kafirlerle savaþmýþlar, yaþadýklarý diyarlardan çýkarýlmýþlar; ezilmiþler, hor görülmüþler ve hatta öldürülmüþlerdir.
    Musa (a.s) da, ALLAH Teala tarafýndan Ýsrailoðullarý'na gönderilmiþ bir rasul idi. O da týpký kendisinden önce gönderilmiþ olan peygamberler gibi kavmini ALLAH'a iman etmeye çaðýrdý. Kavmine zulmeden ve ilahlýk iddiasýnda bulunan Firavun'a karþý tevhid yolunda mücahede etti. Bu uðurda, bütün peygamberlerin karþýsýna çýkan güçlükler, onun da karþýsýna çýktý. Doðup büyüdüðü diyardan çýkarýldý, kafirler tarafýndan öldürülmek gayesiyle kovalandý. ALLAH Teala Kur'an-ý Kerim'de bir ayette Hz. Musa (a.s)'dan þöyle bahsediyor: "Kur'an'da Musa'yý da an. Çünkü o ihlas sahibi idi ve Ýsrailoðullarý'na gönderilmiþ bir peygamber idi" (Meryem, 19/51).
    Hz. Musa (a.s)'nýn Firavun ile olan kýssasý, Kur'an'ýn bazý sürelerinde çeþitli üsluplarda ve teferruatlý olarak anlatýlmýþtýr. Firavun ve ordusunun Kýzýldeniz'de boðulmalarý olayýndan sonra, Ýsrailoðullan ile ilgili kýssasýna da geniþçe yer verilmiþtir.
    Musa (a.s)'nýn Firavun ile olan mücadelesi, bir þahsýn bir kralla, bir peygamberin sadece büyük bir zorba ile olan mücadelesinden ibaret deðildir. Bilakis bu hak ile batýl'ýn çatýþmasý, Rahman'ýn ordusu ile þeytanýn ordusunun kaçýnýlmaz savaþýdýr. Aslýnda hak ile batýl arasýndaki bu savaþ, insanoðlunun yaratýlýþýndan, insanlarý ýslah etmek üzere nebîler ve rasullerin hayat sahnesine çýkmasýndan beri devam edegelmektedir.
    Sapýklýk ve batýl, daima iblis ve onun ordusu tarafýndan temsil edilmiþ, imana, tevhide, peygamberliðe, kýsaca Hakka sürekli meydan okumuþtur. Fakat kazanan daima Hak olmuþtur. ALLAH Teala þöyle buyuruyor: "Muhakkak ki Biz peygamberlerimizi ve iman edenleri hem dünya hayatýnda, hem de meleklerin Þahid olacaðý günde muzaffer kýlacaðýz" (el-Mü'min, 40/51).
    Hz. Musa (a.s)'da gönderildiði kavmi cehalet ve sapýklýk içerisinde buldu. Onlarý Hakka davet etti, yurdundan çýkarýldý, savaþtý ve sonunda ALLAH Teala'nýn izniyle kazandý.
    Hz. Musa (a.s)'nýn Nesebi, Doðumu ve Hayatý
    Musa (a.s)'nýn babasý, Ýmran'dýr Onun babasý Yahser, onun da babasý Kahes'dir. Nesebi Yakub (a.s)'a ulaþýr;
ki, onun babasý Hz. Ýshak (a.s), onun da babasý Hz. Ýbrahim (a.s)'dir. Musa (a.s)'nýn yanýnda gördüðümüz Harun (a.s) onun kardeþidir. ALLAH Teala, Musa (a.s)'yý Firavun'a, imana davet için gönderdiðinde, Hz. Harun (a.s)'u da ona yardýmcý olarak seçmiþ ve görevlendirmiþti. Hz. Musa (a.s) ALLAH Teala'ya þöyle dua ederek, kardeþi Harun (a.s)'u kendisine yardýmcý yapmasýný istemiþti: "Bir de bana ehlimden bir vezir, (yardýmcý) ver. Kardeþim Harun'u (ver)" (Taha, 20/29-30).
    Hz. Musa (a.s), Mýsýr'ýn çok zor günler yaþadýðý bir dönemde doðdu. Bu sýrada, ilahlýk iddialarýnda bulunarak haddi aþan Firavun, Ýsrailoðullarý halkýna dayanýlamayacak eziyetlerde bulunuyor, bu insanlarý zulümle kasýp kavuruyordu. Ýsrailoðullarý, Kýpt kavminin muamelelerinden ve krallarýnýn aðýr baskýlarýndan býkmýþlardý. Mýsýr'da yaþamanýn bir tadý kalmadýðýný biliyor ve dedelerinin yurdu olan Kenan illerine gitmek istiyorlardý. Ama onlardan her iþinde istifade eden Firavun, yakalarýný bir türlü býrakmak istemiyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecek olanýný yaptý. Nitekim Kur'an-ý Kerim'de; "Biz sana Musa ve Firavun'un mühim haberlerinden, iman edecek bir kavim için, gerçek olarak okuyacaðýz. Çünkü Firavun o yerde (Mýsýr'da) baþkaldýrmýþ ve ahalisini parçalara bölüp, kendisine baðlamýþtý (el-Kasas, 28/3-4) buyuruluyor.
    Firavun, saltanatý sýrasýnda Ýsrailoðullarýna çok kötü eziyetlerde bulundu; onlarý köle yaptý, en çirkin ve adî iþlerde çalýþtýrdý. ALLAH Teala, Ýsrailoðullarýný bu sýkýntýdan, azgýn Firavun'un þerrinden, zulüm ve taþkýnlýklarýndan kurtarmak için Hz. Musa (a.s)'yý gönderdi.
    Sa'lebî, Kýsas-ý Enbiya'sýnda Ýmam Suddî'den; Firavun'un bir rüya gördüðünü, korkup kederlendiðini naklediyor. Rüyasýnda Kudüs tarafýndan gelen bir ateþ gördü. Bu ateþ, Mýsýr'a kadar uzanýp, Firavun'un evlerini yaktý. Fakat sadece Kýpti'lere zarar verdi, Ýsrailoðullarý ise kurtuldular. Uyanýnca hemen kahin ve müneccimlerden rüyayý tabir etmelerini istedi. Onlar dediler ki; "Ýsrailoðullarý içinden bir çocuk dünyaya gelecek, Mýsýrlýlarýn helakýna ve senin krallýðýnýn yok olmasýna sebep olacak. Doðacaðý zaman da iyice yaklaþtý."
    Bu haber üzerine telaþlanan Firavun, Ýsrailoðullarýn'dan doðan bütün erkek çocuklarýn öldürülmesini emretti. Kur'an-ý Kerim'de bu olay þöyle anlatýlýyor: "Firavun, memleketin baþýna geçti ve halký fýrkalara ayýrdý. Ýçlerinden bir topluluðu güçsüz bularak onlarýn oðullarýný boðazlýyor, kadýnlarý sað býrakýyordu. Çünkü o bozguncunun biriydi" (el-Kasas 28/4).
    Ýsrailoðullarý arasýnda iþ yapabilecek insanlarýn azalmasý üzerine Kýptîlerin ileri gelenleri Firavun'a giderek, "Eðer böyle öldürmeye devam ederseniz, ileride bizim iþlerimizi yapacak kimse bulamayacaðýz" dediler. Firavun da erkek çocuklarýn bir sene öldürülmesini, bir sene de öldürülmemesini emretti. Erkek çocuklarýn öldürülmediði sene Harun (a.s) doðdu. Öldürüldükleri sene ise Musa (a.s)...
    Musa (a.s) doðunca, annesi çok üzüldü. ALLAH Teala ona korkmamasýný, üzülmemesini vahyetti. Kalbine bir rahatlýk verdi. Bu, Kur'an'da þöyle anlatýlýyor: "Musa'nýn annesine: "Çocuðu emzir, baþýna geleceklerden korktuðun zaman onu suya (Nil'e) býrak. Korkma, üzülme. Biz þüphesiz onu sana döndüreceðiz ve peygamber yapacaðýz" diye bildirmiþtik" (el-Kasas, 28/7).
    Musa (a.s)'nýn annesi de ilham edileni yaptý ve yavrusunu bir muhafaza içerisinde suya býraktý. Ablasýna da, "Onu izle" dedi. Musa (a.s)'yý taþýyan sandýk, ALLAH'ýn izniyle dalgalarla sürüklenerek, Firavun'un sarayýna ulaþtý. Yýkanmakta olan cariyeler, sandýðý bulup Firavun'un karýsýnna götürdüler. ALLAH Teala, Firavun'un karýsý Asiye'nin kalbine bu çocuðun sevgisini koydu. Firavun çocuðu görünce öldürmek istedi. Ancak Asiye, çocuðu kendisine vermesini istedi. Çünkü hiç çocuklarý olmuyordu. Kur'an-ý Kerim, bunu þöyle anlatýyor: "Firavun'un karýsý;
Benim de senin'de gözün aydýn olsun! Onu öldürmeyiniz, belki bize faydalý olur, yahut onu oðul ediniriz" dedi. Aslýnda iþin farkýnda deðillerdi" (el-Kasas, 28/9).
    Hz. Musa (a.s) acýkýnca onu emzirmek icab etti. Fakat o kimseden süt emmek istemiyordu. ALLAH Teala, bunu þöyle zikrediyor: "Önceden, süt annelerinin memesini kabul etmemesini saðladýk. Musa'nýn ablasý; "size, sizin adýnýza ona bakacak, iyi davranacak bir ev halkýný tavsiye edeyim mi?" dedi. Böylece onu, annesinin gözü aydýn olsun diye, ona geri çevirdik. Fakat çoðu bilmezler" (el-Kasas, 28/12-13).
    Musa (a.s) böylece annesine dönmüþ oldu. Üstelik Firavun'un sarayýnda büyüdü. Firavun ailesinin sevgisini kazandý. ALLAH Teala þöyle buyuruyor: "Musa erginlik çaðýna gelip olgunlaþýnca ona hikmet ve ilim verdik. Ýyi davrananlarý böyle mükafatlandýrýrýz" (el-Kasas, 28/14).
    Yetiþip delikanlýlýk çaðýna gelen Musa (a.s) bir gün þehre indi. Öðle üzeriydi. Dükkanlar kapalýydý ve halk evlerinde istirahat ediyordu. Kur'an-ý Kerim'de, þehirde geçen hadise þöyle anlatýlýyor; "Musa, halkýnýn haberi olmadýðý bir zamanda þehre idi. Biri kendi adamlarýndan, diðeri de düþmaný olan iki adamý dövüþür buldu. Kendi tarafýndan olan kimse, düþmanýna karþý ondan yardým istedi. Musa, onun düþmanýna bir yumruk vurdu, ölümüne sebep oldu. "Bu þeytanýn iþidir; çünkü o apaçýk saptýran bir düþmandýr" dedi. Musa, "Rabbim! doðrusu kendime yazýk ettim, beni baðýþla" dedi. ALLAH da onu baðýþladý. O, þüphesiz baðýþlayandýr, merhamet edendir. Musa; "Rabbim! Bana verdiðin nimete and olsun ki, suçlulara asla yardýmcý olmayacaðým " dedi. Þehirde, korku içinde, etrafý gözeterek sabahladý. Dün kendisinden yardým isteyen kimse, baðýrarak ondan yine yardým istiyordu. Musa ona: "Doðrusu sen besbelli bir azgýnsýn " dedi. Musa, ikisinin de düþmaný olan kimseyi yakalamak isteyince: "Ey Musa! Dün bir cana kýydýðýn gibi bana da mý kýymak istiyorsun? Sen ýslah edenlerden deðil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun"dedi" (el-Kasas, 28/15-19).
    Ýsraillinin, olayý aðzýndan kaçýrmasý üzerine, bütün halk Musa (a.s)'nýn Mýsýrlýyý öldürmüþ olduðunu öðrendi. Daha sonra bir adam koþarak geldi ve kendisini öldüreceklerini söyledi.
    "Musa korku içinde çevresini gözetleyerek oradan çýktý. Rabbim! Beni zalim milletten kurtar" dedi. Medyen e doðru yöneldiðinde: "Rabbimin bana doðru yolu göstereceðini umarým", dedi" (el-Kasas; 28/21-22).
    Musa (a.s) böylece yurdundan uzaklaþtý. Yanýna yiyecek hiç bir þey de almamýþtý. Tam sekiz günlük yolu, aðaç yapraklarý yiyerek aþtý. Mýsýr ile Medyen arasý sekiz günlük bir mesafedir. ALLAH Teala'nýn bu seçkin kulu, aç ve bitap düþmüþ olarak bu uzun mesafeyi katetti ve nihayet Medyen'e ulaþtý. Kur'an-ý Kerim'de kýssa þöyle devam ediyor:
"Medyen suyuna geldiðinde, davarlarýný sulayan bir insan topluluðu buldu. Onlardan baþka, hayvanlarýný sudan alýkoyan iki kadýn gördü. Onlara; "Derdiniz nedir?"dedi. "Çobanlar ayrýlana kadar biz sulamayýz. Babamýz çok yaþlýdýr (onun için bu iþi biz yapýyoruz)" dediler. Musa onlarýn davarlarýný suladý. Sonra gölgeye çekildi: "Rabbim! Doðrusu bana indireceðin hayra muhtacým" dedi" (el-Kasas, 28/23-24).
    Ýbn-i Kesir, El-Bidaye ve'n-Nihaye'de bu olayý þöyle anlatýyor: "Medyen suyunda çobanlar koyunlarý suladýktan sonra, kuyunun aðzýna büyük bir kaya koyarlardý. Bu iki kadýn da artan sularla koyunlarýný sulamaya çalýþýrlardý. Musa (a.s), kayayý kuyunun aðzýndan tek baþýna kaldýrdý, su çekti ve kadýnlarýn koyunlarýný suladý. Sonra tekrar kayayý yerine koydu. Bu kayayý ancak on kiþi kaldýrabilirdi. Musa (a.s) ise, on kiþinin halledebileceði bu iþleri tek baþýna halletmiþti. Kýzlar babalarýna gidip Hz. Musa'yý ve yaptýðý iyiliði anlattýlar. Kur'an-ý Kerim'de kýssa þöyle devam ediyor: "O sýrada, kadýnlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi: "Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çaðýrýyor dedi. Musa ona gelince, baþýndan geçeni anlattý. O: "Korkma! Artýk zalim milletten kurtuldun"dedi. Ýki kadýndan biri: "Babacýðým, onu ücretli olarak tut. Ücretle tuttuklarýnýn en iyisi bu güçlü ve güvenilir adamdýr, dedi. Kadýnlarýn babasý bana sekiz yýl çalýþmana karþýlýk bu iki kýzýmdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eðer on yýla tamamlarsan, o senden bir lütuf olur. Ama sana aðýrlýk vermek istemem. ÝnþALLAH beni iyi kimselerden bulacaksýn" dedi. Musa: "Bu seninle benim aramdadýr. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayým, bir kötülüðe uðramayacaðým. Söylediklerimize ALLAH vekildir" dedi" (el-Kasas, 28/25-28).
    Ýbn-i Kesir þöyle diyor: "Kýzlarýn babasýnýn kim olduðu hakkýnda görüþ ayrýlýðý vardýr. Bunun Þuayb (a.s), olduðu hususunda kanaatler vardýr. Ulemanýn çoðunluðu da bu görüþtedir. Hasan Basri, Malik b. Enes'den naklolunan bir rivayeti delil getirerek diyor ki: Hz. Þuayb kavmi helak olduktan sonra uzun bir ömür yaþamýþ, ta ki Musa (a.s)'a ulaþmýþ ve kýzýný ona nikahlamýþtýr.
    Hz. Þuayb (a.s)'ýn kýzýyla nikahlandýktan sonra Musa (a.s), Medyen'de kalýp, hanýmýnýn mehri olmak üzere on yýl koyun güttü. Bir rivayete göre, Peygamberimize tam olarak ne kadar çalýþtýðý sorulmuþ; o da on sene olduðunu buyurmuþtur. Buradan anlaþýldýðý üzere, tam on yýl çobanlýk yapmýþtýr.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Ynt: Hz. MUSA (a.s)
« Yanıtla #1 : 06 Aralık 2009, 16:07:48 »
Hz. Musa (a.s)'ya Peygamberliðinin Bildirilmesi
    Musa (a.s) Medyen'de on sene kalýp mehrini tamamladýktan sonra, Mýsýr'a dönmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte yola koyuldu. Karanlýk ve soðuk bir gecede yolu þaþýrdý ve dað geçidinin yolunu bir türlü bulamadý. Çakmak taþýyla bir þeyler tutuþturmaya çalýþtý, baþaramadý. Soðuk iyice þiddetlendi. Karýsý da hamileydi ve doðum zamaný da yaklaþmýþtý. Musa (a.s) ve ailesinin gerçekten yardýma ihtiyacý vardý. Kur'an-ý Kerim'de, bu olay þöyle anlatýlýyor: "Musa, süreyi doldurunca ailesiyle birlikte yola çýktý. Tür tarafýndan bir ateþ gördü. Ailesine: "Durunuz, ben bir ateþ gördüm; belki oradan size bir haber veya tutuþmuþ, bir odun getiririm de ýsýnabilirsiniz" dedi. Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sað yanýndaki aðaç cihetinden: "Ey Musa! Þüphesiz ben alemlerin Rabbi olan ALLAH'ým" diye seslenildi. "Deðneðini at!." Musa, deðneðin yýlan gibi hareketler yaptýðýný görünce, dönüp arkasýna bakmadan kaçtý. "Ey Musa! Dön, gel. Korkma. Þüphesiz güvende olanlardansýn" denildi. "Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çýksýn. Korkudan açýlan kollarýný kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkanýna karþý Rabbinin iki delîlidir. Doðrusu onlar yoldan çýkmýþ bir millettir" denildi. Musa: "Rabbim! Doðrusu ben onlardan bir cana kýydým. Beni öldürmelerinden korkarým. Kardeþim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardýmcý olarak benimle gönder, çünkü beni yalanlamalarýndan korkarým" dedi, ALLAH: "Seni kardeþinle destekleyeceðiz, ikinize bir kudret vereceðiz ki, onlar size el uzatamayacaklardýr. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstün geleceklerdir" dedi" (el-Kasas, 28/29-35),
    Taha suresinin ilk ayetlerinde, ALLAH Teala île Musa (a.s) arasýnda geçen konuþma, daha ayrýntýlý bir þekilde verilir. Þu ayetler ALLAH Teala'nýn Musa (a.s)'yý rasul olarak görevlendirdiði zamanýn anlaþýlmasýnda yardýmcý oluyor:
"Ben seni seçtim, artýk vahyolunaný dinle. Þüphesiz ben ALLAH'ým. Benden baþka ilah yoktur. Bana kulluk et, Beni anmak için namaz kýl!" (Taha, 20/13-14).
    Ve daha sonra ALLAH Teala, Musa (a.s)'ya þöyle buyuruyor: "Firavun'a gidin; doðrusu o azmýþtýr. Ona yumuþak söz söyleyin, belki öðüt dinler veya korkar" (Taha, 20/43-44).
    ALLAH Teala'nýn, Musa (a.s)'ya bunu emretmesinden sonra, Musa (a.s) ile Firavun arasýnda amansýz bir mücadele de baþlamýþ oluyordu. Hak ile batýl'ýn amansýz savaþý. Bütün peygamberlerin birbirlerine miras býraktýklarý tevhid mücadelesi...
    Hz. Musa (a.s), ALLAH Teala'nýn bu emriyle Firavun'a gitti. Onu güzellikle ALLAH'a iman etmeye davet etti: "Musa: Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinin peygamberiyim! Bana ALLAH'a karþý ancak gerçeði söylemek yaraþýr. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, Ýsrailoðullarý'ný benimle beraber salýver" (el-A'raf, 7/104-105).
    "Firavun: "Musa! Rabbiniz kimdir?" dedi. Musa: "Rabbimiz, her þeye ayrý bir özellik veren, sonra doðru yola eriþtirendir" dedi" (Taha 20/49-50).
    Firavun, bu davete icabet etmedi ve direndi. Musa (a.s)'yý zindana atmakla tehdit etti. Musa (a.s)'da Firavun'a, belki iman eder diyerek, ispat edici bir delil getirmek istedi. Asasýný yere attý, kocaman bir yýlan oldu. Elini koynuna sokup çýkardý, gözleri kamaþtýran bir güneþ parçasý oluverdi. Musa (a.s)'nýn gösterdiði bu mucizeler karþýsýnda Firavun gerçekten korkmuþtu. Bunun üzerine o da sihirbazlarýný toplayýp, Musa'yý maðlup etmeyi kararlaþtýrdý. Ülkesindeki bütün ünlü sihirbazlarý çaðýrttý ve onlardan Musa (a.s)'nýn yaptýklarýndan daha büyük bir sihir yapmalarýný istedi. Onlarda hazýrlandýlar ve bir gün kararlaþtýrdýlar. O gün gelince de halkýn gözleri önünde Musa (a.s) ile yarýþmaya baþladýlar.
    "Sihirbazlar: "Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalým" dediler. Musa: "Siz koyun" dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca, insanlarýn gözlerini sihirlediler ve onlarý ürküttüler, büyük bir sihir yaptýlar. Biz de Musa'ya: "Asaný koyuver" dedik o da koyuverdi. Hemen onlarýn uydurduklarýný yutmaya baþladý. Hak tahakkuk etti. Onlarýn yaptýklarý boþa gitti. Ýþte orada yenildiler, küçük düþtüler. Sihirbazlar secdeye kapanýp: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandýk" dediler" (el-A'raf, 7/115-122).
    Sihirbazlarýn iman etmeleri, Firavun'u çok kýzdýrdý. Onlarý öldürmekle tehdit etti. Ýþte küfür, acizliðini bu olayla bir kere daha ortaya koymuþ oldu.
    Geliþen bu olaylar, Firavun'u yola getireceði yerde, onu daha çok azdýrdý. Ve Musa (a.s) ile kavmini ortadan kaldýrmadýkça rahata kavuþamayacaðýna inanýp, bu arzusunu yerine getirmeye çalýþtý. Musa (a.s), Firavun ve kavmini, imana çaðýrmaya devam etti. Firavun inkar ettikçe, ALLAH Teala onun kavmine tufan, çekirge, haþarat, kurbaða, kan gibi çeþitli azablar gönderdi. Ancak bunlarýn hiç biri, Firavun ve kavmini yola getirmedi.
    Firavun, küfür ve inadýnda, ýsrar ve Musa (a.s)'nýn davetine de icabet etmemeye devam etti. ALLAH Teala, Musa (a.s)'ya Ýsrailoðullarýný bir gece Mýsýr'dan çýkarýp Filistin diyarýna götürmesini vahyetti. Bir gece Musa ve kavmi þehirden çýkýp, Süveyþ halici boyunca Kýzýldeniz'e yöneldiler. Firavun þehirde Ýsrailoðullarýndan hiç bir iz göremeyince, kaçtýklarýný anladý ve bütün ordusunu seferber ederek, peþlerine düþtü. Firavun ordusunun çok kalabalýk olduðu rivayet edilmektedir. Firavun iki gün sonra Ýsrailoðullarýna yetiþti. Ýsrailoðullarýnýn önlerinde geçilmesi mümkün olmayan bir deniz arkalarýnda kocaman bir ordu vardý. Ýsrailoðullarý "Yakalandýk ya Musa" diye yakýnmaya baþladýlar. Kur'an-ý Kerim'de olay þöyle anlatýlýyor: "Musa: "Hayýr, Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir" dedi. Bunun üzerine Biz Musa ya: "Deðneðinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrýldý, her parçasý yüce bir dað gibiydi. Ýþte oraya geridekileri de yaklaþtýrdýk. Musa ve beraberinde bulunanlarýn hepsini kurtardýk" (eþ-Suara, 26/62-65).
    "Firavun, ordusuyla onlarý takib etti. Deniz de onlarý içine alýverdi. Hem de ne alýþ!" (Taha, 20/78).
    Kur'an-ý Kerim'de ALLAH Teala, bir zalimin, kafirin sonunu böyle anlatýyor; ve bir kavmi nasýl kurtardýðýný da. Ýþte Hak, Batýl'ýn tepesine böyle inip, onu ortadan kaldýrabiliyor.
    Firavun ordusu, bir tek kiþi kalmamacasýna yok oldu. Firavun ise, ölümün geldiðini anlayýnca iman ettiðini açýkladý: "Firavun boðulacaðý anda: "Ýsrailoðullarýnýn inandýðýndan baþka tanrý olmadýðýna inandým, artýk ben de ona teslim olanlardaným" dedi. Ona: "Þimdi mi (inandýn)? Daha önce baþkaldýrmýþ ve bozgunculuk etmiþtin" dendi" (Yunus, 10/90, 91).
    Bu olaydan sonra ALLAH Teala, Hz. Musa (a.s)'ya kavmiyle birlikte Beyti Makdis'e yönelmelerini emretti. Yola koyuldular. Çölde su bulamayýp, þiddetli bir susuzluða kapýldýlar. Gelip Musa (a.s.)'a sitem ve þikayette bulundular. ALLAH, Musa (a.s)'a, asasýný taþa vurmasým emretti. Vurunca taþýn oniki yerinden su fýþkýrdý. Her Yahudi kabilesine bir göze düþüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana içtiler, susuzluklarýný giderdiler. ALLAH Teala Ýsrailoðullarýna, gökten kudret helvasý ve býldýrcýn eti de gönderdi. Fakat Ýsrailoðullarýnýn o ikiyüzlülükleri, bütün bu nimetlere raðmen, kendini burada da ortaya çýkardý. Bir tek yemekle yetinemeyeceklerini söylediler: "Ey Musa Bir çeþit yemeðe dayanamayacaðýz. Bizim için Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiði sebze, kabak, sarmýsak, mercimek ve soðan yetiþtirsin" demiþtiniz de, "hayýrlý olaný daha düþük þeyle mi deðiþtirmek istiyorsunuz? Bir þehre inin, orada þüphesiz istediðiniz vardýr" demiþti" (el-Bakara, 2/61).
    Sonra ALLAH Teala Hz. Musa'ya, Filistin'e gitmeyi emretti. Orada Heysanilerin kalýntýlarý ve Kenanlýlardan meydana gelen zalim bir topluluk ile karþýlaþtýlar. Musa (a.s) kavmine, buraya girip bu zalimlerle savaþmalarýný, ve onlarý bu mukaddes beldeden çýkarmalarýný emretti. Fakat, Ýsrailoðullarý buna cesaret edemedi: "Ey Musa! "Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceðiz. Sen ve Rabbin gidin savaþýn, doðrusu biz burada oturacaðýz" demiþlerdi" (el-Maide, 5/24).
    Çünkü Ýsrailoðullarý, Firavun ülkesinde zillet ve adiliðe, aþaðýlanmaya alýþmýþlardý. Onlar için bazý deðerleri ele geçirmek için savaþmak, bir mana taþýmýyordu. ALLAH'da onlarý Tih çölüne attý ve yollarýný þaþýrttý. Kavmine söz geçiremediðinden yakýnan Musa'ya, ALLAH Teala: "Orasý onlara kýrk yýl haram kýlýndý. Yeryüzünde þaþkýn þaþkýn dolaþacaklar. Sen, yoldan çýkmýþ bir millet için tasalanma" dedi" (el-Maide, 5/26).
    Zamanla, bu zillet içinde yaþayan nesil, yerini hürriyetle yetiþen ve izzetle yaþayan bir nesile terketti. Bunlar da bir müddet sonra Arz-ý Mukaddes'e girmeye muvaffak oldular.
    Ýsrailoðullarý, bu kýrk yýl içinde çok çeþitli sapýklýklarda bulundular. Hz. Musa'nýn Tur daðýnda kýrk gün geçirdiði bir zamanda, Samirî isimli bir þahsýn imal ettiði ve "iþte sizin de Musa'nýn da tanrýsý" dediði altýndan bir buzaðýya tapmaya baþladýlar. Musa (a.s) döndüðünde onlarý buzaðýya tapýnýr görünce çok üzüldü. Harun (a.s)'a çýkýþtý. Ýsrailoðullarý'ný buzaðýya tapýnmaktan vazgeçirmeye çalýþtý. Ýsrailoðullarý ise, her fýrsatta iki yüzlülüklerini sergilediler. Musa (a.s), hayatý boyunca tevhid yolunda mücadele etti. Bu uðurda pek çok eziyetle karþýlaþtý. Yurdundan çýkarýldý, ölümle tehdit edildi ve etrafýnda kendisiyle beraber, inanan pek az insan bulabildi.
    Musa (a.s), Tih çölünde, Harun (a.s)'dan sonra öldü. Ýsrailoðullarýný Arz-ý Mukaddes'e sokamadý. Öldüðünde yüz yirmi yaþýnda idi. Buharî, onun ölümü ile ilgili olarak þunlarý rivayet ediyor: "Ölüm meleði geldiðinde, Musa (a.s) onun yüzüne dikkatle baktý. Caným almaya gelen Azrail (a.s) korktu ve gözü karardý. Sonra: "Yarabbi, beni bir kuluna gönderdin ki, ölmek istemiyor" diye tazarru eyledi. ALLAH Teala, o hali üzerinden kaldýrarak, tekrar Musa'ya gönderdi: "Söyle, sayýlý olmak þartýyla istediði kadar yaþasýn". Hz. Musa: "Yarabbi, sonra ne olacak?" dedi. "Öleceksin" buyuruldu. "Öyle ise ölüm þimdi gelsin" niyazýnda bulundu. Sonra ALLAH Teala'dan, kendisini bir taþ atýmý Beyti Makdis'e yaklaþtýrmasýný, orada ölmesini ve oraya gömülmesini istedi. Ebu Hureyre (r.a) þöyle diyor: "Rasulullah (s.a.s): "Eðer ben sizinle beraber orada bulunsaydým, onun yol kenarýnda ve kýzýl bir kum tepesinin yanýnda bulunan kabrini size gösterirdim" buyurdu".

KAYNAK: Þamil ÝA., Þamil Ýslam Ansiklopedisi, Akit Gazetesi Yayýný, C.V, S.346-350

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!