• 25 Şubat 2020, 12:40:37

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Pompeii’den Ýbretler  (Okunma sayısı 494 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Pompeii’den Ýbretler
« : 06 Aralık 2009, 17:16:56 »
Pompeii’den Ýbretler

Yer: Kesin olarak bilinmemekle birlikte Mezopotamya civarý.
Zaman: M.Ö. 3000 civarý.

Rabbimize, yaþadýklarý bolluðun ve güzel günlerin þükrünü ifa etmek yerine, O’na ortak koþmaya baþlayan, kendilerine baþka ilâhlar bulan bir kavme rahmet-i ilâhînin getirdiði son þanstý Hz. Nuh.

Görevinin gerektirdiði ikazda bulundu: “Ey kavmim! ALLAH’a kulluk edin. O’nun dýþýnda sizin baþka ilâhýnýz yoktur. Yine de sakýnmayacak mýsýnýz?” Aldýðý cevap ise þu oldu: “Bu, sizin benzeriniz olan bir beþerden baþkasý deðildir. Size karþý üstünlük elde etmek istiyor. Eðer ALLAH (öne sürdüklerini) dilemiþ olsaydý, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiþ atalarýmýzdan da bunu iþitmiþ deðiliz. O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan baþkasý deðildir; onu belli bir süre gözetleyin.” Öyle dediler, ve kendilerine gelen Peygamberin ne ALLAH’ýn rahmetiyle müjdeleyip ne azabýyla uyarmasýna aldýrmadýlar. Bilakis, içlerindeki az sayýda inananýn defterini dürmeye kalkýþtýlar. Ve en sonunda, kendilerine gelen peygamber þöyle yalvardý ALLAH’a: “Rabbim! Beni yalanlamalarýna karþýlýk, bana yardým et!” (Mü’min, 23:23-26)

Sonra, daðlar büyüklüðünde dalgalarla koptu Tufan... Varlýðýna ve birliðine inanýlmayan Yaratýcý, elçisini yalanlayanlarýn ve yoldan çýkanlarýn hesabýný Kendisi gördü.

Yer: Bugünkü Ýsrail–Ürdün sýnýrý, Ölü Deniz (Lut Gölü).
Zaman: M.Ö. 1900 civarý.

Rabbimizin yasakladýðý ve son derece çirkin bir davranýþ olan eþcinselliði âdet hâline getirmiþ olan kavminin son þansý hükmündeydi Hz. Lut.

O da, görevinin gerektirdiði ikazlarla uyardý kavmini: “Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadýðý hayasýzlýðý mý yapýyorsunuz? Gerçekten siz kadýnlarý býrakýp þehvetle erkeklere yaklaþýyorsunuz. Doðrusu siz, ölçüyü aþan (azgýn) bir kavimsiniz.” Aldýðý cevap ise þu oldu: “Yurdunuzdan sürüp çýkarýn bunlarý! Çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmýþ. Eðer doðru söylüyor isen, bize ALLAH’ýn azabýný getir.(A’râf, 7:80-82)

Yine, bu kavmin ýslah olacaðýna dair tek bir ümit ýþýðý dahi kalmadýðýnda, üstelik uyarýlan azabýn henüz gelmemiþ olmasý onlarý inkârlarýnda daha bir ýsrarlý ve þýmarýk kýldýðýnda, devreye bir peygamber duasý girdi: “Rabbim, fesat çýkaran (bu) kavme karþý bana yardým et! Rabbim, beni ve ailemi bunlarýn yaptýklarýndan kurtar!

Meleklerin eþliðinde kurtuluþa giden Hz. Lut’un ardýnda, çýðlýklarla, gürültüyle tersine döndü toprak. Böylece, Sodom ve Gomorra þehirleri, yanardaðlarda piþirilmiþ balçýk altýnda gömülüp, denizin 400 metre aþaðýsýndaki bir gölün 400 metre altýnda kalýverdi. Bu sefil kavim yeryüzündeki en alçak noktaya indirildi. Felâket, Lut Peygamberin, inkâr edenler safýnda yer alan eþini bile aldý. Ve þehir, suyun altýnda hâlen yeþil duran aðaçlarýyla birlikte bu dünyanýn en tuzlu ve en alçak gölünün altýnda, Rabbimizin verdiði þu söz için, âdeta ‘konserve’ edildi: “O (þehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadýr.(Hicr Suresi, 76)

Yukarýda anlatýlan iki hadise, Yaratýcýmýzý inkâr ederek O’na ortaklar koþmanýn, O’nun yasaklarýna uymamanýn, O’na karþý meydan okumanýn mutlaka felaketle sonuçlanacaðýný gösteriyor. Bunu belgeleyen, baþka örnekler de var muhakkak. Zaten, bundan dolayý tekrar tekrar bizi ‘yeryüzünde gezmeye’ davet ediyor Kur’ân. Gezmeye; ve geçmiþte inkâr edip isyana sapan kavimlerin baþýna gelen felaketlerden kendimiz için ders almaya. Felaketlerin nasýl geleceði ise açýkçasý, hiç belli olmuyor. Ne yaparsanýz yapýn, mutlaka bir tehdit altýnda bulunuyorsunuz.

Sel, soðuk, kuraklýk, kasýrga, deprem, yanardað püskürmesi... Kimi öyle, kimi böyle; inkârcý her kavim bir felaketle yeryüzünden silinip gitmiþ bulunuyor. Yeryüzündeki herhangi bir yerin zikrettiðimiz felaket biçimlerinden en az birinin tehdidi altýnda bulunmasý ise, dünyanýn neresinde olursa olsun, bir ‘uyarý iþareti’ olarak duruyor insan için. Peki, dünya neden bu kadar çok felaket yaþýyor? Özellikle deprem ve yanardað püskürmesi olarak yaþanýlan büyük yýkýmlarýn görünür en önemli sebebi, Dünya etrafýnda yörüngesinde dönmekte olan, geceleri bizi aydýnlatan, ilham kaynaðýmýz mehtaplarý kýrpýþtýran Ay ile, bizi ýsýtan, doðuþundaki ve batýþýndaki manzaralarýyla bize sevgiyi hatýrlatan Güneþtir.

Deprem ve yanardað oluþumlarý, tamamen dünyanýn erimiþ çekirdeði üzerinde yüzerek hareket hâlinde olan yerkabuðu parçalarý ile ilgilidir. Dünyanýn maðma denilen bu kýzgýn maddeden oluþan çekirdeðinin devamlý bu halde kalmasýnýn sebebi Ayýn ve Güneþin dünya üzerindeki kütle çekimi etkileridir. Okyanuslar üzerinde suyun yükselip alçalarak gelgitler oluþturmasýna sebep olan bu kuvvet, karalar üzerinde özellikle daha hareketli alt katmanlarda sürtünmelere yol açýp ýsý meydana getirerek kayalarýn erimesine ve var olan ýsýnýn muhafaza edilmesine yol açar.

Bu hareketlilik sebebiyle de dünyanýn merkezinden gelen maðma püskürmeleri ve depremler Dünya, Güneþ ve Ay var olduðu sürece devam edecektir. Eðer bu geri besleme olmasa 4 milyar yýldýr püsküren volkanlar mutlaka basýncý azaltacak ve bir zaman sonunda bu felâketler son bulacak veya çok çok azalacaktý. Bu felâketlerin ne zaman olacaklarýnýn kararýný ise, her iþte mutlaka bir sebebi araya koyan ALLAH vermiþtir ve vermektedir. Zamaný geldiðinde Güneþ, kendisini Yaratanla rekabet etmek isteyenlerin baþýna, O’nun emriyle toprak altýndan doðmaktadýr meselâ.

Güneþin ve Ayýn görünmez yerçekimi baðýyla yeraltýna iþleyen enerjileri yüzünden, hiçbir yanardað patlamasý bir sonrakinin olma ihtimalini azaltmaz. Týpký yýllarca zevk ve sefahat düþkünü sürdürdükleri hayatlarýnýn âniden nasýl son bulduðunu anlayamayan Pompeii halkýnýn baþýna gelenlerin, bugün ayný yerde kurulu ve benzer hayat tarzý sürdürülen Napoli þehrinin sefahet mahallelerini tehdit etmeye devam etmesi gibi... Yakýn sayýlabilecek bir tarihte yaþanan ve yapýlan kazýlarla yok olduðu âný kare kare anlatan Pompeii olayý, basit bir yanardað püskürmesi deðildir.

Felâketin sebebi olan Vezüv yanardaðý, Ýtalya’nýn, özellikle de Napoli kentinin sembolüdür. Yaklaþýk ikibin yýldan beri suskun olan Vezüv, ‘Ýbret Daðý’ diye adlandýrýlýr. Vezüv’ün bu þekilde tanýmlanmasý boþuna deðildir. Ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin baþýna gelen felâket ile Pompeii faciasý birbirine çok benzemektedir. Vezüv’ün batý yamacýnda Napoli, doðu yamacýnda ise Pompeii kenti yer alýr. Bu batýk kent. ikibin yýl öncesindeki Roma medeniyeti hakkýnda bize önemli bilgiler sunmaktadýr. Genel bir rezervuardan yeraltý boru hatlarýyla evlere kadar taþýnan sularý, mükemmel bahçe ve çevre düzenlemesi ile birlikte, Pompeii, felâketin olduðu M.S. 79 yýlýna kadar çok güzel bir þehirdi. O gün için hayli yüksek bir rakam olarak, yirmibin insan barýndýran þehirde, zamanýn en ileri teknolojisi kullanýlýyordu.

Öyle ki, insanlar, o güne göre büyük bir teknolojik buluþ olarak, at arabalarýna monte ettikleri tekerleðe baðlý ve kat edilen belli mesafelerde torbaya bir misket atan bir kilometre sayacýný kullanýyorlardý. Pompeii, özel bir balýk sosu ve rengârenk bahçeli villalarýyla da ünlüydü ayrýca. Ancak, esas ünü son derece çirkin bir fiil olan eþcinsellik ve fuhþun yaygýnlýðýndan geliyordu. Bu olayýn ne kadar yaygýn olduðunu belgeleyen tarihsel kayýtlar bir yana, þehrin kendisi, bunun ‘cansýz kanýtlarý’ný barýndýrýyor hâlâ; ne olduðunu bile anlamadan bu fiil üzerine ölüp kýzgýn küllerin altýnda taþlaþmýþ cesetler o kadar çok ki...

Çocuklarýn bile bu rezalete karýþtýrýldýðýný belgeleyen birçok ceset bulunmuþtur kazý alanýnda. Bir yanardaðýn püskürüp bir þehre felâket yaþatmasý Vezüv yanardaðýnýn eteklerinde bulunan bir þehir için bize pekâlâ mümkün ve muhtemel gözükse de, bu olayýn bu kadar âni biçimde olmasýnýn, âdeta bir ‘oldu-bitti’ yaþanmasýnýn bilimsel olarak hâlâ daha kesinlikle açýklanamadýðýný belirtelim. Yaklaþýk ikibin yýl önce, M.S. 79’da yaþanan lav ve kül felâketi, bu kentin insanlarýný o kadar âni bir biçimde yakalamýþtý ki, herþey o günden bugüne olduðu gibi kaldý.

Sanki zaman dondurulmuþtu. Pompeii’ye bugüne kadar gördüðü en karanlýk geceyi 24 Aðustos M.S. 79 yýlýnýn öðle vakti getiren yoðun bir duman ve kül yaðmurunun ardýndan, Vezüv’ün lavlarý bir anda tüm kenti haritadan sildi. Olayýn en ilginç yaný ise, kentin günlük yaþantýsý içinde, Vezüv’ün korkunç patlamasýna raðmen, kimsenin kaçamamýþ ve âdeta büyülenerek felâketin farkýna bile varamamýþ olmalarýydý. Yemek yiyen bir aile, o andaki gibi aynen taþlaþmýþtý. Uygunsuz halde, sayýsýz taþlaþmýþ çift bulunmuþtu. Daha da önemlisi, bu çiftler arasýnda, ayný cinsten olanlar, küçük erkek ve kýz çocuklarla olanlar da vardý. Pompeii kalýntýlarýndan çýkarýlan taþlaþmýþ insan cesetleri arasýnda, yüzleri hiç bozulmadan kalmýþ olanlar vardý.

Genel yüz ifadesi ise, þaþkýnlýktý. Ýþte, Pompeii faciasýnýn en akýl almaz yönü de burada. Nasýl oldu da binlerce insan hiçbir þey görmeden ve duymadan ve hiçbir þey yapamadan, âdeta ölümün gelip kendilerini yakalamasýný beklediler? Olayýn bu yönü, Pompeii’nin yok oluþunun Kur’ân’da anlatýlan helâk olaylarýna aynen benzediðini gösteriyor. Çünkü, Kur’ân’da helâk olaylarý anlatýlýrken ‘birden yok olma’ üzerinde durulur. Örneðin, Yasin suresinde anlatýlan ‘þehir halký,’ tek bir anda topluca ölmüþlerdir. Surenin 29. âyetinde bu durum þöyle anlatýlýr: “(Onlara) yalnýzca bir tek çýðlýk (yetti); ânýnda sönüverdiler.” (Yasin, 36:29) Kamer suresinin 31. âyeti ise, Semud kavminin helâkini anlatýrken yine ‘ânýnda yok olma’ olayýna dikkat çekmektedir: “Çünkü Biz onlarýn üzerine bir tek çýðlýk gönderdik. Böylece onlar, aðýldaki çalý-çýrpý olan kuru ot gibi oluverdiler.(Kamer, 54:31)

Pompeii halkýnýn ölümü de, âyetlerde anlatýldýðý þekilde, ‘ânýnda yok olma’ tarzýnda gerçekleþmiþtir. Bu bakýmdan, bu þehrin akýbetinden, o þehirde iþlenmiþ isyankâr fiillere yeltenen her þehrin ve her toplumun alacaðý bir hisse muhakkak bulunuyor. “Bize dokunmaz” diye düþünen varsa, önerimiz, “Yeryüzünde dolaþýn!” âyetinden ders almalarý ve dünyanýn her yerinin ya altýnda ya üstünde bir ‘felâket’ potansiyeli taþýdýðýný unutmamalarý.


m.akyürek
« Son Düzenleme: 20 Ocak 2011, 14:05:58 Gönderen: Lâ EdRî »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?