• 25 Şubat 2020, 12:26:20

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Tarihin Büyük isimlerinin zayýf yönleri  (Okunma sayısı 570 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bilgiresidence

  • Ziyaretçi
Tarihin Büyük isimlerinin zayýf yönleri
« : 30 Eylül 2009, 21:40:52 »
Jül Sezar (MÖ 100? - 44):
 Büyük fatih açýkça görülen saç dökülme sorunundan nefret ediyordu. Bu onun için büyük bir sorundu. Baþýndaki azýcýk saçýyla gülünç çözümlere baþvuruyordu. Zafer kazanmýþ bir general olur olmaz defne tacý takmaya baþladý. Yapraklarla kelliðini gizliyordu. Öyle bir saç tarama biçimi vardý ki saçlarý bozulmasýn diye kafasýný tek parmaðýyla kaþýyordu.

Sezar'ýn cinsel tercihleri üstüne çok þey yazýldý: Yaptýklarýný gözlerden gizlemiyor her iki cinsten arkadaþlarýyla iliþkiye giriyordu. Öyle ki lejyonerler generalleri hakkýnda þu þen þarkýlarý söylüyorlardý: "Sezar Galyalýlarý yola getirdi ama Nikhomedes'in (Bitinya kralý Türkiye'nin Karadeniz'e bakan yüzündeki bir bölge) altýna yattý!" ya da "Yurttaþlar karýlarýnýza sahip çýkýn! Yetiþkin dazlak geldi! Galya'yý altýna boðdu ama burada istediðini bedavaya kapýyor!"


Sezar Octavianus Augustus (MÖ 63-MS 14):


Augustus ilk Roma imparatoru olmasýnýn yaný sýra belki en ünlüsü ve öykünüleniydi. Antik ve modern tarih Jül Sezar'ýn bu evlatlýðýndan büyük politik baþarýlarý olan devlet örgütünü bilgece ýslah eden sanatlarýn cömert koruyucusu olarak söz eder. Ortalamaya göre çok kýsa olan Octavianus'un uzun boylu görünmek için topuklu ayakkabý giydiðinden ise pek bahsedilmez. Çabuk soðuk alýr yazýn bile kapalý yerlerde durur ve evde bile yün baþlýk takarmýþ: Sýrf kendisini uzun süre yataða baðlayan korkunç soðuk algýnlýðýndan korunmak için.


Augustus (M.Ö. 27-MS 14)
Ýmparator zar atmaya bayýlýyor; ama kahvaltý ya da akþam yemeði sofrasýna oturmaktan nefret ediyor ve dýþarýda atýþtýrýyordu. Aslýnda Augustus aslan kalpli deðildi. Ne askeri alanda ne de özel hayatta üvey babasýnýn taktik stratejik yeteneklerini sergiliyordu (çoðu savaþta uyumak için çadýrýna çekiliyordu). "Roma'nýn Efendisi" týpký küçük çocuklar gibi þimþek ve gökgürültüsünden korkar dehþete kapýlarak derhal çok korunaklý bir yer bulmaya çalýþýrdý. Roma ahlakýnýn katý reformcusu olarak kýzý Giulia'yla mahrem iliþkiye girmiþ ve buna tanýklýk eden þair Ovidius'u sürgüne göndermiþti. Bazý kaynaklara göre üçüncü karýsý Livia onu yatakta genç bakirelerle basmýþtý

Justinianus (482-565):

Bizans imparatoru Roma'ya gücünü yeniden kazandýrdý. Yönetsel ve mali reformlarýyla büyük hukukçu olarak tanýnan onun iki büyük takýntýsý vardý: Birincisi Konstantinopolis sirkindeki araba yarýþlarý ki bir tekini bile kaçýrmazdý. Hatta önemli diplomatik randevularýný atlatma pahasýna. Günümüzdeki gibi bir "Maviler" takýmý kurup idareciliðini üstlenmiþti. Ýmparator olmasýna karþýn tribünlere takýmýnýn renginde bir kazak giyerek çýkýyor çýlgýnca aaaahürat yapýyordu.
Ýkincisi striptiz gösterilerinin sergilendiði meyhanelerin müdavimiydi. Striptiz yapanlarý seyrediyordu ve tutkusu öyle büyüktü ki içlerinden biriyle evlendi: Theodora kötü þöhretli ama çok zeki bir kadýndý. Eðitilmiþ kazlarla sahneye çýkýp insanýn kanýný kaynatan gösteriler sunardý.

Kutsal Roma-Germen Ýmparatorluðu'nun kurucusu olan Frank asýllý Charlemagne (742-814): O 192 boyunda bir insan azmanýydý. Deðerli savaþçý ve politika ustasý yalnýz kalmaktan nefret ediyordu. Mükellef sofralara aþýktý ve görkemli þölenlerde en büyük zaafý ortaya çýkýyordu. Kendini överek saatlerce ve hiç durmadan konuþuyor konuklarýný sýkýyordu. Onu dinlemek zorunda kalan çakýraaaif ya da sarhoþ konuklar sonunda sýzýp kalýyorlardý.

Bütün gün uzun uzun kestiriyor öðleden sonra üç saat uyuyor; ama geceleyin dört saatten fazla uyumuyordu. Önemli kararlarý gece alma huyu olduðundan bütün saraylýlarý ayaða kaldýrýyordu. Bir "asker" olduðu için kadýnlar dahil kimseden þiddeti esirgemiyordu. Bir piskoposu karýsýnýn akrabasýnýn sesini eleþtirdi diye yumruklamýþtý. Alýndýðý zamanlarda tam bir kanlý intikamcý kesiliyordu. Hýristiyanlýðýn koruyucusu ve papanýn yardýmcýsý ayný zamanda tam bir kadýn avcýsýydý. Her türlü sosyal tabakadan evli-bekâr birçok kadýnla iliþkisi olmuþtu.


Tüm zamanlarýn en büyük sanatçýlarýndan Michelangelo Merisi Caravaggio (1573-1610):
Sanat ürünlerine ters düþen bir þekilde þiddet yanlýsýydý. Alkýþ topladýðý kadar 16.-17. yüzyýllarda Roma'dan kaçan nice hayat kadýný ve hatta erkekle beraber olmuþtu. Meyhanelere gitmeye ve barbuta bayýlýrdý. 15 gün boyunca ara vermeden çalýþýr ertesi ay aaaif çatardý. Caravaggio bir silah koleksiyoncusuydu; özellikle kýlýç ve hançer toplardý. En iyi kaliteden en az yüz örneði vardý. Silahlarý kullanmayý da iyi bilirdi. Bu tutku yaþamýnda kalýcý bir iz býraktý. 1606'da üstüne yüklü miktarda bahis yatýrdýðý tenis karþýlaþmasýndaki bir oyuncuyu kavga ederken öldürdü. Böylece Napoli'ye kaçmak zorunda kaldý.

Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791):
Tam bir aaaa delisiydi. Günde birkaç kez o da nerede bulursa yaþadýðý deneyimlerdi bunlar. Gizli ve karanlýk bilgilerin aþýðý olarak yaþamýnýn son yýllarýnda onu takip eden ve Requiem'i sipariþ veren gizemli kiþiyi yaklaþan ölümünün habercisi olarak yorumlamýþtý. Çeþitli söz oyunlarý ve bilmecelere bayýlýyor uzun küfür dizileri yazabildiði bulmacalarý seviyordu. Bunlarý dostlarý ve tanýdýklarýna yollayýp skandalýn yayýlmasýný saðlýyordu. Ancak uygunsuz söz dizelerini özellikle yazdýðý bir "ayrýcalýklý" kiþi vardý: kýz kardeþi.


Napolyon Bonapart (1769-1821):
 Sürekli taþkýnlýklar yapmasýnýn ötesinde kaba bir insandý. Sýk sýk bakanlarý ve askerlerine Ýtalyanca küfrediyor emirlerine ve aaafine uysunlar diye tekmeyi basýyordu. Bir de savaþ meydanýný çatýþmadan önce enine boyuna inceleme takýntýsý vardý. Yere serilmiþ dev bir kartonun üstüne diz çöker oraya buraya raptiyeler mýhlardý. "Fransýzlarýn Ýmparatoru" genellikle lekeli giysilerle dolaþýr çünkü üstüne yemek ya da mürekkep dökerdi. Berberlere güvenmediðinden sakalýný kendi keser ve beceremediðinden çirkin olurdu. Hele aþk iliþkisine girecekse pek temiz olmayan kadýnlara bayýlýrdý. Karýsý Josephine eþinin isteklerine boyun eðmek zorundaydý. Askeri seferlerden ne zaman döneceðini önceden haber veren Napolyon kadýnýn günlerce sudan sabundan uzak kalmasýný emrediyordu.


Winston Churchill (1874 - 1964)
Ýkinci Dünya Savaþý'ný kazananlardan biri olan "mükemmel devlet adamý" Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Winston Churchill alkolikti ve sigara tiryakisiydi. Sabahýn geç saatlerine kadar uyurdu. Genellikle öðleden önce uyanýrdý. Düzensiz biriydi ve yatakta kahvaltý ederdi. Sýk sýk ve akþama kadar yatakta otururdu. Öte yandan temizlik hastasýydý. Bazen arka arkaya iki banyo yapar ilkinde temizlenmediðini düþünürdü. Diplomasiden anlamaz Charles de Gaulle'e katlanamaz kýyasýya nefret ederdi. Fransýz lider kendisini Jean d'Arc'la karþýlaþtýrýnca Orleans'daki Ýngilizlerin onu yakýlarak idama mahkûm etmek için bir dini mahkeme kurduðunu anýmsatmýþtý.

Pablo Picasso (1881/1973)
Pablo Picasso ise parayý çok seviyor servetini evde býrakmak fikrine katlanamýyordu. Bu yüzden ceketinin iç tarafýna güvenlik zinciriyle baðladýðý büyük bir para cüzdaný satýn almýþtý. Aslýnda para takýntýsý en büyük zaafý deðildi büyük eserlerini para kazanmak için sattýðýnda çoðu zaman depresyona girerdi. Haftalarca bunalýmda kalýr çalýþamaz hale gelirdi. Bu son yýllarýndaki büyük çaplý üretimi için geçerli deðildi. Bir yaþamöyküsü yazarýnýn yazdýðý gibi: "Picasso çoðu zaman þöyle bir dokunduðu altýn olan Kral Midas'a benzetilir."


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?