• 14 Ekim 2019, 15:48:57

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: EL-Vedûd  (Okunma sayısı 690 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tefekkür

  • YöNeTiCi
  • UzMaN ÜYE
  • *****
  • İleti: 1122
  • Teşekkür 8
  • Hüznüm yüreğime dokunan dûamın sûkûtudur...
EL-Vedûd
« : 07 Aralık 2009, 08:57:26 »


“Seven ve sevilen” anlamına gelen el-Vedüd ismi cemili Kur’anı kerimde iki defa geçmekte. “Rabbinize istiğfar edin. Sonra ona tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.” (Hud 90)

“O afvedendir, çok sevendir.” (Büruc 14)

Sevmeyi yaratan O, Sevdiklerimizi yaratan O. Öyle ise öküz gözü gibi her karpuz kabuğunun peşine düşmektense kimleri ne için seveceğimizi, sevgiyi yaratandan öğrenelim.

ALLAH’a ve Rasulüne karşı düşmanlık yapan, onlara sınır çizen ve karşı kanunlar koyanlar, ALLAH’a ve ahirete iman edenlerin, babaları, çocukları, kardeşleri ve akrabaları dahi olsa sevemeyeceklerini bildirir. (Mücadele 22)

Domuza inci gerdanlık takılmadığı gibi, gül küllüğe atılmadığı gibi Vedüd Rabbimizin bizlere lütfettiği sevgiyi de israf edip kafirler, zalimler ve soygunculara sevgi göstererek onları cesaretlendirmeyelim.

İman edip ameli Salih işleyenlere sevgi vereceğini haber verir Rabbimiz (Meryem 96)

İleride iman ettiği takdirde sıcacık dostumuz olacak olan düşmanlarımıza dahi kötü söz söylemememiz istenir bizden. (Mümtehine 7)

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: EL-Vedûd
« Yanıtla #1 : 01 Şubat 2011, 00:47:24 »



Bunun ne manaya geldiğini hiç düşündük mü?

ALLAH'ın "Vedud" olması demek, onun hem çok seveceği, hem de onu çok seven birilerinin olacağı demektir .
Yani Rabbimiz bizleri sevdiği gibi, bizim de onu sevmemizi istemektedir.Yada biz O'nu sever isek O'da bizi sevecektir.
 O esirgeyendir (Rahman), bağışlayandır (Rahim); fakat esirgenmeye, bağışlanmaya muhtaç değildir.
 Affeder (Gafur), affedilmez; hükmeder, hüküm olunmaz; doyurur (Rezzak), doyurulmaz…
Bu gibi sıfatlar hem fail hem de mef'ul için kullanılamaz.
 Oysa kendisi için seçip beğendiği "VEDUD" isminin işte bu açılardan farklılığı vardır. ALLAH sevgiyi kulları ile paylaşmaktadır; işte ayet-i kerime:

 "O onları, onlarda Onu sevmekte " dir(MAİDE 54)

Evet Rabbimiz bizleri sevmekte ve bizim de onu sevmemizi istemektedir.
Tabi ki sevmek basit anlamıyla dil ile ikrardan ibaret değildir. Müminler yaratılış gayelerine uygun yaşadıkları takdirde ALLAH'ın onları seveceği durumu söz konusu olur. Yoksa her gün ALLAH'a isyan etmek, sonra kalkıp her fırsatta ALLAH'ı sevdiğini dil ile ikrar etmek, kendini kandırmaktan başka bir şey değildir.
 Düşünün basit bir insana bile duyulan sevgi, eğer gerçekten pratikte değil de yalnızca söylem bazında ifade edilirse, bunun farkına varan kişi bu tavır içinde olana karşı nasıl olur acaba ?

Eğer Rabbimize duyduğumuz AŞK, sevgi gerçek değilse şunu iyi bileceğiz ki, Rabbimiz ile aramızdaki bağ o derece zayıf ve çürüktür.
Ve sevdiğini söyleyip sevmemek riyakarlıktır

Düşünün, bunun farkına varan bir insan bile hemen uzaklaşmakta, daha önce gösterdiği sevgiyi mahrum etmektedir. O halde ALLAH'ın göstereceği tepki aklımızın idrak edemeyeceği kadar sert ve büyük olabilir.
 Bizleri (müminleri) sevdiğini bildiğimiz Rabbimize karşı ne ölçüde sımsıkı bağlanır yada seversek elbetteki o ölçüde O'da bizi sevecek, tanıyacak ve zalimlere karşı zafer ihsan edecektir

ALLAH'ı en çok sevenlerimiz şüphesiz peygamberler, peygamber içerisinde de Resulullah Efendimiz (sav)'dir diyebiliriz.
Efendimizin sevgisi öyle yüce bir sevgidir ki O'nu daha fazla seven Rabbimiz habibinin adını kendi adının yanına yazdırmıştır;
LA İLAHE İLLAALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH Bir kudsi hadiste ALLAH-u Teala şöyle buyurmaktadır:
 "Ey habibim!
Eğer sen olmasaydın şüphesiz ben bu kainatı yaratmazdım"

İşte sevginin en son derecesi, "VEDUD" sıfatının ilk defa bu kadar yüce bir sevgiye yükselişinden bahsedebiliriz.
 İşte sevgi, işte muhabbet, bağlılık ve ALLAH'a kul olmak için dünya hayatını hiçe sayıp zalimlerin karşısına dikilme, ya ben ya siz misali meydan okutan bir sevgi

ALLAH'ı ne kadar sever veya ALLAH'a ne kadar yaklaşırsak; o derecede ALLAH'ın düşmanlarına buğz ederiz, nefretimiz son hadde ulaşır ve kafirlerden bir o kadar uzak oluruz. Tabi uzak olmanın manası mekan bazında değil, düşünce ve yaşam biçimi ölçüsündedir

Peki acaba ALLAH kimi sever?
İşte bu sorunun cevabını gelin ayet-i kerimelerden öğrenelim
"ALLAH, tevbe edenleri sever"
(Bakara/ 222),

"ALLAH, muttakileri sever"
(Ali imran/76)
"ALLAH, dengeli olanları sever"
(Maide/ 42)
"ALLAH, yolunda kurşunla kaynatılmış sağlam duvar gibi saf halinde savaşanları sever"
(Saff/ 4)

ALLAH için sevmek; bu uğurda yorulmayı, terlemeyi, bedel ödemeyi gerektirir. Sen böyle ALLAH'ı seversen ALLAH'ta seni alemlere bir halife, bir sevgili kılar ki, bu herkese nasip olacak bir nimet değildir.
 Akıl sahibi her mümin bu şuurla hareket ederek, o misyona layık olma endişesi göstermeli ve yaşamaya gayret etmelidir.

Ne mutlu "ALLAH o müminleri sever, onlarda ALLAH'ı severler" ayetinin muhatabı olan o müminlere..



insan

  • Ziyaretçi
Ynt: EL-Vedûd
« Yanıtla #2 : 01 Şubat 2011, 00:57:21 »



Muhabbet üzerine kurulmuş olan kâinata "Vedûd" penceresinden bakmak gerekir diyerek, kalemimi, muhabbetle kâğıdıma götürüp yazmaya başladım

O Vedûd’dur, seven ve sevilendir

O Vedûd’dur, mahlûkatını sever

O Vedûd’dur, kendisine muhabbet edenleri sever

O Vedûd’dur, kendine teveccüh edene muhabbet eder



Rahmetinin güzel meyveleriyle insanları sevdiğini gösteren Rabb-i Rahim, kullarının da kendisini sevmesini istemektedir.

Kul ise, güzel olanı sever, muhabbet eder.
 Âlemlerin yaratıcısı nihayetsiz cemal ve kemal sahibi olması hasebiyle sevilmeye en lâyıktır.
 
“Onun cemalini bir dakika görmek bütün Cennet lezzetlerinden üstündür” hadisi d“Mahbub-u Ezelinin bir zerre muhabbeti kâinata bedel olur, kâinat Onun muhabbetinin tecellisinin bir cüz’üne bedel olamaz”
e bunu en güzel şekilde belirtiyor .

Muhabbetini Ona hasrettiğin vakit, sâfi muhabbetini lâyık olduğu mercie tevcih etmiş olursun.
 Çünkü kâinattaki dağınık bütün muhabbetlerin, Mahbub-u Ezelinin esma ve sıfatına karşı verilmiş bir muhabbet olduğunu hatırdan çıkartmamak gerekir.
 
Şayet sen o muhabbeti yerinde sarf etmez su-i istimal edersen senin hakkın merhametsiz bir muhabbettir.

Çünkü kâinattaki hüsün ve cemallere nefis hesabıyla baksan nefis seni yaralar, seni tanımaz, muhabbetin için seni tahkir eder.
 Çünkü "Samed" aynası olan bâtın-ı kalp, sanem misal dünyevî mahbupları istemez reddeder.
 
Lâkin Cenab-ı Hak hesabına bakarsan fânilerin arkasındaki bekayı görürsün.

 Çünkü Onun muhabbeti hiç bir şeyle kıyaslanamaz.


 Bir muhabbet fedaisi olan Bediüzzaman Hazretleri bu hususta şöyle der:

“Mahbub-u Ezelinin bir zerre muhabbeti kâinata bedel olur, kâinat Onun muhabbetinin tecellisinin bir cüz’üne bedel olamaz”

Muhabbet ihtiyarî değildir, lâkin insan kendi iradesiyle ve tercihiyle o muhabbetin yüzünü birinden diğerine tercih edebilir.

 Meselâ bir sevgilinin çirkinliğini görmekle asıl muhabbete lâyık olana yüzünü çevirebilir. Bu şekilde yüzünü mecazi mahbuptan hakikî mahbuba çevirmiş olur.

Muhabbetin Cenab-ı Hak hesabına ve onun namına olmalı ki, huzur bulasın.
Çünkü ALLAH hesabına olmayan muhabbetin meşakkati çok, sefaları, lezzetleri, rahatları pek azdır.
 
Meselâ Leylâ ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber dünyevî sevginin destanlaşmış öyküleridir Fâninin arkasındaki bâkiyi bulmanın imtihanıdır.
 Mecnun çölde Leylâ’sını ararken Mevlâ’sını bulmuştu.
 Önemli olan Leylâ’nın ardındaki Mevlâ’ya ulaşmaktır.

Zahirde medeniyet, özde esaret olan fâni sevgililerin sillesinden ancak seni kurtaracak olan
daire-i terbiye-i İslâmiyedir.
 
Zaten insanın kalbine derç edilen muhabbet, umur-u uhrevîyeyi kazanmak ve ALLAH’ın zatını, isimlerini, sıfatlarını sevmek için verilmiştir.

 
alıntı

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: EL-Vedûd
« Yanıtla #3 : 01 Şubat 2011, 01:06:07 »


Bir gün Rabia el-Adeviyye’nin (ks) karşına bir meczup çıktı ve şöyle bir nara attı:

“Ey hanım! Bütün varlığımla sana bağlıyım! Seni seviyorum!”

Rabia Hatun gayet sakin ve vakur bir şekilde,
 “Doğrudur! Ben de seni seviyorum!” dedi

Bu cevap meczubun hoşuna gitti. Rabia Hatun eliyle geriye işaret ederek, şöyle devam etti:
“Ancak benim bir kız kardeşim var O benden daha güzel, geriden geliyor!” dedi

Meczup dönüp geriye baktığında, Rabia Hatun onun yüzüne şiddetli bir tokat vurdu ve şöyle dedi:

"Benden uzak ol! Seni yalancı, vefasız, sahte kahraman! Be¬ni sevdiğini iddia ediyorsun, ama dönüp başkasına bakıyor¬sun! Beni güzel bulduğunu söylüyorsun, başka güzel peşinde¬sin! Sen nerede, sevmek nerede, güzelin kıymetini bilmek ne¬rede? Defol git! Konuşunca seni irfan sahibi, dürüst, vefalı, âşık biri san¬dım Aşktaki ciddiyetini denedim, yalancı olduğunu anladım! Sende ne âriflerin temizliği var, ne de onlardan bir işaret ve mürüvvet! Hele âşıkların yolu, senin gittiğin yoldan hiç geçmez…“

Bunun üzerine meczup, deli gibi bağırmaya ve başına toprak saçmaya başladı
Şöyle diyordu:

 "Yazık bana! Ben bir kulu sevdiğimi iddia ettim! Ondan yüz çevirince tokat yedim! Korkuyorum; Hakkı sevdiğimi iddia eder de, Ondan başkasına bakarsam hâlim ne olacak? Yiyeceğim tokadın şiddeti nasıl olacak?"


(Madem ki, gerçek muhabbet baki-i hakikîye yöneltilen muhabbettir, öyle ise bütün muhabbetleri topla hakikî sahibine verip fâninin sillesinden kurtul .!)

ALLAH’ım!
Bizi dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikametli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, ahirette ise rahmetin ve cemalini bize göstermekle rızıklandır.
Muhabbetullaha müştak bir muhabbet fedaisi olmayı nasip eyle.
Amin YaRAB..


alıntı

Çevrimdışı Bezm-i Elest

  • BiSMiLLaH
  • *
  • İleti: 18
  • Teşekkür 0
  • Bezm-i Elest
Ynt: EL-Vedûd
« Yanıtla #4 : 02 Mart 2011, 22:25:48 »
ALLAH’ım!
Bizi dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikametli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, ahirette ise rahmetin ve cemalini bize göstermekle rızıklandır.
Muhabbetullaha müştak bir muhabbet fedaisi olmayı nasip eyle.
Amin YaRAB..
aminnn

gönlüne bereket sevgili Tefekkür..fussilletten sonra burada da karşılaşmak çok güzel.. :cicek1:



BENİ BENDE DEMEN BEN BENDE DEĞİLEM..
BİR BEN VARDIR BENDE BENDEN İÇERÜ

Çevrimdışı Tefekkür

  • YöNeTiCi
  • UzMaN ÜYE
  • *****
  • İleti: 1122
  • Teşekkür 8
  • Hüznüm yüreğime dokunan dûamın sûkûtudur...
Ynt: EL-Vedûd
« Yanıtla #5 : 02 Mart 2011, 23:55:46 »
Bu güzel duaya yürekten Amin,amin,amin.....

Hoşgeldin sefalar getirdin Değerli Kardeşim.... :Senin_icin:

Edep denizindeki incilere kavuşma vakti o halde...MEVLAM O kıymetli gönlünün kapılarını İnşiraha açtı...

Daim olsun , baki muhabbet ile dolsun inşaALLAH... :gul: :gul: :gul:

Yollarımızı buluşturan RABBİM'e sonsuz hamd ve senalar olsun...

Çevrimdışı Bezm-i Elest

  • BiSMiLLaH
  • *
  • İleti: 18
  • Teşekkür 0
  • Bezm-i Elest
Ynt: EL-Vedûd
« Yanıtla #6 : 03 Mart 2011, 22:54:01 »
gönül olusu amin bu güzel duana sevgili Tefekkür...

sevgi ekip Aşk çiçeği saçan gönlüne bereket :gul:
BENİ BENDE DEMEN BEN BENDE DEĞİLEM..
BİR BEN VARDIR BENDE BENDEN İÇERÜ

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40