• 23 Eylül 2019, 03:24:57

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: CuMa NoTLaRı/3  (Okunma sayısı 750 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • Moderatör
  • __HiÇ__
  • ***
  • İleti: 9638
  • Teşekkür 51
CuMa NoTLaRı/3
« : 17 Aralık 2009, 21:57:34 »





sevgili kardeşlerim,

bu üçüncü cuma sohbetimiz günahlardan korunma üzerine olmasını arzu ettim. Geçmiş devirlerde insanlarla günahlar arasında aşılması güç duvarlar örülmüş, toplumu tehdit eden kötülükler böylece bir çember içine hapsedilmişti.

Bu yüzden insanlar günün her saatinde günahlarla yüz yüze, göz göze gelmiyor; kalplerinde, gönüllerinde kötü duygular filizlenmiyordu. Tertemiz bir kalp ve gönülle günlük hayatını rahatça sürdürüp gidiyordu.

Zaman içinde durumlar değişmiş, günahlarla insanların arasındaki duvarlar yıkılmış, artık insanlar günün her saatinde günahlarla yüz yüze, göz göze yaşamak zorunda kalmıştır. Hatta toplumun günahlara karşı tepkisi de sıfırlanmış, böylece kötülüklerden koruyacak başka bir engel de kalmamıştır.

Günah nedir? Günah ruhumuzu hastalandırıp ALLAH’ı göremeyecek (veya görmenin netliğini azaltacak) hale getiren amellerdir. Ruhani yolculuğu zorlaştıran, engelli hale getiren amellerdir.

Böyle amellerden bazıları maddi olup bazıları da ruhanidir. Maddi olanların birçoğunun zararı açıktır, ortadadır. Örneğin yalan söylemek, adam öldürmek vs.

İslamiyet “günah oluştuktan sonra tedavi yöntemi nedir?” sorusundan önce “günahın hiç oluşmaması için ne yapabiliriz?” sorusunu gündeme getirmiştir. Hiç şüphe yoktur ki bu sorunun cevabı günah sıkıntısından kurtulmak için bir anahtar gibidir. Kumaş kirlendikten sonra onu yıkamaktansa hiç kirletmemek mümkünse bu daha iyi değil mi? Muhakkak ki en önemli ve güzel başlangıç noktası budur.

Dolayısıyla görüyoruz ki İslamiyet diğer dinler gibi sadece oluşmuş olan günahı yok etmenin yöntemlerini değil, hiç oluşturmamaya yönelik tavsiyeler de beyan etmiştir. Ama ne yazıktır ki Kuran-ı Kerim ilgimizi bu noktaya çevirmesine rağmen ve bazı evliyaların da bu konuya dikkat çekmelerine rağmen ümmet ve kavim olarak Müslümanlar bunu pek önemsememişlerdir. Günahın tohumlarının reşit olma yaşından çok önce atıldığını tamamen göz ardı etmişlerdir.

İnsanlar “falanca kişi şimdi günahı işleyecek” deyince aslında bu cümlenin gerçek anlamı “içine çok önce atılmış olan günah tohumu şimdi büyüyüp bir ağaç olmuştur. Artık kendisini göstermeye hazırdır” şeklindedir. Tohum olmadan ağaç olur mu?  Kesinlikle hayır. Eğer reşit olmadan önce gizli günah kabiliyeti olmasaydı birden bire nereden oluşurdu? Gerçek şudur ki her tür günah aslında çocukluk döneminin sonucudur. Her tür kötülük ergenlik çağından önce insanın kalbinde yerleşir, yeşerir. Hatta bazı durumlarda bazı kötülükler doğumdan önce bile yerleşirler. Ergenlik çağına geldikten sonra ulemaların “şimdi bunu günahtan kurtar” demesi abestir.

Bu aşamada o artık tamamen şeytanın pençesindedir. Ben “her tür günaha karışmıştır” demiyorum. Günahın kabiliyeti ve onlara yenik düşmenin meyli oluşmuştur diyorum. Anlattığım gibi tüm ahlaklar maddenin bazı özelliklerinden oluşurlar. Bunların dengesi küçük yaşta bozulursa çocuk son derece masum durmasına rağmen, günah işlemenin tüm kabiliyetlerini barındırıyor olacaktır. Bir düşününüz; günah nereden geliyor? Genetik yollar da yollardan birisi değil mi? Belli konularda belli özellikleri olan kavimlerin evlatları da aynı özellikleri taşır. Nesiller boyunca korkak davranan bir kavime cesaret eğitimi verilse bile zor anlarda korkaklık gösterecektir. Ya da en azından cesur kavimler gibi davranamayacaktır. Islahı mümkün olsa da genetik etkilerin varlığı şüphesizdir.Sonra hırs, öfke, korku, sevgi, arzular, bunların hepsi günahı doğuran şeylerdir. Şimdi bir inceleyin.

Bahsedilen konuların hepsi çocukken öğrenilir. Önemsenmeyecek kadar küçük hatta şirin gibi görünen hareketlerinin arkasında tüm bunlar yer almıyor mu? Anne baba “çocuktur, yapar” derler ama en derin etkiler ve izlenimler çocukluk dönemine ait olmazlar mı? Birisinin malını alıp götüren birisi eğer çocukken nefsine hakim olma konusunda eğitilseydi bunu yapar mıydı? Cihat için giden birisi savaş meydanından korkarak kaçarsa “ne alçak birisidir” deriz ama bir düşünün; onu oradan kaçırtan çocukluk döneminde annesi tarafından ona anlatılan ve korkaklık yaratan hikâyeler değil mi? Öfke de aynı şekildedir.

Anne baba dikkat etmezler ve çocuk büyüyünce kavgacı oluverir, her şeyde ses tonunu yükseltir. Sonra günah irade gücünün zayıflığından da oluşur. Peki, bunun bir sebebi yok mudur? İnsan neden sürekli “bu sefer yapacağım” desin ama kısa süre sonra vazgeçsin, bir şeyi başaramasın? Bu irade eksikliği bir günün ürünü değildir. Bilin ki bu da çocukluk döneminin bir mirasıdır. Olmasaydı neden tüm iyi niyetine rağmen bir türlü yapamaz olurdu? Eğer çocukluk döneminin terbiyesi eksik olmasaydı büyüyünce sadece “şunu yapma, bu iyi değildir” demesi yeterli olacaktı. Bunu duyan genç söylenen şeyi yapmayacaktı. “Bu da iyidir, bunu yap” deyince de doğrudan yapacaktı.Şimdi de çocuklarda oluşan bu eksikliklerin ilacını anlatayım.

İlk günah kapısını açan çocuğun doğumundan önceki dönemlerde anne babanın düşünceleridir. Her şey den önce bu kapının kapanması gerekir. Bu sebepten çocuklarının iyiliği için anne baba düşüncelerini pak ve tertemiz hale getirmek zorundadırlar. Bunu sürekli yapamıyorlarsa en azından İslamiyet’in sunduğu ilaçtan faydalansınlar ki evlatları bir yere kadar korunmuş olsun.

"Hepiniz çobansınız ve mesuliyetiniz altında olanlardan sorumlusunuz. Baba eşinin ve çocuklarının çobanıdır ve onlardan sorumludur…" (Sahihi Müslim, c. 3 hadis 1459)

Yüce Rabbimiz temiz bir toplumun nasıl olması gerektiği noktasında esaslarını Yüce kitabımız Kur’an da bildirmiş. Resulü de onları sözleriyle tek, tek izah ederek ümmetine nakletmiştir.

Muhakkak temiz bir toplum, temiz ailelerden meydana gelir. Temiz bir ailenin nasıl kurulacağını Hz Peygamber efendimiz şu sözleriyle izah etmiştir. “Baba yaşlandığı zaman nasıl çocukları üzerinde hakkı varsa, çocukların da babaları üzerinde muhakkak ki hakları vardır. (Buhari, Edebül Müfret, 94)

Çocukların babaları üzerindeki en önemli hakkı, şüphesiz çocuklarına seçeceği annedir. Niçin? Çünkü anne çocuğu karnında taşır, emzirir ve terbiye eder.

Geleceğimizin teminatı yavrularımızın, ilk tohumu anne karnında başlar. Çocuk anne ve babadan aldığı genlerle, ilk kişiliğini oluşturmaya başlar...

değerli kardeşlerim, hülasa bütün mes'ele hep işin temeline gidiyor ve her mü'min bu fani alemdeki hayat macerasının temelini çok sağlam temeller üzerine inşa etmekle sorumludur...

Rabbim cümlemizi, cümle ümmet-i Muhammed'i bu bilinç ve sorumluluk duygusu ile hemhal eylesin. ve cümle inşirah.com ailesinin, dostlarının cuma'sı mübarek olsun, aziz kardeşlerim. var edene emanet olun, sevgi ve muhabbetle kalın...




Büyük velilerden Şakik Belhi bir kıtlık senesinde, herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın kölesinin şakır şakır oynadığına şahit oldu.
Yanına yaklaştı ve sordu:
"Herkes kıtlıkla, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun?"
Köle cevap verdi:
"Herkesten bana ne? Benim için bir tehlike söz konusu değil. Benim efendimin 7-8 tane köyü var, her ihtiyacımız o köylerden sağlanıyor."
Bu açıklama Şakik'i adeta bir şamar gibi sarstı. Çünkü kendisi de kıtlıktan dolayı endişe içindeydi. Ama köle onu uyandırdı ve kendi kendine şöyle dedi.
"Hey Şakik, kendine gel! Şu köle nihayet bir insan olan efendisine bunca güveniyor, kendini emniyet içinde hissediyor. Sen ki bütün canlıların rızkını garanti eden ALLAH'a inanıyor, tevekkül ediyorsun. Bu nice tevekküldür ki rızık endişesi içindesin?"






« Son Düzenleme: 19 Kasım 2011, 23:43:15 Gönderen: MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı Giryân

  • FoRuM Dostu
  • UzMaN ÜYE
  • ****
  • İleti: 1107
  • Teşekkür 8
  • 'Beşer'likten kurtulup 'insan'laşma yolunda yolcu.
Ynt: CuMa NoTLaRı/3
« Yanıtla #1 : 17 Aralık 2009, 22:11:03 »
Doyurucu bir sohbetti abim...ALLAH razı olsun.... :gul:

Sohbeti noktalayan kıssa meselenin özü..! Ona güvenmek ,inanmak  iman etmek ve gereğini yapmak...

ALLAH var,problem yok..!
« Son Düzenleme: 17 Aralık 2009, 22:31:15 Gönderen: Bevadih »
"Aşk odu evvel düşer ma şûka andan âşıka
Şem i gör ki yanmadan yandırmadı pervâneyi"
Fuzûlî

Çevrimdışı AFFE

  • YöNeTiCi
  • MüDaViM
  • *****
  • İleti: 606
  • Teşekkür 26
Ynt: CuMa NoTLaRı/3
« Yanıtla #2 : 17 Aralık 2009, 22:30:11 »
Sohbeti okurken yaptıgım bazı yanlışların günah olabilecegini gördüm evlat yetiştirmek çok zor sagolasın MİM hocam
İnsanlarla yüzyüze konuşarak her sorunu halledebilirsin; ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin.

Çevrimdışı LâL-ü EBKeM

  • ...Sevmeke başLadıysa her şey, öyLe bitmeLi…
  • MüDaViM
  • ***
  • İleti: 929
  • Teşekkür 11
  • ..Adına "SON" denen her şey sevgi iLe can vermeLi…
Ynt: CuMa NoTLaRı/3
« Yanıtla #3 : 17 Aralık 2009, 23:26:43 »
HakiKat vuruyor yüzüme...

tesekkür ederim DegerLi insan ...
“Sükût Kafesindeki Sancılar…

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: CuMa NoTLaRı/3
« Yanıtla #4 : 17 Aralık 2009, 23:59:55 »
ALLAH cc. razı olsun hocam..

Çevrimdışı kir_pi

  • !!!__Heyhat! Birileri duysun,akorda gelsin ritimler__!!
  • FoRuM Dostu
  • UzMaN ÜYE
  • ****
  • İleti: 1221
  • Teşekkür 6
  • !!!__Acıların Sineği__!!!
Ynt: CuMa NoTLaRı/3
« Yanıtla #5 : 18 Aralık 2009, 22:14:30 »
Severek okuyorum ve Yorum yazılmadığında falan sakın ilgi olmuyor sanıp bölümü kaldırmayın olur mu abim...Bir kere kestiniz ya sohbetleri nbi daha kesilir korkusu mu var ne bende...

Doyum olmaz size ve sizin kaleminizden hakikatlere...

Rabbim eksik etmesin bilgi dağarcığınızı bizlere sunmaktan sizleri...

Ne denir ki...
Yüreğinize,bilginize,anlatımdaki zerafetinize,bizlerin ihtiyacına göre olan konuların güzelliğine,emeğinize,kaleminize kuvvet ve bereket ve ALLAH razı olsun..(Çok düşük bir cümle oldu ama affola)

Eksik olmayın...
Avatarı resimlerden çaldım...Helal edin:))

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40