• 27 Haziran 2019, 01:12:49

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: LEFKE  (Okunma sayısı 2026 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teşekkür 51
LEFKE
« : 28 Aralık 2009, 16:13:31 »
LEFKE

 



 

      Lefke'nin adının nereden geldiği ile ilgili pek çok iddia vardır. Bunlardan bizce en inandırıcı olanı, burayı M.Ö. 3. yy.da Ptoleme Kralı'nın oğlu Lefcos'un kurduğu ve kasabanın adının, kurucusundan geldiği şeklindeki iddiadır.

 

PROTOHİSTORİK ÇAĞDAN KALMA BİR KASABA

 

      Lefke'nin tarihi ile ilgili olarak benim edinebildiğim en eski protohistorik   çağdan kalma, dolaylı bir bilgidir. Bilindiği gibi, adanın adı Cyprus , Kubrum , Kipros ve Kuburus , bakır madeni ile ilgilidir. Yunan mitolojisinde çok önemli bir yer tutan Afrodit'in bir adının da Cuprum olup, adanın kendine özgü dininde, başlıca tanrıça olarak kabul edildiği bilinmektedir. Özellikle prehistorik yani yazıdan önceki dönemlere ait kalıntılardan başlıcalarından birinin , Ambeliku'da bulunması da, Lefke'deki bakır madeninin çok eski zamanlardan beri bilinip işlendiğinin, kanıtıdır.Bir anlamda hem adanın adının ve hem de en eski dininin, bu yöreden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Adanın    bu zenginlikte başka bakır madeninin bulunmaması, olanların da kıyıya uzaklıkları dikkate alınırsa, Kıbrıs adının Lefke madeninden dolayı bu adaya verildiğinin ileri sürülebileceği görülür. Bu iddianın  kesin olarak kanıtlanması , yani adada daha eski maden ocaklarının bulunduğunun saptanması arkeologların işi olup; bugün için böyle bir bilgi de bulunmamaktadır.

 

SOLON BÖLGEYİ BİLİYORDU

 

      Eski Yunan'ın en önemli düşünürlerinden biri olan Solon'un, Kıbrıslı olduğu bilinmektedir. Atina'da aristokrasi devleti yönetemez hale gelince, Solon Kıbrıs'tan Atina'ya çağrılır. Kendisi bu kentte Eski Yunan'ın en önemli kanun yapıcılarından biri olur. Solon'a karşı çıkan en önemli düşünür olan Zenon'un da Kıbrıslı olması, adanın o dönemde parlak bir düşünce merkezi olduğunu  gösterir . O dönemde Kıbrıs Kralları arasında bulunan Filikapos, kanun yapıcı - filozof Solon'un önerisi üzerine , adada bir kent inşaa ettirir . Bu kentin ahalisi, Ege'den getirilir ve kente büyük düşünce adamının adına izafeten, Soli adı verilir (1 ). Ruppert Gunnis, Latin Döneminde, Ortodoks Başpiskoposu'nun, Soli'de oturduğunu anlatır ve kentin kuruluş tarihi olarak M.Ö. 600 yılını verir.

      Demek ki antik çağda bugünkü Lefke, önemli bir yerleşim birimi imiş...

      Bir iddiaya göre Roma Döneminde , ve hatta Fenikeliler zamanında, Lefke'deki bakır madeni ocakları işletilmiştir. Romalılar, gerek Eski Karadağ - Aplıç arasında yüzeyden , gerekse de bugünkü futbol sahasının batısındaki tepeye açtıkları galerilerden bakır cevheri çıkarmaktaymışlar . Bu cevheri yüzeye çıkarmak için gerekli zembilleri örebilmek üzere  Mısır'dan getirilen hurma ağaçları , bugün kasabanın silüetini süsleyen  hurmaların atalarıymış. Bölgedeki cüruf kalıntıları, bu iddiayı yabana atmamıza olanak tanımıyor.

 

BİR KRALIN ÖZEL MÜLKÜ

 

       Kaynaklarda , Bizans dönemi ile ilgili, çok fazla bilgi elde edilememektedir.. Ancak, Piri Paşa Camii'nin Osmanlı fethi esnasında, Latin Döneminde ihmale uğradığı için, harabe haline gelmiş eski bir Ortodoks Kilisesi olduğu ve bu eski mabedin fetih komutanlarından, daha sonra Baf Sancak Beyliğine getirilmiş Ebubekir Bey tarafından camiiye çevrilerek, tamir edilip, dedesi Sadrazam Piri Mehmet Paşa adına vakfedilmiş Bizans döneminden kalma bir ibadethane olduğunu, bilmekteyiz.(2) Gunnis, kasabadaki her iki camii'nin de eski Bizans mabedleri üzerine inşaa edildiğini ve kasabanın tüm çevresinin, Bizans ve Hellenistik dönemden kalma mezarlar ile dolu olduğunu yazmaktadır. Demek ki, Bizans Döneminde de Lefke , sonraki dört yüz yıllık Latin Döneminde ayakta kalabilecek kadar sağlam binaların yapıldığı, önemli bir yerleşim alanı imiş.

      Bizans'tan sonraki karışıklık dönemi sona erdiğinde, Lefke'nin Lüzinyan Kraliyet ailesinin özel mülkü arasında bulunduğunu görürüz. (3) Lüzinyan Kralı II . Peter'in kendisine çiftlik (fief) olarak seçip, şahsi mülk edindiği bir bölgenin, bakımsız, harap bir yer  olduğu düşünülemez. 1426 yılındaki Memlük işgalinden sonra, adada çıkmış bulunan köylü isyanının dört önemli merkezinden biri olan kasabanın, o dönemde bir baronluk merkezi, yani ilçe olduğunu görmekteyiz. (4)

      Yine Rupperd Gunnis'in, çok önemli Kıbrıslı tarihçi Maharias'tan aktardığına göre, Orta Çağ'ın çok erken dönemlerinden başlayarak, bölge'nin limanı, Soli'nin doğusuna, Lefke'nin altbaşına kayar. O dönemde, St. Efxifios diye anılan limanın bulunduğu alanın adı, Xifios'dan, giderek Xeros'a döner. Buranın önemli bir liman olduğunu, Lüzinyan Kralı ll. James ile evlenmek üzere adaya gelen Bizans İmparatoru'nun kızı Helena Paleologos'un, Kıbrıs'a bu limandan çıkmasından anlıyoruz. Sonradan, gemilerin demirlediği koya, Rumlar Karavostasi, Türkler ise Gemikonağı demeye başlarlar.

      Ayni dönemde, bugün Lefke'nin bir mahallesi haline gelmiş bulunan Peristeronari'nin (Cengizköy), Yafa Kontu'nun çiftliği olduğunu görmekteyiz.(5)

      1521 tarihinde, Venedik  devlet mekanizmasına ait malların düzenlendiği bir listede, yine Lefke adına rastlanmaktadır. Rupert Gunnis, o dönemde Lefke'nin bir baronluk merkezi, yani ilçe olduğunu anlatır. (6)

 

İSYANLARLA HAŞIR NEŞİR

 

      Osmanlı Dönemine gelindiğinde , kasaba eski bir Latin mülkü olduğu için, Osmanlı İskan Politikasının bir gereği olarak, Anadolu'dan getirilen Türkler ile iskan edilmiştir. (7) Kasabanın bu dönemde de önemini koruduğunun işareti , 1573 ve 1578'de Lefkoşa'ya açılan iki medreseden sonra, başkent dışındaki ilk eğitim kurumunun, 1580'de Lefke'de açılan Piri Paşa Medresi olmasıdır.(8) Kasabanın Türk nüfusunun, daha çok İlmiye ve Askeriye sınıflarından olmasının, bugün soyadlarında yaşayan kanıtları, bu gerçekle uyum içerisindedir.

      1680'e gelindiğinde, Lefke adı yine bir isyana karışır. Osmanlı Dönemi'nin ünlü asisi Boyacıoğlu Mehmet Bey, Ahmet Paşa yönetimindeki devlet güçleri ile savaşırken, Lefkoşa'yı boşaltıp, Lefke'ye çekilir. Burada bir baskına uğrayıp adamlarının bir kısmını yitiren Boyacıoğlu, Cikko'ya çekilir. (9) Bu bilgiden 17.yy sonları Lefke'sinin, önemini koruyan bir yerleşim birimi olduğunu söyleyebiliriz.1712'de bu defa Osmanlı donanmasının bazı leventleri, denizden Lefke'ye çıkarlar. Bunlar, sonradan Lefkoşa'ya gidip, yeni bir isyan örgütleyeceklerdir. (10) Demek ki liman, 18.yy başlarında faal bir haldeymiş. 1750'de adaya bir ziyaret yapan Drummond'un anılarında, Lefke'nin limanından geçtikten bir saat sonra kente vardığı, burasının çeşitli bahçeler, kıvrımlar yapan bir dere ve amfiteatr şeklinde yükselen arazisi ile güzel bir yer olduğu anlatılmaktadır. (11) 18.yy ortalarının Lefke'sinin, batılı bir gezgin gözündeki bu tanımlaması, ayni dönemde adanın her tarafının sefalet içinde olduğu bilinerek okunursa, anlamının kavranması, kolaylaşır.

      19.yy başlarında, kasabanın adı yine bir isyana karışır. 1833'te Padişahın bir sefer için ordunun ihtiyacını karşılamak üzere, belirli bir miktar peksimet yapıp göndermesi istenen Polili İbrahim Ağa, miktarı çok bulunca, isyan eder. Tarihe, " Gavur İmam" diye geçen Polili İbrahim'e Baf ve Lefke yardım ederler. Bölgede Osmanlı birlikleri ile yerli Türkler savaşırlar. Gavur İmam yenilip, Mısır'a kaçar. Sonradan adaya getirilip, idam edilir.

 

CARİYEYE NE OLDU?

 

      Osmanlı  devlet arşivinin Kıbrıs'la ilgili bölümlerini inceleyebilenler, Lefke ile ilgili pek çok dökümanla karşılaşırlar. Bunlardan 1851 tarihli olan bir tanesinde, Lefke'deki bir kagir köprünün tamiri için gereken keşfin yapılarak, sonucun bildirilmesi istenir.

( 12) 1851 tarihli bir başka yazıda , Lefke'de kaybolan bir cariyenin bulunup, Bolu'ya gönderilmesi emredilir.(13 ) Demek ki o dönemde Lefke, imarı İstanbul'dan takip edilecek önemde, cariyelerin yaşadığı konakların bulunduğunu yani Osmanlı yaşam tarzının en üst biçiminin sürdürüldüğünü bir yer imiş.

      1855 tarihli bir diğer evrakta, Hasan Edip Efendi'nin Limasol veya Lefke kazalarından birine müdür olarak atanmasından söz ediliyor. (14) Ayni yıl  yazılan başka bir yazıda , Lefke Kazası Müdürünün , Mesarya kazası müdürü ile becayiş edilmeleri (yer değiştirmeleri ) emredildikten sonra; müteakip bir yazı ile Lefke kazası müdürünün durumunun ne olduğu sorulmaktadır. (15) Bu belgelerden de Lefke'nin o dönem kaza merkezi olduğu anlaşılmaktadır.

      Ayni dönemden kalma gerizler, hamam ve konaklar , Lefke'nin Osmanlı dönemi boyunca mamur bir belde olduğunu göstermektedir .

 

YENİDEN MADEN


 

      İngiliz döneminde 1929'da Roma Döneminden beri unutulan bakır yataklarının yeniden işletilmeye başlaması, kasabanın altın yıllarının da başlangıcı olur. 1930'larda ada valiliğini yapmış olan ünlü İngiliz diplomatı Sir Ronald Storrs anılarında  Lefke'yi, " Ya fa'dan bile daha lezzetli  portakallar yetiştiren bir yöre" diye tanımlar ve demiryolunu Lefke'ye kadar uzatmak gereğinden bahseder. (16) 1937'de artık kasaba dışarıdan gelen nüfusu barındıramayacak hale gelir. Evkaf, belediye ve CMC arasındaki yazışmalardan sonra, Orta Camii Vakfı arazisi üstüne, Karadağ Mahallesi inşaa edilir.(17) 1940'larda Lefke'nin nüfusu, ikiye katlanır.

      Bizim çocukluğumuzda, bu kasabada iki sinema , iki lise , akşamları ailece çıkılan iki veya üç yazlık , dönem dönem açılıp kapanan gece kulüpleri , sözüm meclisten dışarı bir genelev, üç-dört meyhane , beşaltı lokanta, iki-üç otel vardı. Hatırladığım kadarıyla narenciyeyi Avrupa'ya pazarlamak için iki ayrı Lefke firması bulunmaktaydı. Belediye Pazarında boş dükkan bulunmadığı gibi , pazar günleri şimdi ambar olarak kullanılan alt taraftaki bina da çevre köylerden gelen üreticilerin ürünlerini satmaları için, onlara tahsis edilirdi.1940'tan başlayarak Lefke altın dönemini yaşamıştır. Sokaklarda, en az üç dilin konuşulduğu hatırlardadır.

      15 Temmuz 1974 günü sabahına kadar...

      Maden yatakları,bahçeleri, limanı, narenciye paketleme tesisleri, canlı bir ticaret, eğlence ve sosyal yaşamı olan kasaba, artık bir mahrumiyet bölgesi haline gelmiştir.

      Neden?

      Lefke'yi Lefke yapan , fiziksel koşullarıdır. Mümbit topraklar üzerine kurulmuş olması, dağ ve denize nerede ise eşit uzaklıkta olduu için ikliminin yumuşaklığı , iki dere arasında olduğu ve dağa yakın bulunduğu için çok sulak olması , maden cevheri ,limanı kasabanın kendine ait değerleridir. Bunlar olmasaydı , son çeyrek asırlık bakımsızlık döneminde Amerikan Uzak Batı'sının  hayalet şehirlerinden birine dönmesi, işten bile değildi. Ne var ki, Lefke'yi  Lefke yapan , bazı başka özellikler de vardır. Lefke, bölgenin fiziksel ve doğal merkezidir de...

      Lefke; Maratasa'nın, Solya'nın, Dillirga'nın, mer kezidir.

      1963'ten başlayarak,Lefke'nin hinterlandı ile bağlantısı kesilmiş ; 1974'ten sonra ise bu bağ tamamıyla ortadan kalkmıştır.

      Bu durum, siyasetin dayattığı, kaçınılmaz bir gerçekliktir .

      Son çeyrek asırda, adanın coğrafi bütünlüğünün siyasi nedenlerle ortadan kalkmış olması, Lefke'yi merkezi bulunduğu bölgeden ayırdığı için , kasaba gerilemiş ve belki de uzun tarihinin en zavallı günlerini yaşar olmuştur.Kasabanın fiziksel bütünlüğü dahi,  ülkenin siyasi macerasından payına düşeni almıştır.

 

 

Notlar:

 1 - Hammer ,Büyük Osmanlı Tarihi c.4 s. 13
2 - Dr Beratlı,Kıbrıslı Türkler'in Tarihi c1,s.167-Galeri Kültür Yay. 1991 Lefkoşa
3-F.C. Beckingham'dan zikr. Dr A. An  Halkbilim Dergisi S 23 s.24-26
4 - Haşmet Gürkan, Tarih İçinde Kıbrıs s.49
5- age s.65
6-Dr. N. Beratlı, Kıbrıslı Türkler'in Tarihi c.l s.156
7- Osmanlı İskan Politikası için,Prof. Cengiz Orhonlu'nun ayni adı taşıyan eserine bkz. Kıbrıs'ın iskanı ile ilgili olarak , Dr.Beratlı age s.155-167
8 - A. Gazioğlu,Kıbrıs'ta Türkler s.278 CYREP Yay. Lefkoşa 1994
9- Kiprianos'dan nakl. H. Gürkan age s.84
10- age s.86
11- age s. 188
12  - TC Başbakanlık Osmanlı Arşivi ,Bab-ı Ali Evrak Odası ,Sadaret Evrakı Mektubu Kalemi ,Umum Vilayat 1. Katalog 23/43 no.lu belge
13- Ayni yerde 2. Katalog 72/73 no.lu belge
14 - Ayni yer 4 no.lu Katalog'ta 171/6 no.lu  belge
15  - 5 No.lu Katalog 201/64 ve 202 /3 No.lu belgeler
16 -Haşmet Gürkan , Dünkü ve Bugünkü Lefkoşa,s.217-Lefkoşa Belediyesi Yayınları,Lefkoşa 1989
17 - Sir Ronald Storrs, Anılar- Çev. Taçgay Debeş, Mağusa Belediyesi Yayınları

 

 

 

 

 

 

 
« Son Düzenleme: 28 Aralık 2009, 16:33:21 Gönderen: __MiM__ »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teşekkür 51
Ynt: LEFKE
« Yanıtla #1 : 28 Aralık 2009, 16:30:35 »



Vouni Sarayı


lefke avrupa üniversitesi
















Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

...

  • Ziyaretçi
Ynt: LEFKE
« Yanıtla #2 : 28 Aralık 2009, 19:10:59 »
Bu resimleri görünce askerlik yıllarım geldi aklıma Lefkeye 5 km uzaklıkta olan Denize sıfır portakal ve mandalina bahçeleriyle çevrili Yeşilyurtta 1.5 senem geçti,yeniden hatırlamak çok güzel oldu benim için.Kıbrısa gitmenizi şiddetle tavsiye ederim,Mersin taşucu limanından deniz otobüsleriyle sadece TC Kimliğinizle 2-3 saat gibi maviliklerin üzerinde oldukça zevkli bir yolculuk sizleri bekliyor olucak.

Mim hocam bu detaylı bilgiler ve resimler için size de teşekkür,şükranlarımı sunuyorum :gul:

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teşekkür 51
Ynt: LEFKE
« Yanıtla #3 : 28 Aralık 2009, 20:14:47 »
eyvALLAH abim, teşekkür ediyorum.
birgün gitmek kısmet olur mu bilmem... ama bildiğim bişey var! kıbrıs deyince aklıma islâmın, camilerin, kur'an eğitiminin yasaklanıp biteviye günahın yaygınlaştığı bir yer aklıma geliyor... kumar ve fuhuş gibi... zaten islâm bir memleketten uzaklaştırıldı mı oraya bu iki günah gelir... kâinatta hiçbir şey boşluk kabul etmez. ALLAH ahkâmının kovulduğu yerdeki boşluğu şeytan'ın ahkâmı doldurur.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40