• 07 Temmuz 2020, 02:30:35

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Ýnsan ve Þiddet  (Okunma sayısı 443 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Renanet

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1959
  • Teþekkür 15
Ýnsan ve Þiddet
« : 06 Ocak 2010, 20:50:35 »


"Her zamanki gibi akþam haberlerini seyreden Ahmet Bey'in her haberle mutsuzluðu biraz daha artýyordu. O akþam duyduðu bir haber, endiþelerini daha da artýrmýþtý. Bir kiþi cinnet geçirmiþ ve evdeki herkesi öldürmüþtü. Ýnsan nasýl bir hâlet-i rûhiye ile sevdiklerine bu þekilde zarar verebilirdi. Acaba insanlar neden suç iþliyordu? Bu kadar canavarca hâdiseler nasýl ve hangi sebeple vuku buluyordu? Bunlarý düþünürken evdeki küçük çocuðun sesiyle irkildi. Elindeki tahta parçasýný kardeþine doðru tutup ateþ eden bir kiþiyi taklit ediyordu... 'Ateþ! Öldürdüm! Yaþasýn!' gibi sözler Ahmet Bey'in endiþelerini daha da derinleþtirdi."

Ahmet Bey'in yaþadýklarý birçoðumuz için sýradan þeyler hâline gelmiþ olabilir. Cemiyeti teþkil eden fertlerin suça ve þiddete meylinin ne derece arttýðý, her gün þahit olduðumuz farklý hâdiselerle tescil ediliyor. Þiddetin insanýn ruhî yapýsýna tesirleri ve hangi psikolojik yapýdaki fertlerin þiddete meyyâl olduðu sürekli tartýþma konusu olmuþtur. Önceki yüzyýllarda insanlarýn yüz hatlarý ile þiddete meyilleri belirlenmeye ve suçun önüne geçilmeye çalýþýlmýþtýr. Ýnsanýn suç ve þiddet karþýsýnda düþtüðü zor durum, bu hususun psikoloji, sosyoloji, hukuk, psikiyatri ve adlî týp açýsýndan deðerlendirilmesine yol açmýþtýr. Ancak günümüz sosyal bilimlerinin merkezi durumunda olan Batý'da ilkokullarda bile þiddetin önüne geçilememiþ; dolayýsýyla Batý'nýn beslendiði kaynaklar suç ve þiddeti önlemekte aciz kalmýþtýr. Medeniyetlerin beslendiði deðer hükümlerinin insan fýtratýna tesir ettiði, dolayýsýyla bazý deðer hükümlerinin þiddeti ortadan kaldýrdýðý veya onun ortaya çýkýþ þeklini deðiþtirdiði bugün herkesçe kabul edilmektedir. Bu mevzuda yapýlan araþtýrmalar, inancýn ve mânevî deðerlerin suç ve þiddeti azaltmada ne derece müessir olduðunu açýkça ortaya koymaktadýr.

Öfke, dinî literatürdeki karþýlýðý ile 'kuvve-i gadabiye', insan fýtratýnýn bir parçasýdýr. Öfkenin yoðunlaþmýþ hâli saldýrganlýðý ortaya çýkarýr. Risale-i Nur'da bu melekenin sýnýrlarýnýn Yaratýcý tarafýndan serbest býrakýldýðý ve bunun insanýn mânevî olarak yükselmesine vesile olduðu belirtilmiþtir. "Fakat insandaki kuvve-i þeheviyye, kuvve-i gadabiyye, kuvve-i akliyye Sâni' tarafýndan tahdid edilmediðinden ve insanýn cüz'-i ihtiyarîsiyle terakkisini temin etmek için bu kuvvetler baþýboþ býrakýldýðýndan, muamelâtta zulüm ve tecavüzler vukua gelir Bu tecavüzleri önlemek için, cemaat-ý insaniye çalýþmalarýnýn semerelerini mübadele etmekte adalete muhtaçtýr Lâkin her ferdin aklý, adaleti idrakten âciz olduðundan, küllî bir akla ihtiyaç vardýr ki; ferdler, o küllî akýldan istifade etsinler Öyle küllî bir akýl da ancak kanun þeklinde olur."1 Bu melekenin muhtemel bazý hikmetleri; ferdin kendini savunmasý, hakkýný yedirmemesi ve yeri geldiðinde þerre karþý gücünü kullanmasý olabilir. Ancak bu melekenin sýnýrlarýný aþacak bir mahiyet arz etmesi ve baþkalarýna haksýz yere zarar verme ihtimalinin bulunmasý, fert ve cemiyet açýsýndan risk taþýmaktadýr. Bedîüzzaman Hazretleri bu melekenin ifrat yönünün 'tevehhür' (olur olmaz her þeye sinirlenme, karþý durma); tefrit yönünün mala, ýrza, mukaddesata yönelik tehditlere karþý bile tepkisiz kalma; orta yolunun ise 'þecaat' (yiðitlik ve yüreklilik) olduðunu vurgulamýþtýr. Orta yolun, pasif býrakmadan ve baþkalarýnýn sýnýrlarýna tecavüz etmeden kiþinin fýtrî bir duruþ göstermesine vesile olduðunu belirtmemiz gerekir. Hem tevehhür, hem de pasif bir durumda kalma insan için fýtrî olmayýp, mutsuzluk ve stres getirmektedir. Ýnsanýn fýtrî tutum ve davranýþý, kiþinin hakkýný aramasý için normal olan davranýþý sergilemesine vesile olur. Sýnýrlar aþýldýðýnda ise, insan için neticeleri sýkýntýlý olan davranýþlar gerçekleþir. Bu açýdan orta yolun pekiþtirilmesi eðitimde ve toplum terbiyesinde önemlidir; ancak bu durumda suçun ve gereksiz þiddetin önüne geçilebilir.



Baþkasýnýn hukukuna tecavüz eden ve þiddet ile baþkalarýna zarar veren kiþilerin hâlet-i rûhiyesinin iyi tetkik edilmesi gerekir. Çabuk öfkelenen, öfkesine hâkim olamayan ve bu öfkeyi yoðunlaþtýrýp þiddete dönüþtüren kiþi, genellikle insanî hususiyetlerini kaybetmektedir. Þiddet gösteren kiþi vicdan, akýl ve þuur melekelerinin kontrolünden çýkýp, içindeki kuvve-i gadabiyeyi yýkýcý bir þekilde dýþarý vurmaktadýr. Bu dýþa vurma çoðu kere, nefsin kiþiyi yanýltmasý ve nefse aðýr gelen hâllerle kiþinin kontrolünü kaybetmesi olarak düþünülebilir. Meselâ trafikte hata yapan kiþiye uygun dille yol göstermek yerine, öfke yoðunluðu ile kavga, küfür gibi sözlü veya fiilî þiddet göstermek, kiþinin akýl ve þuur çizgisinin dýþýna çýkarak, baþkalarýna zarar vermesine sebep olur. Bu gibi durumlarda kiþi hâdiseyi nefsanî bir þekilde algýladýðýnda, þiddet daha çabuk ortaya çýkmakta; akýl ve þuur, nefsin kontrolünü saðladýðýnda ise, þiddet eðilimi azalmaktadýr. Nefsanî bir hayat tarzýnýn da öfke kontrolünü zorlaþtýrdýðý görülmektedir. Kiþinin karþýlaþtýðý tehdit, nefsî olarak yorumlandýðýnda ortaya çýkan davranýþ, þiddeti getirmektedir. Ýþlenen suçlara bakýldýðýnda, bunlarýn genellikle nefsanî bir arzunun neticesi olduðu görülür. Meselâ; gasp, tecavüz, öldürme, yaralama gibi hâdiseler, nefse hoþ gelen bir maksada ulaþmak içindir. Bu gibi davranýþlar, aklýn, vicdanýn ve þuurun zayýflamasý ile ortaya çýkar. Kiþinin nefsanî arzularýný engelleyebilmesi için; akýl, kalb, þuur ve vicdan mekanizmalarýný kuvvetlendirmesi gerekir. Bu konuda, Ýslâm ve diðer semâvî dinler, insaný terbiye eden, cemiyete yön veren çok mühim usuller ortaya koymuþtur. Buna baðlý olarak, nefsî müdafaa ve harb gibi durumlarda bile, þiddete karþý çýkýlýrken nasýl bir tavýr sergileneceði net sýnýrlarla belirlenmiþtir. Akýl, kalb ve vicdan; iman, ibadet, itikat ekseninde yönlendirilmiþtir. Dinî kaynaklar, insanýn kuvve-i gadabiyesini terbiye ettikten sonra 'emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i ani'l-münker' yapabileceðini vurgular.

Haram-helâl çizgisini bilmek, kul hakkýna girmemek, baþkalarýna zarar vermemek gibi dinî-insanî deðerler, suçun ve þiddetin önüne geçmekte, insan-ý kâmil olma yolunda fertlerin mesafe katetmesine vesile olmaktadýr. Aklý, kalbi ve þuuru kuvvetli fertler öfke kontrolünde baþarýlý olmakta, yeri geldiðinde öfkesini yenebilmektedir.

Ferdî ve içtimaî hayatýmýzda, insanýn fýtrat ve mahiyetine tezat teþkil eden þiddet ve suç çeþitlerinin arttýðýný görüyoruz. Aile hayatýnda, okullarda ve hayatýn birçok sahasýnda farklý þiddet türleri görülmektedir. Ýnsanýn hâlet-i rûhiyesine menfî tesir eden bu hâdiseler, günümüz insanýnýn nefsanî hayat tarzýný giderek artan bir þekilde yaþamaya devam etmesinden kaynaklanmaktadýr. Egosu þiþirilen günümüz insaný, sürekli 'ben' demekte ve buna karþý olan her þeyi tehdit olarak algýlamaktadýr. Bu algý kiþiyi sürekli teyakkuz hâlinde tutmakta, kendini gösterme ve sunma gayreti içinde psikolojik hasara uðratmaktadýr. Sürekli kendi menfaatlerini ve nefsanî isteklerini düþünen fertler ise, maalesef önce en yakýnýndaki kiþilerle, sonra toplumla çatýþmaya baþlamakta; yeri geldiðinde de, nefsi için þiddeti kolaylýkla sergiler duruma gelmektedir. Egosunun baskýsýnda kalan her fert, yaþadýðý her olumsuzlukla biraz daha dolmakta ve sonunda cinnet mesabesinde taþkýnlýklar sergilemektedir. Bu cinnet hâli psikiyatristler tarafýndan farklý açýlardan ele alýnsa da, eðer bir akýl hastalýðýndan kaynaklanmýyorsa, bunda þuuraltýnda biriken mânevî terbiye sistemleriyle temizlenmeyen nefsanî gerilimlerin de tesirli olduðunu vurgulamak gerekir. Kiþi yoðunlaþan öfkesini, dýþ dünyaya yansýtamadýðýnda, kendi bedenine yöneltir. Bu durum psikosomatik bir hastalýk hâlinde, bedende bozulmalarla kendini gösterebileceði gibi, nefsin kýrýlma derecesine baðlý olarak, kiþinin kendini yok etmek istemesine kadar varabilir. Psikolojik bunalým neticesi oluþan intiharlar dýþýndaki intiharlara baktýðýmýzda, mânevî dinamiklerden kopuk fertlerin daha çok intihar teþebbüsünde bulunduðunu görmekteyiz.

Son zamanlarda sosyal öðrenmenin, þiddetin ortaya çýkýþýný kolaylaþtýrdýðý düþünülmektedir. Hususen çocuklarda rol modellerin ve sosyal öðrenmenin þiddeti artýrdýðý görülmüþtür. Tv, bilgisayar ve internette karþýlaþýlan þiddet görüntüleri çocuklarýn þuur altýnda hazmedemeyecekleri bir tesir býrakmaktadýr. Hazmedilemeyen bu tesirler þiddet eðilimini artýrdýðý gibi þiddete karþý hassasiyetin kaybolmasýna da yol açmaktadýr. 2, 3, 4 Bu konuda ilmî kaynaklar giderek artmaktadýr. Çocuklarýmýzýn terbiyesini, onlara tv seyrettirerek yapamayacaðýmýz aþikârdýr. Onlarýn terbiyesi ancak aklýn, kalbin ve ruhun birlikte ele alýndýðý bir metotla yapýlabilir. Terbiye edilmeyen nefsin, hangi vahim hâdiselere sebep olacaðý, yaþanan birçok kötü misâlle ortada durmaktadýr. Her ebeveyn, çocuklarýnýn öncelikli ihtiyaçlarýný iyi belirlemeli ve onlarýn maddî terakkileri kadar, mânevî terakkilerine zemin hazýrlayan unsurlarý da ihmal etmemelidir.

Psikiyatrik açýdan bakýldýðýnda, antisosyal kiþiliklerde, madde baðýmlýlarýnda ve davranýþ bozukluðu bulunanlarda þiddet sýklýkla görülür. Bu kiþilerin hayatýn erken dönemlerinde kötü muamele ile yetiþtirilmeleri, yeterli ilgi ve sevgi görmemeleri, ihmal edilmeleri ve yaþadýklarý ruhî travmalar, hayatýn ilerleyen dönemlerinde onlarda acýma duygusunun kaybolmasýna ve vicdan körelmesine sebep olabilmektedir. Bir akýl hastalýðý olarak görülen bu sýkýntýlarýn psikiyatrik yönden zamanýnda tedavi edilmesi, þiddetin ortaya çýkmasýna engel olabilir. Gençler yaþlýlardan, erkekler kadýnlardan, eðitimsizler ise eðitimlilerden daha fazla þiddet eðilimi göstermektedir. Ancak hangi yaþ ve cinsiyette olursa olsun akýl, kalb, þuur ve vicdan ölçüsünü kaybetmeyen kiþiler, sözlü ve fiilî þiddetten uzak kalmaktadýr. Ayrýca fertlerin mizaç hususiyetleri mühimdir; çabuk sinirlenen, fevri olan ve Yaratýcý'nýn 'zü'l-Celâl' ismine daha çok mazhar olan kiþilerin öfkelerini kontrol etmede daha fazla gayret göstermeleri gerekir. Bu mizaçtaki çocuklarýn erken fark edilip, dikkatli bir eðitimden geçirilmeleri faydalý olacaktýr.

Toplumda hemen her gün þahit olduðumuz þiddet hâdiseleri ve küfürlü sözler insanlarý gerilime sokmakta, bunun bir neticesi olarak kiþiler geleceðe daha ümitsiz bakmaktadýr. Diðer menfî bir durum ise, her gün karþýlaþýlan bu tür hâdiseler, kiþileri zamanla duyarsýz hâle getirmektedir. Þiddetin önlenmesinde, medyaya mühim vazifeler düþmektedir. Mizaç ve fýtratlar ayný olmadýðýndan, görülen ve duyulanlar insanlarda farklý farklý tesirler býrakmaktadýr. Reyting uðruna insanýn bu zayýf damarýndan istifade etmek etik olmadýðý gibi, ciddi bir vebali de beraberinde getirmektedir. En azýndan saðduyulu fertlerin iç huzur, ruhî itminân ve moral deðerleri açýsýndan hayatlarýndan þiddeti kovmalarý gerekir. Ýçtimaî açýdan ise, geç olmadan, toplumda baþ gösteren þiddeti engelleyecek stratejiler belirlenmelidir. Þiddetin Batý'da sebep olduðu katliamlar görülmeli, bizi ayakta tutan içtimaî ve mânevî kýymet hükümleri desteklenmelidir.

Dipnotlar:
1. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatý, Ýþaratü'l-Ýcaz, Ýbadetin Hakikati
2. http://www.sciencedaily.com/releases/2008/11/081103180252.htm
3. Anderson, C.A. (2000). Violent video games increase aggression and violence [On-line]. Available: http://psych-server.iastate.edu/faculty/caa/abstracts/2000-2004/00Senate.html
4- Huesmann, L.R., Anderson, C.A., Berkowitz, L., Donnerstein, E., Johnson, J.D., Linz, D., Malamuth, N.M., & Wartella, E. (2000). Media violence influences on youth: Expert panel report to the U.S. Surgeon General. Unpublished manuscript, Institute for Social Research, University of Michigan, Ann Arbor. 
Sýzýntý Aylýk Ýlim ve Kültür Dergisi/Dr. Hasan AYDINLI
Bir  çiçekte gördügüm gülüþüne hasret bir ömür....
Bakýþlarýnýn  sýzlattigi yüregime gömdüðüm
Ömrüm sana  özlem dolu sözler göndersede sana yalnýz sana özel  sözlerin anlamlarýyla hitap etmeyi  bir ömre  bedel isterdim....


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?