• 30 Mayıs 2020, 01:26:21

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Sudaki Mucize  (Okunma sayısı 414 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

SaBa_YeLi

  • Ziyaretçi
Sudaki Mucize
« : 22 Ocak 2010, 15:13:45 »
Güneþ sisteminde bulunan gök cisimlerinin hiçbirinde yaþamýn temel kaynaðý olan su bulunmaz. Oysa yeryüzünün dörtte üçü sularla kaplýdýr.  Ýnsanlar, suyun varlýðýna o kadar alýþýklardýr ki yeryüzünün büyük bir bölümünü kaplayan suyun yaþamlarý için ne kadar önemli olduðunu belki de hiç düþünmezler.
 
Su, hayatýn temelini oluþturan, olmamasý durumunda tüm canlýlýðýn son bulacaðý, hayati deðer taþýyan bir maddedir. Canlý hayatýn sürmesi için gerekli tüm dengeler, suyun varlýðý sayesinde devamlýlýðýný sürdürür. Yeryüzündeki bütün canlýlar  % 95 - % 50 sudan oluþur. Yaþam için son derece önemli olan su, ALLAH’ýn bir lütfü olarak insanlara hazýr olarak sunulmuþtur. Ýnsanýn suyu oluþturabilmesi için, elinde bütün hammaddeler olmasýna raðmen, yoktan var edemeyeceði en önemli nimetlerden biri “su”’dur. Su, dünyanýn oluþtuðu esnada bir defaya mahsus olarak meydana gelmiþ ve Rabbimiz tarafýndan canlýlara sunulmuþtur. Dünyanýn varoluþundan bugüne kadar canlý hayatýn devamýný saðlayan su, ayný sudur.
 
Su, iki hidrojen ve bir oksijen atomunun birleþmesi sonucunda ortaya çýkan bir moleküldür. Doðada bol miktarda hidrojen ve oksijen atomu bulunmasýna raðmen, bu atomlar bir anda birbirlerine baðlanarak suyu oluþturamazlar. Suyun oluþabilmesi için bu iki atomun çok yüksek bir sýcaklýk ve enerji seviyesinde çarpýþmalarý gerekmektedir. Bu çarpýþma esnasýnda, hidrojen ve oksijen atomlarýný oluþturan baðlar zayýflar ve bu iki atom, yeni bir molekül olan suyu oluþturmak üzere birleþirler. Çarpýþma esnasýnda suyun oluþabilmesi için gerekli yüksek ýsý ve enerji, þuan yeryüzünde mevcut deðildir. Þuan yeryüzünde bulunun bütün sular, dünyanýn oluþumu esnasýndaki yüksek ýsý ve enerji sonucu oluþmuþtur.
 
ALLAH, her þey için bir ölçü kýlmýþtýr. (Talak Suresi, 3) ayetinden de anlaþýldýðý gibi, yüce Rabbimiz yeryüzünde muhteþem bir sistem kurmuþ ve hayati önem taþýyan suyun, yer ve gök arasýnda devir yapmasýný saðlamýþtýr. Yeryüzünde bulunan su, sýcak havanýn etkisi ile buharlaþýr ve bulutlara ulaþýr, bulutlara ulaþan su ise arýnmýþ ve tazelenmiþ olarak tekrar yeryüzüne düþer. Bu gerçek, bir ayette þu þekilde bildirilmiþtir:

Þimdi siz, içmekte olduðunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? (Vakýa Suresi, 68–69)
Yeryüzünde sývý, katý ve gaz halinde olmak üzere oldukça fazla miktarda su bulunmaktadýr. Bu miktarýn %97'si tuzludur. Dünyadaki tatlý suyun %75'i ise kutuplarda katýlaþýr. Toplam suyun geriye kalan %1'i içilebilir, ama bunun çoðu ulaþýlamayan derinliklerdeki yer altý sularýdýr. Canlýlýðýn ihtiyacýný karþýlayan su ise, göllerde ve nehirlerde bulunan toplam suyun %0.05'idir. Bu az miktar bile yeryüzündeki canlýlarýn yaþamasý için yeterlidir. . P. W. Atkins, Molecules, A Division of HPHLP New York, 1987, sf. 23
Rabbimizin bir mucizesi ve ayný zamanda lütfü olarak, dünyadaki sularýn %97’sini oluþturan tuzlu sular, yani tüm denizler ve okyanuslar, aslýnda insan ve diðer kara canlýlarýnýn yaþamýna hizmet ederler. Çünkü tatlý suyun insanlara ulaþmasý, denizlerdeki sularýn buharlaþarak bulutlarda birikmesi ve tekrar arýnmýþ olarak yeryüzüne düþmesi ile mümkün olur.
ALLAHýn ölçü ile yaratmasý, deniz ve karalarýn yeryüzündeki oranlarýna bakýnca da kendini gösterir. Yeryüzünün dörtte üçü su deðil de kara olsaydý, kurak bölgeler ve çöller çok artardý. Su, þu anki miktarýndan fazla olsaydý bu kez de insanlara yaþam ve tarým açýsýndan az bir alan kalýr ve aþýrý yaðmur alacaðý için verimsizleþirdi. Buradan da anlaþýldýðý gibi, merhameti bol Rabbimiz, yeryüzündeki kara-su oranýný insanýn yaþamý için en ideal ölçülerde var etmiþtir.
Sudaki mucizeler saymakla bitmez. “Suyun katý hali olan buzun yoðunluðu sudan daha azdýr. Su, buz haline dönüþtüðünde hidrojen baðlarý nedeni ile buzu oluþturan her bir molekül komþusunu sýkýca yakalar, ama buzu oluþturan bu moleküller arasýndaki uzaklýk çok fazladýr. Dolayýsýyla bu molekülleri oluþturan baðlar arasýnda boþluklar kalýr. Katý haldeki suyun yapýsý iþte bu nedenle sývý durumuna göre daha fazla boþluk içerir ve bu nedenle de daha az yoðundur.” (P. W. Atkins, Molecules, A Division of HPHLP New York, 1987, sf. 23–24)  Bunun sonucu olarak, tüm sývýlarýn katý hali sývý halinden aðýrken, suyun katý hali sývý halinden daha hafiftir ve bardaða atýlan buz daima yüzeye çýkar.
 
Hidrojen baðlarýnýn bu özelliðinden dolayý su daima yüzeyden baþlayarak donar. Suyun bu özelliði canlýlýk için oldukça önemlidir. Kutuplarda ve kýþ aylarýnda göl ve denizlerin üst kýsýmlarý buz tutar ve su yüzeyinde tonlarca aðýrlýkta buz kütleleri oluþur. Buz kütlelerinin altýnda ise su, sývý halde kalýr. Suyun üst kýsmýnda bulunan buz kütlesi, dýþarýdaki soðuðun alt kýsma geçmesine engel olur. Bu sayede alt kýsýmdaki su, artý 4 dereceye kadar soður. Ýþte tam bu noktada suyun bu özelliðinin önemi karþýmýza çýkar. Suyun yüzeyden donmasý ve alt katmanlarý izole ederek daha fazla soðumasýný engellemesi vesilesiyle, suyun altýndaki canlý hayat devam edebilir. Þayet su dipten donmaya baþlasaydý, bir yalýtým olmadýðý için donma yüzeye doðru devam edecek, deniz ve göllerin tamamý buz olacak, böylece sudaki yaþam son bulacaktý.
 
Suyun bir diðer hayati özelliði ise yüzey gerilimidir. “Örneðin hafif bir metali suya býraktýðýnýzda bunun dibe çökmediðini, suyun üzerinde sabit olarak kaldýðýný görürsünüz. Bunun yanýnda bazý böcekler de suyun yüzeyinde rahatlýkla yürüyebilmektedirler. Metal sudan daha aðýrdýr, böceklerin bir kýsmý da öyle…” (Bilim ve Teknik, Eylül 96, Sayý 346, sf. 47 ) Peki bunlar suyun üzerinde nasýl durabilir? Yüce Rabbimizin yaratma sanatý burada tekrar karþýmýza çýkar. Suyun yüzey gerilimini oluþturan, su moleküllerini birbirine baðlayan hidrojen baðlarýdýr. Bu gerilim, su yüzeyindeki moleküllerin birbirleriyle ve alt kýsýmda kalan moleküllerle hidrojen baðý kurmasý ile oluþur. Bir nesnenin suyun dibine batmasý için, bu hidrojen baðlarýndan bazýsýnýn kopmasý gerekir. Gemileri su üstünde tutan þey de ayný yüzey gerilimidir. Þayet suyun bu özelliði olmasaydý gemilerin varlýðýndan söz edilemezdi. Ayný zamanda balýklar da su altýnda yaþamak ve yüzmek için çok fazla enerjiye ihtiyaç duyacaklarý için belki su altýnda bu kadar canlý türü de olmayacaktý.
 
Her sývýnýn yüzey gerilimi farklýdýr. Su, diðer tüm sývýlardan daha yüksek bir gerilime sahiptir. Burada yine bir baþka yaratýlýþ harikasý kaþýmýza çýkar. Örneðin bitkilerin hiçbir pompa ve kas sistemi olmadan topraðýn derinlerindeki suyu en yukarýdaki yapraklara kadar iletebilmesi, suyun yüksek yüzey geriliminden kaynaklanýr. Þayet suyun yüzey gerilimi diðer sývýlardaki gibi düþük olsaydý, o zaman büyük kara bitkilerinin yaþamasý imkânsýz hale gelirdi. Bitkilerin olmadýðý bir ortamda insanlarýn yaþamýný idame ettirebilmesinin mümkün olmadýðýný düþünürsek, Rabbimizin üzerimizdeki lütfüne bir kez daha þahit oluruz.
 
Ýçmemiz için en uygun þekilde yaratýlmýþ olan suyun bir diðer mucizevî özelliði ise kokmamasýdýr. Suyun kokmasý durumunda temizlik, yemek ve içmek insan için çekilmez hale gelebilirdi. Sudaki bu kusursuz tasarým, muhteþem ölçüler ve detaylar tesadüfle açýklanamayacak kadar karmaþýk ve mükemmeldir. Elbette bu sistem, üstün bir aklýn eseridir. Ýþte bu üstün aklýn sahibi, âlemlerin Rabbi olan ALLAH týr.
 
Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleþtirdik; þüphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz. (Müminun Suresi


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?