• 06 Haziran 2020, 07:13:12

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: 2.Abdulhamid Han  (Okunma sayısı 848 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...

  • Ziyaretçi
2.Abdulhamid Han
« : 18 Mart 2010, 09:03:30 »



II. Abdülhamid (Arapça: عبد الحميد ثانی `Abdü’l-Hamīd-i sânî)(d. 21 Eylül 1842 – ö. 10 Þubat 1918). 34. Osmanlý padiþahý ve 98. Ýslam halifesidir.

Sultan Abdülmecid'in oðludur. Henüz 10 yaþýndayken annesi Tirimüjgan Sultan ölünce, bakýmýný Abdülmecid'in diðer çocuksuz eþi Piristû Kadýn Efendi üstlendi. Piristû Kadýn Efendi Abdülhamid'i kendi çocuðu gibi büyüttü. Babasýnýn ölümünden sonra yerine geçen amcasý Abdülaziz diðer þehzadelerle birlikte Abdülhamid'in eðitimiyle de yakýndan ilgilendi. Abdülaziz 1867 yýlýnda çýktýðý Avrupa gezisine Abdülhamid'i de beraberinde götürdü.

Amcasý Abdülaziz'in 1876'da tahttan indirilmesi ve þüpheli koþullarda ölümü, aðabeyi V. Murat'ýn tahta geçirildikten üç ay sonra ruhsal çöküntü geçirdiði iddiasýyla görevden alýnarak Çýraðan Sarayý'na hapsedilmesi olaylarýna tanýk oldu. 31 Aðustos 1876'da padiþah ilan edildi ve 7 Eylül günü Eyüp'te kýlýç kuþandý.[1] Aðabeyinin yerine tahta geçirildikten sonra, her iki saltanat deðiþiminin mimarý olan Mithat Paþa'yý sadrazam yaptý.

33 yýl padiþahlýk yaptýktan sonra 27 Nisan 1909’da tahttan indirildi, 3 yýl Selanik'te Alatini köþkünde ev hapsinde tutulduktan sonra 1912'de Ýstanbul'a Beylerbeyi Sarayýna getirildi. 10 Þubat 1918’de de Ýstanbul’da vefat etti. Büyükbabasý için Divanyolu'nda yaptýrýlmýþ Sultan II. Mahmut Türbesi'inde yatmaktadýr.

Sultan Abdülhamid uzunca boylu, hafif kambur, esmerce tenli, uzunca burunlu, ela gözlü, hafif kývýrcýk sakallý idi. Zeka ve hafýzasýnýn güçlü olduðu, açýk bir tarzda konuþtuðu, kendisine anlatýlanlarý uzun müddet sabýrla dinlediði söylenir.[9]

Sultan Abdülhamid oldukça dindar bir insandý. Kýzý Ayþe Sultan babasýnýn dindarlýðýný þöyle anlatmýþtýr:

“ Babam doðru ve tam dinî itikada sahip bir Müslümandan baþka biri deðildir. Beþ vakit namazýný kýlar, Kur'ân-ý Kerîm okurdu.Daima camilere devam ettiðini, Ramazanlarda Süleymaniye Camii'nde namaz kýldýðýný, o zamanlar camide açýlan sergilerden alýþveriþ ettiðini hikâye tarzýnda anlatýrdý.Babam herkesin namaz kýlmasýný, camilere devam edilmesini çok isterdi. Sarayýn husus"i bahçesinde beþ vakit Ezân-ý Muhammedi okunurdu. Babamýn bir sözü vardý: "Din ve fen," derdi. "Bu ikisine de itikat etmek caiz" olduðunu söylerdi. ”
 

[10]

Sultan Abdülhamid çalýþkan bir padiþahtý. Günde muntazam 15-16 saat çalýþtýðý söylenmektedir.[11] Çalýþma saatleri dýþýnda hobi olarak marangozlukla uðraþtý. Gençliðinde binicilik, yüzme, atýcýlýk, güreþ gibi sporlar yaptý. Tiyatro ve operaya ilgi duyardý. Yýldýz Sarayý'nda yaptýrdýðý tiyatroda çeþitli oyun ve operalarý hususi olarak getirtir ve ailesiyle birlikte seyrederdi. En sevdiði piyeslerden birisi, ünlü Alman þairi Friedrich Schiller'in Haydutlar adlý eseriydi. La Traviata, Aida, Carmen, Faust, Manon en sevdiði operalardandý.[12]



Abdülhamid matbaa ve yayýn iþlerine çok meraklýydý. Modern matbaa makinelerini Türkiye'ye getirtip kaliteli divan eserleri bastýrdý. Mesela Cem Sultan Divaný'ný bastýrýp bazý nüshalarýný Ýngiltere'ye, Almanya'ya ve Amerika'ya göndertti.[13]

Abdülhamid dedektif romanlarýna ve seyahatnamelere çok meraklý bir padiþahtý. Abdülhamid'in 2 ile 5 bin adet arasýnda olduðu rivayet edilen bir polisiye roman koleksiyonu vardý, bunlarýn birçoðu Yýldýz yaðmasý sýrasýnda ortadan kayboldu. Sherlock Holmes'un bütün maceralarýný eksiksiz olarak Osmanlýcaya tercüme ettirmiþti.[14]

Abdülhamid Yýldýz Sarayýnda çok büyük bir kütüphane kurdurtmuþtu. Bu kütüphane 4 bölümden oluþmaktaydý:

Yabancý dillerde Türkiye ile ilgili yazýlmýþ eserler: Bunlarýn içerisinde elyazmasý pek çok kitap vardýr. Bunlar özel olarak tercüme ettirilerek telif hakký ödenmiþ kitaplardýr. Dolayýsýyla bunlarý basmak ve daðýtmak yasaktý. Tek nüshadýrlar.
Gazeteler: Kütüphane, Avrupa'da çýkan bütün önemli gazetelere aboneydi. Dolayýsýyla son derece zengin bir süreli yayýn koleksiyonu mevcuttu.
Roman ve hikâyeler: 6.000 kadar kitap özel olarak saray için çevrilmiþti. Bu romanlar haremde de okunur ve elden ele gezer, sonra kütüphaneye teslim edilirdi. Mesela Carmen Silva'nýn bütün eserleri mevcuttu. Kütüphanenin bir de Arapça ve Farsça eserleri içeren kýsmý vardý ama bu kýsým diðerlerine nazaran fakirdi.
Coðrafya ve seyahatnameler: Yýldýz Sarayýna kapanmýþ bir hayat süren Abdülhamid'in dünyayý bu eserler sayesinde tanýdýðý ve takip ettiði söylenir.[15]

Özellikle Ermeni isyanýný bastýrýrken kullandýðý sert tedbirler nedeniyle batýlý tarihçiler ve muhalifleri arasýnda "kýzýl sultan" adýyla bilinir.[16] Öte yandan, taraftarlarý onu "ulu hakan" gibi yüceltici lakaplarla anarlar. Abdülhamid, baskýcý rejimi, azýnlýklara karþý uyguladýðý sert siyaset ve muhafazakârlýðý nedeniyle, günümüzde hâlâ onu destekleyen genellikle sað siyasi çevreler ile eleþtiren sol çevreler arasýnda bir tartýþma odaðý olmaya devam etmektedir.

Önceleri Ýttihat ve Terakki Fýrkasý içinde Sultan Abdülhamid'e karþý olan Filozof Rýza Tevfik ve Süleyman Nazif sonradan duymuþ olduklarý piþmanlýklarýný þiirleri ile dile getirmiþlerdir.

“ Padiþahým gelmemiþken ya da biz,

Ýþte geldik senden istimdada biz,
Öldürürler baþlasak feryada biz,
Hasret olduk eski istibdada biz
- Süleyman Nazif
 ”
 

.

Ýlber Ortaylý'ya göre "Dünyanýn son hükümdarý, son evrensel imparator II. Abdülhamid Han'dýr". [17]

"Abdülhamid'in idare tarzý azami müsamahadýr. " Atatürk , Kaynak : Abdülhamid'in Kurtlarla Dansý , sf 327 , Mustafa Armaðan


"Dünyâda 100 gram akýl varsa, bunun 90 gramý Abdülhamîd Han'da, 5 gramý bende, kalan 5 gramý da diðer dünyâ siyâsîlerindedir." Prens Bismark

"Ayýp, ayýp. Bu adam 32 sene Hakan ve Halife idi. Sultan Hamid için þu söylenen, yazýlan, çizilenlerin büyük kýsmýnýn yalan ve iftira olduðunu bildiðimiz halde, nasýl tahammül edip imkân veriyoruz? Bu iftira selinin yarýnki muhataplarý da bizler olacaðýz." Ahmet Rýza Bey'den Talat Paþa ve Eyüp Sabri Bey'e

Kýzýl Sultan iddasý, Albert Vandal adlý bir Fransýz yazar tarafýndan ortaya atýlmýþtý. Atýlýþ sebebi de, Abdülhamid'in Ermeni isyanlarýný bastýrtmýþ olmasýdýr. Baþta Ýngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa kamuoyunda Abdülhamid'in kan dökücü bir padiþah olduðu propagandasý baþlatýldý. Ýþte "Kýzýl", yani kan döken Sultan lakabý bu sýrada asýldý boynuna. Hadi Ermenilerin böyle demesini anladýk; iyi ama bir tekini bile idam ettirmemiþ olan Abdülhamid'e Jön Türkler neden "Kýzýl Sultan" dediler? 1915'te yüzbinlerce Ermeni'yi tehcir ettirecek olanlar, 25 yýl önce Ermeni propaganda ordusunun neferleri olmakta sakýnca görmemiþlerdi. Kaynak:"Abdülhamid hakkýnda yanlýþ bildiðimiz 10 þey, Mustafa Armaðan'ýn 15 Þubat 2009, Pazar günü yazýsý "





Gerçekleþtirdiði projeler [deðiþtir]
Ordu'nun Modernleþtirilmesi ve Donanmanýn Yokediliþi:

1879'de Osmanlý Ýmparatorluðu'nun hezimetiyle sonuçlanan 93 Harbinden sonra, Sultan 2. Abdülhamid Rus Yayýlmacýlýðý'na karþý Osmanlý Ordusu'nun modernleþmesi gerektiðine karar verdi ve bu yayýlmacýlýktan etkilenen diðer ülke olan Almanya ile iþbirliðine karar verdi. Aralarýnda sonradan Müþir rütbesi verilecek olan Baron Von der Goltz komutasýnda bir Alman askeri heyeti Ýstanbul'a geldi. Von der Goltz, askeri okullarda köklü reformlar gerçekleþtirip genç subaylarýn yetiþtirilmesi için önkoþullarý oluþturdu. Ancak bununla birlikte von der Goltz, Türk generallerinin günümüze kadar dayanan, herkesten daha modern yöntemlerle eðitilmiþ olma ve en yeni askeri teknolojileri takip etme bilincinin temel taþýný oluþturdu. Mamafih, Prusya geleneðinin bir diðer temeli olan askerlerin sivil siyasete karýþmama prensibini aþýlamakta baþarýlý olamadýðý Babýali Baskýný ile ortaya çýktý.

II. Abdülhamit döneminde Osmanlý donanmasý padiþahýn taht kaygýlarý ve Ýstibdat Dönemi'nin genel yapýsý yüzünden yok denilebilecek düzeye indi. Öyle ki Osmanlý donanmasýný incelemeye gelen Ýngiliz Amirallik Birinci Lordu William Palmer Osmanlý Donanmasý hakkýndaki raporunda "donanma diye bir þey yoktu" yazmýþtýr.[1] Dünyada gemiler evrim geçirip zýrhlý gemiler öne çýkarken, Abdülaziz'in donanmasý Haliç'te çürütülmüþtür. Bu dönemde dünyada ilk kez Osmanlý tarafýndan denenen ve denemelerde baþarýlý olan zýrhlý denizaltýlar "Abdülhamid" ve "Abdülmecit" bile Haliç'e terkedilmiþtir, yani Osmanlý Devleti önde baþladýðý denizaltý yarýþýna I. Dünya Savaþý'nda elinde tek denizaltý bile olmadan devam etmiþtir. Donanma komutaný Bozcaadalý Hasan Hüsnü Paþa da padiþahýn istekleri doðrultusunda donanmanýn iþlevsiz kalmasýna ses çýkarmamýþtýr.

Ordunun von der Goltz tarafýndan yeniden yapýlandýrýlmasýyla birlikte Osmanlýlar, Krupp ve Mauser gibi Alman þirketlerine ilk kapsamlý silah sipariþlerini verdiler. Von der Goltz, Almanya'nýn ve Osmanlý Devleti'nin Doðu'daki nüfuzunu garantilemek için Baðdat tren yolunun inþa edilmesini de destekledi. Bu fikir, yeni pazarlar bulmak için tren yollarýnýn yapýlmasýný destekleyen Alman ekonomisinin çýkarlarýyla da örtüþüyordu. 1888 yýlýnda Sultan II. Abdülhamid, Baðdat tren hattý inþaasý lisansýný, Alman Bankasý Deutsche Bank tarafýndan yönetilen bir Alman konsorsiyumuna verdi.

Osmanlý Ordusunun modern silahlar kullanmaya baþlamasý, 1897 Osmanlý-Yunan Savaþýnda hemen semeresini gösterdi. Osmanlý Ordularýnýn Atina'yý tekrar ele geçirmelerine ancak Rus Çarý II. Nikolay'ýn Sultan II. Abdülhamid'e haber göndererek, eðer derhal ateþ-kes saðlanmazsa Rus Ordularýnýn Erzurum'a hücum edeceðini bildirmesi engel oldu.

Eðitim

Ýlk kýz okullarý II. Abdülhamid zamanýnda açýlmýþtýr. Nitekim bilgili bir kiþi olan Abdüllatif Subhi Paþa'nýn ilk defa bir kýz sanat okulu açma teþebbüsünde tereddüt geçirmesi ve titizlenmesi üzerine Abdülhamid, "Sen mektebi aç, ben arkandayým", diyerek açýktan destek vermiþ ve çevresini, daima kýzlarýn okumasý için ilk adýmlarý atmaya teþvik etmiþtir.

Milleti cahil býraktý: Bilinenin aksine, Osmanlý tarihinin en canlý eðitim hamlesi, Abdülhamid dönemine rastlar. Sevan Niþanyan'ýn hesaplamalarýna göre Türkiye, Abdülhamid dönemiyle kýyaslanabilecek bir okullaþma düzeyine yeniden ancak 1950'li yýllarda ulaþabilmiþtir. Mesela 1895'te TC sýnýrlarýna tekabül eden bölgede bine yakýn (835) ortaokul ve lise bulunuyorken 1923'te bu sayý 95'e düþmüþtür. 1895'teki yüz bine yakýn öðrenci sayýsý (97.837), 1950-51 sezonunda aþaðý yukarý ayný seviyede seyretmektedir (90.356). Öncesiyle kýyasladýðýmýzda Abdülhamid dönemindeki eðitim patlamasý daha görünür hale gelir. Tahta geçtiði yýl 250 olan rüþdiye sayýsý 1909'da 900'e, 6 olan idadi sayýsý 109'a çýkmýþtýr. 1877'de Ýstanbul'da sadece 200 tane modern ilkokul varken 1905'te 9 bine çýkmýþtý. Her yýl ortalama 400 ilkokul açýlmýþtýr ki, bu, Cumhuriyet döneminde bile kýrýlamamýþ bir rekordur. Kaynak:"Abdülhamid hakkýnda yanlýþ bildiðimiz 10 þey, Mustafa Armaðan, 15 Þubat 2009 yazýsý"

Ulaþým

 
Abdülhamid dönemimde yapýlan Þam (Dýmeþk) garýDemiryolu ulaþýmý;
Büyük ölçüde gerçekleþen projelerden birisi Hicaz Demiryolu'dur. Bu proje Almanlarýn finanse edip Haydarpaþa-Ankara arasýnda gerçekleþtirdikleri Baðdat Demiryolu'nun aksine, finansmanýyla, inþaatýyla, tasarýmýyla, Ýslam âleminden toplanan baðýþlarla tamamen yerli bir giriþimin eseridir.[18]

Sirkeci ve Haydarpaþa garlarý Abdulhamid'in yaptýrdýðý önemli binalardýr. Haydarpaþa Garý'nýn yapýmýna 30 Mayýs 1906'da baþlanmýþtýr.

Karayolu ulaþýmý;
II. Abdülhamid zamanýnda bütün Anadolu'yu baþtan baþa dolaþacak bir karayolu aðýnýn (þose þebekesinin) projelendirilip tatbikata geçirildiði çeþitli kaynaklarda belirtilmektedir. [19] 1869 yýlýnda getirilen bir sistemle halkýn kara yollarýnýn yapýmýna katýlmasý saðlanmýþtý. Buna göre 16-60 yaþ arasý erkek nüfus ile her hanenin sahip olduðu yük ve araba hayvanlarý senede 4 gün yol inþaatýnda çalýþacaktý. Bu sayede inþaatýn hýzla bitirilmesi saðlanmýþtýr. Gümüþhane-Bayburt-Erzurum-Doðubeyazýt-Ýran kara yolu (1879) haricinde 12 bin kilometrelik bir güzergâha sahip Samsun-Baðdat þosesi 1895 yýlma kadar tamamlanmýþtý. Açýlan yollar Samsun'a göçü baþlatmýþ ve bu þehrin önemli ölçüde büyümesi Abdülhamid döneminde olmuþtur.[20] Bursa için de durum böyledir. Hem þehir içi, hem de þehirler arasý yollarla Bursa, yeniden bölgenin önemli bir kara yolu kavþaðý haline gelmiþtir.


Ýletiþim

Ýlk olarak 1877'de Posta Telgraf Teþkilatý konuya daha etkenlik kazandýrmak amacý ile ayný isimle bakanlýk haline getirildi. Ayrýca 27 Haziran 1900'de Posta Telgraf Teþkilatýnda ilk defa bir "havale kalemi" devreye sokulmuþ, 30 Mayýs 1901'de Þehir Postalarý kurulmuþ, 30 Aðustos 1901'de ise postalarýn yerine daha hýzlý ulaþabilmesi için demiryollarý (o zamanki adý Þark Þimendiferleri) þirketiyle özel bir anlaþma yapýlmýþtýr. Telefon ise Avrupa'da kullanýlmaya baþlandýðý tarihten (1876) sadece 5 yýl sonra, yani 1881'de Ýstanbul'a getirilmiþ ve sýnýrlý da olsa istifadeye sunulmuþtur. Telgraf hatlarý döþenmesine onun zamanýnda hýz verilmiþ, hatta bu hatlarýn her birinde meteorolojik gözlemler yapýlmasý için talimat verilmiþtir. Böylece telgraf hatlarýnýn yaygýnlaþmasýyla birlikte, hatlarýn ulaþtýðý noktalardaki hava durumunun merkeze bildirilmesi imkân dahiline girmekte, böylece bu çabalar çaðdaþ 'hava durumu' raporlarýmýzýn baþlangýcýný oluþturmaktadýr.[21]

Saðlýk

1899 yýlýnda halen faaliyette olan Þiþli Etfal hastanesini kurdu.


Teknolojik

Abdülhamit,1899 yýlýnda Japon Ýmparatoru Meiji'ye hediye edilmek üzere Alamet isminde bir robot göndermiþtir.Bu robot tarihte bilinen ilk robot olma özeliðini taþýmýþtýr.Fakat Alamet isimli bu robot Ertuðrul Fýrkateyni ile birlikte yapýlan kazada yok olmuþtur.

Sosyal yardýmlaþma

25 Mart 1906 tarihli fermanýyla Okmeydaný'ndaki Darülaceze'yi kurdurmuþtur.


Gerçekleþtiremediði projeleri [deðiþtir]
II. Abdülhamid 20. yüzyýlýn baþlarýnda Ýstanbul'da Haliç'e, dahasý Boðaziçi'ne birer köprü yaptýrmayý düþündü, bunun için projeler hazýrlattý. Fernidan Arnoden adlý Fransýz mimarýn 1900 tarihinde bir, Boðaziçi Demiryolu Kumpanyasý'nýn iki Boðaz köprüsü projesi, gerçekleþtirilememiþ olsa da, en azýndan belgeleri, çizimleri, resimleri bulunmaktadýr.[22][23]

Gerçekleþemeyen ama projesi çizdirilen, fizibilitesi çýkartýlan ve ihalesi yapýlarak inþasýna baþlanan projelerden birisi de Yemen Demiryolu'dur. Raporu 1898'de o zamanlar Yemen Valisi olan (sonradan Sadrazam) Hüseyin Hilmi Paþa vermiþ ve 1913 yýlýnda inþasýna baþlanmýþtýr. Ancak Ýtalyan kuvvetlerinin Yemen'deki Cibana limanýný topa tutmasýyla çalýþmalar durmuþ ve proje iptal edilmiþtir.[24]


Alıntı
http://tr.wikipedia.org/


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?