• 11 Temmuz 2020, 07:25:38

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Türk dilinin ilk müdafileri  (Okunma sayısı 501 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...

  • Ziyaretçi
Türk dilinin ilk müdafileri
« : 07 Nisan 2010, 09:12:27 »
Viyana bozgununa kadar zaferlerle dolu Osmanlý’nýn Garp âlemi karþýsýnda psikolojik üstünlüðü vardý Bu hissin sevkiyle daima hakir görüp her nevi inkýlap ve tekâmülüne karþý lâkayt kaldýðý Batý dünyasýndan ilk maðlubiyeti aldýðý zaman Osmanlý aydýn ve yöneticileri bir þeylerin deðiþtiðinin farkýna vardýlar ve gerilemenin sebeplerini Avrupa’daki deðiþimi araþtýrmaya baþladýlar

III Selim zamanýndan –reform döneminden– itibaren Avrupa ile ciddi temaslar olmaya baþladý Bizzat padiþahlar tarafýndan baþlatýlan ve teþvik gören Batý’ya yönelmenin önemli gerekçeleri vardý Batý modern kurumlaþmalarda müspet ilimlerde ve sanayileþmede gerçekten çok mesafeler kat etmiþti Baþlangýçta iyi niyetlerle Batý’daki bu müspet geliþmelerden yararlanmak amacýyla baþta askerî alanda olmak üzere Batýlý anlamda birtakým yenilikler yapýlmaya baþlandý Fakat bu Batý’ya yöneliþ maalesef zamanla bilimsel ve teknolojik transfer yerine kültür transferine dönüþtü Bu transferlerden en önemlilerinden biri de Fransýzcanýn Osmanlý eðitim ve kültür hayatýna girmesidir 1839 tarihinde Mekteb–i Týbbiye–i Adliye–i Þahane’nin kurulmasý ve Fransýzca eðitime baþlamasý bunun en güzel örneklerinden biridir

II Mahmut döneminin son senesinde Napolyon Bonapart’ýn tavsiyeleri ile Viyana’dan bol ve cazip vaatlerle getirtilen Dr Bernar’ýn idaresi ve hekimbaþýlýðýnda açýlan bu okulda bütün dersler Fransýzcadýr

1860’lara gelindiðinde derslerin Türkçeleþtirilmesi en azýndan bir iki Türkçe ders konulmasý gündeme geldi Valâsidi Kaspar Zografos Kostantin Kara Todori Serviçin Baroçi Pawlâki Kalya Valyan gibi Türk olmayan ve birçoðu Türkçe dahi bilmeyen muallimler bu teþebbüsü akim býrakmak üzere hemen baþkaldýrmýþ Cemalettin Efendi’yi nazýrlýktan bile etmiþlerdir Fakat bu olay Týbbîye talebesinin vicdanýný ateþlemiþ milliyet ateþi yanmaya baþlamýþ ve talebeler arasýnda derslerin Türkçeleþtirilmesi için bir gizli cemiyetin kurulmasýna teþebbüs edilmiþtir Bu hadise Askerî Týbbiye Mektebi’nde sonralarý daima görülen dayanýþma ve toplu iþ görmek zaruretinin ilk vesilesini teþkil etmiþtir Talebeler 1861 tarihinde Mecmua–i Fünun gazetesinde bu konuda yazýlar yazmaya Türk olmayan muallimler de Beyoðlu’nda çýkan Fransýzca gazetelerde Türkçe dersleri aleyhinde yazýlar neþretmeye baþlamýþlardýr “Yabancý muallimlerin düþüncelerine göre hekimlik; yavan ve iptidaî bir lisan olan Türk dili ile ifade edilemeyecek kadar yüksek bir ilimdir

Kurulan gizli cemiyet yabancý muallimlerin Türk diline yaptýklarý tecavüzlere karþýlýk olmak üzere Türkçe týp kitabý yazmak kararýný verdiler Ýþ paraya dayanýnca 1861’de ayný mektebe nazýr olan ve Türk dili müdafii talebelere yakýn olan Hacý Arif Efendi kemerini çözerek biriktirmiþ olduðu otuz beþ altýný ortaya koymuþ ve en büyük müþkülü halletmiþtir

Gizli olarak kurulan cemiyet 1866 yýlýnda Cemiyet–i Týbbiye–i Osmaniye adýyla resmen kurulmuþtur Türkçe týp kitabý yazma faaliyetleri hýz kazanmýþ önce bir týp lügatinin hazýrlanmasý lüzumlu görülmüþtür Hacý Arif Efendi ve Serasker Hüseyin Avni Paþa’nýn da teþvik ve maddi katkýlarýyla Nisten’in Fransýzca lügati cemiyet üyelerince paylaþýlarak tercüme edilmiþtir Mýsýr’dan yeni bastýrýlmýþ týp kitaplarý getirtilmiþ üç yýl içerisinde lügat hazýrlanmýþ birçok kitap Türkçe’ye çevrilmiþtir Artýk derslerin de Türkçe’ye çevrilme zamaný gelmiþtir Fakat bir problem vardýr; yabancý hocalar Türkçe bilmiyordur Cemiyet–i Týbbiye–i Osmaniye üyeleri sýrf Türkçe ders vermek gayesiyle baþka bir mektep açtýlar: Mekteb–i Týbbîye–i Mülkiye: 1867

Yabancý muallimler bu hadise üzerine kendi memleketlerinde imiþ gibi Türk dili ve kültürü aleyhinde Fransýzca gazetelerde yazýlar neþredip bunlarý vekillere ve ileri gelenlere yolluyorlardý “Eðer Türk dili hekimlik ilmini okutmaya kifayet etseydi bundan otuz sene evveldersler Türkçe olarak baþlanýrdý” diye propaganda yapýyorlardý Buna raðmen Mekteb–i Týbbiye–i Mülkiye’deki dört senelik baþarý da ortaya çýkýnca Askerî Týbbîye Mektebi’nde de dersler Türkçe okutulmaya baþlanýldý: 1870

Fransýzca tedrisatýn kalkmasý mektebin inkiþafýna çok yardým etmiþti Mektebe girmek isteyenlerin sayýsýnda çok artýþ olmuþtur Ayrýca “Askerî Týbbiye Mektebi’ndeki yabancý muallimlerin de ne kadar cahil ve aciz olduklarý ortaya çýkmýþtýr Þöyle ki: Yabancý hocalar sinir ve damarlarýn ancak mikroskopla görülebilecek þeyler olduðunu anlatýyorlardý derslerde Fakat doktor olan Türk öðrenciler kadavra üzerinde sinir ve damarlarý tutup tutup gösterince artýk yabancý muallimler orada hocalýk etmeye cesaret edememiþler birçoðu kendi yerlerini kendilerinden üstün olan yeni Türk hocalara býrakmýþlardýr

Kendi memleketinde kendi dilini savunmak için gizli cemiyet kurmak ne kadar acýdýr! Öðrenciler bugünlere de örnek olacak bir davranýþ ve direniþ gösterip ilk tehlikeyi atlatmýþlar Fakat kültür erozyonu böyle devam ederse gelecekte de dili savunmak bir yana bizi biz yapan asýl deðerlerimizi savunmak için cemiyetler kurmak durumunda kalabiliriz

KAYNAKLAR

1– Dr Osman Þevki Uludað “Tanzimat ve Hekimlik” Tanzimat I

Maarif Matbaasý Ýstanbul 1940

2– Mümtaz Turhan Kültür Deðiþmeleri MÜ Ýlahiyat Fak Vakfý Yay

Ýstanbul 1987

3– Dr Hüseyin Özdemir Osmanlý Devleti’nde Bürokrasi Ýstanbul 2001


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?