• 21 Ekim 2018, 09:29:24

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Genç Niçin Bunalıyor?  (Okunma sayısı 429 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teşekkür 51
Genç Niçin Bunalıyor?
« : 09 Mayıs 2010, 19:22:42 »
Genç Niçin Bunalıyor?

"Genç adamın ilk problemi "farklı değer ölçüleri veren veya birinin yerleştirmeye çalıştığı değerleri ötekinin yok etmeye gayret ettiği değişik eğitimlerin ortaya çıkardığı iç çatışma ile başlamaktadır."

Yetişmekte olan genç insanımızın iç dünyasındaki fırtınaları acaba farkedebiliyor ve ona yaklaşabiliyor muyuz? Onun hayata ve insanlara karşı menfi bakışındaki sebebi tesbit edebilmek için onunla ne kadar beraber olduk? Veya onu kendi iç sıkıntılarından uzaklaştırıp, bize sığınabileceği "güven ortamı"'nı verebildik mi?

İşte bu ve benzeri problemleri, birkaç sebep içerisinde ele almak suretiyle genç insanımıza yaklaşmayı deneyelim.

İKİLİ BİR EĞİTİM :

Genç, kendini hedef alan eğitim programlarıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Onun kendi kendini eğitecek bilgi veya tecrübesi yoktur. Büyüklerin çizeceği yoldan yürüyecek ve onların öğrettiklerini belleyecektir.

Eğitimin en önemli yanı, onun insan ruhuna uygun olabilmesidir. Gerek eğitimin şekli ve gerekse verilen bilginin kendisi, bünyeyi daha iyi bir hale getirebilme özelliğinde olması icab eder. Ama eğitimin farklı bilgi ve metodlar üzerinde sürdürülmesi, genç insanın onu rahat ve istifadeli bir biçimde idrak etmesine engel teşkil etmektedir. îşte genç adamın ilk problemi böyle "farklı değer ölçüleri" veren ve yahut birinin yerleştirmeye çalıştığı değerleri ötekinin yok etmeye gayret ettiği değişik eğitimlerin ortaya çıkardığı iç çatışma ile başlamaktadır. insanın ruh ve kafa yapışım allak-bullak edecek böyle bir çatışmanın vuku bulduğu insan bünyesi, mutlaka belli bir biçimde etkilenir. Hele bu bünye, taptaze ve yumuşacık bir kalp ve kafaya sahipse.

Aile ve okul eğitiminin farklı değerler ve farklı dünyalar empoze etmesi sonucu ortaya çıkan rahatsızlıklar, geleneksel kabul edilen İslâm düşüncesine sahip ailelerin çocuklarında daha çok görülmektedir. Belli bir kültür değişimine uğrayarak. İslam'dan ve İslâmi geleneklerden kopmuş olan ailelerin çocuklarında, böyle bir bunalımın izlerini görmek mümkün değildir. Onların bunalımı daha farklı şekildedir.

ÖRNEK İNSAN KITLIĞI:

Genç insanın bir ileri adımdaki ikinci bunalımı, örnek ve hatta güvenilir insan bulamama gerçeğidir. Sözü ve davranışı birbirine uyumlu çok az insanın bulunuşu, genç adamın kişilere karşı itimadını sarsmaktadır. Üstelik davranış bozukluğu gösteren insanların büyük çoğunluğu da "iyi konuşan" ve çevrede "iyi tanınan" kimselerdir.

Şahıslar, adeta görünen şahsiyetlerinin altında ikinci bir kimlik taşır gibidirler. Bu sahte davranışlar genci üzmekte; onun idealler dünyasına gölge düşürmektedir. Üstelik şekilleri ve dış görünüşleriyle alabildiğine nazikleşen bu insanlar; kendi geçmişlerine mührünü vuran islâmî şahsiyeti geri ve çağdışı olarak sürekli suçlamaktadırlar. Halbuki şekil ve biçim yönünden belki istenilen parlaklık ve cazibeden mahrum islâmî kıyafetlerin altında; pırıl pırıl parlayan dinç ve aydınlık gönüller vardır. Üstelik bu insanların içleri, bir öncekilere göre dış özellik ve görünüşlerinden daha güzel ve ihtişamlıdır.

Genç adam, bu sahte toplum ve yapmacık münasebetler dünyasında, eğer rastladıysa farkettiği İslâmi şahsiyete sıkıca yapışıp, onu bir daha bırakmamaktadır.

YERLİ ve YABANCI KÜLTÜR:

Genç insanın daha ilerideki bir safhada fark edeceği hadise, yerli ve yabancı kültürlerin temsilcisi olan etkili insan gruplarının varlığıdır. Bir zamanlar îslamın tamamen müessir olduğu, zamanla temel kaynaklarımızdan uzaklaştığınız için yerli kültürümüzün geleneklerle karışmış bir halde olduğunu görüyoruz. Diğer yönüyle İslâm, gerçekten onu yaşayamayan bir kütle tarafından gereği gibi temsil edilememektedir. Buna rağmen, bahsi geçen bu insanlar, yerli ve kendilerine ait olan bir kültürün temsilcisidirler. Öte yanda, geleneği, değerleri ve topluma uymaktaki güçlüğüyle. Yabancı kültür vardır.

Siyasi kadroların yanlış bir seçimle tercih ettikleri bu yabancı felsefe, resmî kuruluşların da zihniyetini oluşturmaktadır. Diğer yanda, islâmî kültür ve dünya görüşünün dışındaki kitlelerin benimsediği, öncekinden biraz farklılık gösteren diğer bir yabancı kültür yer almaktadır. Birbirinden bazı farklılıklar göstermesine rağmen, yerli kültürün karşısında ve onu tahrip etmek için devamlı çalışan bu yabancı kültürler, toplumun genç kesimini sürekli etkilemektedir.

Yerli kültürün fikri, değer yargıları ve hatta giyiniş ve yaşama biçimi, yabancı kültürün temsilcisi olan kişi ve müesseseler tarafından alaya alınmakta, silinmeye çalışılmaktadır.

Bu tutum ve davranışlar, genç insanı yoğun bir baskı ve etkileme altına almak suretiyle kendi inanç ve kültürüne sırt çevirmesi yolunda, gerekli psikolojik şartları hazırlamaktadır. Bu baskı bir yanıyla siyasî, bir diğer yanıyla sosyal ve psikolojik etkinlik meydana getirmektedir. Ancak islâmî bir ailenin veya çevrenin desteğine sahip olan iradeli ve güçlü genç şahsiyetler, böyle bir propogandanın tesirinden sıyrılabilmektedirler.

İşte bu görünmeyen fakat hissedilen kültürel baskı, hadiselere karşı çok az bir dayanma gücüne sahip genç insan üzerinde garip bir tesir meydana getirmektedir. Genç, iki farklı dünyada yaşamakta olmanın getirdiği sıkıntılar içindedir.

OTURMAMIŞ ŞAHSİYETLER:

Gençlerin aile, toplum, eğitim içerisindeki bu gibi çeşitli tesirler ve farklı anlayışların etkisi altında istenilen bir şahsiyet yapısına ulaştıklarını söylemek mümkün değildir. Yerli ve yabancı gayelerin, değerlerin ve yaşama tarzlarının "şahsiyetsiz" veya "yarım şahsiyetli" gençler yetiştirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Gençlerimizin bu şahsiyet bunalımının belirtilerini şu şekilde örnekleyebiliriz: Bu tür gençler son derece ukala ve vurdumduymazdırlar. Kendi değerlerinin farkında olmadıkları için, davranış sınırlarını çoğu zaman iyi tesbit edememektedirler. Onların münasebetleri son derece gayrı ciddidir. Konuşma, şaka yapma ve eğlenme konusunda önceki nesillerden farklı bir görünüm içindedirler.

Bu tip insanların meydana getirdiği topluluklar, şahsiyetli ve mesele sahibi gençlerin kesinlikle barınamayacağı cemiyetlerdir. Dışardan böyle görünen bu grupların, kendi iç dünyalarında da mutlu oldukları söylenemez. Çünkü, gevşeklik, hafifmeşreplilik ve yapmacık davranışlarla birbirlerini dahi ciddiye almamaktadırlar.

SONUÇ :

Günümüzün genç insanı, kalabalıklar arasında yalnız; teknolojinin getirdiği lüks ve kolaylıklar içinde rahatsızdır. Sosyal münasebetlerin "gelişmiş" denilen toplumlarda görünüş deki nezaketinin yanısıra, insanî özelliklerini kaybetmesi de onu fazlasıyla etkiliyor; Kendini tatmin edecek meşgaleleri kolaylıkla seçemiyen genç insan, ruhi tatminini temin için her cazip şeyi tutma istiyor. Ama çoğu kere, ümid ettiğini bulamıyor.

Günümüzde bir tarafta, çoğunlukla gelenek biçiminde devam eden, fakat öte tarafta kısmen de olsa gerçek ve canlı bir biçimde yaşanmasına rağmen; kitlelerin dikkatini çekemeyen islâmî bir uyanış mevcut. Gençlerimizin İslâm'a yönelmesinin, onların bir çok problemlerine hal çaresi getireceğini söyleyebiliriz.


Dr. Sami Ersel
« Son Düzenleme: 09 Mayıs 2010, 19:24:44 Gönderen: |MiM| »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?
 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40