• 15 Temmuz 2020, 04:25:13

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: kýrk yýllýk Kâni, olur mu Yani....  (Okunma sayısı 848 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
kýrk yýllýk Kâni, olur mu Yani....
« : 21 Haziran 2010, 20:08:50 »
Limni Adasý, tarihinin en büyük soðuklarýndan birini yaþýyordu.Soðuktan donmayan hemen hemen bir þey kalmamýþ, halk açlýktan kýrýlýyordu.Türk olsun, Rum olsun,cami ve kiliselerde tez elden kurtulmak için dualar ediliyor, Yaradan'dan yardým isteniyordu.

Uzaklardan görünen üç ambarlý Osmanlý kalyonunun aðýr aðýr Adaya doðru gelmesi,halký bir anda sevince boðuyorsa da,yerini daha sonra mateme býrakýyordu.Limni halkýnýn ümitleri daha da buzlaþmýþ, sevinci kursaðýnda kalmýþtý. Bunlardan biri de, siyah rahibe elbiseleri ile elinde zikir tespihiyle dolaþan Despina Anne idi.

Kalyon, yiyecek ve yardým yerine bir sürü mahkum getirmiþti. Bunlarýn içinde Ebubekir Kani Efendi de vardý."Bu gemide olmam büyük haksýzlýk" diyen Ebubekir Efendi,Tokat'ta doðmuþtu. Çocukluðu ve gençliði yoksulluk içinde geçmiþti. Tokat'tan geçerken zekasýna hayran olduðu Hekimoðlu Ali Paþa'nýn maiyetine katýlýp Ýstanbul'a geldiðinde yirmi beþ yaþýnda bulunuyor, bu þehirde deðerini bulacaðýnýn ümidiyle sevincinden kabýna sýðmýyordu.

Ebubekir þair adamdý. Kendisini Kani ile iliþkilendirip þiirlerinde Kani;"maden ocaðýndan çýkarýlmýþ cevher gibi söz söyleyen"mahlasýný kullanmayý tercih etmiþti. Özellikle nükte yüklü gazelleri, þiirleri, hicivleri kulaktan kulaða dolaþmaya baþlamýþtý.

Ebubekir Kani, Ýstanbul'da ki þuh meclislerin aranan aktörleri arasýna girince, Tokat'taki Mevlevi devriþlerinden öðrendiði zikir ve tespihleri de terkediverdi. Vur patlasýn çal oynasýn bir hayat sürmeye baþladý. Bu derbederlik, bohem hayatý önce onun kaderini, sonra da bedenini çaldý; günden güne erimeye baþladý...
Kani, arkasýnda hatýralar ve dostlar býrakarak o þehir senin, bu kasaba benim, bir yaprak gibi savrula savrula Silistre'ye kadar vardý. Burada ki görevi, Ali Paþa'nýn divan katipliði idi. Politik ve yöresel sorunlara iliþkin yazýlarý kaleme alýyor, idari ve resmi iþleri yürütüyordu.

Ebu bekir Kani Efendi, artýk bu bohemce hayatýna bir çeki düzen vermek, yaný baþýndaki Tuna Nehri gibi bir dinginlik, duraðanlýk katmak istiyordu. Yaþý kýrký bulan, saçlarýna aklar düþen Kani, yaþlandýðýný düþünerek gençliðinin ardýndan aðýtlar yakmaya baþladý. Kalbi de boþtu,yuvasý da.. Daha evlenmemiþ, aþk ateþi ile yanýp durulanmamýþtý.

Kalbinde eksik kalan sevgiyi tamamlamanýn çarelerini aramaya baþlayan Kani, Ali Paþa'nýn Ýstanbul'a dönemsi üzerine, Ulah beylerinden Voyvoda Alekxander'in özel sekreteri ve tercümaný olarak göreve baþlamýþtý. Bir gün Ebubekir Efendi, nazlý nazlý akan Tuna kýyýlarýnda dolaþýrken çamaþýr yýkayýp, hayvanlarýný otlatan bir Rum dilbere rastlar ve aklý baþýndan gider, yanýna yaklaþýr. Kalbi duracak gibidir.
Eli ayaðaýna dolaþan Kani Efendi, iþini bitirip yola çýkan bu güzelin hýzla arkasýndan koþar. Niyetinin kötü olmadýðýný söyleyip konuþmak isterse de umduðunu bulamaz. Kýz tanýmadýðý ve hiç görmediði bu insan karþýsýnda ürperir.

Nihayet çareyi yürümekte olduklarý tozlu yolun en dar yerinde boylu boyunca yatmakta bulan Ebubekir Kani;"Ya çiðneyip geçersin,ya selamýmý alýrsýn"der.
Kýzýn ,"Baþýndan utanmýyorsan yaþýndan utan, benim yaþýmda kýzýn olur"demesi üzerine Kani,"Hakikaten evlensem senin yaþýnda kýzým olurdu, lakin senin gibisini bulamazdým. Þimdi ise aradýðýmý buldum. Hilal kaþlým, selvi boylum, aþkýný istiyorum"cevabýný verir. Kýz:
-Aradýðýn bende deðildir, varasýn yoluna gidesin, derse de, Kani Efendiye laf anlatamaz.

Bir çeyrek saat kadar süren yolculuklarýnda Ebubekir Kani, nihayet kendini kontrol edebilmiþ, þairane ve zengin hayaller ile kýzýn kalbini yumþatmayý baþarmýþ ama ne adýný, ne de kim olduðunu öðrenebilmiþti. Kýz önde, Kani arkada, yürüyorlardý. Rum kýzý, kendisinin takip edilmesinden gizli bir haz da duymuyor deðildi...
Ebubekir Kani, kýzý kiliseye kadar takip etmiþti. Bu takip sonunda onun, Rahip Petraki'nin kýzý olduðunu öðrendi. Kani'nin tanýdýðý Rahip Petraki, bir yýl evvel Limni'den özel davet ile buraya getirilmiþ saygýn bir rahipti ve kasabanýn Hristiyan cemaati onun etkili vaazlarýna tutku derecesinde baðlý idi.

Kani'nin aklý fikri Rum dilberindeydi. Yemeden içmeden kesildi; uykudan çalýþmadan arýndý. Gönlüne laf anlatamýyordu bir türlü. Günlerdir, adýný bilmediði ve kimseciklere soramadýðý Rum kýzýnýn yolunu gözlüyor, gece hayallerine sarýlarak acý çekiyordu. Aþk derdinden sararýp solmuþtu. Günlerce bakýþlarýný köþe baþlarýna zincirleyip beklemiþ ama sevgiliyi görememiþti. Bu arada onun, on yaþlarýnda erkek kardeþini tanýmýþ ve adýnýn Týryandafil olduðunu öðrenmiþti. Meçhul sevgiliye de kardeþinin adýna izafen Tiryandafila adýný vermiþti.

Tiryandafila'nýn hasretiyle cayýr cayýr yanan Ebubekir Kani her gece yeni bir gazel yazýyordu.
"Kaniya raz-ý dili açmak olur dildara,
Korkumuz natýka esrarýmýza mahrem olur."

derken kimseciklere söyleyemediði aþký, büyüdükçe saklamak daha da zorlaþýyordu.

Silistre Kalesi'nin burçlarýndan gün batýmýný seyreden , Tuna'nýn durgun sularýnda hayaller gören, akþam saatlerinde cýrcýr böcekleriyle konuþmaya çalýþan Kani, gönlünde tutuþan ateþi söndürmek için daha fazla bekleyemedi, kýzý babasýndan istemeya karar verdi. Kilisenin yolunu tuttu. Rahip Petraki'ye halini anlattý:
-Ýþte kapýnýzda baðlý kulunuzum. Ýster içeride, ister dýþarýda tutarsýnýz ama zincire taktýðým kilidin anahtarý hiçbir zaman olmadý. Beni ondan kurtaracak irade sizin elinizdedir. Kýzýnýza ALLAH'ýn emri, iki Peygamberin kavli üzere talibim. Muhammed adýna deðilse Ýsa adýna, onu sizden helalliðe istiyorum. Ali Paþa'nýn mektupçusu Ebubekir Kani, dedikleri avare aþýk benim...
Kani, daha sonra sözlerini, gözlerinin içine baktýðý Rum dilbere çevirerek Rahip babasýnýn þaþkýn bakýþlarý arasýnda devam etti:
-Tam kýrk gün önce görmüþtüm sizi ve aþkým bu gece pervanenin kanatlarýnda kemale erdi. Beni kabul ederseniz ALLAH adýna, büyük elçileri adýna, elimden gelen bütün güzellikleri yegane sermayem olan þu inci taneleri gibi ayaðýnýza serpmeye, bütün þiir dizelerimi sizin muhteþem güzelliðiniz için dizmeye yemin ederim...

Kani efendi bu sözleri söylerken, kuþaðýndaki küçük bir keseden çýkardýðý  bir avuç inci, kilisenin taþlýk yolunda, genç kýzýn ayaklarýna doðru akmaktaydý.
Rahip Petraki, kýzýný vermeye yanaþmamýþ, bu durum dört uzun yýl sürüp gitmiþti. Bu zaman zarfýnda Rum dilberde Kani'yi sevmiþ, birbirlerine Türkçe-Yunanca mektuplar yazmaya baþlamýþlardý. Dördüncü yýlda Rahip Petraki, halkýn ayýplamalarýndan ve kýzý hakkýnda çýkarýlan dedikodulardan býkmýþ, kýzýný Kani'ye vermeye razý olmuþtu. Fakat þartý çok aðýrdý: Kani, Hristiyanlýðý kabul edip vaftiz olacaktý.
Petraki'nin teklifi üzerine kendinden geçen, rahibin bir din adamý gibi deðil de, bir zalim gibi davranmasýna içerleyen, biraz da kýzýn gönlünü kazanmýþ olmanýn verdiði güvenden güç alan Ebubekir Efendi, o ünlü sözünü patlattý:
-Ýnsaf eyle Petraki Efendi; kýrk yýllýk Kani, olur mu Yani....

Dört yýlýn sonunda Petraki, adeta kýzýný kaçýrýrcasýna Limni'ye göndermeye karar verir. O gün kýz, kiliseden kaçýp Kani'nin evine gelir, iki aþýk ilk defa bir çatýnýn altýnda baþbaþa kalýrlar. Ortaya bir Kur'an, bir Ýncil, bir kýlýç, bir Paskalya somunu ve bir avuç tuz koyarak el basýp ömür boyu birbirlerini sevmeye yemin ederler. Nefesleri o gece birbirlerine karýþýr.

Sevgilisi Limni'ye uçurulan Ebubekir Kani, Silistre'de çok kalmaz, o da mahkumlarý taþýyan kalyonla Limni'ye gelir. Halk merak ve heyecanla gemiyi karþýlamak için iskeleye koþuþur. Ýçlerinde rahibe olan Despina Anne de vardýr. Gemiden en son çýkan Kani, Despina'nýn yüzünü görür görmez sesi titrer, gözleir kararýr, buzlarýn üstüne yýðýlýr kalýr. Despina, onun buzlar üstüne yýðýlan bedenini kavrar, baþýný buzlardan kaldýrýp elleri arasýna alýr. Gözlerinden süzülen sýcak yaþlar da Kani Efendiyi kendine getiremez. Despina, çýðlýklar atarak yardým ister. Caminin misafir odasýna getirilen Kani, sabaha kadar kendine gelemez.
Despina'nýn kucaðýnda yatan Ebubekir Kani, sabahýn ilk ýþýklarýyla kendine gelirken kýzýn nefesi kesilmeye, kalbi çýkarcasýna çarpmaya baþlar. Despina, yakacak odun bulamayýnca ocak sönmüþ, Kani'nin donmamasý için bedeninin sýcaklýðýný ona vermeye çalýþmýþtýr. Onsekiz yaþýnda bir genç kýz iken yapamadýðýný, þimdi kýrkýný aþmýþ bir rahibe olarak yapmaktan hem gurur hem de haz duymaktadýr.

Gecenin ayazýna aldýrmadan, parmaklarýnýn hissetmeyecek derecede üþüdüðünü bilmeden, nemli gözlerini hiç kýrpmadan, sabahýn ilk ýþýklarýna ulaþan Ebubekir Kani'yi kurtaran Despina, kendisini kurtaramaz, hayata veda eder.

Çýðlýklarý ayyuka çýkan, ne yapacaðýný bilmeyen Ebubekir Kani Efendi, Limni'de kaldýðý iki yýl boyunca her gün bir türlü unutamadýðý Despina'sýnýn mezarýnýn baþýnda dua eder. Ýstanbul'a döneceði gün, kýrk inciyle birlikte sevgilisinin kýrk tel saçýný mezarýnýn baþýna gömer.

Despina'nýn mezarý Limni'de , Azize Beatrice gibi hürmetle ziyaret edildi, genç aþýklar taþ üzerine mumlar dikerek adaklar adadýlar.
Ebubekir Kani, Limni'den geldikten altý ay sonra Ýstanbul'da öldü ve Eyüp Sultan kabristanýna gömüldü.
Ebubekir Kani, þair ve yazar olarak unutuldu ama "Kýrk yýllýk Kani, olur mu Yani" sözü o gün bugündür, Türkçe bir darbýmesel olarak dilerde yaþýyor.


Muammer Yýlmaz-Tarihi Aþklar ve Aþk Mektuplarý kitabýndan alýntý.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Ynt: kýrk yýllýk Kâni, olur mu Yani....
« Yanıtla #1 : 21 Haziran 2010, 20:14:46 »
gerçekten güzel bir hikâyeymiþ... biz "pabucu dama atýnca!", "madem þu deyimlere el atmýþken bir de, "kýrk yýllýk kâni, olur mu yani"ye de bi bak demiþti abisi...
çok eskilerde bir sitede yazarken tiryandafila nickiyle yazan bir haným kardeþimiz vardý. hep merak etmiþtim niye bu ismi almýþ olabilir diye... bu arada bu merakýmý da bugün gidermiþ oldum. bu trajik hikâyeyi okurken tiryandafilayý da tanýmýþ olduk... teþekkürler "ilham perisi", vesile olduðun için...

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: kýrk yýllýk Kâni, olur mu Yani....
« Yanıtla #2 : 22 Haziran 2010, 01:03:36 »


Ýlham perisi “emanetim” oluyor hocam..
Geçtiðimiz hafta bu sýk kullanýlan sözün hikayesini  öðretti sevdiðim sað olsun..

Emek verdiðiniz için sizde sað olun hocam..


Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Ynt: kýrk yýllýk Kâni, olur mu Yani....
« Yanıtla #3 : 22 Haziran 2010, 07:13:32 »

Ýlham perisi “emanetim” oluyor hocam..

þimdi anlaþýldý!
bende merak edip durmuþtum, yav nereden sardý bu kýrk yýllýk kâni, yani hikayesine diye...
hay aksi yav, unutuvermiþim bizim tiryandafilayý!
ilham kaynaðýnýz bayaðý saðlam ama ha!
da,
bu ilhamlarý her ne hikmetse dolaylý yansýyor bizim mýntýkalara hep! ;))))

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: kýrk yýllýk Kâni, olur mu Yani....
« Yanıtla #4 : 23 Haziran 2010, 00:40:47 »

Birgün ondan dinlersiniz inþaALLAH hocam, bu hikayenin aslýný..Çünkü hikaye kýssaca anlatýlmýþ detaylarý daha güzel..
Nerden biliyorum acaba..?

"Gerçi aþk hikayeleri beni sýkar..ama anlatan sevdiðinse güzel geldi ALLAH için :))"