• 12 Temmuz 2020, 23:04:34

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Mükemmel Çocuk Yetiþtirmenin Üç Altýn Kuralý  (Okunma sayısı 446 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Mükemmel Çocuk Yetiþtirmenin Üç Altýn Kuralý
« : 29 Haziran 2010, 00:40:05 »
BAÞLIK DÝKKATÝNÝZÝ ÇEKTÝ ve yazýyý okumaya baþladýnýz deðil mi? Ýstediðim de buydu zaten. Yoksa ne mükemmel çocuk yetiþtirmenin sadece birkaç kuralý vardýr ve hatta ne de mükemmel çocuðun tarifi. Ama maalesef orada burada buna benzer baþlýklarla yazýlmýþ “mucizevi” reçeteler okuruz sýk sýk.

Saðlam bir dünya görüþü olmayan Batý medeniyetinin zavallý pedagog ve psikologlarý dipsiz kuyuya ipsiz inerek ortalama on yýlda bir deðiþen fikirlerle ana-babalara yeni yeni reçeteler sunarlar. Hepsini de “Doðrusu budur, böyle davranýn, çocuðunuz mükemmel yetiþsin” diye pazarlarlar hep.

Freud’dan hayli etkilenen 68 kuþaðýnýn eðitimcileri “Çocuðu serbest býrakýn, her istediðini yapsýn, hevesi kalmasýn, hiç azarlamayýn, sadece sevgi verin” diye diye günümüzün serseri ruhlu, sabýrsýz, sorumsuz ve ahlaksýz neslini yetiþtirdiler elbirliði ile. Þimdilerde ise daha farklý sesler yükseliyor o taraflardan: “Çocuða beklentilerinizi ve görevlerini söyleyin, hata yaparsa ceza verin, hatta hafifçe dövebilirsiniz bile.”

Biz Müslümanlar ise Kur’an ve hadisler ýþýðýnda nasýl çocuk yetiþtirmek gerektiðini aslýnda biliyor olmamýz gerekirken, maalesef bu kaynaklara da yüz çevirdiðimiz için “iki cami arasýnda bînamaz” kalmýþ durumdayýz uzun zamandýr. Ve en dindar ailelerden bile “Çocuðumuza nasýl davranalým?” sorularý yükseliyor.

Ben de üç çocuk babasý olduðumdan, son zamanlarda çocuk eðitimine dair ipuçlarý toplamakla meþgulüm. Ýþte bu yazýda çocuk yetiþtirmekte dikkat etmemiz gereken bazý temel prensipleri aktarmaya çalýþacaðým.

Kendini ýslah edemeyen baþkasýný ýslah edemez

Önce kendinizi düzeltin. Kendini ýslah etmeyen baþkasýný hiç ýslah edemez tabii ki. Ýfsat eder hatta iyilik zannýyla.

Bir aile tanýyorum. Çocuklarý pýrýl pýrýl, ahlâklý gençler olarak yetiþtiler. Özel bir çocuk yetiþtirme eðitimi almadýklarýný biliyorum.

Evlerine misafir olduðum bir gün “Nasýl böyle mükemmel çocuklar yetiþtirdiniz” diyecek oldum. Ama demedim. Zira o kadar açýktý ki her þey.

Baba samimi ve tutarlý bir dindar, anne þefkatli ve temiz huylu bir fedakar. Evleri sade döþenmiþ bir “dershane” gibi. TV genellikle kapalý. Sohbetler ALLAH için. Yalan yok, dedikodu yok. Nasýl çocuklar çýkabilirdi ki böyle bir evden zaten?

“Armut dibine düþer”, “üzüm üzüme baka baka kararýr”, “anasýna bak kýzýný al” sözleri boþuna söylenmemiþ tabii ki.

Bir psikiyatrist olduðumdan, bana sýk sýk çocuklarýný getirir aileler. “Bu çocuk bir garip davranýyor nedense? Bir tedavi etseniz.” Hiç istisnasý yok gibidir; “odama çocuk girer ve çýkar ama aile girer ve kalýr.” Hemen daima ailededir esas problem. Anne-babanýn bir yýðýn hatalarý, kompleksleri, hatta psikiyatrik rahatsýzlýklarý vardýr. Ama onlar bunlarý görmez, çocuktaki problemleri öne sürerler. Sanki o çocuk o evde yetiþmemiþtir de, uzaydan gelmiþtir. “O kadar da gayret ettik ki, neden böyle oldu bu çocuk bilmem?” havasý vardýr genellikle. Ama biz aileyi terapiye alýrýz. Çocuk da toparlar ardýndan doðal olarak.

O yüzden “önce kendimize bakalým” diyorum.

Temel güvenli olmalý

Bir evin en önemli kýsmý temeli olduðu gibi, bir çocuðun ruhsal geliþiminde en önemli dönem de ilk yýllardýr. Çocuðun zekasýnýn % 80’ i ilk 7-8 yýlda geliþtiði gibi, kiþilik de büyük ölçüde bu dönemde oturur. Hele ilk 2 yýl çok önemlidir ve “temel güven duygusu”nun oluþtuðu dönemdir.

Bu dönemde çocuðun en önemli ihtiyacý sürekli ve tutarlý bir sevgidir. En yýpratýcý þey ise “anne figürü”nün sürekli deðiþmesidir. Çocuðunuz isterse bir bakýcý tarafýndan büyütülsün, yeter ki süreklilik olsun. Sürekli deðiþen kiþilerce bakýlan bebeklerde ileri yýllarda çevreye güvensizlik, içe kapanma gibi özellikler geliþebilir. Sebebini anlayamadýðýmýz baðýmlýlýk, hýrçýnlýk, þüphecilik gibi karakter özelliklerinin temeli o ilk yýllardaki “hatýrlayamadýðýmýz hatýralar”dýr genellikle.

Nitekim Filipinlerde yapýlan bir saha araþtýrmasý, ilk yaþlarýnda mutlak ilgi ve sevgi ile yetiþen çocuklarýn ileride çok daha huzurlu insanlar olduklarýný göstermiþtir.

Çocuðunuzun bilinçli olmadýðý o ilk yýllar aslýnda bilinçaltý’nýn þekillendiði en önemli yýllardýr, unutmayýn.

Cennetteki gazoz nehirleri

Çocuða hayatýn, ölümün, varlýðýn anlamýna dair temel bilgileri verin.

Çocuðunuz 3-5 yaþýndan itibaren çevresinin ve dünyanýn farkýna vardýðýnda ve “neden, nasýl” sorularý baþladýðýnda sizden her konuda, özellikle de varlýðýn ve ölümün anlamýna dair açýklamalar isteyecektir. “Anne sen de ölecek misin? Ölünce ne olur? Baba, ALLAH nerdedir?” gibi sorular peþ peþe gelir bu dönemden itibaren. Siz de cevap verin tüm sorularýna, onun anlayacaðý dilde. Unutmayýn, öðrenmeye hazýr olmasalar sormazlar zaten. “Bu yaþta ALLAH’ý, ölümü, ahireti anlatmak erken” deyip kaçamak cevap veren ailelerin çocuklarýnda çok çeþitli ve sebepsiz korkular görülebilir. Cevabý alýnamamýþ her soru o minik beyinlerde kývrým kývrým þüphe ve problemler doðurabilir.

Hiç unutmam, küçüklüðümde anneme sormuþtum:

- “Anne biz ölünce ne olacaðýz?”

- “Cennete gideceðiz yavrum.”

- “Tamam da, ondan sonra ne olacak? Yani Cennette ne kadar yaþayacaðýz?”

Annem “bu çocuk bu yaþta sonsuzluktan anlamaz her halde; uzun bir zaman söyleyeyim de rahat etsin” diye düþünmüþ olsa gerek ki,

- “1000 yýl yaþayacaðýz yavrum” demiþti.

O kadar üzülmüþtüm ki.

“Ýster 10 yýl, ister 1000 yýl, sonuçta yok olacaksak ne anlamý var? Ben sonsuzluk istiyorum, yok olmak istemiyorum” demiþti o küçücük zihnim bile. Siz anlatýn çocuklarýnýza bildiklerinizi. ALLAH’ý, Kur’an’ý, ahireti. Özellikle de melekleri unutmayýn. Kendilerini koruyan, kollayan, her yerde bulunan görünmez varlýklara inanmak, “öcülerden”, çizgi filmlerdeki hayali canavarlardan korkan ruhlarýna ilaç gibi gelecektir.

Peygamberimizin ve Ýslam büyüklerinin hayatýný anlatmak da çok önemlidir. Zira büyüyen bir fidan gibi olan çocuk ruhu kendisine örnek alacaðý mükemmel kiþiler arar. Siz o zatlarý çocuðunuzun hayallerine ideal olarak kazýmazsanýz, çocuðunuz “Pokemon eðiticisi” veya “Zeyna” gibi olmayý kendine ideal seçebilir.

Ancak dini eðitim verirken abartýlý bir zorlamaya kaçmamak da þarttýr.

Çocuða onun hoþuna gidecek örneklerle bezeli biçim

*****

Babam beni anlar mý?

Çocuðun seviyesine inin. Unutmayýn ki, o eriþkin olmadý ama siz çocuk oldunuz. Onun yaþlarýnda neler yaþadýðýnýzý, hissettiðinizi hatýrlayýp ona daha iyi yaklaþabilirsiniz. Yoksa çocuðunuz sizi “anlamadýðý bir dilden konuþan yabancý bir rehber” gibi görebilir.

Bunun en sýk rastladýðým bir örneði, his ve fikirlerini paylaþmayan çocuklardýr. Çocuk bir yýðýn sorun yaþamakta, içini þüphe ve korkular kemirmektedir ama ailesine hiçbir þey anlatmamaktadýr. Çünkü anne-babanýn tüm yaptýðý, “evladým, bir derdin varsa anlat” demekten ibarettir. Oysa çocuk “Onlar büyük ve olgun. Benim korkularýmý anlamazlar her halde.” diye düþünebilir ve hislerini paylaþmaz.

Okula gitmek istemeyen bir çocuk getirilmiþti bana. Ailesine hiçbir sebep söylemiyordu. Ben çocuða önce, onun yaþýnda iken okulla ilgili yaþadýðým kendi tedirginliklerimi anlattým. Karanlýk okul yolu, çocuk kaçýran çingene söylentileri vs. derken çocuk, “saçmalama amca, ben onlardan korkmuyorum, sadece bir arkadaþým beni dövüyor” deyiverdi. Sebep anlaþýlmýþtý.

Siz de zaman zaman kendinizi onun yerine koyun, kendi çocukluðunuzu da hatýrlayýp neler hissettiðini tahmin etmeye çalýþýn ve mümkün mertebe onun dilinden konuþarak duygularýný paylaþýn. Siz bir adým atarsanýz o koþarak gelecektir.

Siz onu anlamaya çalýþmazsanýz o sizi nasýl anlasýn?

“Dar daire”ye vakit ayýrýn.

“Yata yata büyüyen” karpuz bile bakým ister.

Sizin vasýtanýzla dünyaya getirilmiþ ve her þeyi öðrenmeye muhtaç, nazik, hassas o masum yavrularýn günde 1-2 saat ilginize hakký yok mudur? “Meyvenin 4. meselesi”nde geçen “dar daire”lerin en ehemmiyetli olanlarýndan biri aile deðil midir? Falan futbolcunun ayakkabý numarasýný bilip kendi çocuðununkini bilmemek, Baþbakan’ýn konuþmalarýnda hastalýk iþaretleri ararken kendi çocuðunun sözlerini yarým kulakla dinlemek komik kaçmýyor mu? Hatta sevgili Metin Karabaþoðlu’nun bir yazýsýnda dediði gibi, soru soran çocuðuna “lütfen beni rahatsýz etme, kitap yazýyorum” demek bile (iþin içinde hizmet olsa dahi) hata deðil midir?

Mumlardan örnek vermeyin lütfen, güneþ dibine de ýþýk veriyor.

Þefkat damarýný yanlýþ yerde kullanmayýn.


ALLAH’ýn rahmetinden fazla rahmet edilmez. “Aman çocuk zahmete girmesin, aman üzülmesin, aðlamasýn” diye diye onu davranýþlarýnda tümden serbest býrakmak, ona iyilik deðil kötülük etmektir.

Meselâ okul çaðýna gelen çocuða namaz kýlmayý öðretmek, 10 yaþýnda ise namaz kýlmazsa cezalandýrmak dinimizde var. Kaçýmýz yapýyoruz acaba, merak ediyorum.

“Kendinizi ve ailenizi ateþten koruyun” mealindeki ayet nazil olduðunda sahabeler Resulullah’a asm sormuþlar:

“Ya Resulullah, biz ALLAH’ýn emirlerini yapýp yasaklarýndan sakýnarak kendimizi ateþten koruyabiliriz. Ama aile ve çocuklarýmýzý nasýl koruruz?”

“ALLAH’ýn size emrettiklerini siz de onlara emredin, ALLAH’ýn size yasakladýklarýný siz de onlara yasaklayýn” buyurmuþlar.

Özellikle bazý hanýmlarýn, kendileri örtülü olduklarý halde kýzlarýný süslü ve açýk kýyafetlerle büyüttüklerini, kendileri umumi yerlerde denize girmedikleri halde çocuklarýný “daha küçük o” diye plajlara saldýklarýný çok görüyoruz. Küçüklüðünde tesettür ve iffet konusunda saðlam temel kuramamýþ bu çocuklarýn ileride nasýl bir çizgide yaþayacaklarý muhakkak ki þüphelidir.

Böyle davranan ailelerin bazýlarý da “biz de küçükken böyleydik, sonra toparlandýk” derler. Ne kadar toparlanmýþlardýr acaba? Ya da daha saðlam bir terbiye almýþ olsalardý kim bilir nasýl olabilirlerdi?

Unutmayýn ki eðitimin temel prensibi doðrularý yapmaktýr, tüm yanlýþlarý denemek deðil.

Bir çok aileden de ahlaký bozucu yayýn yapan tv’leri kendileri seyretmemekle beraber çocuklarýna yasaklayamadýklarý þikayeti duyarým. Sebep çocuðun sevdiði dizi için aðlayýp sýzlanmasýdýr çoklukla. “Ben Ruhsar’ý çok seviyorum.”

Bakýn; çocuk aðlar, sýzlar her zaman. Sizi test eder hep. Geri adým attýnýz mý da, o konu “kazanýlmýþ hak” olur artýk. Oysa çocuklarýn ruhsal yapýlarý psikoloji tabiriyle “plastiktir”. Siz saðlam durursanýz çocuk kendini size uydurur, merak etmeyin. Kaldý ki bugün birkaç saat aðlamasýn derken, ileride hem onun hem kendinizin piþmanlýkla yýllarca aðlamasýna zemin hazýrlamýþ olursunuz.

Eþinizle tutarlý olun.

En kötü ruhsal hastalýk olan þizofreninin oluþma sebeplerinden biri de anne-babanýn çocuða verdiði mesajlar arasýnda tutarsýzlýk olmasýdýr. Ayný konuda biri bir þey söyler, diðeri baþka þey. Ayný olayda biri bir türlü davranýr, diðeri baþka türlü. Sonuç: Zihin bölünmesidir. O yüzden eþler önce kendi aralarýnda konuþup belli prensiplerde anlaþmalýdýrlar. Çocuk hangi durumda nasýl bir tavýrla karþýlaþacaðýný bilmelidir.

Buradan da hissedilir ki, aslýnda iyi çocuk yetiþtirmek için önce uyumlu bir evlilik yapmak lazýmdýr.

Vazifenizi yapýn, ALLAH’ýn vazifesine karýþmayýn.

Malesef çoðumuz çocuklarýmýza verdiðimiz emeðin karþýlýðýný nerdeyse zorla alma hevesindeyiz. “Ýlla ki þöyle olmalýsýn.” Aslýnda unutmamak lazým ki, o çocuk bizim malýmýz deðildir. Biz sadece ona hizmetle görevlendirilmiþiz.

Eðer üstümüze düþeni layýkýyla yapmýþsak ötesi ALLAH’ýn takdiridir. Aksi halde aþýrý zorlamalar ters tepebilir ve çocuðun iyice zýt bir çizgiye girmesine yol açabilir. Biz de gereksiz derecede strese girip iyice yanlýþ davranmaya baþlarýz. “Ben sana bildiðimce doðrularý gösterdim, artýk seçim senin” demek lazýmdýr, hele ergenlik çaðýnda.

Zaten bizim tüm bu önerdiklerimiz sadece sebeplerdir. Biz ALLAH rýzasý ve çocuðumuzun iyiliði için bu sebeplere elimizden geldiðince müracaat ederiz ama sonucuna karýþmayýz. Zira ALLAH isterse Peygamber çocuðu hayýrsýz olabileceði gibi, öksüz-yetim kalmýþ, hatta Firavun’un sarayýnda büyümüþ çocuklar da en büyük Peygamberler olabilir.

O yüzden son olarak diyorum ki:

Çocuklarýnýz için dua edin.…



Dr. Yusuf Karaçay
« Son Düzenleme: 29 Haziran 2010, 00:46:53 Gönderen: |MiM| »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?