• 11 Temmuz 2020, 07:18:44

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Haremin Derin Dünyasý  (Okunma sayısı 515 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ümit

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 213
  • Teþekkür 13
  • Ümid etmek bizim neyimize, tek umut ALLAH iken...
Haremin Derin Dünyasý
« : 06 Temmuz 2010, 20:31:26 »
Son günlerde kocasý II. Abdülhamidin kaygýlý ve sýkýntýlý olduðu gözünden kaçmamýþtý Fatma Pesend Sultanýn. Hükümdar daha az konuþuyor daha az gülüyor daha az yiyordu. Dudaðýný bükerek Var bu iþin içinde bir þey ama... diye geçirdi derinlerinden. Yegâne kýzýnýn babasý gözü gibi baktýðý hünkâr hazretlerinin baþý her zaman yeterince dertteydi ya bu seferki daha bir farklý olmalýydý. Ýyi ama neydi Sultan II. Abdülhamidi bunca geren olay? Öðrenmeye kararlýydý Fatma Pesend Sultan; lakin nasýl öðrenecek konuya nereden giriþ yapacaktý?

Müsait bir vaktini kollamaya baþladý o günden sonra. Geç vakit Mâbeynden yani daireden dönüþünü bekledi Hünkârýn. Yorgun argýn Harem dairesine girdiðinde onu güler yüzle karþýlamaya çýktý. Ancak kendisini fark ettiremedi. Kocasý yemeðini alelacele yedikten sonra bu kez haremdeki çalýþma odasýna geçmiþ ve orada yalnýz baþýna kalmýþtý. Kâhyasý kahvesini söylemeye çýkmýþ oda bir an için boþalmýþtý. Huzura girmek için müsaade istedi Fatma Sultan. Müsaade hemen gelmiþti.

Ýþte masasýnda oturmuþ yine dalgýn yine düþüncelere yelken açmýþtý kocasý. Onu daldýðý kuyudan çýkarmak istemedi ya bu haline de uzun süre dayanamadý. Kendisini fark ettirmek için önündeki uzun masayý hafifçe týklattý. Çalýþma masasýndaki dalgýn fesli baþ onu ancak o zaman fark etti. Sakallý çehre onu görünce elinde olmadan gülümsedi.

Geliniz buraya dedi kendisine. Halini hatýrýný sordu yine sizli hitaplarla. Kimseye sen diye hitap ettiðini duyan olmamýþtý daha. Evlatlarýna dahi siz diye hitap eder ve sizli konuþmaya teþvik ederdi etrafýný. Bunun insan iliþkilerine bir ciddiyet bir vakar kattýðýný düþünürdü.

Geliniz buraya sözü Fatma Pesend Sultaný uçurmuþtu adeta kocasýnýn yanýna. Biraz sonra kapýnýn çalýndýðý duyuldu; kahvesi gelmiþti. Ýki fincan vardý zarif tepside bir de aðzýndan buhar tüten cezve. Hizmetkâr ilk fincaný kahveyle doldurup saygýyla kenara çekildi efendisinin içmesini beklemeye durdu. Biraz sonra fincanýn boþaldýðýný anlayýnca bu defa temiz fincana doldurdu ikinci kahveyi. Ýlk yudumu çekerken Abdülhamid Han göz ucuyla hizmetkâra baktý. Kaþýyla kendilerini yalnýz býrakmasýný iþaret etti ona. Çekildi saygýyla hizmetkâr. Artýk baþ baþa idiler.

Padiþah bir arzusu olup olmadýðýný sordu genç eþinden. Saðlýðýnýzý dilerim haþmetmeâb diyebildi Fatma Sultan. Dili dolaþmamýþtý sevindi buna. Lakin... nasýl söylesem? dedi son günlerde sizi daha ziyade endiþeli görüyorum. Sanki sizi üzen bir þeyler var. Öðrenmemizde mahzur yoksa... Lütfen merakýmý mazur görünüz.

Önce bir þey olmadýðýný söyleyerek onu geçiþtirmeye çalýþtý Abdülhamid Han. Ancak eþinin ýsrarlarý karþýsýnda anlatmak zorunda kaldý olan bitenleri bir bir...

1901 yýlýnda Ýstanbuldayýz. Soðuk bir Kasým ayýnda...
Fransýzlar Osmanlý Devletinin vaktiyle Lorando ve Tübini adlý iki bankerden aldýðý ve bir türlü ödeyemediði 500 bin altýn tutarýndaki borca karþýlýk Osmanlý hakimiyetindeki Midilli adasýnýn postanesini iþgal etmiþlerdi. Borç ödenene kadar da adadan çýkmayacaklardý. Ýþin garibi bu borcu tam çeyrek asýr önce daha kendisi tahta çýkmadan evvel amcasý Abdülazizi tahttan indirmek için Mithat Paþa ile Serasker Hüseyin Avni Paþa almýþtý. Ve Sultan Abdülazizi öldürmeye kadar giden bu sefil darbenin finasmaný için kullanýlan parayý ödemek içinden gelmemiþti bir türlü Abdülhamid Hanýn. Ama iþte borç kapýya dayanmýþtý. Ödemesi gerekiyordu ama nasýl?

Meðer bunun içinmiþ bütün o üzüntülü geceleri... Hay ALLAH!
Devlet ya Fransayla savaþý göze alacak ya da borcunu kuzu kuzu ödeyecekti. Hazinede yeterli para yoktu ve iþin kötüsü bu haksýz iþgalle Devlet-i Aliye cümle alemin diline düþmüþtü. Osmanlýnýn parasý suyunu çekmiþ deniliyordu kulislerde. Kredi musluklarýnýn kapanmasý ve zar zor döndürülen hazine çarkýnýn tamamen durmasý an meselesiydi.

Fatma Pesend Sultan iþin ucunun paraya dayandýðýný anlayýnca biraz rahatlamýþtý. Söze Biz bir aile deðil miyiz? diye baþladý. Devam etti sonra: Ailelerde dertler de saadetler kadar ortak deðil midir?

Hünkâr eþinin lafý nereye getireceðini anlamýþtý sanki. Konuþmasýný kesmek istedi ama Fatma Sultan üsteledi: Babamdan biraz miras kalmýþtý. Onlarý satýp sýkýntýnýza sebep olan paranýn hiç deðilse bir kýsmýný ben ödemek istiyorum.

Bir Osmanlý Padiþahý bunu asla kabul edemezdi. Çünkü geri ödeyip ödeyemeyeceðinden emin deðildi borç alacaðý parayý. Üzülerek kabul edemeyeceðini söyledi. Ama eþi yine ýsrarcý hatta inatçý çýktý. Bunu borç olarak deðil sadece kendisinin devlete olan borcunu ödemek için veriyordu. Bu devlete benim borcum yok mu sanýyorsunuz? Onu geri isteyen kim?
Padiþah ziyadesiyle duygulanmýþtý ama yine de kabul etmek istemiyor þahsi bir parayý devlet iþine karýþtýrmak istemiyordu.
Bakýnýz Pesend Sultan dedi çok gençsiniz! Önünde uzun yýllar var. Benim fazla miras býrakacak durumda olmadýðýmý biliyor olmalýsýnýz. Hayatýn bin bir cilvesi vardýr. Sanki 7-8 yýl sonra olacaklarý tahmin ediyormuþ gibi Yarýn neler olacaðýný biliyor muyuz? Alamam bu parayý dedi.

Laf geleceðe dönünce Fatma Pesend Sultan iyice coþmuþtu. Kendi malý devletin deðil miydi sanki? Saraya girerken varlýðýný devlete adamaya gelmemiþ miydi? Tutalým ki dedi her þeyimizi kaybettik. Ben razýyým her þeye yine de.

Sultan Abdülhamid bir yandan vatan topraðý olan Midilliyi düþündü öbür yandan eþinin bu asil fedakârlýðýný. Bir avuç da olsa vatan topraðýný kurtarmak her þeyden önemli deðil miydi?
Naçar eþi Fatma Sultanýn teklifini kabul etmek zorundaydý. Etti de...

Genç kadýnýn ertesi günü baba evine yollanýp büyük bir meþin çanta ile geri döndüðü görüldü. Bir yandan da Dýþiþlerinde Fransýzlarla pazarlýklar baþlamýþ gecikme faizleriyle birlikte 750 bin altýna yükselen borç 502 bin altýna kadar düþürülmüþ sonuçta büyük kýsmý Fatma Sultandan gelen paralar sayesinde bir vatan parçasý daha kurtarýlmýþtý.
Ýþte böyle aziz okur!

Harem bir zevk ve safa yerinden ibaret deðil vatan topraðýný kendi varlýðýnýn önünde tutan kadýnlarýn da yaþadýðý bir sosyal birimdi. Fatma Pesend Sultanýn babasýndan miras kalan bütün mal varlýðýný vataný uðruna gözünü kýrpmadan baðýþlamasý bunun soylu bir örneði deðil mi?
ALLAH var, problem yok!!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Ynt: Haremin Derin Dünyasý
« Yanıtla #1 : 07 Temmuz 2010, 01:08:14 »

Harem bir zevk ve safa yerinden ibaret deðil vatan topraðýný kendi varlýðýnýn önünde tutan kadýnlarýn da yaþadýðý bir sosyal birimdi. Fatma Pesend Sultanýn babasýndan miras kalan bütün mal varlýðýný vataný uðruna gözünü kýrpmadan baðýþlamasý bunun soylu bir örneði deðil mi?

ben bi yerde cennetmekân abdülhamit han'ýn eþi olarak müþfika sultan diye okumuþtum. onun da apayrý, destansý bir hikâyesi vardý. Rabbimden onlara bol rahmet diliyorum, mekanlarý cennet olsun inþaALLAH.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!