• 25 Şubat 2020, 12:57:14

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Ýngiliz Gazetecinin Müslüman Oluþu..  (Okunma sayısı 792 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ukde...

  • Ziyaretçi
Ýngiliz Gazetecinin Müslüman Oluþu..
« : 29 Temmuz 2010, 15:48:28 »



“Doðruluk, söz ve adalet kavramlarý vasýtasý ile Ýslam dininin içine girdim. Kendini bu dinin içinde bulmuþ, adalet ve eþitlik kavramlarýnýn özüne yolu düþmüþ insanlarýn varlýðýndan dolayý, Ýslam, Batýda büyüyen en büyük dindir.”


Yvonne Ridley’i tanýyalým.

Ýngiliz kadýn gazeteci Yvonne Ridley 23 Nisan 1959 yýlýnda Ýngiltere’de doðdu. Uzun ve baþarýlý meslek hayatý boyunca; Sunday Times, The Observer, Daily Mirror, The Independent ve Sunday Express gibi gazetelerde araþtýrmacý muhabir, gazeteci ve kýdemli basýn muhabiri olarak çalýþtý. Bununla beraber BBC, CNN ve ITN gibi televizyon kanallarýnda Ortadoðu konulu programlarda sunuculuk, yapýmcýlýk ve yorumculuk gibi görevler üstlendi.

Eylül 2001’de muhabir kimliðini gizleyip, ‘burka’ giyerek Afganistan’a girmesi hayatýnýn en önemli dönüm noktasýný oluþturuyor. Taliban tarafýndan yakalanan Ridley, on gün boyunca esir hayatý yaþadý. Esarette çok sýkýntýlý zamanlar geçirdi. Bu sýkýntý, kendi deyimiyle, þahsýndan kaynaklanan bir durumdu ve Taliban hiçbir þekilde kendisine baský uygulamamýþtý. Filistinli ilk kocasýndan olan kýzý Daisy’nin Tony Blair’e mektup yazmasý ve Afganistan’a “Doðum günüme kadar annemi serbest býrakýn!” çaðrýsý yapmasý üzerine dünya basýnýn gündemine oturdu. Bu zorlu süreç, Ridley’in gazetecilik anlayýþý ve hayatýnda köklü deðiþimlere yol açtý. Serbest býrakýlmasýna karþýlýk, Ýslam dinini ve Kur-an’ý önyargýsýz bir þekilde inceleyeceðine dair söz verince, özgürlüðüne kavuþtu.

Uzun araþtýrma ve incelemelerden sonra Müslüman oldu. Kur’an’ý Kerim’in kadýn ve aileye yönelik bakýþ açýsý, bu kararýnda etkili oldu. Kadýn haklarý savunuculuðunun yanýnda savaþ karþýtý görüþleriyle de biliniyor. Küresel bir barýþ eylemcisi olarak dünyanýn çeþitli bölgelerinde kadýn haklarý ve terörle mücadele konularýnda konferanslar verdi. Bayan Ridley, halen Ýslami medya kuruluþlarýnda program yapýmcýsý, sunucu ve yorumcu olarak gazetecilik mesleðini sürdürmektedir. Sosyalist bir siyasi duruþu olan Bayan Ridley son olarak, Ýngiltere’nin yeni sol partisi Respect’ten milletvekili adayý olmuþtu. Gazeteci, akademisyen, aktivist, yazar ve kadýn haklarý savunucusu olan Bayan Ridley, halen Londra’da yaþamaktadýr.


Bakýþ açýnýzý deðiþtiren, herkes tarafýndan bilinen, 2002 yýlýnda Afganistan’a gizlice gidiþiniz… Neden Afganistan’a gittiniz?

Afganistan’a yaklaþan savaþ öncesi, üstü örtülmeye ve gizlenmeye çalýþýlan Afgan halkýnýn umutlarýný ve korkularýný ortaya çýkarmak ve röportaj yapmak için gittim. Tarih Eylül 26, 2001 idi ve Sunday Express’teki bu göreve atanmam aniden, bir anda oldu ve iki gün sonra Taliban tarafýndan ülkeye þüpheli bir þekilde, casusluk þüphesi ile ve ülkeye yasadýþý pasaportsuz ve vizesiz girmek suçu ile yakalandým. Bu hayatýmýn dakikalar içinde deðiþmesiydi, fakat o zaman hayatýmýn ne denli deðiþtiðine ve bunun nasýl bir deneyim olduðuna dair hiçbir fikrim yoktu.

Orada ne tür deneyimleriniz oldu?

Taliban tarafýndan esir alýndýðým 10 gün boyunca çok korkmuþtum. Bush ve Blair tarafýndan yapýlan propagandalardaki gibi Taliban’ýn bir þeytan olduðunu, dünyadaki en gaddar, en vahþi rejime sahip olduðunu ve kadýnlardan nefret ettiklerini ve daha bunun gibi benzer þeyleri düþünmüþ, bana iþkence yapýlacaðýný ve ardýndan idam edileceðimi sanmýþtým.

Söylediðim gibi, bu deneyim büyük bir hayat deðiþimiydi, ayrýca bendeki korku beni adeta ele geçirmiþti, tutsaklýk esnasýnda hayalimde ürettiðim kökleþmiþ þüphe gardiyanýmýn bana güven verici hal ve tavýrlarýna raðmen tüm benliðimdeydi. Hala onlarýn beni kesinlikle öldüreceðine inanýyordum.

Sonuç olarak, gerçekten idam edileceðime inanmýþtým. Tersi bir reaksiyonda ben cehennemden gelen bir hükümlüydüm. Þöyle düþünmüþtüm, yerdeyken, sana birisi tokat attýðýnda, sen o tokat atan eli öpmezsin, sen de ayný þekilde kavga edersin! Bu çýlgýnca bir stratejiydi ve büyük olasýlýkla hapisteki esaretim sýrasýnda bu durumla cidden baþa çýkamamamdan dolayý oluþmuþ bir reaksiyondu.

Öðrendiðim diðer bir þey ise, benim batýlý kibirliliðim ve zihniyetimde cahilliðimden kaynaklanan Batý ve Doðu kültürlerinin ne kadar farklý olduðu idi. Ben Taliban’ýn yaptýðý her þeyi yanlýþ yorumlamýþtým. Örneðin onlarýn göz kontaðý kurmamasýný, güvenilmez olduklarýna ve beni öldüreceklerine yormuþtum. Fakat daha sonra gördüm ki, bu onlarýn saygý göstermek için yaptýklarý bir þeydi.

Ölüm cezasýný duyduðunuzda ne hissettiniz?

Açýkçasý hep huzursuzdum, ölüm cezasý ile ilgili kendimi çok huzursuz hissediyordum. Bütün bu deneyime ek olarak, muhtemelen en ilgi çekici aným ölüm korkumu yenmemdi. 10 gün boyunca, her sabah yüzleþtiðim þey bu benim son günüm mü korkusu ve her gece uyumaya giderken acaba bu benim son gecem mi düþüncesiydi. Bu duygu kýsa bir süre içinde yok oldu, sanki bir þok gibi bir darbe gibiydi, kendi kendime idam edileceðimi ve bununla ilgili yapacak hiç bir þeyim olmadýðýný düþündüm ve bununla yüzleþ artýk dedim.

Peki, bu olanlardan sonra ne oldu? Yani o yüzleþme nasýl bir þeydi? Çünkü bu sizin için çok önemli. Tüm hayatýnýzý etkileyen dönüm noktasýndan sonra nasýl bir hayat baþladý?

Hapishanede iken bir vaiz tarafýndan Müslümanlýða davet edildim. Kendisine, böyle önemli ve hayatýmý deðiþtirecek bir kararý hapishanede veremeyeceðimi lakin buradan çýkmama izin verirse, Londra’ya döndüðümde, Kur’an okuyacaðýmý ve Ýslam’ý araþtýracaðýmý söyledim. Gerçektende bu durumdan kurtulmak için ona her ne konuda olursa olsun söz verirdim, bu sözümü de serbest býrakýldýktan sonra tutardým, diðer tutuklular orada iken, ben sözümü tuttum. Zaten hep Tanrýya inanmýþtým ve Hýristiyanlýðý takip ediyordum. Böylelikle Kur’an’ý, içeriði dýþýnda kolaylýkla okudum ve bunu takiben daha sonraki okuyuþlarým tüm hayatýmý deðiþtirdi.

Tüm hayatýnýzýn dönüm noktasý 2001 yýlýnda yaþadýðýnýz olay mýydý yoksa bu tarihten önce Ýslam’ý araþtýrdýnýz mý? Daha önce Ýslam hakkýnda ne biliyordunuz? Ýslam hakkýndaki görüþleriniz, bakýþ açýnýz ne idi?

Ýslamiyet ile ilk tanýþmam 1978 yýlýndaki Ýstanbul ziyareti esnasýnda oldu ve o zaman çok güzel el yapýmý üzerinde Kur’an’dan bir ayet olan altýn aldým. Sultanahmet Camii’ni de kapsayan geziyi hatýrlamak dýþýnda bu dinin önemi ve manasý hakkýnda hiçbir fikrim yoktu.
Ýslam’ýn ilkel ve Müslüman erkeklerin birçok karýsý ve cariyesi ile karýþmýþ bir din olduðunu düþünüyordum.

Röportaj: Mehmet Lütfü ÖZDEMÝR
« Son Düzenleme: 29 Temmuz 2010, 18:42:18 Gönderen: insan »

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: Ýngiliz Gazetecinin Müslüman Oluþu..
« Yanıtla #1 : 29 Temmuz 2010, 18:39:19 »





- Savaþ karþýtý harekete nasýl katýldýnýz?

Ekim 2001'de, saat 19.00 dolayýnda. Hapishanedeydim ve Ýngiltere tam 50 Cruise füzesi attý. Ýþte o gece savaþ karþýtý hareketin bir üyesi oldum, çünkü o bombalar, askerle sivil arasýnda hiçbir ayrým yapmýyordu. Taliban'a dair fikirlerimin deðiþmesini de bu saðladý diyebilirim. Falkland, Balkan ve 1. Körfez Savaþý da dahil pek çok savaþý izledim, ama kafamýn üzerine düþen bir bomba çok þeyi deðiþtirdi.


- Kötü bir tecrübe yaþamýþsýnýz, ama sonuçlarý olumlu olmuþ sanýrým...

Kesinlikle ve þimdi bunu ispatlamak ve mücadele etmek zorundayým.

- Kadýn haklarýna geri dönersek, feminizm, ataerkilliðin araçlarýndan birinin de din olduðunu söylüyor bildiðim kadarýyla. Bu konuda ne düþünüyorsunuz?

Söylediðim gibi bence bu konuda Ýslam mükemmel. Ancak, ne yazýk ki erkekler, baskýn olmak için deðerleri de kullanýyorlar ve bu Ýslamla ilgili deðil. Erkekler sadece Ortadoðu'da þovenist, maço deðiller, Ýngiltere'de de durum ayný. Bu küresel bir sorun, ama insanlar bunun dini bir sorun olduðunu düþünmek istiyor. Tabii bazý erkekler, yaptýklarýnýn dayanaðýnýn Kuran'da olduðunu iddia ediyor. Erkekler, baskýn olmak istiyorlar ve ne yazýk ki onlara bunu öðreten de yine bir kadýn, yani anneleri.


- Bir Ýngiliz, bir gazeteci ve bir Müslüman olarak Peygamber'in karikatürüne nasýl bakýyorsunuz? Rencide mi oldunuz yoksa bunu ifade özgürlüðü kapsamýnda mý deðerlendiriyorsunuz?

Bu kesinlikle ifade özgürlüðüyle iliþkili deðil. Ben konuþma özgürlüðüne sahibim ve þu anda burada korkmadan konuþuyorum. Ýfade özgürlüðü budur. Karikatür 1.2 milyar insanýn inancýna saldýrýyor.

Bakýn ben Ýslam Kanalý'nda (Islam Channel) haftanýn beþ günü sabah programý yapýyorum ve benim sözleþmemde yasaklý kelimeler var. Yani Hýristiyanlýk ya da baþka inançlar için kötü bir dil kullanmam yasak. Bence sýnýrý aþtýlar ve kesinlikle özür dilemeliler.

- Kuran'da Ýncil'den farklý ne buldunuz?

Biliyorum þaþýracaksýnýz, ama kadýn haklarý. Kuran'ý okurken özellikle kadýnlarla ilgili bölümlere bakýyordum, çünkü kadýnlarýn Ýslamda nasýl baský altýnda olduklarýný bulmaya çalýþýyordum, ama kadýnlarýn sürekli yüceltildiðini gördüm. Daha sonra özellikle 70'lerden baþlayarak feminizmin Kuran'ý ve Ýslamý yanlýþ anladýðýný, üstelik yanlýþ yol izlediðimizi fark ettim. Erkekleri izleyerek, kariyer yapmak, baþarýlý olmak uðruna anne olmayý unutmuþtuk. Ancak þunu da söylemeliyim, bence Müslüman erkekler ve tabii kadýnlarýn çoðu Kuran hakkýnda feministlerden de az bilgiye sahipler.
- "Taliban'ýn Elinde" kitabýnýzý filme aktarmak için Hollywood'dan teklif gelmiþ bildiðim kadarýyla. Kabul edecek misiniz?

Hollywood yapýmcýsý beni arayarak, "Çok güzel bir öykü bu ve bunu büyük bir film yapmak istiyoruz" dedi. Arkasýndan "Kirli, ahmak, uzun elbise giyen Araplarla nasýl yaþadýnýz, bu inanýlmaz" deyince ben de ona, "Kitabýmý okumadýnýz sanýrým. Çünkü hiçbir yerde böyle bir ifade yok, hatta gayet yakýþýklý genç adamlar olduklarýndan söz ediyorum" dedim ve telefonu kapattým. Yýllarca Silvester Stallone'un kurtarma hikâyelerini izleyip önyargýlara sahip olduk. Batý'nýn bakýþýný belirledi, tüm bunlar. Benim portremi yapmalarýnýn önüne geçemem belki, ama kitabýmý filmleþtirmeyi hak etmiyorlar.

Kaynak: " Cumhuriet" gazetesi