• 22 Şubat 2020, 09:30:38

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: TÜRK – AMERÝKAN ÝLÝÞKÝLERÝNDE ERMENÝ DÝASPORASININ ROLÜ  (Okunma sayısı 454 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...

  • Ziyaretçi
Kemal Çiçek

Bu tebliðimizde Ermeni diasporasýnýn Türk-Amerikan iliþkilerinde etkisini ve Emeni sorununa katkýsýný birkaç örnek olaydan yola çýkarak deðerlendirmeye çalýþacaðýz. Ermeni Sorunun Türkiye için bir dýþ tehdit haline gelmesi ve uluslar arasý iliþkilerimiz olumsuz olarak etkilemesi 19. yüzyýlýn sonlarýndan baþlamaktadýr. Bu sürecin baþlamasýnda kuþkusuz Türkiye’den Amerika’ya göç eden Ermenilerin rolü bugüne Türkiye’de çok üzerinde durulmasam da büyük olmuþtur. Çünkü henüz 1880 yýllarda sayýlarý 2000 civarýnda olmalarýna raðmen diaspora Ermenileri Amerika Birleþik Devletlerinde örgütlenmeye, dernekleþmeye ve Türkiye aleyhine yoðun bir kulise baþlamýþlardýr.(1) Hýnçak ve Taþnak gibi gizli örgütlerinde bilindiði gibi Amerika’da þubeleri kurulmuþtur.(2) Osmanlý Ýmparatorluðu içerisindeki ilk isyancý Ermeniler de bunlar arasýndan çýkmýþtýr. Dolaysýyla Türkiye’nin dýþ güvenliðine yönelik faaliyetleri tartýþtýðýmýz bu sempozyum da, bu konunun tartýþýlmasý uygun olacaktýr.

Bir tebliðin dar sýnýrlarý içerisinde Ermeni diasporasýnýn Türkiye’nin dýþ dünya ile iliþkilerini bozmaya yönelik faaliyetlerini inceleyecek deðiliz. Bu nedenle burada özellikle Ermeni diasporasýnýn en etkili olduðu yerlerden olan ABD’de Türkiye aleyhindeki faaliyetleri ve bunlarýn Amerika ile iliþkilerimiz üzerine etkilerini ele almaya çalýþacaðýz. Dönem olarak da kýsýtlama yapmak mecburiyeti vardýr ve biz 1880-1930 yýllarý arasýndaki geliþmelerle yetineceðiz. Aslýnda o dönemde Osmanlý ile baþlayan ve Türkiye Cumhuriyeti ile devam eden sorunlar, günümüze de ýþýk tutmaktadýr, çünkü diaspora Ermenilerinin Osmanlý hükümetinin önüne koyduðu problemler egemenliðinin kullanýmý ile iliþkilidir. Avrupa Birliðine katýlmaya çalýþtýðýmýz bu dönemde de insan haklarý ve evrensel hukuk kurallarýnýn iç hukuku üstün tutulmasý gerekliði konusundaki baskýlar büyük ölçüde geçmiþte yaþanan tecrübelerle örtüþmektedir. Bu yüzden Osmanlý hükümetlerinin diaspora Ermenilerinin tutumlarýndan ve kapitülasyonlar çerçevesinde deðerlendirilen eylemleri bugünü anlamak için de iyi izlenmelidir.

Bilindiði gibi, 19. yüzyýlýn ikinci yarýsýndan itibaren, ama özellikle 1900 yýllarda ABD’ye Ermeni göçü artýrmýþ, resmi giriþlere göre sadece 1899-1914arasýnda giriþ yapanlarýn sayýsý 51,950’ye ulaþmýþtýr.(3) Bu göçlerle beraber Türk-Amerikan iliþkileri de yoðunlaþmýþtýr. Türkiye’den göç edenler ve çoðunluðu Ermeni olan bu insanlar, Türkiye’den tamamen kopmamýþlardýr, geçimlerini saðladýktan sonra geride kalan birikimlerini memleketlerindeki yakýnlarýna aktarmayý sorumluluk addetmiþlerdir.

Sayýlarý gittikçe artan ve örgütlenen Ermeniler ile Amerika arasýnda bir köprü kurulmasýna yol açmýþlardýr. Yaþadýklarý yerlerde Türkiye ve Türkiye’deki sorunlara ilgisini kaybetmeyen diaspora Ermenileri, özellikle 1880-1890’lý yýllarda Osmanlý devletine karþý baðýmsýzlýk savaþý veren akrabalarýyla dirsek temasýnda kalmýþlardýr. Hatta isyanlarýn baþlamasýyla birlikte Türkiye’deki örgütlenmeyi ve direniþi her þekilde desteklemiþlerdir. Kýsa zaman sonra da diaspora Ermenilerinin önderliðinde ve güdümündeki eylemler üzerinden Osmanlý hükümeti ile Ermeniler ve tabii ki Amerika Birleþik Devletleri karþý karþýya gelmiþlerdir.(4) Çünkü göç eden ve ABD’de milliyetçi derneklerde faaliyetlere baþlayan Ermeniler sýk sýk Türkiye’ye gelerek ( ya da gönderilerek ) eylemlere karýþmýþlar, hatta Osmanlý elebaþlýðýný yapmýþlardýr.(5)

Bu Durum Osmanlý yöneticilerinin dikkatlerinden kaçmamýþtýr. Soruna çözüm bulmak ve diaspora Ermenilerini eylemlerden alýkoymak için bazý önlemler alýnmasý yoluna gidilmiþtir. Öncelikle diaspora Ermenilerinin Türkiye’ye giriþi önlemeye çalýþýlmýþ, Ermenilerin çýkýþý, çýkarsa giriþi yasaklanmýþtýr. Ýþte bu politika ya da iç güvenlik önlemi Türkiye ile ABD’yi tabiiyet sorunu ile karþý karþýya býrakmýþtýr.(6) Zira Türkiye’den ABD’ye göç eden Ermeniler, burada kolaylýkla vatandaþlýk hakký alýyor ve Türkiye’ye dönüyorlardý. Türkiye’de ise genellikle Osmanlý tebaasýndan kaynaklanan haklarýný kaybetmemek için bunu gizliyor ta bir suç iþleyinceye kadar ortaya çýkarmýyorlardý. Bu öyle ara sýra görülen nadir bir durumda deðildi. Tahminlere göre 70,000 civarýnda Amerikan vatandaþlýðýna geçen Osmanlý Ermenisi 1900-1914 yýllarý arasýnda Türkiye’ye giriþ yapmýþtý.(7)

1830 tarihli Osmanlý ABD antlaþmasýnýn 4. maddesine göre-ki bu kapitülasyonlardan Amerika’yý da yararlandýran bir antlaþmadýr. Amerikan vatandaþlýðýna geçen bir Ermeni Türkiye’ye döndüðünde Amerikanýn himayesinde (protege) konumunda oluyordu. Yani Osmanlý kanunlarýndan muaf oluyordu. En azýndan ABD’nin antlaþmasýnýn ilgili maddesini yorumu bu þekildeydi. Çünkü antlaþma metninin Türkçe orijinali ve Ýngilizce tercümesi arasýnda önemli farklar bulunmaktaydý. Bundan dolayý Osmanlý Devleti maddeyi yorumu çok farklýydý. Buna göre, göç eden, Ermeni döndüðünde hala Osmanlý Devletinin maddeyi yorumu çok farklýydý. Buna göre, göç eden Ermeni döndüðünde hala Osmanlý vatandaþý statüsündeydi ve mali, idari, hukuki uygulamalara tabiiydi. Antlaþmanýn 4. maddesi ticari davalarýn iþleyiþini belirliyordu. Osmanlý Devletinin bu yorumu muhtelif kanun ve mevzuat hükümlerine dayandýrýlýyordu ama bu hükümlerin hiçbirisi ABD ile bir mutabakat þeklinde ele alýnmadýðýndan Amerika tarafýndan tanýnmýyordu.(8)

Bu hukuki anlaþmazlýk doðrusu Ermeniler tarafýndan çok iyi kullanýlýyordu. Amerika da Amerikan vatandaþý, Türkiye’de tebaa gibi yaþýyor, ancak hukukla baþlarý belaya girdiðinde protege statüsünde olduklarýný iddia ediyorlardý. Hatta Amerikan vatandaþý olmayan Ermeniler bile protege belgesi alabiliyorlardý. Osmanlý Devleti adeta isyan baþlatan, cinayet iþleyen, suikasta katýlan Ermenileri yargý önüne çýkartamaz olmuþtu. Bu duruma son bir son vermek için 1860 yýlýnda Osmanlý Devleti bütün himaye sahiplerinin 3 ay içerisinde ülkeyi terk etmelerini, bunu uymayanlarýn Osmanlý tebaasý olarak görüleceðini ilan etti. Bu yeni kanun hükmüne göre baþka bir ülkenin vatandaþlýðýna giren bir Osmanlý tebaasý hukukuna tabii olmaktan kurtulmuyordu. Böylece Osmanlý Devleti protege hakkýnýn beslediði bataklýðý kurutmayý ümit ediyordu. Halbuki, Osmanlý gayrimüslimleri aleyhlerine olan bu durumdan kurtulmak için baþka ülkenin vatandaþlýðýna geçtiler ve kapitülasyonlardan yararlanarak Osmanlý topraklarýnda yaþamlarýný sürdürdüler. Bu yöntem o kadar yaygýnlaþtý ki, kýsa zaman “ülkedeki baþka ülkelerin vatandaþlarý” “gerçek yabancýlarý” geçti.(9) Buna karþý 1869 yýlýnda Osmanlý Devleti irade-i seniye olmadan baþka ülkede vatandaþlýða geçmeyi yasakladý. Ýzin almadan vatandaþlýktan çýkanlarýn ülkeye girdikleri zaman Osmanlý vatandaþý olarak muamele göreceklerini açýkladý.(10)

Bu durum Osmanlý Ermenilerinin en çok vatandaþlýða geçtikleri ülke olan ABD-Türkiye arasýnda hukuk anlayýþýndan kaynaklanan sorunlara yol açtý. Çünkü ABD hukuku jus soli, Osmanlý hukuku ise juis sanguinin prensibine dayalý bir yoruma olanak veriyordu. Üstelik Osmanlý Ermenilerinin büyük bir kýsmý ABD’ye vergiden harçtan, suçlardan veya askeri yükümlülüklerden kaçmak için geçiyordu. Aslýnda göç etmek isteyenlere 1890’li yýllarýn sonlarýnda kadar her türlü kolaylýðý saðlayan Osmanlý Devleti, bu tarihten sonra diasporanýn yarattýðý sorunlar yüzünden çýkýþlarý izne baðladý. Özellikle daha önce suç iþlemiþ olanlarýn çýkýþýna engel olamaya çalýþtý. Bir süre sonra Ermeniler kaçak yollardan Amerika’ya göç etmeye baþladýlar ve irade talep etmediler. Böylece göç etseler bile Osmanlý hukukuna göre Osmanlý tebaasýydýlar. Bu durumda bütün yükümlülükleri devam ediyordu. Halbuki Osmanlý Ermenileri aslýnda bu yükümlülüklerden kaçmak için göç ediyorlardý ve üstelikte iradeye gerek duymadan ABD vatandaþlýðýna geçebiliyorlardý. Çünkü bu uygulama ABD ile bir mutabakat sonucu baþlatýlmadýðý için Amerikan kanunlarýna göre geçersizdi. Dolaysýyla ABD pasaport daðýtmaya devam etti. Kolay vatandaþlýk ve güçlü bir ülkeyi aralarýna almak Ermenileri adeta celp ediyordu. Ýþte bu Ermeniler Osmanlý topraklarýna döndüklerine iki ülkeyi karþý karþýya getiriyorlardý. Bir kýsmý Taþnak, Hýnçak veya adi suçlu olan bazý Ermeniler suç iþlediklerinde gizledikleri ABD pasaportlarýný gösteriyor ve konsoloslarýn himayesini talep ediyorlardý. Osmanlý Devleti göre bunlar Osmanlý Tebaasý, Amerika’ya göre Amerikan vatandaþý idiler. Amerika onlarý korumak, Osmanlý geri döndüklerinde yükümlülüklerini hatýrlatmak istiyordu. Üstelik Ermeniler Amerika kanunlarýna göre yakýnlarýný da ABD vatandaþlýk haklarýndan yararlandýrmak istiyorlardý.(11)

Bazý Ermeniler sýrf vatandaþ olma için özellikle de örgüt mensuplarý ABD’ye gidiyordu. Misyonerler de Osmanlý Ermenilerinin Amerikan vatandaþlýðýna geçmelerine destek oluyorlardý. Çünkü, misyonerlerin sadece eðitim vermek yada Ermenileri kendi mezheplerine geçmeye ikna etmek gibi bir misyonla deðil, ayný zamanda “Hýristiyanlarý Türk yönetiminden kurtaracak kahramanlar” da yetiþtiriyordu. Bu niyetlerini gizli ve açýk olarak defalarca yazdýklarý raporlarda dile getirdikleri biliniyordu. Ancak teslim etmek gerekir ki, Amerikan hükümeti misyonerlerin bu politikasýný açýkça desteklemiyor, hatta Ermenilerin artan oranlarda vatandaþlýk elde etmesinden duyduðu rahatsýzlýðýný ifade etmekten kaçýnmýyordu.(12) Zira, müfettiþlerin yaptýklarý soruþturmalar ortaya koymaktaydý ki, yakayý ele veren Ermenilerin büyük bir çoðunluðu ABD’ye dönme niyetinde deðildi. Gerçekte bunlar Amerikan vatandaþlýðýný sadece araç olarak kullanýyorlardý. Pek çoðu Türkiye’de harçsýz, vergisiz mülk sahibi olabilmek için Amerikan pasaportu alýyordu. Bazýlarý sýrf tüccarlýk gayesiyle, ama en tehlikelisi bazýlarý anarþist olarak iþledikleri suçlardan kaçmak için Amerikan vatandaþý oluyordu. Durum çetin bir hal aldý. Öyle ki daha 1893 yýlýnda baþkan Baþkan Cleveland yaptýðý yýllýk konuþmasýnda Osmanlý hükümetinin bu tip Ermeni vatandaþlarýndan þikayetini haklý bulduðunu söyledi. Çünkü o sýralarda New York’ta yayýnlanan bazý Ermeni gazetelerinde açýkça Osmanlý Ermenilerini silahlý mücadeleye çaðýran bildiriler yayýnlýyordu. Ýþin ilginç yaný Amerika ile Osmanlý Devletinin 1830 antlaþmasýnýn ilgili maddesinin farklý yorumlarýndan kaynaklanan duruma çaðýran bildiriler yayýnlýyordu. Ýþin ilginç yaný Amerika ile Osmanlý Devletinin suç iþleyenleri mahkeme etme hakkýný da saygý duyduðunu ilan ediyordu. Bu açýklama Ermenileri tedirgin etti ve yoðun bir propaganda faaliyetine girmelerine sebebiyet verdi. 1892 yýlýnda Osmanlý hükümeti ABD elçisini 18 Ocak 1869 yýlýnda çýkarýlan Osmanlý Vatandaþlýk Kanunu kabul etmeye çaðýrdý.(13) Bu kanunun beþinci maddesi daha önce de ifade ettiðimiz gibi, hiçbir Osmanlý vatandaþýnýn, izinsiz baþka bir ülkenin vatandaþlýðýna geçemeyeceðini hükme baðlýyordu. Orta-elçi Hirsch ise vatandaþlýða sahip olanlarý himaye etmeyi sürdüreceðini bildirdi.(14) 1898 yýlýnda bir kez daha taraflar karþý karlýya geldiler. ABD, Osmanlý otoritelerinden izin almadan vatandaþlýða geçmenin kendileri açýsýndan bir sakýncasý olmadýðýný iddia etti. Hatýrlatalým ki, Ýngiltere, Fransa, Ýtalya, Avusturya, Almanya, Rusya baþta olmak üzere dönemin büyük Avrupa güçleri Osmanlý devletinin 1869 tarihli kanunu tanýmýþlar ve ona göre hareket etmekteydiler. Yani, Ermenilere Türkiye’de suç iþledikleri takdirde himaye edilmeyeceklerini bildirdi. Bu ülkelerden Fransa, Hollanda, Belçika irade-i seniye olamadan vatandaþlýk baþvurusu yapanlarýn taleplerini reddettiler. Dolaysýyla hukuksal ikilem ABD ile Türkiye arasýnda sorun olmaya devam etti. 1892 yýlýnda Osmanlý hükümeti yeni bir karar aldý ve isteyenlerin bir daha geri dönmemek kaydýyla ülkeden ayrýlabileceðini ve baþka ülkelerin vatandaþlýðýna geçebileceðini bildirdi. Halbuki bu yanlýþ bir karardý, çünkü daha öncede belirttiðimiz gibi ABD ile pürüz çözülmemiþti. Nitekim pek çok Osmanlý Ermenisi bu þartla ülkeden ayrýldý, ama pasaportla gizli ve açýk yollardan geri döndü. ABD hükümeti, Osmanlý hükümetinin þartýný hiçbir zaman tanýmadýðý için himaye siyasetini sürdürdü. Örneðin J.J. Arakelyan, 1892 yýlýnda alýnan karardan yararlanarak ABD’ye gitmiþ ve aldýðý vatandaþlýkla Türkiye’ye dönmüþtü. Osmanlý kanunlarýna göre geri döndüðü için hala Osmanlý tebaasý idi. Bu yüzden Amerika bulunduðu sýrada ödemediði vergiler kendisine tahakkuk ettirildi. Amerika’nýn himaye etmesine ve ýsrarla verginin adaletsiz olduðunu yetkililere bildirmesine raðmen vergi tahsil edildi.(15)

Daha da önemlisi terörist Ermenilerdi. Örneðin Guedjian Ocak 1895 tarihinde Halep’te bir Hýnçak mensubu olarak son derece gizli belgelerle ve örgüt dokümanlarýyla ele geçirmiþti. Mahkeme kendisine 101 yýl ceza verdi. ABD konsolosuna baþvuran Guedjian kendisinin Amerikan vatandaþý olduðunu iddia ederek himaye talep etti. Halep Valisi(16) himayeye izin vermeyince konu merkeze intikal ettirildi ve sonuçta Ýstanbul’da konsolos huzurunda yargýlanmasý kabul edildi.(17) Bu tür durumlarýn iki ülke iliþkilerini kötü etkilemesi üzerine taraflara 1874 yýlýnda aralarýnda yapýlan görüþmeler sonunda kabul edilen fakat senatonun onaylamadýðý madde üzerinde görüþmelere tekrar baþladýlar. Ancak 1899 yýlýnda yapýlan görüþmelerde bizzat II. Abdülhamit “Ermenilere himaye saðlayacak bir maddeyi asla onaylamayacaðýný” elçi Straus’a bildirince bir sonuç alýnamadý.(18) 1900 yýlýnda Amerika, Ermenilere ABD vatandaþlýðý ile Türkiye’de himaye görmekte sorunlar yaþayabileceklerini bildirdi ve bunu pasaportlarýna eklediði bir duyuru ile bildirmek zorunda kaldý. 1907 yýlýnda Ermenilere Türkiye’ye döndükleri ve 2 yýldan fazla kaldýklarý takdirde vatandaþ olarak korunmaya sahip olamayacaklarýný duyurdu. Eðer ilgili kiþiler eskiden Türk tebaasý statüsünde idiyse, bu süreni 5 yýl olduðu bildirildi. Bu uygulama diaspora Ermenilerinin tepkilerine ve protesto eylemlerine yol açtý. Ama ABD-Türkiye ile iliþkilerine önemli bir tehdit olan bir uygulamaya da son vermiþ oldu.(19) Bu vatandaþlýk ve himaye sorunu 1923 yýlýnda Lozan Barýþ görüþmeleri sýrasýnda da Türk-Amerikan heyetleri arasýnda görüþüldü ama bir sonuç alýnamadý. Türk tarafýnýn kapitülasyonlarý kaldýrma konusundaki ýsrarý Amerika’nýn istediði tarzda bir uzlaþmaya olanak vermiyordu. Ama iki ülke arasýnda Lozan’da yapýlan dostluk ve ticaret antlaþmasýnýn imzalanmasýna bu madde engel olmadý. Bununla birlikte, Ermeni diasporasýnýn faaliyetleri imzalanan antlaþmanýn Kongrede onaylanmasýnýn engellemeyi baþardý. Lozanda’da Ermeni dernekleri Türkiye ile Avrupa ve özellikle Amerika arasýnda bir anlaþmaya varýlmamasý için propaganda yürüttüler. Lozan’da gözlemci olarak bulunan Amerikan delegasyonu 6 Aðustos 1923 günü Türkiye ile bir dostluk antlaþmasý imzaladýlar. Bu antlaþmanýn Türkiye’nin yararýna olmasý Amerikan Ermeni derneklerini aleyhte örgütlenmeye yöneltti.(20) Yapýlan antlaþma 3 Mayýs 1924 tarihine kadar Senatoya sunulmadý. Ermeni lobileri antlaþmayý reddeden ve kabulünde yayar görenler olarak ikiye bölündü. Genelde misyoner kuruluþlarý, yardým dernekleri ve Armenia Amerika Society antlaþmasýnýn onanmasýndan Yana tavýrlarýný koydular.(21) Buna karþýlýk Gerard-Cardashian ikilisinin baþýný çektiði Committee for the Independence of Armenia reddi için saldýrgan bir propaganda yürüttü.(22) Ermenistan kurulmasýný tek amaç olarak gören bu grup American Committee Opposed to the Lausanne Treaty adýyla örgütleþti.(23) Antlaþmanýn imzasýndan her hangi bir yarar ummadýklarýndan muhalefeti çok sertti. Nihayet senatoyu etkilemek için bu iki grubun mücadelesini maalesef red cephesi kazandý. Ama bu mücadele esnasýnda Türk milletini ve yeni Cumhuriyeti rencide eden sayýsýz makale, kitap, haber Amerika’da yayýnlandý. Amerika’da yaygýn olan “Korkunç Türk” imajý, aleyhteki derneklerin ekmeklerine yað sürdü.(24) Karþý grubun siyaset ve kamuoyundaki etkisi o kadar büyük oldu ki, 1924 Baþkanlýk seçimlerine Türkiye ile yapýlan antlaþma damgasýný vurdu. Antlaþmayý onaylamanýn Ermenileri satmak, onlara ihanet ile eþit olduðu propagandasý zemin kazandý. Kiliseler, özellikle the Protestant Episcopal Church 110 bishobun imzaladýðý bir bildiri ile Türkiye’yi ve Amerika’daki destekçilerini kýnadý. Bu çýkýþlar senatörleri ikilemede býraktý. 18 Ocak 1927 yýlýnda, Lozan’dan 4 yýl sonra ancak oylanabilen Lozan Antlaþmasýnýn onayý geçerli çoðunluðu elde edemedi. Oylamada 34 ret 50 kabul çýktý ama bu yeterli yeterli çoðunluk olmadýðý için ret demekti. Türk Amerikan iliþkileri Ermeni Diaspora faaliyetleri yüzünden bir yara daha aldý. Ama bizzat Baþkan Türkiye’yi gücendirmemek için antlaþmasýnýn onaylanmasýný dilediðini bildiri ve sanki kabul edilmiþ gibi iliþkilerin sürdürülmesini önerdi. Dýþiþleri bakanlýðýnýn giriþimi sayesinde 17 Þubat 1927 tarihinde Türkiye ile düzenli diplomatik iliþki kuruldu. Onaylanmayan Lozan Antlaþmasý sanki onaylanmýþ gibi iliþkilerin temeline oturdu. (Öte yandan antlaþmaya taraf olan grup, baþta Near East Relief olmak üzere savaþ sýrasýnda Türkiye’ye yönelik Ermeni propagandalarýyla ilgili çok enteresan gizli bilgileri açýða vurdular. Mesela NER, para toplayabilmek için Ermenilerin sürgünü ve katliamý konularýnda yanlýþ veya önyargýlý raporlar ve haberler yayýnladýðýný, dolayýsýyla bu yüzden Türklere karþý cephe alýnmasýnýn haksýz olduðunu duyurdu.)

Bu arada 28 Mayýs 1928 yýlýnda Türkiye’nin çýkardýðý vatandaþlýk kanunu ki ülke arasýnda tabiiyet sorununu içinden çýkýlmaz hale getirdi. Yeni kanun vatandaþlýktan çýkmayý izne baðlamakla kalmýyor, Türkiye’de doðanlarý þartsýz vatandaþ kabul ediyordu. Bu son uygulamaya karþý yoðun bir tepki ve muhalefet olmasý üzerine 9 Nisan 1929 yýlýnda kanun deðiþikliði yapýldý ve Türkiye’de doðanlarýn vatandaþlýðý kiþilerin isteðine ve meclisin onayýna býrakýldý. Ancak Türkiye-Amerika Birleþik Devletleri iliþkilerinde 62 yýl süren sorun çözüme kavuþmadý.(25)

SONUÇ

Bugün de Türkiye aleyhinde faaliyet gösteren Ermeni dernek, enstitü ve kurumlarý bulunduklarý ülkelerin Türkiye’ye yönelik politikalarýnýn tespitinde önemli rol oynamaktadýrlar. Önemli bir oy potansiyeline sahip olduklarý ülkelerde Türkiye’yi hedef alan politikalar izleyerek adaylarý desteklemektedirler. Bu sayede her yýl gerek Avrupa’da gerekse Amerika’da sözde “soykýrýmýn” tanýnmasýna yönelik giriþimleri ile Türkiye’nin Ortadoðu ve Avrupa politikalarýný etkisiz veya baðýmlý hale getirmeye çalýþmaktadýrlar. Bugün Amerika’da 24’ün üzerinde eyalet kendi parlamentolarýnda sözde soykýrýmý tanýmýþ ve buna müfredatýnda yer vermiþtir. Demek ki Ermeni sorununu çözülmesi ve Türkiye için bir dýþ tehdit olmaktan çýkarýlmasý için diaspora Ermenilerinin faaliyetlerinin de analiz edilmesi gerekir. Ancak bazýlarýnýn önerdiði gibi diaspora Ermenileri ile diyalog yoluyla çözüm bulmak iddia edildiði gibi kolay deðildir. Bu bildire taraflar arasýnda diyalogun asgari þartlarý tahkik edilmeye çalýþýlacaktýr. Öte yandan geçmiþe Amerikanýn himayesine girenlerin Osmanlý devletine yönelik tehditleri bugün de baþka uluslar arasý güçlerin himayesinde Türkiye Cumhuriyetine karþý sürmektedir.

* Prof. Dr. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Trabzon
1. Ermenilerin Amerika’daki ilk faaliyetleri ve örgütlenmeleri hakkýnda bkz. Çaðrý Erhan, Türk Amerikan Ýliþkilerinin Tarihsel Kökenleri, Ýmge Kitabevi, Ankara, 2001, s.306-18.
2. Bu örgütlerin kuruluþu hakkýnda bkz. Kamuran Gürün, Armenian File, London, 1983, s.120-26.
3. Robert Mirak, “Armenian Emigration to the United States to 1915”, Journal of Armenian Studies, I/1 (1975), s.5-39, burada özellikle s.21 vd.
4. Erhan, a.g.e., s. 313.NARA T-815, Jan. 16, 1894 ve NARA M-99/96, Apr.11, 1894 numaralý fikrofilimler tarafýmýzdan da incelenmiþtir.
5. Bu dönem literatürünün ve Ermeni eylemlerinin en son deðerlendirilmesi için bkz. Jeremy Salt, “The Narrative Gap in Ottoman Armenian History”, Middle Eastern Studies 39/1 (January 2003), s.19-36.
6. Tabiiyet sorunun ortaya çýkýþý ve geliþimi için bkz. Leland J. Gordon, “The Turkish American Controversy over Nationality”, American Journal of Ýnternational Law, 25/4 (October 1931), s. 658-668. Ayrýca Erhan a.g.e., s. 226-34
7. Robert Mirak, Tarafýndan Göçmen ve Ýstatistik dairesi arþivlerinde yapýlan çalýþmalara göre bu yýllarda göç eden Ermeni Osmanlý vatandaþlarýn sayýsý 44.165’dir. Bu sayýya sýnýr dýþý edilenler dahil deðildir.
8. Antlaþma metinlerinin karþýlaþtýrýlmasý için bkz. Erhan a.g.e., s.205-207.
9. Erhan, a.g.e., s. 228’de belirtildiðine göre 1857-58 yýllarýnda sadece Ýstanbul’da yedi eski Osmanlý vatandaþýna ve 49 Osmanlý veya baþka ülke vatandaþýna protege belgesi verilmiþtir.
10. Gordon, a.g.m. 660-61.
11. Gordon, a.g.m., 662-64. (Correspondance from Consuls General, Letter from Consul General Heap to Minister Cox, dated aug.24,1886). Erhan, a.g.e., s.211-18’de uygulamadan doðan sorunlarý somut örneklerle ele almaktadýr.
12. Erhan a.g.e. s. 228.
13. Papers Relating to Foreign relations of the United States, 1893, s.X ve ayný eser, 1894, s. 728 Krþ: Gordon, a.g.m., s.662.
14. Bu tarihten sonra iki ülke arasýnda yürütülen görüþmelerin detaylarý için bkz. Erhan a.g.e.,s. 229-33,
15. Gordon, a.g.m. s.663
16. Bu olayda ihtimali sebebiyle vali görevden alýnmýþtýr. Belgesi için bkz. Foreign Relations, 1895, Vol 3, 2. 1259-62.
17. Gordon, a.g.m., s.663.
18. Foreign Relations, 1899, s.770.
19. Gordon, a.g.m. s.666.
20. Bu konuda detaylý bir deðerlendirme için bkz. Kemal Çiçek, “Amerikan Ermeni Derneklerinin Lozan Görüþmeleri Esnasýndaki Faaliyetleri”, Lozan Sempozyumu Sunulan Bildiri (Basýlacak)
21. National Archives an Research Foundation of America (NARA) 867.4016/921 8 Þubat 1923.
22. NARA 867.4016/817
23. Bildilerinin bir kopyasý için bkz. NARA m365 R 7
24. Bu dönemin ve Ermenilerin izlediði bu politikalarýn bir deðerlendirilmesi için bkz. Robert L. Daniel, “The Armenian Question and American-Turkish Relations, 1914-1927”, Mississippi Valley Historical Review, 46/2 (September, 1959), s.252-275.
25. Gordon, a.g.m., 668 vd.



Not: Bu makale Elazýð’da Fýrat Üniversitesi’nde 16-17 Ekim 2003 tarihinde yapýlan IV. Türkiye’nin Güvenliði Sempozyumu Bildiriler kitabýndan alýnmýþtýr.

Çevrimdışı AZERBAYCAN QIZI.

  • TaLiP
  • **
  • İleti: 124
  • Teþekkür 0
  • CANÝM AZERBAYCANÝM
ermeni  milleti KADAR YALAKA ÝKÝYÜZLÜ SATKIN HAYÝN ALÇAK ÝKÝNCÝ BÝR MÝLLET GÖRÜLMEMÝÞDÝR.
NERDE BÝR KÖTÜLÜK VARSA ORDA MUTLAKA  ermeni  PARMAÐI VARDIR.
Q A R A B A G   AZERBAYCANINDIR...