• 30 Mayıs 2020, 00:55:42

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: ALLAH'ým Bizi Kendimize Getir...!  (Okunma sayısı 410 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tefekkür

  • YöNeTiCi
  • UzMaN ÜYE
  • *****
  • İleti: 1122
  • Teþekkür 8
  • Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
ALLAH'ým Bizi Kendimize Getir...!
« : 01 Aralık 2010, 09:02:12 »
ALLAH'ým, Bizi Kendimize Getir!
ALLAH'ýn vaz' ettiði esaslara, o esaslar çerçevesinde saygý duyma, ta'zimde bulunma kalbin takvasýndandýr. ALLAH, neye ne derece ehemmiyet veriyorsa, ona o kadar deðer vermek kalbin ALLAH'la irtibatýnýn emâresidir
Yani, ALLAH Teâlâ namaza çok önem vermiþse, namazla bütünleþen, günde þu kadar namaz kýlan bir insan hafife alýnmamalýdýr. Cenâb-ý Hak, Kendisine teveccühe önem veriyorsa, bir kulun sürekli ellerini açmasý, kollarýný kaldýrabildiði kadar kaldýrýp yüreði çatlarcasýna ALLAH'a yalvarmasý çok önemli bir meseledir. Bir insan, ibadetlerini, þuuruna misafir etmeden, hissinde aðýrlamadan, latife-i Rabbâniyesiyle buluþturmadan angarya kabilinden, baþtan savma veya eda edip içinden sýyrýlma gibi mülahazalarla yerine getiriyorsa onun ALLAH'la münasebeti de o kadar demektir. Öyleyse, Cenâb-ý Hakk'ýn önem verdiði þeylere fevkalade önem vermek müminler için bir esastýr ve onlarýn Hak karþýsýndaki derecelerini belirleyen bir ölçüdür. ALLAH ile münasebetlerimiz, o münasebetlerin lazýmý gibi tanýyýp bildiðimiz davranýþlar, araya baþka bir þeyin girmesine meydan vermeme, rûhî ve kalbî hayatýmýz itibarýyla husûf ve kusûf yaþamama.. bütün benliðimize O'nu duyurma, O'nu hissettirme.. dilimiz O'nu anarken, þuurumuza da O'nu duyurma, hissimizi de O'nunla doyurma.. dýþ ihsaslarýmýzla meseleleri iç ihtisaslarýmýza ulaþtýrma ve aklý, fikri, kalbi, ruhu, latife-i rabbaniyeyi besleme... iþte bunlarýn hepsi mü'minin Hak karþýsýndaki derecesini belirleyen birer mi'yar, O'nunla münasebet adýna birer unvandýr.
Eðer bir kul, bunlarýn bazýlarýný eksik ve kusurlu yaparsa, mesela; irade planýnda ALLAH'la münasebet içinde olur, diler, kasteder ama latife-i Rabbaniyesini hiç hesaba katmaz, onu da mamur kýlmayý düþünmezse, ALLAH'ýn huzurunda dururken, latife-i Rabbaniye ufkundan O'nu temâþâ arzusunu aklýnýn köþesinden bile geçirmezse, belki ALLAH'ýn inayetiyle, o da kurtulur; fakat, latife-i Rabbaniyenin yaratýlýþ hikmetini ve gayesini de ihmal etmiþ, vazifelerini kýrýk, çýkýk ve çatlak olarak ortaya koymuþ olur. Mesela, zannediyorum, namaz ebedi yolculukta enîs olacak, gökçek yüzlü, boyu posu, edasý endamýyla hiçbir tarafý tenkit edilemeyecek uhrevi bir misalî vücuda sahiptir. Eðer onu eda ederken þeytanýn hýrsýzlýðýna mani olamazsanýz, þeytaný rükunuzdan, secdenizden kovamazsanýz, o azgýn düþman, namazýn bir saðýna vurur, bir soluna; bir yandan kýyamýný götürür, bir yandan kýraatini... Namazýnýzý öyle yaralar ve o hale getirir ki; onun misâlî vücudu da kýrýk-çýkýklara maruz kalýr ve ahirette size ne der bilemiyorum. Mutlaka diyeceði þeyler vardýr. "ALLAH hayrýný versin beni zayi ettin" mi der, "Sen beni zâyî ettin, ALLAH da seni zâyî etsin" mi der, bir þey der mutlaka. Öyle bir namaz sakat olur, kör, topal, saðýr hale gelir. Üzerinizden atýyor gibi alelacele kýldýðýnýz namaz, beraber bulunmaktan nefret duyacaðýnýz, onunla olmayý istemeyeceðiniz, abus çehreli, çirkin mi çirkin bir varlýk olarak berzah hayatýnda karþýnýza çýkacak, ondan tiksinti duysanýz da kabirde, mahþerde yanýnýzdan ayrýlmayacak ve "Beni zayi ettin..." deyip duracaktýr. Evet, orada rahatsýzlýk yaþamamak için sizin burada namaza rahatsýzlýk vermemeniz ve hýrsýz elinin ona uzanmasýna mani olmanýz gerekir. Hiçbir rüknünden bir þey çaldýrmamalýsýnýz. Bütün kalbiniz, hissiyatýnýz ve letâifinizle ALLAH'a müteveccih olmalýsýnýz.
 

M. Fethullah Gülen
 


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?