• 11 Ağustos 2020, 15:53:36

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Fakirliðin ihtiþamý  (Okunma sayısı 562 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sýrr-ý nihan

  • BiSMiLLaH
  • *
  • İleti: 23
  • Teþekkür 0
Fakirliðin ihtiþamý
« : 18 Ocak 2011, 10:46:44 »


Vaktiyle Fuzuli üstad, bütün beþeri hayatýný imbikten geçirip yüreðinin olanca duyarlýlýðýyla bir þiir ipine bir dize inci dizmiþ.


Kimden incinerek söylediði, hangi tavra baþkaldýrý için terennüm ettiði, nasýl bir halet-i ruhiye içinde bu dizeyi diline doladýðýný bilmiyoruz; ama bütün zamanlarda onun bu söylediklerini tekrarlayacak nice nice kaderdaþlarý olduðunu, söylediði dizenin bütün zamanlar içinde yeniden anlam kazanarak birileriyle kendisini dert akrabalýðýna sevk ettiðini kestirebiliyoruz. Dize hem çok veciz, hem de bir belagat numunesi:

Fakîr-i pâdiþeh-âsâ gedâ-yý muhteþemem

Demek olur ki, "Fakirim ben, ama padiþah gibi bir fakir; bir dilenciyim; ama muhteþem bir dilenci..."

Üstad bu dizeyi nasýl bir ortamda ve hangi þartlarda söyledi bilemiyoruz; ama ihtimaldir ki birileri kendisini hor ve hakir görmüþtür de onlara isyan babýnda söylemiþtir. Bu durumda dizenin yorumunda bir baþkaldýrý havasý sezilir. Hani birileri tarafýndan hakir görülen veya dayatmalara uðratýlan kiþinin, özgürlük ruhunu ortaya çýkarýp isyanýný bir tokat gibi muhatabýnýn yüzüne çarpmasý gibi... Kim bilir, zalimin yüzüne bu dizeyi haykýrmak ne derece büyük bir ferahlýk verir insana!.. Þöyle dese mesela; "Ey beni hor gören, ey beni kendinden aþaðýlara atýp kiþiliðimi çiðneyen; ben her ne kadar bir dilenci gibi yaþýyorsam, dilenci misali güçsüz ve korumasýz durumdaysam, kaderin beni dilenci konumuna düþürmesinden dolayý acýnasý haldeysem de, sakýn aldanma ki bu benim dýþ görüntüm, suretim, madde olan yanýmdýr; oysa içim, ruhum ve mana olan yaným senden daha zengin, daha ihtiþamlý!.. Evet ben bir gedayým, ama mazlum bir geda!.."

Üstat, ihtimaldir ki bu dizeyi içindeki hüzünlere bir sitem için dillendirip felekten þikâyet eylemiþtir. Bu durumda dizenin yorumunda (bir önceki isyanýn aksine) bir merhamet hissi öne çýkacaktýr. Hani insan fakir olabilir, mümkündür; ama padiþahçasýna bir fakir olmak, çok daha kahredici olmalýdýr. Çünkü padiþahýn fakirliði para pul hesabýyla deðil, sevgi ve ilgi azlýðýyla ölçülür. Kiþinin hem padiþah, hem fakir olmasý elbette tenakuzdur. O halde þair fakrýn yönünü deðiþtirmiþ olmalý ki onu somuttan soyuta yükseltebilsin. Böyle bir fakirliði de ALLAH kimseye vermesin!..

Belki de üstat bu dizede, insanlara þairaneliðinin gücünü hatýrlatmakta ve þiir vadisindeki müstesna duruþuyla kendini bir sultan hissettiðini, böylece maddi fakirliðinin verdiði burukluðu kapatacak bir teselli yolu bulduðunu söylemektedir. Belki de "Ey bana tepeden bakan nadan! Ben gerçi maldan mülkten zengin deðilim; ama sözden ve manadan yana öyle bir sultaným ki ihtiþamýma deðme padiþah eriþemez!" demeye çalýþmaktadýr.

Bütün bunlar bir yana, ben zannediyorum ki üstadýn "Fakîr-i pâdiþeh-âsâ gedâ-yý muhteþemem" demekten asýl maksadý, padiþahlýða tercih edilebilecek bir fakirlik övgüsünü bize tanýtma gayretidir. Çünkü "fakir" kelimesini Efendimiz'in "el-Fakru fahrî! (Fakirliðim övüncümdür / Fakirliðimle övünürüm)" hadisinden ödünç aldýðýný (iktibas ettiðini) düþünüyorum. Bu durumda dizenin anlamý aþaðý yukarý "Ben fakirlikte padiþahlýk bulmuþum, maddeye karþý fakirleþtikçe manada sultanlýk yaþarým; dünyayý týpký dilenciler gibi bir lokma kabul ettiðim içindir ki manevi hayatým muhteþem bir zenginliðe sahip!.." mealine bürünecektir. Böyle bir fakir için malýn mülkün, dünya nimeti ve imkânlarýnýn ne önemi olabilir ki!?.. Sayýsýz hanlarý olsa sevinmez, sayýsýz hamamlarý elden çýksa üzülmez... Ruhunda sultan gibi yaþayanýn elinde dilenci kâsesi olmuþ, ne gam!.. Gönlünde sultan olanýn hanesi tamtakýr olsa ne keder!.. Sultan ki gönül evindeyse baþka zenginlik ne hacet!..

Gönül sultaný dilencisine (Gani olan, fakir olana) dese ki, "Ben olmasam ve her þey senin olsa, sen hiçbir þeye sahip deðilsin!.. Ben olsam ve hiçbir þeyin olmasa, sen her þeye sahip deðil misin?" Dilenci gönül sultanýna (fakir olan, Gani olana) dese ki: "Sen olsan da isterse hiçbir þeyim olmasa!.. Her þeyim olmasa da, yeter ki sen olsan!.." Rabiatü'l-Adeviye ne diyordu: "Ýlahî!.. Sen dost ol da isterse bütün âlem düþman olsun bana!.."

Fakirliðe tahammül, zenginliðin nimetine þükürden daha kolaydýr. En azýndan fakirlik insaný yoldan çýkarmaz, ama zengin olup da nefsinin azgýnlýklarýna hâkim olabilen babayiðit az görülür. Atalar, "ALLAH az verip bezdirmesin; çok verip azdýrmasýn!" sözünü boþa dememiþlerdir. Cennetin yollarý hep bedavadýr da, cehennemi nedense parayla satýn alýrýz. Önemli olan zengin olup fakir gibi yaþayabilmektir.

ALLAH size saraylar, kaþaneler versin de o saraylarda bir fakir kul gibi yaþayýn! Çünkü insanoðlu dünyada fakirden de fakirdir ve fakirlik idrakiyle kulluðunu devam ettirdikçe eþref-i mahlukattýr. Oysa fakirliðini terk edip zenginliði elde ettiði ve içselleþtirdiði zaman Karun veya Nemrut olma tehlikesi vardýr.

Canýna rahmet Fuzulî, ne güzel söylemiþsin: Fakîr-i pâdiþeh-âsâ gedâ-yý muhteþemem.


i.pala@zaman.com.tr

18 Ocak 2011, Salý


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?