• 18 Şubat 2020, 13:03:53

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Hz. ZEYD...  (Okunma sayısı 566 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

insan

  • Ziyaretçi
Hz. ZEYD...
« : 06 Şubat 2011, 17:48:17 »


Aþkýna yandýðý inci gözlerini gördü zeytin gözleri...
O an geçti anadan, babadan, yardan,
Tâifte ve Akâbede sýmsýký tuttu ellerini;
Heyhât!...
Olamadýk Zeyd'in gözleri ve elleri..!


Zeytin siyahýydý Zeyd'in gözleri,
Doyamazdý sana bakmaya Ey Nebî..
Heyhât! Olamadýk Zeyd'in gözleri,
Bakamadýk sana bir kez sevgili..


Adým atacak hâl kalmaz bende
Görürsem seni..
Ne olur bir kez göreyim
Düþümde seni...


Altýn beyazýydý Zeyd'in elleri,
Kýyamazdý seni tutmaya Ey Nebi..
Heyhât! Olamadýk Zeyd'in elleri,
Tutamadýk bir kez nazlý Sevgili...


Adým atacak hâl kalmaz bende
Görürsem seni..
Ne olur bir kez göreyim
Düþümde seni...




Zeyd b. Hârise b. Surâhîl el-Kelbî. Üsâme'nin babasý. Ashâbýn ileri gelenlerinden olup, Resûlullah (s.a.s)'ýn en çok sevdiði arkadaþlarýndandýr. Bu yüzden sahâbe arasýnda "el-hubb" diye anýlýrdý.

Tam künyesi:

Zeyd b. Hârise b. Surâhîl (Ýbn Ýshak'a göre, Surahbîl) b. Kâ'b b. Abdiluzza b. Ýmriülkays b. Âmir b. Abdivüdd b. Avf b. Kinâne b. Bekr b. Uzre b. Zeyd el-Lât b. Rufayde b. Sevr b. Kelb b. Vebre b. Taðlib b. Hulvân b. Ýmrân b. Luhaf b. Kuzâa'dýr (Ýbn Hiþâm, es-Sîretü'n Nebeviyye", I, 247; Ýbn Sa'd, et-Tabakâtit'l-Kilbrâ, III, 40; Ýbnü'l-Esîr, Üsdü'l-Gâbe fi Ma'rifeti's Sahâbe, II, 281).

Kaynaklarýn ifadesine göre; cahiliyye döneminde, Zeyd'in annesi Su'dâ, yanýnda oðlu olduðu halde akrabalarýný ziyarete gider. Bu sýrada Benî el-Kayn b. Cisr'e mensup bazý atlýlar, Su'dâ'nýn akrabalarý olan Benî Ma'n evlerine baskýn yaparlar. Zeyd'i de bu arada beraberlerinde alýp götürürler. Zeyd, bu sýrada temyiz çaðýnda bir çocuktur. Onu, Ukaz Panayýrýna götürüp satýþa arzederler.

Hz. Hatice'nin yeðeni Hakîm b. Huzâm b. Huveylid de o esnada panayýra uðrayýp Mekke'ye götürmek üzere birkaç köle satýn alýr. Zeyd b. Hârise de bu köleler arasýnda bulunmaktadýr. Hakîm, Mekke'ye döndüðünde, halasý Hz. Hatice kendisini ziyarete gider. O da halasýna köleleri göstererek, dilediði köleyi seçip götürebileceðini söyler. Hz. Hatice de Zeyd b. Hârise'yi seçer. Daha sonra O'nu, Resûlullah (s.a.s)'a baðýþlar.

Kelb kabilesine mensup bazý insanlar, hac için Mekke'ye geldiklerinde Zeyd'i görüp tanýrlar, Zeyd de onlarý tanýr. Dönüþte durumu babasýna haber vererek bulunduðu yeri tarif ederler. Zeyd'in babasý Hârise ile amcasý Kâ'b, yanlarýna fidye alarak Mekke'ye gelirler ve Resûlullah (s.a.s)'ýn yanýna varýp:

 "Ey Abdulmuttalib'in oðlu! Ey kavminin efendisinin oðlu! Sizler, Harem'in ehlisiniz, köleyi azad eder, esiri yedirirsiniz. Yanýnda bulunan oðlumuz için sana geldik. Bize iyilikte bulun, sana fazlasýyla fidye vereceðiz" derler.

Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.), Zeyd'i çaðýrtarak, kendisini istemeye gelen bu kiþileri tanýyýp tanýmadýðýný sorar. Zeyd de, bunlardan birinin babasý diðerinin de amcasý olduðunu söyleyerek tanýdýðýný ifade eder. Bu sefer Resûlullah Zeyd'e, dilerse babasýyla gidebileceðini, þayet isterse yanýnda kalabileceðini söyleyince, Zeyd, Resûlullah (s.a.s.)'ýn yanýnda kalmayý tercih eder.
Peygamberimiz de Zeyd'i elinden tutarak Hicr denilen yere çýkarýr ve:

"Þahid olun, Zeyd benim oðlumdur. O bana mirasçýdýr, ben de O'na mirasçýyým!" diyerek Zeyd'i evlat edindiðini ilan eder ..

(Ýbn Sa'd, a.g.e., III, 40-42; Ýbn Hiþâm, a.g.e., I, 247 vd.; el Askalânî, el-isâbe fi Temyizi's-Sahâbe, III, 24).

Zeyd b. Hârise, Muhammed (s.a.s.)'e risalet gelinceye kadar yanýnda kaldý ve Resûlullah, peygamber olur olmaz O'nun risâletini tasdik edip müslüman oldu, O'nunla birlikte namaz kýldý ve:
"Onlarý babalarýnýn isimleriyle çaðýrýn..." (el-Ahzab, 33/5)
meâlindeki ayet nazil oluncaya kadar "Muhammed'in oðlu" diye anýldý. Bu ayet-i kerimenin nüzulünden sonra Zeyd, Zeyd b. Hârise olarak çaðrýlmaya baþlandý.. (Ýbn Hiþâm, a.g.e., I, 247; Ýbn Sa'd, a.g.e., III, 42; el-Askalânî, a.g.e., III, 25).

Zeyd b. Hârise, Resûlullah (s.a.s.)'ýn cefakâr dostlarýndan biriydi. Hemen hemen tüm sýkýntýlý zamanlarýnda O'nunla birlikteydi.
Nitekim, çevre kabileleri Ýslâm'a davet etmek kabilinden Tâif'e giden Rasûlüllah'ý yalnýz býrakmamýþ, Tâiflilerin attýðý taþlar Peygamber (s.a.s.)'e isabet etmesin diye kendi vücudunu siper etmiþ ve baþýndan çeþitli yaralar almýþtý..
 (Ýbn Sa'd, a.g.e., I, 212).

Müslümanlar Medine'ye hicret etmeye baþlayýnca, Zeyd b. Hârise de hicret etmiþti. Resûlullah (s.a.s.), hicretten sonra Medine'de, ashabý arasýnda kardeþlik tesis ettiðinde, Zeyd'l-e Hamza b. Abdülmuttalib'i de kardeþ ilan etmiþti. Bu sebepten Hz. Hamza, Uhud günü þehadet þerbetini içmeden önce Zeyd'i kendisine vâsî tayin etmiþti..
 (Ýbn Hiþâm, a.g.e., I, 505; Ýbn Sa,d, a.g.e., III, 44).

Zeyd b. Hârise; Bedir, Uhud ve Hendek savaþlarýyla Hudeybiye Barýþý ve Hayber fethinde de bulunmuþtur. Resûlullah (s.a.s.), Müreysî gazasýna çýktýðý zaman kendisini Medine'ye vekil olarak býrakmýþtý.

Bunun yanýnda Zeyd, komutan olarak da çeþitli seriyyelere katýlmýþ ve üstün baþarýlar göstermiþtir. Bu seriyyeler; Karede, Cemûm, el-Ýys, et-Tarafa, Hisma ve Ümmü Kirfa'dýr. Son olarak Mute Savaþý'na iþtirak etmiþ ve bu savaþta þehid olmuþtur.

Resûlullah (s.a.s.), sancaðý ilk önce Zeyd'e vermiþ ve: "Þayet Zeyd þehid olursa, sancaðý Câfer alsýn, O da þehid düþerse, Abdullah b. Ravâha alsýn" buyurmuþtur. Bu üç sahâbî de Mute günü, kahramanca savaþarak Hakk'ýn rahmetine kavuþmuþlardýr.

Zeyd, þehid olduðu zaman 50-55 yaþlarý arasýndaydý.

Resûlullah (s.a.s), bu üç kahraman dostunun þehadet haberini duyunca gözyaþlarýný tutamayarak aðlamýþ ve onlar için:
"ALLAH'ým; Zeyd'e maðfiret et! ALLAH'ým; Zeyd'e maðfiret et! ALLAH'ým; Zeyd'e maðfiret et! ALLAH'ým; Câfer'e maðfiret et ALLAH'ým; Abdullah b. Ravâha'ya maðfiret et!"
diyerek dua etmiþtir (Ýbn Sa'd, a.g.e., III, 45, II, 86-90 ve 128-129; el-Askalânî, a.g.e., III, 26).


« Son Düzenleme: 06 Şubat 2011, 21:01:16 Gönderen: insan »


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?