• 03 Temmuz 2020, 00:20:10

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: sözün doðru olsa bile,  (Okunma sayısı 574 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

DERDEST

  • Ziyaretçi
sözün doðru olsa bile,
« : 17 Mart 2011, 19:52:12 »

        Elalemin kötülüðünden bahsettiðin takdirde,

                                     sözün doðru olsa bile,


                                                     özün kötü sayýlýr...


                                                                    Sadi Þirâzî

Çevrimdışı HaLiD

  • Tefani
  • TaLiP
  • **
  • İleti: 216
  • Teþekkür 0
Ynt: sözün doðru olsa bile,
« Yanıtla #1 : 18 Mart 2011, 00:05:58 »

  Yani  söz  gümüs olsada  sükût  ALTIN  diyorsun...

Yukaridaki      Sadi Þirâzî  nin  sözünün  özü icin  evet.

Ama  söz her daim  susmanin  bir basamak  altindami...?

Meselâ ; Sükûtun  Altin  oldugunu  ifade  etmek icin bile  gümü$ degeri olan  söz gerekmiyor mu..?

Aslinda  söz  deger acisindan  gizli  özne mi..?

Çevrimdışı HaLiD

  • Tefani
  • TaLiP
  • **
  • İleti: 216
  • Teþekkür 0
Ynt: sözün doðru olsa bile,
« Yanıtla #2 : 18 Mart 2011, 00:11:37 »

DERDEST

  • Ziyaretçi
Ynt: sözün doðru olsa bile,
« Yanıtla #3 : 18 Mart 2011, 17:12:00 »
Said þirazinin kullandýðý mana buradakilerden çok farklý diye düþünüyorum /sizin söylemek istedklerinizi anlýyorum  Ancak bende susmayý yerli yerinde yapamayan biri olarak,örnek almaktan vazgeçmedðimde bir hayat vardýr..Hepimizin önderi ve örneði olan Rasulullah saw.
Onu öldürmek için gelenlerin Onda dirilmelerine sebep sözü susarak konuþmasý imiþ..En kötü sözün sonunda verdði cevap"SÖZÜN BÝTTÝMÝ" Olurmuþ....bunu bir ablam anlatmýþtý beni çok etkiler..

- Kureyþliler birgün biraraya gelerek þöyle dediler:

“Sihri, kâhinliði ve þiiri en fazla, en güzel bileninizi seçin. Toplumumuzu parçalayan, iþlerimizi darmadaðýn eden, dinimize dil uzatan þu kiþiye (hz. Muhammed (sav)’i kastediyorlar) varsýn, onunla konuþsun ve onun cevabýný dikkatle izlesin”. Onlar (Kureyþliler) Utbe b. Rebia’dan baþka bu iþi becerecek kimseyi bilmediklerini söyleyince, Utbe’ye hitaben

Ey Ebu’l-Velid! Þu Muhammed’e bir git” dediler. Utbe de Rasûl-ü Ekrem’e varýp þöyle dedi:

“Ey Muhammed! Sen mi daha hayýrlýsýn yoksa (baban) Abdullah mý?” Rasûl-ü Ekrem sustu. Utbe

“Ey Muhammed! Sen mi daha hayýrlýsýn yoksâ Abdulmuttalib mi?” dedi. Rasûl-ü Ekrem yine sustu. Utbe

“Eðer sen Abdullah ve Abdulmuttalib’in senden daha hayýrlý olduklarýný söylüyorsan onlar senin bugün ayýpladýðýn, dil uzattýðýn tanrýlara taptýlar.

 Eðer sen onlardan hayýrlý olduðunu iddia ediyorsan, konuþ senin sözünü dinleyelim. ALLAH’a yemin ederim ki kavmi hakkýnda senden daha bereketsiz bir yavru doðduðunu sanmýyoruz.

Sen bizim toplumumuzu parçaladýn, iþlerimizi darmadaðýn ettin, dinimize dil uzattýn. Araplar arasýnda bizi rezil ettin. Hatta Araplar arasýnda þöyle sözler yayýldý. “Kureyþ’in içinde bir sihirbaz var. Kureyþ’in içinde bir kâhin var”.

ALLAH’a yemin ederim ki biz, ancak bir gebe kadýnýn sayhasýný bekliyoruz.

O zaman bir kýsmýmýz diðerine kýlýçlarla hücum edecek ve yok olacaðýz.

Ey kiþi! (Hz. Peygamber’e hitab ediyor)! Senin mala ihtiyacýn varsa sana aramýzda mal toplayalým da sen Kureyþ’in en zengin kiþisi olasýn. Eðer kadýnlara ihtiyacýn varsa Kureyþ’in hangi hanýmýný istersen iste onlardan on tanesini seninle evlendirelim” dedi. Rasûl-ü Ekrem

“Sözün bitti mi?” diye sordu. Utbe

‘Evet’ deyince Rasül-ü Ekrem

“Rahman ve Rahim olan ALLAH’ýn adýyla! Ha, Mim. Bu kitab merhamet eden ve merhametli olan ALLAH’ýn katýndan indirilmiþtir” diye baþlayan Fussilet suresinin birinci ayetinden onüçüncü ayete kadar olan bölümü okudu.

“De ki: Ýþte sizi Âd ve Semud’un baþýna gelen yýldýrýma benzer bir azab ile uyardým” cümlesine vardýðýnda, Utbe

“Yeter, fazla okuma! Bundan baþka yanýnda birþey yok mu? Baþka birþey söylemiyor musun?” deyince Hz. Peygamber

“Hayýr” dedi. Bunun üzerine Utbe, Kureyþ’e geri döndü. Kureyþ

“Bize ne haber getirdin?” diye sordular. Utbe

“Söylemedik hiçbir þey býrakmadým. Sizin konuþmak istediðiniz herþeyi konuþtum” dedi. Kureyþ sordu:

“Muhammed sana cevab verdi mi?” Utbe

“Evet, verdi” dedikten sonra þöyle devam etti:

“Hayýr! Þu Kâbe’yi mabed olarak diken ALLAH’a yemin ederim ki ben Muhammed’in sözlerinden birþey anlamadým. Ancak o sizi Âd ve Semud’un baþýna inen yýldýrým gibi bir yýldýrýmla uyarmaktadýr” dedi. Kureyþliler

“Azab olasýca! Kiþi seninle arapça konuþtu. Sen ise ne konuþtuðunu bilmiyorsun. Bu olur mu?” deyince Utbe

“Hayýr, ALLAH’a yemin ederim ki onun söylediðinden yýldýrýmýn zikrinden baþka hiçbir þey anlamadým” dedi.[3]

- Bir baþka rivayette Utbe’nin sözü “Eðer senin kafandaki düþünce reislikse, baþ olmaksa senin için bayraklarýmýzý baðlar, sen hayatta kaldýkça bize reis olursun” þeklinde de gelmektedir.[4]

- Rasûl-ü Ekrem “Eðer onlar yüz çevirirlerse de ki: Âd ve Semud’a isabet eden yýldýrým gibi bir yýldýrýmdan sizi uyarýrým” cümlesini okuduðu zaman, Utbe Rasûl-ü Ekrem’in aðzýný eliyle kapattý ve sýla-i rahimle ona yemin verdirdi ki böyle birþey söylemesin. Bunun üzerine Kureyþ’in yanýna gitmeyip evine çekildi. Bu manzara karþýsýnda Ebu Cehil, Kureyþ’e hitaben þunlarý söyledi:

“Ey Kureyþ cemaati! ALLAH’a yemin ederim, bizim görüþümüze göre, Utbe Muhammed’e meyletti (müslüman oldu). Muhammed’in yemeði onun hoþuna gitti. Bu da Utbe’ye isabet eden bir fakirlikten ileri geliyor. Gelin, Utbe’ye gidelim” dedi ve Utbe’nin yanýna vardýlar. Ebu Cehil, Utbe’ye hitaben

“Ey Utbe! ALLAH’a yemin olsun ki biz sana Muhammed’e meylettiðinden, onun durumu hoþuna gittiðinden dolayý geldik. Eðer senin bir malî sýkýntýn varsa mallarýmýzdan seni Muhammed’in yemeðinden zengin kýlacak miktarý derleyebiliriz” dedi. Bu sözler karþýsýnda Utbe öfkelenerek ebediyyen lvýuhammed’le konuþmayacaðýna dair ALLAH’a yemin etti ve dedi ki:

“Siz Kureyþliler biliyorsunuz ki mal yönünden bütün Kureyþlilerden zenginim. Ben böyle birþey için deðil de þunun için onun yanýndan dönerken size gelmedim” dedi ve Rasûl-ü Ekrem’le aralarýnda cereyan eden hadiseyi naklettikten sonra sözlerine þunu ekledi: Muhammed bana öyle bir cevab verdi ki, vALLAHi o ne sihirdir, ne þiirdir, ne de kâhinliktir” dedi ve Fussilet suresini 12. âyete kadar okudu.

“Ben onun aðzýný elimle kapattým. Sýla-i rahimle yemin verdirdim ki bizim baþýmýza böyle bir þey getirmesin. Biliyorsunuz ki Muhammed bir þey söylediði zaman yalan söylemez. Korktum ki azab size de isabet eder”.[5]

- Kureyþliler Rasûlullah’ýn önünde bir araya geldiler. Rasûl-ü Ekrem, Mescid-i Haram’da oturuyordu. Utbe b. Rabia Kureyþ’e

“Býrakýn, onun yanýna ben gideyim, onunla konuþayým. Umulur ki ben sizden daha fazla ona þefkat göstermiþ olayým” dedi. Bunun üzerine Utbe kalkarak Rasûl-ü Ekrem’in yanýna gitti, oturdu ve dedi ki:

“Ey yeðenim! (Rasûlullah’ýn pederiyle akraba olduðundan dolayý böyle hitab etmiþtir). Sen aile olarak bizim en þerefli ailelerimizdensin. Mevki bakýmýndan bizden üstünsün. Sen kavminin içerisine öyle bir þey soktun ki senden önce hiç kimse kavminin içine senin soktuðun þeyin bir benzerini sokmamýþtýr. Eðer sen bu konuþma ile mal ve servet istiyorsan hepimizden mal bakýmýndan daha zengin oluncaya kadar bunu kavmin senin için toplayacaktýr. Eðer þeref istiyorsan seni müþerref kýlarýz. Kavminden hiç kimse senden þerefli olmaz. Sensiz hiçbir iþ yapmayýz. Eðer bu sana isabet eden cin felaketi ise ve cinden kurtulmaya gücün yetmiyorsa, hazinelerimizin hepsini verip, seni tedavi ettirmek için çaba sarfederiz. Eðer krallýk istiyorsan seni kendimize kral seçeriz” dedi. Bu sözler karþýsýnda Cenabý Peygamber, Utbe’ye hitaben

“Ey Ebu Velid! Sözün bitti mi?” diye sorunca, Utbe

“Evet” dedi. Rasûl-ü Ekrem rivayete göre Secde suresini secdeyi emreden ayete kadar okudu ve secde etti. Utbe de ellerini arkasýna baðlamýþtý. Rasûl-ü Ekrem okumayý bitirdikten sonra Utbe ayaða kalktý. Kavminin cemaatine ne götüreceðini bilmez þekildeydi. Onun geldiðini gördüklerinde aralarýnda

“Utbe sizin yanýnýzdan kalkýp gittiði gibi size geliyor” dediler. Utbe gelip yanlarýna oturarak þöyle dedi:

“Ey Kureyþ cemaati! Bana emrettiklerinizi Muhammed’le konuþtum. Konuþmamý bitirdikten sonra öyle bir söz söyledi, öyle bir konuþma yaptý ki, ALLAH’a yemin ederim, onun bir benzerini hiçbir zaman iþitmemiþtim ve ona ne diyeceðimi bilemedim. Ey Kureyþ cemaati! Bana bugün itaat edin, bundan sonra -isterseniz- hep isyan edin. Gelin, o kiþiyi (Rasûl-ü Ekrem’i kastediyor) terkedin, ondan uzak durun. ALLAH’a yeminim olsun ki o, üzerinde bulunduðu vazifeyi terketmez. Onunla diðer Araplar arasýndan çekilin. Eðer o galib gelirse onun þerefi sizin de þerefinizdir. Onun izzeti sizin de izzetinizdir. Eðer maðlub olursa siz onun þerrinden baþkasýnýn vasýtasýyla kurtulmuþ olursunuz!” Kureyþ, Utbe’ye hitaben,

“Ey Ebu Velid! Sen müslüman mý oldun? (veya sen galiba müslüman oldun)” dediler.[6]


[1] Tabarani; Buhari, Tarih (Akil b. Ebi Talib’ten)

[2] Beyhaki, (Hadisin tamamý ileride gelecektir)

[3] Abd b. Humeyd, Müsned (Ýbn Ebi Þeybe’den, o da Cabir b. Abdullah’tan)

[4] Beyhaki, (Hakim’den)

söz su üzeründe gül yapraðý gibidir..KAlbi yormadan /SADRI DARALTMADAN/SUKUNU BOZMADAN