• 04 Nisan 2020, 02:15:05

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Selef-i Salihin'in Sünnetin Korunmasýndaki Gayreti  (Okunma sayısı 450 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Bezm-i Elest

  • BiSMiLLaH
  • *
  • İleti: 18
  • Teþekkür 0
  • Bezm-i Elest
S
  SELEF-Ý SALÝHÝNÝN SÜNNETÝN KORUNMASINDAKÝ GAYRETÝ
   Sünnet düþmanlarý tarafýndan, müslümanlarýn zihinlerini karýþtýrmak için ortaya atýlmýþ kuru bir iddia vardýr: “Peygamber Efendimiz söylemiþse, doðrudur. Ama bu sözlerin Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) ait olduðunu nereden bilelim?”
    Bu suale doðru cevap verebilmek, selef-i salihinin, sünnetin muhafazasý için yaptýðý çalýþmayý ve dolayýsýyla bundan bahseden usul-i hadis ilmini iyi bilmeye baðlýdýr.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’le beraber vahye þahit olmuþ ve “Size iki þey býraktým. Onlara uyduðunuz müddetçe dalalete düþmezsiniz, onlar: Kitabullah (Kur’an-ý Kerim) ve benim sünnetimdir” sözünü düstur edinmiþ olan sahabe-i kiramýn, sünneti muhafaza için nasýl hareket ettiklerini, hep beraber, tarih sayfalarýný çevirerek görmeye çalýþalým.
    Hulefa-i Raþid devrinde Kur’an-ý Kerim henüz cem’ olunmadan evvel. Ayet-i celileler ile hadis-i þerif lerin, bilmeyenler tarafýndan karýþtýrýlma ihtimali sebebiyle Hulefa-i Raþidin ve bilhassa Hz. Ömer (r.a.) Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) iþitildiði kat’i olarak bilinenler hariç, hadis-i þeriflerin, rastgele çoðaltýlmasýna þiddetle karþý çýkýyorlardý. Hal böyle olunca, sahabe-i kiram çok þey duyduklarý halde, çok az rivayet ediyordu. Aþere-i Mübeþþere’den olan Said bin Zeyd (r.a.) gibi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den hiçbir hadis-i þerif rivayet etmeyen sahabiler de mevcuttu.
    Hatta sahabe-i kiram Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den hadis rivayet etmeyi, tehlike yönünden yýldýrým çarpmasýnýn insana vereceði zarara benzetiyor, “Benim üzerime kasden yalan isnad eden, cehennemdeki yerini hazýrlasýn” tehdidinin aðýrlýðýyla, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sözlerini söylerken “Resulüllah (s.a.v.) þöyle buyurdu” demekten son derece kaçýnýyorlardý.
    Amr bin Meymun (r.a.) rivayet etti: “Ýbn-i Mes’ud (r.a.) Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sözlerine son derece hürmet eder, bir hata yaparým diye hiçbir zaman “Resulüllah (s.a.v.) þöyle buyurdu” demezdi. Günlerden birgün, kendisini ziyarete gitmiþtim. Sözünün bir yerinde bu ifadeyi kullandýðýný fark ettim. Ne zaman ki (Kale Resulüllah-Resulüllah (s.a.v.) buyurdu) dedi, yaptýðý rivayetin aðýrlýðýndan baþýný aþaðýya doðru eðdi. Damarlarý þiþti, gözleri yerinden fýrlayacak gibi oldu.
   Elbisesinin düðmelerini kopartacak kadar aklý baþýndan gitmiþ bir vaziyette ayakta dona kaldý.” Ýþte sahabe-i kiramýn hassasiyeti...
   Bir de çokça hadis-i þerif rivayet etmiþ olan ashabýn dikkatlerini inceleyelim. Acaba onlar, her duyduðunu rivayet ettikleri için mi çok hadis rivayet etmiþ olarak bilinmektedir. Bu zatlardan üçüncü sýrada bulunan Enes bin Malik (r.a.)ýn sözlerine kulak verelim: “Eðer hata yapmaktan korkmasaydým, size Resulüllah (s.a.v.)’den duyduðum daha birçok hadis-i þerifi rivayet ederdim.”
    En çok hadis-i þerif rivayet etmiþ olan Ebu Hüreyrenin (r.a.) ölçüsü de þu mübarek hadis-i þerifti: “Kiþiye yalan olarak, her duyduðunu söylemesi yeter.”
    Ýþte, dört büyük halife devrinde bu hassasiyetten asla uzaklaþýlmamýþ, uydurma hadislerin önüne geçmek için büyük gayret sarf edilmiþti. Bu hususta Hz. Osman (r.a.)’ýn halifeliði sýrasýnda minbere çýkarak, halkýna yaptýðý hitabet, numune teþkil eder: “Ey insanlar! Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a. zamanýnda benim duymadýðým bir hadis-i þerifi rivayet etmeyi hiç kimseye helal görmem.”
    Hulefa-i Raþidin devrinden sonra, iyice geniþleyen Ýslam topraklarý ve Ýslama giren farklý kültürde yetiþmiþ insanlar, Kitabullah’tan sonra birinci mertebede bulunan sünnet-i seniyyenin tedvinini zaruri hale getirmiþti
BENÝ BENDE DEMEN BEN BENDE DEÐÝLEM..
BÝR BEN VARDIR BENDE BENDEN ÝÇERÜ


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?