• 18 Şubat 2020, 13:10:29

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: ONURLU ÇOCUK, YALAN SÖYLER  (Okunma sayısı 554 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

DERDEST

  • Ziyaretçi
ONURLU ÇOCUK, YALAN SÖYLER
« : 25 Mart 2011, 17:15:57 »

Lütfen sonunadek okuyalým..ne kaybederiz ki:)
Geçtiðimiz haftalarda çocuklarýn ruh dünyasýný “Anadolu Pedagojisi” ile aralayan bir kitap gördük raflarda. Adý; Çocukluk Sýrrý…   
Kitabu þiddetle öneriyorum tüm anne ve baba adaylarýna ve olanlara..

Röportaj: Hatice Kübra Tongar

 

Adýyla olduðu kadar içeriðiyle de anne-babalarý sýrlý bir keþfe davet eden kitap, okuyucusunu ýsrarla çocuklarý “hissetmeye” çaðýrýyor.

 

Kitabýn yazarý Pedagog Adem Güneþ, eðitimini Hollanda’da tamamlamýþ. Batý kaynaklý eðitimdeki kültürel eksiklikleri görmüþ. Bu eksikliði; “Batý kültüründe çocuða ‘adam edilmek üzere’ ailelerin elinde bulunan kiþi gözü ile bakýlýyorken, Anadolu Pedagojisi’nde çocuk aziz bir misafirdir” diye açýklýyor.

 

Bu durum Güneþ’i “Anadolu Pedagojisi’ni” araþtýrmaya itmiþ. Kendi kendine; “Medeniyetler beþiði Anadolu’da çocuklar nasýl yetiþtiriliyordu?” diye sormuþ ve cevaplarýný aramýþ. Bu kapsamlý araþtýrmanýn sonucu ise, “Çocukluk Sýrrý” olmuþ.

 

“BÝZ OLSAK OSMAN GAZÝ’YE ‘GÝT DERSÝNÝ ÇALIÞ’ DERDÝK!”

 

Çocukluðun sýrrý nedir?

Her çocuk doðduðunda “sýrrýyla” beraber doðar. O çocuðun ileride nasýl biri olacaðýnýn nüvesi, daha doðduðu andan itibaren çocuðun ruhunda barýnýr. O sýrrýn ileride açýða çýkabilmesi için çocuðun kendini güvende hissetmesi gerekir. Güvende hisseden bir çocuk zaman içinde özündeki “sýrrý” açýða vurur. Bu sebepledir ki; anne-babalarýn çocuklarýna bakarken “sen kimsin” gözüyle bakmasý, çocuðu hissetmesi gerekir.

 

“Çocuðu hissetmesi gerekir” dediniz… Bunu nasýl baþaracaðýz?
 

Fýtratlarýmýzý özgür býrakarak, maskelerimizi çýkararak… Çünkü “Çocukluk Sýrrý” kitabýnda prensiplerinden bahsettiðimiz “Anadolu Pedagojisi”—baþka bir deyiþle; Fýtrat Pedagojisi—bizlere yabancý bir kavram deðil. Peygamberler döneminde bile rastlýyoruz “sýr bekçilerine”…

 

“Sýr bekçisi” derken…
 

Çocuðunun sýrrýna bekçilik eden, o sýrlý nüveyi yeþerten anne-babalar…

 

Tarih sayfalarýný karýþtýrdýðýnýzda karþýnýza hangi “sýr bekçileri” çýktý?
 

Hz. Yakup örneðin... Hz. Yusuf bir gün babasýnýn yanýna gelip; “Baba, ben rüyamda güneþi ve ayý bana secde ederken gördüm” diyor. Böylelikle Yusuf’un sýrrý rüya yoluyla babasýna aktarýlýyor. Hz. Yakup bu rüyayý duyunca endiþeye kapýlýyor. “Aman kimseye söyleme” diyor. Neden? Çünkü oðlundaki “peygamberlik sýrrýný” hissediyor.
 

Ayný þekilde Osman Gazi henüz çocukken “Ben bir devlet kuracaðým” dediðinde Þeyh Edebali ona, “Sen git dersini çalýþ önce” demiyor. Aksine Osman Gazi’deki sýrrý keþfedip “Bu çocuk geleceðin devlet lideri olacak” diye içinden geçiriyor. Bu þekilde saygý duyulan, aþaðýlanmayan, hissedilen çocuklar da zamaný gelince büyük iþler baþarýyorlar.

Tarihinde, atalarýnda, genlerinde bu kadar önemli “sýr bekçileri” olan bizler, bugün özümüzde neyi kaybettik ki, o bekçiliði yapamaz hale geldik?

 

Haz kaynaklarýmýzý deðiþtirdik. Normalde annelik, bir anneye inanýlmaz haz verebilecek bir olgudur. Ama bugünün annelerinin haz kaynaklarý—ne yazýk ki—alýþveriþ, internet, altýn günleri vs. oldu. Ýþte bu noktada da çocuk anneye yük gibi gelmeye baþladý. Anneler; “Þu çocuk bir yatsa da bir kafamýzý dinlesek” der hale geldiler. Bu halden kurtulmanýn tek yolu, çocuðu hissetmek…

 




 

“ONURLU ÇOCUK, YALAN SÖYLER!”

 

Çocuk koltukta zýpladýðýnda tavana vuran bir alt komþu varken, çocuðumuzu kucaðýmýza aldýðýmýzda “Býrak çocuðu yoksa kucaða alýþýr” diyen bir kayýnvalide varken, akþam eve geldiðinde “Sustur þu çocuðunu” diyen bir baba varken nasýl çocuðumuzu hissedeceðiz? Annelerin omzunda da çok yük yok mu sizce?

 

Çok fazla yük var hem de. Bir annenin anneliðini yaþayamamasý kadar dramatik bir þey yoktur diye düþünüyorum. Ama ne yazýk ki günümüz anneleri bunu yaþýyorlar. Çünkü insanlarda tahammül kalmamýþ, empati, diðergâmlýk ve anlayýþ kalmamýþ. Çocuk, çocukluðunu yaptýðý zaman sanki yanlýþ bir þey yapmýþçasýna “Çak þunun aðzýna bir tane” diyebilen insanlar var ne yazýk ki… Tabii Mahkeme-i Kübra’da o “bir tane çakýlan” çocuklarýn hesabý sorulduðunda, o insanlarýn hali nice olacak düþünmek bile istemiyorum.

 

Peki, çocuk hissedilemeden büyürse ne olur?

 

Davranýþ bozukluklarý oluþur. Onurunu korumak için hýrçýnlaþýr, yalan söyler ya da duyarsýzlaþýr. Her ne kadar yalan söylemek istenmeyen bir davranýþsa da, aslýnda bu durum çocuðun onurunu koruma mücadelesidir. Anne-babanýn çocuðuyla girdiði ‘ego’ savaþýnda, çocuk onurunu korumak adýna yalana ya da hýrçýnlýða baþvurur.

 

“ANNE-BABALAR ALLAH’I ARAÇ OLARAK KULLANIYORLAR!”

 

Bizler bir yandan çocuðu özgür býrakmaktan bahsederken, bir yandan da “Annene-babana ‘Öf’ bile deme” düsturuyla büyütülüyoruz. Aradaki sýnýrý nasýl çizeceðiz?

 

Ayette “Öf bile deme” diyor. “Çocuklarýnýza ‘Öf’ bile dedirttirmeyin” demiyor. Yani çocuða hitap ediyor, anne-babaya deðil. Biz anne-babalarsa—ayet bize hitap ediyormuþçasýna—çocuklarýmýzýn üzerinde din yoluyla baský kuruyoruz. Ýþin en trajik kýsmý da bu zaten…

 

‘Din eðitimindeki zorlanmanýn sebebi anne-babalarýn bu tutumudur’ diyebilir miyiz?

 

Kesinlikle. Anne-babalar ALLAH’ý disiplin aracý olarak kullanýyorlar. ALLAH’ý ve dini kendi çýkarlarýna maske yapýyorlar. Çocuklarýna “Öyle yapma, yoksa ALLAH seni yakar, seni sevmez” gibi cümleler kuruyorlar. Çocuklar da bir süre sonra kime itaat edileceðini, edilmeyeceðini; karþýsýnda itaat edilmeye layýk bir anne olup olmadýðýný keþfetmeye baþladýðýnda—bunu emredenin de din olduðunu düþündüðü için—annesinden de soðuyor, dinden de. Sonra anne-babalar “Bu çocuk niye namaz kýlmýyor?” diye üzülüyorlar.

 

Dindar bir çocuk yetiþtirmenin sýrrý nedir peki?

 

Anne-babalarýn dindar bir çocuk yetiþtirmesinin özünde çocuðun ruh dünyasýný hazýrlamasý yatar. Çocuk ruhunun üzerine din inþa etmesi yatmaz! Anne-baba çocuðu hissedebilen bir çocuk vaziyetine getirmiþse; yani kalbi zemin hazýrsa, çocuk zaten dindar olur. Çünkü bu dürtü fýtratýnda zaten vardýr.

 

 

5 soruda Anadolu Pedagojisi

 

 

 

Pedagog Adem Güneþ’e bazý cümleler yönelttik ve bu cümlelerdeki boþluklarý doldurmasýný rica ettik. Ýþte 5 cümlede çocuk terbiyesi:

 

 

 

1. Bir ailede muhakkak bulunmasý gereken duygu güven duygusudur.

2. Çocuðunuza her þeyi yapýn ama, güven kaybý oluþturacak davranýþlarý asla!

3. Bir çocuða bir davranýþý kazandýrmanýn en iyi yolu örnek olmaktýr.

4. Annenin çocuðu için yapabileceði en iyi þey, çocuðuna kendini býrakabilmesidir.

5. Anne ile çocuk en az 2 yýl süreyle ayrýlmamalýdýr.


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?