• 16 Ekim 2019, 05:40:32

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: BeSMeLe..  (Okunma sayısı 619 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

MaHru

  • Ziyaretçi
BeSMeLe..
« : 27 Kasım 2009, 11:49:22 »


Besmele, müminler için tükenmez bir güç kaynağıdır…

 ALLAH‘ın adı ile bu büyük güce sahip olurlar…

Besmele, güzellikler hazinesidir…

 Çirkinlik ve kirliliklerin giderilmesi bu menbadan beslenmekle mümkündür…

Besmele, yücelik adresi, ulvilik yoludur…

 Adî ve süflî bir yaşamı aşmanın formülü besmeleye yüklenmiştir…

Besmele, ALLAH’ın hem zatına, hem de sıfatlarına delalet ettiği için İslam’ın tamamının özü ve özeti mahiyetindedir…

ALLAH’ın ismi etrafında gerçekleşmeyen hayat kokuşmuş bir hayattır…

 O isme istinat etmeyen dünya, yörüngesinden çıkmış çılgınlıklar arenasıdır…

İnsanın ve hayatın anlamı o isimde saklıdır…

 Böyle olduğu içindir ki; Hz Muhammed’e gelen ilk vahyin, ilk cümlesinde bu hakikat vurgulanır:

“Yaratan Rabbinin ismi ile ( besmele ile) oku.” (Alak-1)

Tüm okumalar, oluşumlar, olgular, varoluşlar o isimle anlam kazanır…

Bismillah içermeyen hiç bir söylem ve eylem , ALLAH’a sunulacak bir yeterlilik kazanamaz

“Bismillah ile başlamayan işlerde başarıya ulaşılmaz.”(Feyzu’l Kadir) buyuruyor Hz.
Peygamber(sav)…

Kulluğun esası O’nun ismini tevhid, tesbih, tezkir, tahmid, tehlil etmek değil midir?
Tevhidin temelin de ALLAH’ın ismini öne çıkarıp, gayrısını geri çekmektir…

Besmele ; "Ben bu işi kendi adıma değil, ALLAH adına, O’nun emri ile ve ancak O’nun için yapıyorum." demektir…

O isimle beraber başka bir isim mi? İşte, o şirktir…

Hangi isim o isimle yarışabilir ki? O’na rağmen yüceltilen, dayatılan isimlerin hiçbir geçerliliği yoktur…

İnsanlık bu güne kadar ne çektiyse, hep O isimden başkasına prestij ettiği içindir…
Kur’an’ın en ciddi uyarısı isimlere yöneliktir:

“Siz, ALLAH’ı bırakıp sadece sizin ve atalarınızın taktığı (bir takım anlamsız, uyduruk) isimlere tapıyorsunuz.

 ALLAH onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm yalnızca ALLAH’ındır. O, kendinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur.Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf -40)

İman edebilmek için önce, insanın hayatına musallat olan sahte isimleri söküp atması gerekiyor… ALLAH’ın ismini gölgelemek ve sınırlamak isteyen tüm anlamsız isimlendirmelere izin yok…

Yani; yasama, yürütme ve yargıda yön verici belirleyici yine O isim…
İsimler üzerinden ilk toplumsal sapma Nuh Kavmin de başladı… Uluhiyet davasına darbe vurarak bazı isimleri öne çıkardılar…

 Bunlar Vedd, Suva, Yeuk, ve Nesr gibi isimlerdi… Bu isimleri yücelterek tevhidi parçaladılar … Sonuçta, bu tuğyan tufana dönüştü…

Hz. Nuh(a.s.) besmele ile dokuz yüz elli yıl sebat etti… Nihayetinde ALLAH(c.c.) yol gösterdi; bir gemi inşa edecekti. Emredileni yaptı, sonra O’nun ismi ile çağrıda bulundu:

“Deki: Binin içerisine, onun yüzmesi de, durması da ALLAH’ın ismi(besmele) iledir…” ( Hud - 41)
Tüm isimler silindi, yeryüzünün iktidarı ALLAH’ın ismi ile hareket eden tevhid ehli temiz ellere tevdi edildi…

Kur’an-ı Kerim’de sıkça geçen Firavun ismi, zımnen geçen Nemrut ismi sıradan bir isimlendirme değildir…

 ALLAH’ın ismine karşı üretilen, ALLAH’a muhalefeti simgeleyen alternatif isimlerdir… İsimler savaşı bunlar üzerinden yürütülüyordu...

İslam öncesi, Mekke cahiliyesinde müşriklerin de tutundukları uydurma ismler çoktu… Hayata o isimlerle tutunurlardı…

Bismi’l Lat (Lat’ın ismiyle)… Bismi’l Uzza (Uzza’nın ismiyle) diyerek yaşamlarını şekillendirirlerdi.

 Bazen de “Bismike’ALLAHümme (ALLAH’ım senin isminle) demeyi ihmal etmezlerdi. Yani ALLAH ismi ile Lat ve Uzza isimleri etrafında bir konsensus oluşturur, koalisyona giderlerdi…

Hatta en büyük zulümlerini icra ederlerken bile “ Bismik’ ALLAHümme” demekten vazgeçmezlerdi…

Mekke döneminde Şib’i Ebi Talib’te özelde mü’minlere, genelde ise Haşimoğullarına yönelik başlattıkları ambargo için bağlayıcı olsun diye bir metin hazırlayıp Kâbe’nin içine astılar.

 Baştan sona zulüm, baskı ve nefret içeren bir mütabakat metni idi.

 İşte bu zulüm belgesinin başlangıç cümlesi “Bismik’ALLAHümme” diye yazılmıştı. Zulüm ve zorbalıklarını ALLAH’ın ismini kullanarak yürüttüler. Tam 3 yıl…

Kuşatma altındaki mazlumlar zulme göğüs gererken ALLAH bir güveyi Kâbe’de asılı olan o sahifeye musallat etti. Güve, “Bismik’ALLAHümme” cümlesi dışında her şeyi yedi bitirdi.

ALLAH (cc) bu durumu Resulullah’a bildirdi. Hz. Peygamber (sav) de Ebu Talib’e:

“Ey amca! Benim Rabbim olan ALLAH, Kureyşlilerin sahifesine ağaç kurdunu (güvesini) musallat etti.
ALLAH’ın isminden başka, onda tespit edilen, zulüm, akraba ile ilgi kesme, bühtan… gibi şeylerden hiç birini bırakmadı, yok etti.”
buyurdu.

Bunun üzerine Ebu Talip müşriklerin önde gelenlerinin bulunduğu ortama giderek onlara şu teklifte bulundu.

“Ey Kureyş cemaati! Hiçbir zaman yalan söylememiş olan kardeşimin oğlu bana haber verdi ki; sizin yazmış oldunuz sayfanıza, ALLAH ağaç kurdunu (güvesini) musallat kılmış; o, onun içindeki cevr, zulüm ve akrabalarla ilişiği kesme… gibi her şeye dokunmuş, onda sadece ALLAH’ın ismi anılan sözler kalmıştır.

Haydi aleyhimizde yazdığınız sayfanızı getiriniz!

Eğer kardeşimin oğlu doğru söylemiş ise, sahife onun dediği gibi çıkarsa, vALLAHi biz en sonumuz ölmedikçe onu size teslim etmeyiz.

 Artık sizde kötü görüşünüzden, bizimle ilginizi kesmekten vazgeçin. Eğer dediği doğru çıkmazsa kardeşimin oğlunu size teslim ederim.

 Sizde onu ister öldürürsünüz, isterseniz sağ bırakırsınız!”

Müşrikler:

“Kabul ettik. Sen bize insaflı davrandın.” dediler. Sonra sahifeyi getirip açtılar, aynen Rasulullah’ın haber verdiği gibi buldular.

Tepkiler şu oldu:
“Siz, bize sadece sihir ve bühtan getirdiniz.”

Güve ile gelen mesajı doğru okuyup anlamaları beklenirken yine kör ve sağır davrandılar…
İslam, “Bismik’ALLAHümme” kelimesine son şeklini verdi.

Bismillahirrahmanirrahim (Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın ismiyle)

Bu yüce cümle İslam’ın şiarı, hayatın ve anlamın ortak şifresiydi...

Nesilden nesile bir bilinç yüklemesi ile gerçekleşti…

Besmele ile beslenen ruhlar aç ve açıkta değildi… Bu parola ile yürüyen kullar yabancılık çekmedi…

Rahman’ın rahmetine uzak düşen, müşriklerin bu yeni cümleye tahammülleri yoktu.

Hudeybiye antlaşmasında musalaha metni yazılırken, Rasulullah(s.a.v.) Hz Ali’yi çağırdı ve ona:

“Bismillahirrahmanirrahim (Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın adıyla) diye yaz.” buyurdu.

Müşriklerin temsilcisi Süheyl bin Amr atıldı:

“Ben bunu bilmem. ‘Senin adınla ey ALLAH’ım’ diye yaz” dedi.

Rasulullah (s.a.v.) :

“Senin adınla ey ALLAHım diye yaz.” Buyurdu. Hz Ali(ra) söylendiği gibi yazdı.

Bundan böyle besmele mü’minler için ALLAH’a karşı itimat ve inkıyat ifadesiydi…

 Besmele umuttu…

Besmele ufuktu…

Besmelenin korumasında korkularını atabiliyorlardı…

Onlar artık besmelenin gücüyle gündemdeydiler…

 Çünkü her şey O’nun ismine irca ediliyordu…

Hendek savaşı günlerinde, kazı çalışması yoğun olarak devam ediyordu…

Açlık, uykusuzluk, yorgunluk, korku bir kâbus gibi çökmüştü üzerilerine…

Hendeği kazımakla uğraşan ashap bir kaya parçasını kırmakta zorlandılar.

Bera bin Azib sonrasını şöyle anlatıyor:

Rasulullah(s.a.v.) balyozu eline alıp ”Bismillah” diyerek kayaya bir darbe indirdi. Kayanın üçte biri parçalandı.

“ALLAHu ekber! Bana Şam’ın anahtarları verildi.

 VALLAHi şu bulunduğum yerden, oranın kızıl köşklerini görüyorum!” buyurdu.

Sonra “Bismillah” deyip kayaya ikinci darbeyi indirdi. Kayanın üçte biri daha parçalandı.

“ALLAHü ekber! Bana Fars’ın anahtarları verildi!

VALLAHi şu bulunduğum yerden, Medain’i ve onun beyaz köşkünü görüyorum!” buyurdu.

Daha sonra“Bismillah'' diyerek kayaya üçüncü darbeyi indirdi.

Kayanın kalan son kısmını da parçaladı.

“ALLAHü ekber! Bana Yemen’in anahtarı verildi. VALLAHi, şu bulunduğum yerden San’a’nın kapılarını görüyorum.” buyurdu.(Ahmed bin Hanbel-Müsned )

Besmele ile vurulan her balyoz bir umut ve ufuktu…

Her kıvılcım bir müjde olarak geri dönüyordu…

Besmele moraldi…

Besmele güvendi…

 Kuvvetler üstü kuvvetle irtibat kurmaktı…

Münafıklar bunun böyle olduğunu nereden bileceklerdi? Onlar zihinleri bulandırmakla meşguldüler.

Rasulullah (s.a.v.)‘ın müjdesini alaya alıyorlardı:

“O size Yesrib (Medine)’den Hire’nin köşklerini ve Kisra’nın Medain’ini gördüğünü ve oraları fethedeceğinizi haber veriyor, sizler ise düşmanlarınıza karşı ortaya çıkmaya güç yetiremiyor, hendek kazmaya çalışıyorsunuz!” diye söyleniyorlardı. (Taberi)

Hastalıklı kalpler hakikate ne kadar da uzaktılar!

Hz Ömer (r.a.) ve Hz Osman (r.a.) dönemlerinde buralar tek tek fethedildi.

O’nun ismi ile sefere çıkanlar yolda kalmadılar… Başka isimlere bel bağlayanlar zillet ve esaretten kurtulamadılar…
 
İmkansızı mümkün kılan besmeledir…

Bunun için de ALLAH’ın adı ile bir adanışı göze almak gerekiyor… O zaman göreceğiz ki; besmelenin çekim gücü kitleleri hakikate cezbedecektir.

 Davet sorumluluğunu yürütürken kelimelerimize önce besmele ile bir ruh yüklememiz kaçınılmazdır.

Kendilerini bu isme adayanların azim ve iradeleri karşısında kimse tutunamaz…

 Önemli olan O’nun ismi ile başlamak…

Her şeyin O’nun adına gerçekleşmesi… “Kendimi O ada adıyorum diyebilmek”…

Hadis kaynaklarımız Ashab-ı Uhdud olayını tafsil eden şu rivayeti sahih bir senetle kaydediyorlar:

Rububiyet iddiasında olan zamanın kralı, kitleler üzerindeki tahakkümünü sürdürmek için, halkı büyüleyen büyücülerden yararlanıyordu.

 Tevhid bilinci ile mücadele alanına atılan bir delikanlı besmele ile tağuti güçlerin büyüsünü bozuyordu…

 Kendini ALLAH’ın ismine adayan bu muvahhid genç, toplumun hidayetine kanı ile tanıklık ediyordu…

Şehit olmadan önce zalim kralın kendisini yok etme hamlelerini, ALLAH’ın izni ve ismi ile boşa çıkaran bu yiğit mü’min en son krala bir teklifte bulunuyor:

“Benim emredeceğim işi yapmadıkça sen beni öldüremezsin.” Kral:

“Nedir o?” dedi. Delikanlı şöyle dedi:

“Ahaliyi geniş bir meydana topla beni de hurma kütüğüne bağla. Sonra okdanlığımdan bir ok al, onu yayın tam ortasına yerleştir sonra;

“Bismillahi Rabbil ğulam (delikanlının Rabbi olan ALLAH’ın ismiyle) de ve oku at! Eğer bunu yaparsan beni öldürürsün.” dedi.

Bunun üzerine kral halkı düz bir meydana topladı. Delikanlıyı hurma kütüğüne bağladı. Sonra delikanlının ok kabından bir ok aldı ve oku yayın ortasına koydu.

“Bismillahi Rabbil ğulam (delikanlının Rabbi olan ALLAH’ın ismiyle)” dedi ve oku attı. Ok delikanlını şakağına rastladı. Delikanlı elini şakağına koydu ve öldü. Bunun üzerine ahali:

“Delikanlının Rabbine iman ettik.” dediler. Sonra kral çağrıldı.
O’na:

“Korktuğun şeyi gördün mü? VALLAHi korktuğun başına geldi. Halk iman etti.” dediler.

 Bunun üzerine sokak başlarına hendekler açılmasını emretti; hendekler alevlerle dolu idi. Kral:

“Yeni dinden dönmeyen kimseleri zorla ateşe atın, yahut onları ateşe girmeye zorlayın.” dedi. Bu işler yapıldı. Nihayet elinde bir çocukla bir kadın geldi. Lakin biraz duraksadı.

Çocuk ona:
“Anneciğim, dişini sık, sabret; zira sen hak üzeresin.” dedi. (Müslim)

Delikanlı sadece dili ile besmeleyi telaffuz eden biri değildi…

 Hayatından vazgeçerek vahye şahitliğini sürdüren bu er kişi, kendisi şehadetle ölümsüzlüğü seçerken, kitlelerin dirilişine de öncülük ediyordu…

Onun gündemleştirdiği besmele, şirk düzeninin tılsımını bozmuştu… Besmelenin gücü müstekbirlerin düzenini sarsmıştı…

Yüce Kur’an’a konu olan Ashab-ı Uhdud olayı böyle bir mesaj içeriyor…

Evet, besmele diriliş ve direniş iksiridir

Besmele iman şifresidir…

Taif’ten tard edilen Hz. Muhammet(s.a.v) hayatının en zor günlerini yaşıyordu…

Can havli ile kendini Rabiaoğullarının üzüm bağına atıverdi. Bağ sahibinin kölesi Addas bir salkım üzümü Rasulullah(s.a.v.)’a ikram eder.

Rasulullah(s.a.v.):
“Bismillah” diyerek elini üzüme uzattı ve yedi. Addas dedi ki:

“Bu belde ahalisi bu sözü söylemez.” Peygamber(s.a.v.):

“Sen hangi beldedensin?” buyurdu. Köle:

“Ben Ninova şehrindenim.” dedi. Bunun üzerine Peygamber(s.a.v.):

“Salih birisi olan Yunus bin Metta’nın şehrinden mi?” buyurdu. Köle:

“Yunus’un kim olduğunu sana kim öğretti?” diye sorunca Rasulullah(s.a.v.):

“O benim kardeşimdir. O bir peygamberdi. Ben de peygamberim.” buyurdu
.
Addas Rasulullah’ın ellerine ve ayaklarına kapanıp öpmeye başladı ve iman etti…

Bismillah ile üzümün koparılması, her tanesinde bir ülkeyi barındıran koca İslam salkımına ait bir işaretti…

Hayatın bereketi besmelede saklıdır…

 Bereketin yerine gelir artışı hedeflendiğinden beridir ki hayatın hayrı ve huzuru kalmadı…

 Bencillik, pintilik, cimrilik, kaygı, kuşku, korku, çağdaş yaşamla toplumsallaşan hastalıklar…

 Tedavi besmele ile başlar…

Besmelesiz hayatlar, anlamsız ve amaçsız hayatlardır…

 Bu açıdan kabul edilemez hayatlardır…

 Tıpkı besmelesiz kesilen hayvanların murdar sayılması gibi…

 Modern insan kendi ismine(egosuna) tapınmaya başladı.

“O, size ölüyü(leşi), kanı, domuz etini ve ALLAH’tan başkası adına kesilmiş olan(hayvan)’ı kesin olarak haram kıldı.”(Bakara -173).

“Bismillahi ALLAHu ekber” ile helale ulaşıyoruz…

“Bismillah” lı hayat helaldir, “Bismillah”sız hayat ise helaktır.

Üretirken, tüketirken, alırken, verirken, yerken, içerken, okurken, yazarken, kalkarken her şey besmeleye bağlanıyor…

 Müslüman’ın besmeleden bağımsız hiçbir işi olamaz…

Şayet unutur isen hemen “Bismillahi evveluhu ve ahiruhu” demesi gerekiyor.

Her gün en az kırk defa kıldığımız kırk rekat namazda besmele bilincini kuşanıyoruz…

 O zaman Rahman ve Rahim olan ismin hayatımıza tesir ve tecellisine bakacağız…

Rahmet ve merhamet umarken, kendimiz ne kadar merhamet ediyoruz, bunu sorgulayacağız…

 O’nun ismi ile O’na isyan edenleri teşhis ve teşhir edeceğiz…

 Kirli ve karanlık işlerini besmele ile kamufle edenlerin tuzaklarına düşmeyeceğiz…

Besmele bize basiret olarak geri dönecektir…

Kur’an coğrafyasından hikmet devşireceksek bunun anahtarı besmeledir.

Besmele ahlakı ile ahlaklanacağız, besmele ile oluşan güç ile korunacağız, hayata yeniden “bismillah” diyeceğiz…

 Yani “ALLAH’ım senin ismin ve izninle ben varım. İsmini yüceltmek için hazırım.”
Hz Nuh(a.s) besmelenin yarısı ile kurtuluşu elde etti…

Yaşamını bu cümle ile inşa eden yolda kalır mı? Mahrum olur mu?

Hz Süleyman(a.s.) besmele ile dünya ve ahiret mülkünü elde etmedi mi? İktidarını bu kelime üzerine bina etmedi mi?

Netice itibari ile besmele bir çizgidir…

 Bu çizginin içinde kalanlar yani ALLAH’tan yana olanlar ve ALLAH’lı bir yaşamda karar kılanlardır…

 Onlara bu çizgi çeki düzen verir… İnhirafın, izmihlalin ve ifsadın karşısında bununla durulabilir…

Çizginin dışında kalanlar ise başka isimleri öne çıkarıp bu çizgiyi çiğneyen ve hayatlarından silenlerdir…

En büyük zulüm nedir biliyor musun?

“ALLAH’ın mescitlerinde O’nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına çalışandan daha zalim kim olabilir?”(Bakara-114)

Şimdi herkes bu çizginin neresine düştüğünü kontrol edecek…

“Rabbinin ismini al. Mutlak ihlas ile O’na yönel” (Müzemmil-8)

“İsimlerin en güzeli ALLAH’ındır. Öyleyse O’na bunlarla dua edin…” (A’raf 180)


“Sabah akşam Rabbinin ismini zikret.” (İnsan-25)

Peygamber efendimiz(s.a.v.) varoluşun amacını şu
cümle ile özetliyor:

“Bismik’ ALLAHümme emutu ve ehya(ALLAH’ım! Senin isminle ölür ve yaşarım)” (Buhari-Müslim)

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: BeSMeLe..
« Yanıtla #1 : 09 Aralık 2010, 23:51:46 »

Kelime manası:

Bismillahi ALLAH'ın (Celle Celalühu) ismi ile (başlıyorum) demektir.
İsmin Cemisi Esma’dır Mevla’ya (Celle Celalühu) dua edin (Kendinizden uydurupta taktığınız işlerle değil)
ALLAH (Celle Celalühu) isminin yerini hiçbir isim tutmaz, yerine geçemez, cemilenemez.
Mevla’nın(Celle Celalühu) öz Zatı Pakı Sübhaniyesine delalet eder Cenab-ı Hakk'ın Zatı’nı, sıfatlarını, fiillerini cemi olan (içine alan, hepsini birden ifade eden)
 Lafza-i Celal’dir Bütün Kemal sıfatlar O’ndadır.
Hak ve Batıl mabutlara itlak edilen kullanılan ve cemirlenen “Tanrı“ kelimesi ALLAH (Celle Celalühu) lafzının yerini tutmaz.

Bu isimde ne kadar terhim yapsanda yinede Mevla'ya (Celle Celalühu) delalet eder.

 ALLAH isminde Elif’i kaldırsan, “lillah” olur.
 Lam’ı kaldırsan “illah” olur.
İkisini de kaldırsan “Lehu” Yine Mevla’ya (Celle Celalühu) delalet eder.
Tüm canlılar yaşamak için bu isme muhtaçtır.
 Nasıl yani?
Nefes alıp verirken “Hu” demiyor musun?
Nefes almadan kaç dakika yaşayabilirsin?
Mevla (Celle Celalühu) canlıların yaşamasını kendi isminin söylenmesine indekslemişAmma kafirler bilinçsiz dediği için ecirleri olmaz.
 Öyle ALLAH ki (Celle Celalühu), Er rahman olan dünyada, mü’min münafık ayırd etmeden tüm insanlara, hatta tüm canlılara hakiki ve nihayetsiz rızık verici


Ruhul Furkan Tefsiri


Çevrimdışı BeSney

  • YöNeTiCi
  • MüDaViM
  • *****
  • İleti: 853
  • Teşekkür 35
  • Yek nefes;dü şükres
Ynt: BeSMeLe..
« Yanıtla #2 : 11 Aralık 2010, 10:22:10 »
Enes r.a. den;
"Her kim şeytanın şerrinden ALLAH Tealaya on defa sığınırsa Yani eüzübesmele çekerse onun için bir melek vazifelendilir Şeytanı o kimseden uzaklaştırır"

ALLAH Resulu şöyle buyuruyor;
"Her kim Besmelei Şerifi itikadı sahiha ile okursa onunla birlikte dağlar tesbih ederler."

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40