• 13 Aralık 2018, 03:42:33

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Sevginin Farkına Varmak  (Okunma sayısı 778 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı AFFE

  • YöNeTiCi
  • MüDaViM
  • *****
  • İleti: 606
  • Teşekkür 26
Sevginin Farkına Varmak
« : 09 Mayıs 2011, 00:05:56 »
İnsanoğlunun merakı sınır tanımıyor
Sevginin Farkına Varmak Yeryüzünün derinliklerini, gökyüzünün sonsuzluklarını bilmek için
sürekli arıyor, araştırıyor
Meselâ, ay yüzündeki lekelerin anlamını çözmeye çalışıyor
Güneşteki patlamaları zamanından önce haber veriyor
Fırtınayı, hortumu olmadan biliyor
Depremi, vaktinden önce bilmeye çalışıyor
Gece, gündüz, hangi gezegenin nerede, nasıl ve ne durumda bulunduğunu ilmen açıklıyor
Yıllar önceden, ayın, güneşin ne zaman doğup, ne zaman batacağını hesaplıyor
Denizlerin gel-gitlerini, karaların heyelan tehlikesini tahmin ediyor
Kısacası, kainatta meydana gelen büyük küçük bütün olayları merak ediyor, araştırıyor, irdeliyorSonuçta da anlıyor, biliyor, açıklıyor Bilgisine göre tedbirler alıyor
Ancak, ayın yüzündeki lekeleri araştıran insanın, yanıbaşındaki sevgilerin lekelenmesini, gölgelenmesini farketmemesi nedendir?
Güneşteki patlamayla igilenenlerin, meselâ patlamak üzere olan eşlerini, çocuklarını farketmemesi ne garip değil mi?
Tabiatı sarsan, tahrip eden fırtınayı, hortumu haber verenler, ailesini sarıp sarsan sevgisizlik fırtınalarının, şefkatsizlik hortumlarının gelişini nasıl anlayamıyorlar?
Depremi önceden bilmeye çalışanlar, gönüllerde kırılan manevî fay hatlarına ilgisiz kalabilirler mi?
Bir uzay araştırmacısı, arkadaşına övünüyormuş:
“-Bak Azizim, ben şimdi, gecenin bu vaktinde, hangi gezegen nerede, nasıl, ne durumda bilebilirim”
Arkadaşı bilge bir adammışOnun bu övünmesini takdirle karşılayacağına, şu çok anlamlı cevabı vererek susturmuş:
“- Uzay boşluğundaki yıldızların, gece karanlığında bile, nerede ve ne durumda olduğunu bilen arkadaşım, acaba şimdi yetişkin kızının, oğlunun, nerede ve ne durumda bulunduğunu da biliyor mu?”
Hiç beklemediği bu karşılık, inşaALLAH araştırmacımızı düşündürmüştür
Beni düşündüren ise, bizlerin gözümüzü hep uzak noktalara dikmiş olmamızdır
Dikkatini hep uzaklara odaklamış olanlar, yanıbaşlarında olup bitenleri farkedebilirler mi?
Meselâ, Dünyada olup bitenleri merak ettiğimiz kadar; evimizde eşimizle, ya da işyerimizde ortağımızla daha iyi ve kavgasız geçinmeyi merak ediyor muyuz?
Eğer, bizi az ilgilendiren şeyler kadar, çok ilgilendirenleri de merak edip düşünsek, geçimsizlik ve kavga çıkmaz
Ay ve güneşin yüzündeki lekeleri anlamaya çalıştığımız kadar, sevdiklerimizin yüzlerinde biriken sevgisizliği anlamaya çalışsak, kırgınlıklar, kızgınlıklar ve ayrılıklar kalmaz
Magazin programlarının dedikodulu saatleri kadar, aile sohbetimiz, arkadaş muhabbetimiz olsa, dünyamız sevgi dünyası haline gelir
Gözümüz, hep uzaklara dikiliyor
Özümüz, yakınlarımızdan kopuyor
Ülkeyi kurtarmaktan da öte, dünyayı kurtarmaya talip oluyoruz Ancak elimiz kısa, gücümüz az, ömrümüz gelip geçici
Fakat elimizin altında bulunan gönüller var Biz, öncelikle o gönüllerin kurtarılmasından sorumluyuz Madem ki acıyan bir vicdan sahibiyiz Madem ki, kurtarmayı seviyoruz Öyleyse bırakalım, uzanamayacağımız uzak ufukları Önce, en yakınlarımıza bakalım Elimizi ve gönlümüzü onlara uzatalım
Ziya Paşa’nın deyimiyle, yeni yetme bir çok müneccim, yıldız aramak için kafasını hep gökyüzüne dikmiş de, yol üzerindeki kuyuları görmezleşmiştir
Gökte yıldız arayıp nice turfa müneccim
Görmez kuyuyu kendi rehgüzerinde
Sevgi insanı, önce kendine, içine, yüreğine bakar
Sonra en yakın çevresine, eşine, evlâdına, akraba ve dostlarına Elbette bütün insanlık dünyasından da sorumludur insan, ama, kendi evi harap olan, başka evleri imar edemez İçini düzeltemeyen ailesine çeki düzen veremez Ailesinde sağlam ve güçlü olanların başkasına faydası da çok olur
Öyleyse, sevgi insanı sıralamayı şaşırmamalı, gözünü hep uzak ufuklara dikmemeli, daha sık ve daha çok önüne, çevresine ve yakınlarına bakmalıdır
Zira, ancak ayağını yere sağlam basanlar, ufukları güven içinde görebilirler

2008-03-17
59 okumaVehbi Vakkasoğlu

 
İnsanlarla yüzyüze konuşarak her sorunu halledebilirsin; ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin.


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?
 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40