• 28 Şubat 2020, 10:57:18

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Gözyaþý ve tebessüm !..  (Okunma sayısı 523 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı yorgun

  • FoRuM Dostu
  • TaLiP
  • ****
  • İleti: 146
  • Teþekkür 18
Gözyaþý ve tebessüm !..
« : 16 Mayıs 2011, 10:13:38 »
"Niçin gözyaþýnda tebessüm?" diyeceksiniz?
"Gözyaþýnýn olduðu yerde sýkýntý, dert, keder, sorun ve mutsuzluk vardýr." diyeceksiniz.
"Tebessümü niçin baþka yerde deðil de, gözyaþýnda arýyorsun?" diyeceksiniz.

* * *
Siz hiç aðlarken güldünüz mü?
Ortada hiçbir þey yokken saatlerce aðladýnýz mý?
Sonra niçin aðladýðýnýzý düþünüp gözyaþlarýnýzýn o engin sularýndan bir cennet oluþtuðunu gördünüz mü hiç?
Sizin canýnýzýn sýkýldýðý, hayata, insanlara, eþyaya kýrýldýðýnýz, incindiðiniz olmadý mý?
Her þeyden býktýðýnýz, hayattan hiçbir tad alamadýðýnýz anlar olmadý mý hiç?
Dünyanýn bile üstünüze geldiðini düþünüp, çatlayacak gibi olduðunuzda, bir köþeye çekilip saatlerce aðlayarak kendi gözyaþlarýnýzda boðulmadýnýz mý hiç?
Ve sonra;
Gözyaþlarýnýzýn o engin sularýnda tam boðulurken…
Birden bire rahatlayýp huzur bulmadýnýz mý?
Hayata yeniden gelmiþ gibi bir hisle bütün bu olumsuz düþüncelerinizin yerini sýcak, içten ve samimi bir tebessüm almadý mý?

* * *

Sadece bir gününüzü insanlara adayýn ve çevrenizdeki insanlara dikkatli bir þekilde bakýn.
Bu insanlarýn kaçý hayata tebessüm ederek bakýyor?
Kaçý hayattan zevk alarak yaþýyor?
Kaçý mutlu?
Ýnsanlar maalesef tebessüm etmeyi unutmuþ. Ýnsanlarýmýzýn birçoðu en küçük þeyde birbirlerine kýzar, baðýrýr, sinirlenir olmuþ. Öfke potansiyeli en üst seviyeye ulaþmýþ. Oysa bizim kültürümüz tebessümü, insanlara tebessüm etmeyi, güler yüzlü davranmayý sadaka olarak deðerlendirir.
Öyleyse bir soru daha:
Çevrenizdeki insanlarý mutlu ve güler yüzlü olarak mý görmek istersiniz; yoksa stres küpü olmuþ umutsuz ve mutsuz olarak mý?
Baþkasýnýn acý çekmesinden zevk alan, sadist bir kiþiliði olmayan her insan, birlikte olduðu insanlarýn mutlu olmasýný, tebessüm etmesini ister. Birlikte olduðu kiþileri mutlu olarak gördüðünde kendisi daha da mutlu olur; yok eðer karþýdaki kiþinin bir sýkýntýsý varsa, mutsuzsa, onun sorununu halletmeyi ilk vazife olarak görür kendine.
Kolay deðildir tebessüm edebilmek, hele günümüzde hiç kolay deðildir. Bilim, teknik ve medeniyet devamlý ilerlerken; insanoðlu her geçen gün biraz daha unutuyor tebessüm etmeyi.
Ýnsanlar hep kahreder her þeye lanet eder olmuþ ne yazýk ki! Otobüste, trende, vapurda ve sokaklarda insanlarý güler yüzlü görmek neredeyse imkânsýz olmuþ. Ýnsanlarýmýz tebessüm etmeyi unutmuþ.
Ýnsanoðlu her istediðine, hatta istemediðine bile, anýnda kavuþabilmesine raðmen neden mutsuz? "Medeniyet" ile "tebessüm" arasýnda yoksa ters bir orantý mý var? Bu da ayrý bir soru iþareti!

RUH NE ÝSTER?

Kazandýkça daha fazlasýný isteyen, her þeyin en iyisini ve en mükemmelini arzulayan, doyumsuzca yaþamýný devam ettirmek isteyen; fakat o doyumsuz yaþamýnýn ne zaman ve nerede biteceðinden bile bilgisi olmayan âciz; ama hiçbir þeyin memnun etmediði, son asrýmýzýn insanlarýný, bu çýkmaz sokaktan kurtarmak gerek. En azýndan büyük bir âlimin dediði gibi: "Bu selden kaç kütük kurtarýrsak kârdýr…" diyerek bir deðil; birçok þey yapmalý ve "Ne yapabiliriz?" diye düþünmek yerine; bir yerlerden baþlamalýyýz artýk.
Etrafýmýzda, her istediðinin olmasýný dileyen, sonra istediði ve beklediði þeyler gerçekleþtiði halde yine de tatmin olmayýp doyumsuzca istemeye devam eden, kanaat göstermekten mahrum olan insanlar görmekteyiz.
Hiçbir þeyin kendisini memnun etmeye yetmediði, hýrsla ve doyumsuz bir arzuyla koþuþturup kesesini ve bedenini dolduran; fakat buna raðmen ruhunun isteklerine kulak vermeyip, ruhunun haykýrýþlarýný duymayan, duymak istemeyen insanlar biliriz.
Günümüzün insanlarý, istediði her þeye anýnda ulaþabilmesine raðmen, ruhsal boyutlarýna kapý açamýyor, ruhu ýstýrap içerisinde kývranýrken, derin acýlar çekerken; bu eksikliði, almak istediði son model yeni çýkan metâlarla doldurmak istiyor ve anlayamýyor ruhun metâ ile deðil; mâna ile doyuma ulaþacaðýný…

PEKÝ, NE OLDU DA BU HALE GELDÝK?
YA DA HEP BÖYLE MÝYDÝK?
Eskiden odalarýmýz geniþti, odalarýn geniþliði ise gönül geniþliðiyle ayný anlama geliyordu. Zira odalar ne kadar geniþ olursa o kadar fazla "Ýnsan" bir araya geliyor, muhabbet ediyor ve dertleþiyordu.
Aniden, ne olduðunu bile anlamadan bu odalardaki yer minderlerinin ve yastýklarýnýn yerini çek-yatlar, kanepeler, oturma gruplarý, salon takýmlarý, vitrinler, sandalyeler ve masalar almýþtý. Gerekçesini ise evin hanýmý þöyle açýklýyordu:
"Misafir gelince mahcup olmayalým bey!.."
Mahcup olmak istemiyordu evin hanýmý; ama kime karþý? Misafir kimi görmeye gelecekti? Sizi mi yoksa eþyalarýmýzý mý?
O geniþ odalarýmýzda adým atacak yer bile kalmamýþtý bunlarýn girmesiyle. Sonra bu da yetmemiþti… Televizyonlar, müzik setleri, bilgisayarlar, antik süs eþyalarý, kristalle, vazolar… iþgal etmiþti evlerimizi ve odalarýmýzý. Fakat karþýlýksýz deðildi teknolojinin son ürünlerinin odalarýmýza girmeleri. Aslýnda öyle abartýlacak kadar bir þey almamýþlardý; sadece "Biz"i... Üç harflik bir yer kaplayan "Biz" i ve "Biz"leri, yani bizi, bizden almýþlardý.

* * *
"Sakýn dokunma!"
"Dur!"
"Kýracaksýn þimdi!"
"Onun ne kadar paha biçilmez olduðunu nerden bileceksin sen!"…
Diyerek azarlamaya baþlayacaktý anneler çocuklarýný. Evin içerisinde çocuða oyun oynamak þöyle dursun; gezmek, yürümek bile yasaktý artýk.
Fakat çocuk dinlemeyecekti o nasihatleri ve merak edecekti bir vazonun yere düþerken çýkardýðý sesi… Nerden bilecekti ki çocuk, o vazoyla birlikte yiyeceði dayaðý ve onca kötü sözü…
Bazý çocuklar ise, anne ve babalarýnýn eþyalara verdikleri deðeri, kendilerine vermedikleri için, bir intikam duygusuyla saldýrmaktaydý evde özellikle korunan, deðer atfedilen eþyalara. Onun dünyasýnda "Deðer", metâ ile ölçülmüyordu çünkü. Lakin çaðdaþ, zamâne annesi nerden bilecekti bunu? Kýrýlan bir vazo ile kýrýlan bir çocuk ruhu arasýnda hiçbir fark yoktu onun için.

* * *
Ve artýk hiçbir þey eskisi gibi deðildi ve eskisi gibi de ol(a)mayacaktý. Çocuklara bile yer kalmayan 21. yüzyýl evlerinde, her akþam toplanmalar, muhabbet etmeler, dertleþmeler, paylaþmalar da yok olacaktý. Bir fincan kahve ikram edilip karþýlýðýnda ise ciltler dolusu bilgi ve tecrübeler öðrenilirdi oysa ayný odalarda. Onun için kýrk yýl hatýrý olurdu bir fincan kahvenin.
Þimdi ise kahve fincanlarý birer süs eþyasý olarak vitrinlerde tozlanmakta...
Özellikle televizyonun girmesiyle ayný odalara, bu insanlar televizyonun hakimiyetine girerek o mahalle sohbetlerini, birlikteliklerini kaybetmiþlerdi. Daha da önemlisi aile içi iletiþim bile kopmuþ, eþler bile bir birine yabancýlaþmýþ, çocuklarla ilgilenen kalmamýþtý. O halde çocuklar da televizyonla ilgilenmeliydiler!..
Ve en sonunda bilgisayarlar ve internet ile uzanan dünya baðlantýsý, kendi ruhumuzla olan baðlarý koparmakla kalmamýþ; yakýndan uzaðýmýza etrafýmýzdaki herkesle olan baðlarýmýzý koparmýþtý.
Artýk kablo baðlantýlarý vardý, ruhsal kablolar yerine…
Olan olmuþtu bir kere. Bu sonradan odalarýmýza girenler bizi, yani kiþiliðimizi, yani benliðimizi, yani her þeyimizi almýþtý. Bizi bizden almýþtý iþin hâsýlasý.
Ve bunlar býrakýn tebessüm etmeyi, gözyaþýný bile unutturmuþlardý bize. Monoton, tek düze bir hayat yaþayan canlý robotlar yetiþtirmiþlerdi.

GÖZYAÞLARI ÝLE
GELEN TEBESSÜMLER

Hayatýnda hiç acý çekmeyen, gözyaþlarýyla sabahlamayan, birlikte olduðu insanlar arasýnda yalnýzlýk çekmeyen, his ve düþünceleriyle hiç baþ baþa kalmayan gerçek, içten ve samimi tebessümü baþaramaz. Bu yüzden gözyaþýnýn olduðu yerde tebessüm vardýr. Bunun için her þey zýttý ile kaimdir.
Tebessüm edebilmek için illaki sýkýntý çekmek gerektiðini söylemiyorum; fakat sýkýntýlarýn, acýlarýn olduðu her yerde tebessümün, umudun olduðunu unutmayýn. Her sýkýntý bir inþiraha (sevinmeye) gebedir, gözyaþýndaki rahmet bunun içindir.
Canýnýzýn sýkýldýðý bir anda huzur duyup tebessüm edebildiniz mi hiç?
"Ýnsan ayný anda hem caný sýkýlacak hem de tebessüm edecek böyle bir þey olur mu?" demeyin! Evet, olur. Çünkü insan zahmet edip birazcýk düþündüðünde, kendisini mutsuz eden þeyin çok basit olduðunu, her insanýn baþýna gelebilecek bir þey olduðunu görecektir. Öyle olmasa bile bu durumun muhakkak bir sebebi olduðunu belki de bunun kendisi için daha hayýrlý sonuçlara gebe olduðunu düþündüðünde, az önce kendisini mahveden o olumsuz halin yerini muhteþem bir huzur kaplayacaktýr. Yeter ki pozitif düþünmeyi bilelim, her olayýn, her sýkýntýnýn, boþu boþuna, bir oyun ve eðlence olsun diye yaratýlmadýðýnýn farkýna varalým.
Onun için gerçek tebessümü ancak kendi gözyaþlarýnda boðulabilenler baþarýr. Gözyaþlarýyla cennet bahçeleri oluþtur(a)mayanlar kuru, içtenliksiz, basit ve maskeli tebessümleriyle sadece kendilerini kandýrabilirler. O halde tebessümümüze de dikkat edelim!


* * *
Ne güzel, hayata tebessüm ederek bakanlara,
Ne güzel tebessümü sadaka olarak deðerlendirip onu tüm insanlara daðýtanlara,
Ne güzel, birlikte olduðu insanlar arasýnda yalnýz kaldýðýnda bile tebessüm edebilenlere,
Ne güzel, tebessümü hayat felsefesi yapanlara,
Ne güzel, göz yaþlarýnda tebessüm saklayanlara ve
Ne güzel, tebessümü göz yaþýnda arayanlara…

(Siyahsancaktar muhteremden alýntýdýr )

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Gözyaþý ve tebessüm !..
« Yanıtla #1 : 16 Mayıs 2011, 13:44:41 »
Evi iþe yaramaz eþyalarý toplama ve segileme merkezi haline getirdikten sonra , kendini de tv. ye odaklayan "kadýn"lara Rabbim hidayet versin..tez zamanda hakikate yönlerini çevirsin..Aptal kutusuna olan "baðým"lýlýklarýndan ve kullanýlmayan eþyalara yaptýklarý "hizmet"çilikten sýyrýlýp KUL mertebesinde olduklarýný idrak edebilme zihniyeti versin Rabbim..
Toplumun "yozlaþma"sýnda kadýnýn "eðitmen" görevini savsaklamasýnýn büyük rolü vardýr..diye düþünenlerdenim..
******
Yazýnýn deðindiði konu ve tesbitlerin toplamý insani ayrýntýlarla dolu..
Emek verip okumamýza vesile olan kardeþlerimizden Rabbim razý olsun inþaALLAH..
 Her sýkýntý bir inþiraha (sevinmeye) gebedir, gözyaþýndaki rahmet bunun içindir.  yazýnýn bu kýsmý gözyaþý/tebessümüne sebep oldu...ALLAH bereket versin..