• 06 Nisan 2020, 17:34:33

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Çözüm Çözülmektedir  (Okunma sayısı 427 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Çözüm Çözülmektedir
« : 01 Haziran 2011, 19:57:49 »

Çözüm, çözülmektedir


Çözümler aranýrken çoðunlukla tecrübelere müracaat edilir.
Tecrübe, özellikle düþüncenin açýlamadýðý yerde çok önemlidir. Ama ayný zamanda duygusal açýdan maliyeti yüksek, pahalý kazanýmlardýr tecrübeler. Oysa düþünce insana kafasýný duvarlara vurmadan, duygularýný paramparça etmeden gerçeðe ulaþabilme imkânýný sunar. Bu nedenle düþünce gücü kanaatimce tecrübelerden kat be kat deðerlidir. Düþüncenin tecrübeye oranla zamana olan ihtiyacý daha azdýr ve yaþý yoktur; yeter ki, doðru noktaya doðru açýlardan bakmayý baþarabilelim…

Sosyal yaþantýyý deðerlendirmeye baþladýðým zamanlardan bu yana edindiðim kanaat, hissettiðim gerçek, insan-insan iliþkilerinin de yaþayan bir yönü olduðudur. Yaþamýn gerçek ismi olan ‘hayat’ birçok unsuru biraraya getirerek buluþturan, yorumlayan bir olgudur. Ancak ruh olmadýðý sürece hayatta hislerin yeri yoktur. Ruhun ve þuûrun devreye girmesiyle hayat, hislerin çaðladýðý bir duygu nehrine dönüþür.

Ruhsal hayat mertebesinin, hayata ve hayatýn üzerinde kendini gösterdiði vücûda sunduðu kazanýmlar içerisinde en önemlileri ihtiyaçtan gelen lezzet ve lezzet içerisinde açýða çýkan muavenet, yani yardýmlaþabilme, ‘birbirinin imdadýna yetiþebilme’ gerçeðidir. Vücutlarýmýzý mükemmele ulaþtýran, her bir organýmýzýn bir diðerinin imdadýna yetiþebilmesidir. Vücuttaki unsurlardan hiçbiri kendisi için var deðildir. Kendi varlýðýndan öte, bütün bir yapýnýn devamý için çalýþýr her biri. Karaciðerin yerine getirdiði görevlerden ancak binde biri kendisi içindir. Bu binde bir dahi diðer organlara yardýmýn devam edebilmesi için gereklidir. El, kendi varlýðý hariç hemen herþey için çalýþýr. Ayak diðer organlarý taþýmak için adým atar. Gözün görmesinin kendisine faydasý hemen hiç mertebesindedir. Özetle, vücudu vücut yapan yapýsýna kazýnmýþ, hücrelerinden organlarýna kadar yerleþtirilmiþ olan bu feragat ve bu muavenettir. Vücudu oluþturan unsurlarýn tümü Üç Silahþörler’in o ünlü sözünü söylerler: “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!” Bu yardýmlaþabilmeyi mümkün kýlan ise, organlarýmýzýn tümünü birbirine baðlayan hislerin varlýðýdýr. Organlarýmýzýn birbirinin imdadýna yetiþemediði yerde ise, gözyaþlarý imdada yetiþir: Vücut dilinde, “Ýmkâným olsaydý sana hemen yardým ederdim”in bir ifade þeklidir gözyaþlarý.

Hayatý, ruhsal hayat mertebesine taþýyan bir diðer unsur ise acý duygusudur. Bu duygunun varlýðýyla, zarar gören organýn etrafýnda diðer tüm organlar bütünleþir. Acý duygusunun olmadýðý bir vücut, bu bütünleþme saðlanamayacaðý için ölümün eþiðine gelmiþ demektir. Sinirleri alýnmýþ bir vücudun, unsurlarýnýn arasýndaki baðlantýlar koptuðu için, cesetten farký yoktur. Böyle bir vücut göremez, iþitemez, lezzet alamaz ve acý duyamaz, bir bütün halinde hareket etme imkâný tümden yok olmuþtur.

Yaþadýðýmýz þartlar ve zaman, yaþayan topluluða en güzel örnek olan ‘Asr-ý Saadet’in çok gerisinde kaldýðý içindir ki, iliþkilerin de hayat sahibi varlýklar gibi yaþayan unsurlar olduðunu göz ardý ettiriyor. Toplumlar, fertler topluluðu olmanýn ötesine geçemiyor, adým adým çürüyor. Sinirleri alýnmýþ yýðýnlara dönüþüyor toplumlar. Acý duyulmuyor, duyulsa bile ifade edilemiyor…

Bireyler feryat ediyor, ama toplumun ruhu bile duymuyor, duyamýyorsa; toplumlarýn ruhu artýk yoktur! Yeniden ihya etmenin çaresi yine bireysel iliþkilerin olmasý gereken düzleme, duygu alýþveriþinin en yüksek düzeyde saðlandýðý ruhsal hayat mertebesine oturmasýyla mümkün olacaktýr. Çünkü bireysel iliþkiler toplumsal örgünün temelidir. Parçalayýcý fitneye ve gýybete dönüþen haberleþmeler ile, yardým eksenli olmaktan çok birbirinin mezarýný kazar duruma gelen bireysel iliþkilerden kurtulmanýn çaresi ise, yine birebir iliþkilerin sevgi ve feragat eksenine oturmasýndan geçecektir. Çözüm, bireysel iliþkilerdeki düðümlerin çözülmesiyle gelecektir.

Bireysel anlamda insan-insan iliþkileri toplumsal iliþkilerin en küçük boyutudur. Küçüklüðü ve yakýnlýðý onu duygu paylaþýmlarýna daha açýk hale getirir. Ýliþkiler duygu paylaþýmýna açýklýðý oranýnda, bitkisel hayat mertebesinden ruhsal hayat mertebesine geçiþler yaþayabilir. Bu hal, bu tanýmlamaya çalýþtýðým duygu alýþveriþi süreklilik kazandýðý zaman, iliþki artýk ruhsal hayat mertebesine oturmuþtur. Ruh ise bakidir, ölümsüzdür. Yani duygu alýþveriþi ölümsüz iliþkilerin baþlangýç noktasýdýr. Azalmasý ölümün habercisidir. Zorunlu birlikteliklerde ise, durum daha ciddi, sonuç daha da tehlikelidir. Evlilikle kurulan iliþkilerde olduðu gibi, zorunlu iliþkiler duygu alýþveriþinin rahatlýkla yapýlamadýðý hallerde ölen bir iliþki olmaktan öte, öldüren bir iliþkiye dönüþme riskine girecektir.

Ýnsan insan iliþkilerinde, incittiðimiz yerde gözlerimiz yaþarmýyor, üstüne üstlük bir de ‘Oh olsun!’ duygularýna kapýlýyorsak eðer, iliþkinin geçmiþinde saðlýklý bir zemine oturmadýðýný rahatlýkla ifade edebiliriz. Ýncitme sonrasýnda üzüntü duygusunun oluþmayýþý bile yeter derecede bir sorundur ve iliþkinin geçmiþte dahi bitkisel hayat mertebesinde oluþunun kesin göstergesidir. Oysa insan ruhsal bir varlýk olmaktan da öte, þuur sahibi bir varlýktýr. Duygularýnýn düþüncelere, düþüncelerinin duygulara dönüþmesi imkâný sunulmuþtur insana. Hislerin düþüncelerle sarmaþ dolaþ olmadýðý bitkisel hayat mertebesinde iliþkiler, ancak ticaret içerisinde, ya da adaletin uygulandýðý alanlarda mümkün ve meþrudur. Toplumsal yaþamý kurabilmek için bu tarz iliþkilere de kaçýnýlmaz olarak ihtiyaç vardýr. Ancak toplumsal yaþamý ve insan iliþkilerini tümden tarif etmemesi þartýyla. Oysa, þu içerisinde yaþadýðýmýz çaðda, iliþkilerin hemen tümü duygularýn perdelendiði, perdelenmesinin zorunlu olduðu zannýna kapýldýðýnýz bir tarza bürünmüþtür. Yaratýlýþ bazýnda kardeþ olduðunuzu unutturan, yalnýzca kendinizi düþünmenizin doðru olduðunu hissettiren bir ‘aþýrý bireysellik’ pompalanmaktadýr her yönden ve daima. Bu aþýrý bireysel düþünüþün meyvesi olarak feragatin yitip gitmesiyle iliþkiler çatýþmaya dönüþmüþ, toplumun temelleri çatýrdayarak çökme sürecine girmiþtir.

Dolayýsýyla, çözümlerin tümü bireysel iliþkilerdeki sorunlarýn, düðümlerin çözülmesinde buluþmaktadýr. Bu çözülüm ise ancak duygu alýþveriþinin oluþabilmesiyle mümkün olacaktýr. Duygular ise, sadece güzel olan olgularda ortaya çýkmayacaðý için, sevginin, güzelliðin, güzel duygularýn paylaþýmýna açýk olunduðu kadar; acýlarýn, acýyan yönlerin, kýrgýnlýklarýn da paylaþýlabilmesi kesin anlamda gereklidir, hem de ayný rahatlýk ve anlayýþ içerisinde. Böylece incinmelerin onarýlma imkâný doðacaktýr. Duygu alýþveriþinin önü týkanmayacak, iliþkideki yolculuk mertebe atlama imkânýna kavuþabilecektir. Ýlk gençlik yýllarýnda baþlayan arkadaþlýklarý daha saðlam ve saðlýklý yapan, farkýnda bile olmadan yaþadýðýmýz bu rahatlýktýr. Daha çok düþünsel boyutta baþlayan iliþkilerdeki sýðlýða, güvensizliðe bakýp hayret ediþimizin arkasýnda yatan da, bu duygu alýþveriþinin olmayýþý, buna karþýn bu en gerçek ihtiyacý tarif edemeyiþimizdir. Çimentosuz, harçsýz örülmüþ duvarlar gibidir bu tarz iliþkiler, bir rüzgârda savrulur, yok olur giderler. Neticede, ortaya çýkan tabloya bakýp hayýflanmak kalýr geriye, buruk tebessümler kalýr elimizde çoðu zaman.

Oysa, iliþkilerde birikmiþ gerilimin duygusal alýþveriþlerle çözülümü, bulutlardaki gerilimin þimþeklerle çözülüp yaðmurlara dönüþerek yeryüzüne hayat sunmasý gibi, iliþkinin ruhsal hayata dönüþüm sürecini inanýlmaz ölçüde hýzlandýracaktýr. Bu nedenle, tüm bu nedenlerle, sevgimizi, ihtiyaçlarýmýzý paylaþabildiðimiz gibi, acýlarýmýzý, acýyan yönlerimizi, kýrgýnlýklarýmýzý da paylaþabilmemiz hayatî bir ihtiyaçtýr. Yaþayan iliþkilerin kurulabilmesi, kurulmuþ yaþayan bir iliþkinin devamý ve saðlamlaþabilmesi için… Neticede toplumsal hayatýn yeniden insanî düzlemde canlanabilmesi; iliþkilerin, bireylerin ve toplumlarýn lânetler olasý Ýblis’in elinde birer oyuncaða dönüþmemesi için… Faturasý yüksek acý tecrübeler edinmemek için…

Evet þimdi tüm bunlarýn adým adým gerçekleþebilmesi için en yakýnýmýzdaki problemden baþlamak zorundayýz.
Hem de duygularýmýzý hiç frenlemeden, örtmeden…
Þimdi, duygularýmýzý ifade etmenin, incittiðimiz insandan özür dilemenin, kýrýldýðýmýz insana kýrgýnlýðýmýzý üslubunca ifade etmenin, yardýmcý olamadýðýmýz insana üzüntümüzü hislerine tesir edecek bir tarzda anlatmanýn… evet þimdi tam zamanýdýr.

Çözüm, iþte ellerimizde, dilimizin tam ucundadýr…



Salih Özaytürk



There are no comments for this topic. Do you want to be the first?