• 11 Temmuz 2020, 09:07:25

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Osmanlý arþivlerinden çýkan hazin bir öykü  (Okunma sayısı 433 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Osmanlý arþivlerinden çýkan hazin bir öykü
« : 24 Temmuz 2011, 18:53:52 »
Osmanlý arþivlerinden çýkan hazin bir öykü

    Yemen'deki Osmanlý arþivlerinden çýkan hazin bir arkadaþlýk hikayesi. Biri ölüm döþeðinde, dönen arkadaþýna aðýr bir görev yükler. Ama öykü gittikçe hazinleþir...

   
     YEMEN, AH YEMEN


    Osmanlý imparatorluðunun her tarafa uzanan bütün dallarýnýn tek tek doðrandýðý ve Anadolu’nun her köþesinden bu ulu çýnarý korumak için genç fidanlarýn cepheden cepheye koþtuklarý yýllardýr. Ve, bu mukaddes görevde þerefli bir yer almak uðruna bu fidanlarýn bir bir topraða düþtükleri yýllar. Analarýn sevmeye doyamadýklarý kýnalý kuzularýný, ölümün matemli kucaðýna uðurlarken bir buse kondurduklarý alýnlarýn çatýna, bir müddet sonra cephede kurþunlarýn isabet edeceðini bile bile gönderdikleri yýllar.


    Çanakkale’de Kut’ül Amare’de, Trablus’ta, Süveyþ kanalýnda ve adý anýlýnca yüreklerin yandýðý feryad-ý figanlarýn türkü olup söylendiði Yemen’de yaðýz delikanlýlarýn bir bir topraða düþtüðü o hicranlý yýllar.


    Ýþte sevdalarýn vatan uðruna feda edildiði o yýllarda Ýstanbul’dan Yemen cephesine her þekilde harikulade yetiþmiþ iki Osmanlý namzeti de gider. Bunlar Hüseyin ve Adil adýnda iki çocukluk arkadaþýdýr. Ayný sokaklarda oynamýþ, ayný okullarda okumuþ ve hatta ayný mesleði seçmiþlerdir.Ancak bunlardan daha önemlisi nerede ve ne þartlarda olursa olsun ayrýlmayacaklarýna dair birbirlerine söz vermiþ ve bu güne kadar da bu sözlerinde durmayý baþarmýþlardýr. Haydarpaþa tren garýnda sevdikleri ile vedalaþýp trene bindiklerinde acý acý sesler çýkarak hareket eden bu hasret treninin onlarý hangi meçhule götürdüðünden habersizdirler. Bu meçhule gidiþin verdiði belirsizlik onlarý yolculuklarýnýn baþýnda þöyle bir karara sevketmiþti. Þayet çýktýklarý bu mukaddes yolculukta ölüm önce kimin kapýsýný çalarsa, geride kalan aile efradý ve sevdiklerine diðer arkadaþý bakacaktý. Aslýnda ikisinin de geride yalnýzca birer yaþlý anneleri vardý. Ancak Hüseyin, bu öneriyi ortaya attýðýnda þüphesiz canýnda çok sevdiði niþanlýsý Hatice’yi düþünmüþtü.


    Yemen’e geleli altý ay olmuþ artýk sýcaða, açlýða, hastalýða hatta savaþa bile alýþmýþlardý. Ama alýþamadýklarý tek þey, vatan ve sevdiklerinden ayrý olmanýn verdiði dayanýlmaz hasret acýsýydý. Hele Hüseyin aklýna niþanlýsý Hatice geldiði zaman deruni bir boþluða düþer içini yakan kor ateþi dindirmek için niþanlýsýndan gelen mektuplarý okuya okuya ezberlerdi.
    Ama heyhat, bu vuslatý düþünmesine yardýmcý olsa da asla içindeki yangýný dindirmeye yetmezdi. Yemen ellerinde Mehmetçik bir yandan düþmanla savaþýrken diðer yanda da hastalýklarla mücadele ediyordu.


    Aslýnda son zamanlarda hastalýklar savaþýn önüne geçmiþti. Eratýn birçoðu yeterli beslenememe ve temiz su sýkýntýsýndan sýtma ve kolera gibi hastalýklara yakalanýyor ve düþmana bir tek mermi dahi atamadan þehadet þerbetini içiyordu.
    Hastalýktan diþleri ve çeneleri dökülen asker sayýsý oldukça fazlaydý. Bu hastalýða yakalananlardan biride Adil’in arkadaþý can yoldaþý Ýstanbullu Hüseyin’di. Cephedeki olumsuz þartlar bir yandan, sevdanýn verdiði dayanýlmaz hasret acýsý öbür yandan Hüseyin’i bitap düþürmüþ ve sonunda o da hastalýða yakalanmýþtý. Ne kadar su içerse içsin doymuyor ve hastalýðýn verdiði ateþ nedeniyle yine içmek istiyordu. Niþanlýsýna son mektubunu kendi yazamadýðý için arkadaþý Adil’e yazdýrmýþtý. Bu hastalýða yakalananlarýn kurtulamadýðýný bile bile son mektubunda hastalýðýndan hiç söz etmemiþ ve saðlýðýnýn iyi olduðunu söylemiþti. Mektubu kaleme alan Adil arkadaþýnýn bu asil düþüncesi karþýsýnda ona bir kez daha hayran olmuþ ve gözyaþlarýný tutamamýþtý.


    Adil son demlerini yaþayan arkadaþý Hüseyin’i yalnýz býrakmýyor bir yandan da beraber geçirdikleri günleri yad ediyordu. Geçmiþte kendi durumundan daha iyi olduðu için devamlý Hüseyin’den yardým görmüþ iþte þimdi bir nebzede olsa bu yardýmlarýn karþýlýðýný vermeye çalýþýyordu. Hüseyin’in kaydolduðu okula kendi giremeyince vefakar arkadaþý da okuldan ayrýlmýþ ve sonra ikisi de ayný okula kaydolmuþlardý. Adil’i maziye götüren bu derin düþüncelerden Hüseyin’in cýlýz sesi sýyýrmýþtý. Hüseyin Adil’e Yemen’e gelirken trende verdikleri sözü hatýrlatmýþ ve o sözünde durmasýný istemiþti. Adil önündeki hastalýktan kemik yýðýnýna dönmüþ bu adama büyük bir ýzdýrapla bakýyor ve sözünü yerine getireceðine dair bir kez daha yemin ediyordu. Ancak Hüseyin’in söylediði son cümle baþýndan kaynar sularýn dökülmesine neden olmuþ ve derin bir sessizliðe gömülmüþtü. Çünkü Hüseyin Adil’e döndüðünde niþanlýsý Hatice ile evlenmesini istemiþ ve bunun için yemin etmesini bekliyordu. Adil’in buna karþý çýkacaðýný bilen Hüseyin ona haklarýný helal etmesinin tek þartýnýn bu olduðunu söylemiþti. Hüseyin artýk konuþamýyor ve Adil’den cevap bekler gibi gözlerini gözlerinden ayýrmýyordu. Can yoldaþýnýn ciðerparesinin þehit olduðunu anlayan Adil’in dizleri çözülmüþ neye uðradýðýný þaþýrmýþ ve kaskatý kesilmiþti.Artýk konuþamýyor ve gözyaþlarýndan baþka hiçbir uzvu hareket edemiyordu.


    Haydarpaþa garýna yanaþan trenin yolcularý vatan uðruna sevdiklerinden ayrý düþmüþ ve nihayet bu þerefli görev sonunda sevdiklerine ve vatanlarýna dönen Mehmetçik’lerdir. Herkes vuslata erdikleri için çocuklar gibi sevinirken vatanýna geldiðine sevinemeyen tek bir kiþi vardý. Bu kiþi, yalan dünyada kendisiyle her þeyini paylaþmýþ, onun can yoldaþý olmuþ ve son nefesini kollarýnda vermiþ olan arkadaþýna niþanlýsý ile evleneceðine dair söz vermiþ Adil’den baþkasý deðildir. Ýçinde kopan tarifsiz fýrtýnalar ve beynini allak bullak eden duygularla evine gelir. Adil’in evi bayram yerine döner ancak yüreði matem dolu Adil hala arkadaþýna verdiði sözün etkisindedir. Adil iç dünyasý ile yaptýðý büyük çekiþmelerden sonra ertesi gün Hatice’ye durumu anlatmak üzere Üsküdar’daki evine gitmeye karar verir. Gece yastýða baþýný koyduðunda uyku tutmaz ve Yaradan’dan yarýn kendisine yardým etmesini diler.


    Gözyaþý ve dua ile biten gecenin sabahýnda Hüseyin ile geçtiði yollarý takip ederek Hatice’nin evinin yolunu tutar. Ancak her köþe baþýnda can yoldaþý ile yaþadýðý bir hatýrasý canlanýr. Izdýrabý had safhada olmasýna raðmen metin olmaya çalýþarak Hatice’nin evinin olduðu sokaða varýr. Hatice’nin evinin önündeki kalabalýk ve matem havasý dikkatini çeker. Kalabalýðý yara yara evin bahçe kapýsýna gelip tanýdýk bir sima ararken gözlerine evden çýkarýlan tabut iliþir. Adil cenazenin kime ait olduðunu öðrenince olduðu yere yýkýlýr ve bir adým dahi atamaz. Çünkü cenaze niþanlýsýnýn acýsýna dayanamayan Hatice’den baþkasý deðildir.



   
Alıntı
Suat ARSLAN / Haber7 / Sudan

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!


There are no comments for this topic. Do you want to be the first?