• 06 Nisan 2020, 17:17:17

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Batýnýn Ýslâm'la Kavgasýnda Önemli Tespitler  (Okunma sayısı 568 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Batýnýn Ýslâm'la Kavgasýnda Önemli Tespitler
« : 27 Temmuz 2011, 10:54:42 »
Batýnýn Ýslâm'la Kavgasýnda Önemli Tespitler




GÝRÝÞ
Ýslâm, bugün uluslararasý politikada, Ýslâm dünyasýnýn politik ve ekonomik olarak sömürülüþü konusunun batýlý çýkar çevrelerinin karþýsýnda duran bir mania olarak görülüyor. Bu, asýrlardýr süregelen Ýslâm-Batý çatýþmasýnýn bir uzantýsýndan baþka þey deðildir.

Biz bu yazýda "batýnýn Ýslâmla kavgasý" adlý eserden, bu kavganýn boyutunu ve ne þekilde sürdürüldüðünü ortaya koyacak ve ilginç gelen yönlerini okuyucuya aktaracaðýz. Aslýnda eser batýdaki anti-Ýslâmî geleneðin tabiatýnda var olan peþin hükümlerimin ve husumeti yansýtan gerçeklerle doludur.

ASIL TEHLÝKE DÎN
Batýlý sayýsýz defa haçlý seferleri adý altýnda Ýslâm'a saldýrmýþ ve her seferinde gereken dersi alarak geriye dönmüþtür. "Ýslâm'a yönelik bu saldýrýlar Katolik kilisesi tarafýndan baþlatýlmýþ, fakat daha sonralarý ise papa ile çatýþmasý neticesinde bu saldýrýlar Martin Luther tarafýndan yürütülmüþtür. Bu sýralarda Türklerin Avrupa’ya olan akýnlarý tehlike oluþturucu ve tehdid edici mahiyette Hýristiyanlýðý etkiliyordu.

Fakat Luther'e göre Hýristiyanlýk için tehdit oluþturan sadece Türkler deðil, fakat ayný zamanda dinleriydi de. Onun için önce o yok edilmeliydi. Ve bundan sonra bütün çalýþmalar bu husus üzerinde temerküz etti." (1).

HIRÝSTÝYANLARIN CENNETÝ:
Daha sonra Luther, Türklerin öldürülmesine dair bir emirnamede "Türklerin baþlattýðý bir savaþta onlara karþý savaþan bir kimsenin, Tanrýnýn bir düþmaný ve Ýsa'ya hakaret eden biriyle, hakikatte bizzat þeytanla savaþmakta olduðunu düþünmeli ve bundan dolayý, masum bir kimsenin kanýný döktüðü veya bir Hýristiyan’ý öldürdüðü zehabýna kapýlmamalýdýr" ve kendini daima "Ýsa'nýn bir düþmaný olarak cehennem azabýna çarptýrýlmýþ bir düþmaný öldürdüðünü" düþünmeye zorlamalýdýr" demektedir.

Daha sonra da "Türkler tarafýndan öldürülen Hýristiyanlarýn cennette azizlerden oluþan arkadaþlar içerisinde bulunacaðýný" söylüyordu (2).

LUTHER'ÝN ÝNANILMAZ ÝNANCI

Luther, "Kur'ân'in (hâþâ) þeytan tarafýndan meydana getirildiði görüþünü savunuyor ve týpký papanýn Ýsa muhalifi olmasý gibi, Türkün de tecessüm etmiþ þeytanýn ta kendisi olduðunu iddia ediyordu.

O Türklerin Kur'ân'dan edindiði bilginin Tanrý hakkýnda deðil, fakat þeytan hakkýnda olduðuna ve onlarý Hýristiyanlarýn inançlarýný yýkmaya ve kýlýcý kapýp öldürmeye yönelten kimsenin þeytan olduðuna inanýyordu. Ýslâm'ýn, yahudi, Hýristiyan ve putperestlerin inançlarýndan devþirildiðini iddia ediyordu. Ayrýca peygamberin ALLAH'ýn elçisi olduðunu kabul etmiyordu" (3).

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Batýnýn Ýslâm'la Kavgasýnda Önemli Tespitler
« Yanıtla #1 : 27 Temmuz 2011, 10:57:11 »



ÝSLÂM'IN ÇARPITILMASI
Ýslâm' in tedkiki için Hýristiyanlarýn kullandýðý metod polemiktir. Bu husus "ilk olarak kaynak niteliðindeki materyallerin kasýtlý bir biçimde düzenlenmesiyle baþladý. Kur'ân ve Hadîs konusunda araþtýrma yapmak yerine, üretilen delillerin çoðu, söylentilerden Haçlý seferlerine katýlan kimselerin tecrübelerinden, seyyahlarýn izlenimlerinden, hatalý tercümelerden ve materyallerin kasýtlý olarak tahrif ediliþinden devþiriliyordu.

Polemiklerin önemli bir yaný da devamlý bir mübalaða idi. Bu sadece Hz. Peygamberin hayatýný ve Ýslâm'ýn mahrem mes'elelerini ele almada söz konusu deðildi, fakat onun bütün yönleri alaya maruz kaldý, vak'alar, az ya da çok abartýldý, saðlam ve güvenilir bilgi, plânlý bir þekilde çürüðe çýkarýldý "(4).

ÝHANET ÇEMBERÝ
Ýngiliz olsun olmasýn, seçmece olarak ele aldýðýmýz bütün seyyahlar, ýrkçý ve emperyalistti. Hepsi de ülkelerinin çýkarlarý için çalýþtý, Müslüman veya Hýristiyan Arap kýlýðýna büründü ve kendilerine misafirperverlik gösteren ve güven duyan insanlarý kullandý. Politik gayeler bir yana, kitaplarýnda iki eðilim ortaya çýktý.

Birinci olarak, "doðunun aþýrý þehvetin hüküm sürdüðü bir yer olduðu yolunda ýsrarlý bir iddia vardý. Ýkincisi ise, dünyanýn bu bölgesinin tabiatýnda mevcut olan þiddetle karakterize olmuþ bir diyar olduðu iddiasýydý." Bu temalar, önem ve önceliklerini ortaçað düþüncesinden kazanmýþlardý.

Eðer "doðulu insanlarýn tembel, þehvet ve þiddet düþkünü ve kendilerini yönetmekten âciz olduklarý öne sürülebilinirse, o zaman emperyalistler müdahale etme ve yönetime el koyma konusunda kendilerini mazur gösterebileceklerdi "(5)

LAÝKLÝÐÝN ÝTHALÝ
Çoðu zaman kendi ülkelerinden daha büyük bir coðrafi bölgeyle Ýslâm beldelerini sömürgeleþtiren Fransýz ve Ýngiliz sömürgeciler için oryantalizm bir kýlavuz idi.

Sömürgeciler bu fýrsattan yararlanma konusunda geç kalmadýlar ve dini siyasetten ayýrma yollarýný araþtýran sekülarist (laik) doktrinler ithal ettiler. Bu tür sekülarist fikirler sadece Arap, Türk ve Ýran entelektüelleri arasýnda deðil, fakat onlarýn batýlýlaþmýþ siyasi liderleri arasýnda da pek çok taraflar buluyordu.

Oryantalizm, bundan dolayý Ýslâm'ýn tahribine yönelik önemli bir araç haline geldi. Bu tahribin ana görevi, Müslüman beldelerin sömürgeleþtirilmesine engel olabilecek olan Ýslâm'ýn pençelerini sökmekti. Oryantalizm Ýslâm'a batýlýlaþtýrýlmýþ bir yorum getirdi ve Cihad, Ümmet, Tevhid vs. gibi Ýslâmî mefhumlarýn gerçek ma'nâlarýný çarpýttý.

Batý üniversitelerinde Îslâmî araþtýrmalar kürsüleri açýldý ve bunlar, Ýslâm konusunda âlimlere doktora payeleri daðýttý. Sonra Ýslâmî araþtýrmalardaki doktora öðrencileri sözlü imtihanlar esnasýnda oryantalistlerin teorileri konusunda imtihan ediliyorlardý ve öðrenciler imtihaný geçmek iþin. sadece teorileri bilmek deðil, fakat ayný zamanda bunlarý temelden doðru kabul etmek zorundaydýlar(6).

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Batýnýn Ýslâm'la Kavgasýnda Önemli Tespitler
« Yanıtla #2 : 27 Temmuz 2011, 11:02:21 »


ÇAÐDAÞ EBU CEHÝLLER
"19. yüzyýlýn ikinci yansý boyunca, önde gelen oryantalistlerin bir kýsmý, Peygamberimizin hayatý üzerine kitaplar kaleme aldý. Bu kitaplarýn çoðu peygamberimizin (sav) hayatýna dair bazý yaygýn temalar üzerinde odaklaþýyordu. Bu çalýþmalar hz. Muhammed (sav) (sav)'e yönelik bir karakter suikastýydý. Eðer bu gerçekleþtirilebil-þeydi, peygamberin doðruluðu kuþku uyandýrmýþ olacaktý.

Ýspatý yapýlmamýþ ve asla yapýlamayacak böyle genellemelere genellikle batýlýlar tarafýndan inanýlmýþ ve bunlar misyonerler tarafýndan malzeme olarak kullanýlmýþtýr." Bu tavýrlarýyla da çaðdaþ ebu cehiller ordusuna katýlmýþlardýr (7).

IRKÇILIK ÞABLONU
Corbin gibi oryantalistler, mezhepçilik ve fýrkacýlýk ateþini körüklemeye gayret ettiler, Corbin'in çabalarý yeni bir katký yapmýþ olmadý ve Müslüman bir âlimin ifadesiyle; "gerek Sünnî, gerekse Þiî Ýslâm'ýn ciddi bir þekilde tahrifiyle meþgul oldu. Corbin Ýslâm'a iliþkin sunî bir Arap-Ýran bölünmesi meydana getirmek maksadýyla "Ýran Îslâmi" adýný verdiði yazýlar kaleme aldý.

Baþka bir ifade ile þabloncu bir ýrkçýlýk ileri sürerek kitleleri birbirine karþý kýþkýrttý. Bu daha çok zenginliklerin sömürülmesi için sadece mazeret olarak iþe yaradý. Batýlý Ýslâm'ýn zengin kültürünü kendine has yorumlarýyla pasifize etmeye çalýþtý. Bunun neticesinde birçok Ýslâm ülkesinde yönetenlerle yönetilenlerden oluþan þabloncu bir durum ortaya çýktý.

Þablonculuk, sadece yönetenlerle yöneticiler arasýnda renk temeline dayalý bir bölünme hattý meydana getirmekle kalmadý, fakat, batýlý olmayan ülkelerin insanlarýna sosyal gerçekleri olduðu gibi yansýtmayan bir takým karakteristikler de yakýþtýrdý.

Bunlardan biri, Avrupalý olmayanlarýn aþaðýlýðý karþýsýnda Avrupalýlarýn üstünlüðü imajýnýn meydana getirilmesiydi. Bu þablonculuk mes'eleyi Avrupalýlarýn insanlara daha ileri bir medeniyet getirmekte olduðu þekline sokarak istilalarýna mazeret teþkil etti. (8)

MÝSYONERLERÝN GAYESÝ
Misyonerlik faaliyetlerinin Ýslâm ülkelerinde iki yönlü bir gayesi varolageldi. Birincisi, Müslüman halký Hýristiyanlýða kazandýrmaktý. Bu alanda pek fazla bir baþarý saðlayamadýlar. Ýkinci gaye olarak, eðer Müslümanlar Hýristiyanlaþtýrýlamýyorsa, o zaman sekülerleþtirmekti.

Bu yolla Müslümanlar sömürgeci yayýlmaya ve sömürüye yönelik bir tehlike oluþturmayacaklardý. Sekülerleþtirmenin gerçekleþtirilmesi için misyonerler eðitim görevini üstlendiler. Sekülarizasyon vazifesini üstlenen misyonerler, vazifelendirildikleri ülkelerin dilini, tarihini, edebiyatýný vs. bilgilerini çok iyi öðreniyor ve sömürgeleþtirmede vasýta olarak kullanýyorlardý. (9).

GERÇEÐÝN ÇARPITILMASININ MÝSALLERÝ
Ýngiliz okullarýnda hz. Muhammed (sav)'in (sav) hayatý konusunda okutulan kitaplarýn deðerlendirilmesi baþlýklý mükemmel raporda, bu ders kitaplarýnda hüküm süren yanlýþ bilgilendirmelere ýþýk tutarak son derece keskin gözlemler yapýlmaktadýr. "Bu ders kitaplarýnda en baþta objektiflik diye birþey yoktu.

Ýslâm'dan bahsedilirken orijinal kaynaklar yerine, oryantalistlerin görüþleri tercih ediliyor ve hadîsler, tarihî bir kaynak olarak (hâþâ) "deðersiz" bulunuyorlardý. Üstelik Ýslâm kaideleri vahy deðil, sadece Yahudi ve Hýristiyan kaynaklarýn ödünç alýnmýþ bir biçimi olarak görülüyordu.

Peygamberlik doðru bir þekilde algýlanmýyordu, bu daha ziyade O'nu lekelemek için kullanýlýyordu. Yine ayný þekilde bütün yazarlar Ýslâm yerine "Mohammedanizm" mefhumunu türetip kullanmaktadýrlar.

Ýngiltere gibi diðer batýlý ülkelerde de yapýlan bu araþtýrmalar göstermektedir ki; batýlý Ýslâm'ý istediði gibi empoze etmekte ve gerçekleri çarpýtmaktadýr. Sömürgeciliðin ortadan kalkmýþ olmasýna raðmen, sömürgeci düþünüþ ve görüþ, batýnýn kurumlarýnda çok güçlü bir þekilde yerleþmiþtir.

Onun görüþlerini devam ettirmek gayesiyle, ders kitaplarý, gençlerin zihinlerini Ýslâm aleyhinde düþüncelerle doldurmak için kullanýlmaktadýr. (10).

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Batýnýn Ýslâm'la Kavgasýnda Önemli Tespitler
« Yanıtla #3 : 27 Temmuz 2011, 11:10:38 »

SÖMÜRMEDE BATININ VASITALARI DÝN VE KÜLTÜR
Etniklik, din ve kültür mefhumlarý, sömürgeciler tarafýndan oldukça iyi kullanýldý. Onlar bazen hâkimiyetleri altýna aldýklarý gruplarla savaþmak zorunda bile kalmýyorlardý. Etnik gruplarý birbirine düþürmek, gayelerine ulaþmak için kâfi geliyordu. Yardým ettikleri kimseler, genellikle iþbirlikçileriydi.

Hindistan gibi kimi toplumlarda, iki topluluðu (Hindular ve Müslümanlar) dinî sebeblerle birbirine düþürmek son derece kolaydý. Sömürgeciler ve misyonerler Ýslâm ülkelerinde deðiþik okullar, kolejler ve üniversiteler açtýklarý zaman, bir ders olarak siyaset bilimi okutuldu.

Hepsi de seküler mefhumlar olan ANAYASA, DEMOKRASÝ, PARLAMENTOLAR, SÝYASÝ PARTÝLER, SOSYALÝZM, MÝLLÝYETCÝLÝK vs. den oluþan politik fikirler baðlamýnda batýnýn politik kültürü, Müslüman toplumlara aþýlandý.

Batý sosyal kültürünün empoze edilmesi çerçevesinde eðitim, Ýngilizce ve Fransýzca gibi batý dilleriyle yapýldý ve çok geçmeden Fransýz ve Ýngiliz kültürü, sömürgelerdeki batýlýlaþtýrýlmýþ elitlerle gözle görülür bir hale geldi (11).

UYDURMA MODERNÝZM MEFHUMU
Batý medeniyetinin "Teknolojik" ve "Materyalist" ilerlemesi temeline dayalý olan sosyal bilimler, modernizm sözcüðünü uydurdu. Modernizm "tarihî olarak geliþme göstermiþ kurumlarýn, insan bilgisindeki görülmemiþ ilerlemeyi yansýtan ve "Bilimsel devrim"lere eþlik etmiþ olan çevresi üzerindeki denetime imkân tanýyan, hýzla geliþen fonksiyonlara uygun hale getirildiði" "süreç" olarak tanýmlandý.

Bu teorileri kullanan sosyal bilimciler, toplumlarýn ikili sýnýflandýrmasýný yaptýlar. Batýlý olmayan toplumlar "Geleneksel" (Ananevi) olarak sýnýflandýrýlýrken, batýlýlar "Modern" sýnýflamasýna tâbi tutuldular.

Gelenek ve modernlik, karþýlýklý olarak birbirleriyle baðdaþmayan kutuplar olarak görüldüler. Modem batý toplumu baþarýnýn getirdiði mevkilere, spesifik rollere, cihanþümul deðerlere, kendi kendini yönlendirme ve duygulanýþ tarafsýzlýðýna sahipken ananevî toplum daðýnýk roller, þahsi deðerler, kollektif yönlendirme ve duygulanýþlarla birlikte atfedici/yakýþtýrýcý bir niteliðe sahipti.

Batýlý olmayan toplumlar bu sýnýflandýrmayý kabul ettikleri zaman "Modernliðe" doðru bir deðiþim aþamasýnda görülüyordu. Bu deðiþimin vasýtasý "ortadoðuyu deðiþtirme konusunda bir anahtar addedilen batýlýlaþmýþ Müslümandý. Onlarýn bugünkü durumlarý, bir zamanlar bulunduklarý durumdan, olmaya baþladýklarý þeye doðru bir geçiþti. Takip edilen model, batýlý sosyal bilimcilerin eserleriyle propagandasý yapýlan batýydý (12).

SOSYAL BÝLÝM VARTASI

Genel olarak, sosyal bilim giriþimi, Ýslâm'ý sekülerize etmek ve dini siyasetten ayýrmak için atýlan bir adým oldu. Onlar, eðer bir kez Ýslâm siyasetten ayrý tutulabilirse, o zaman batýlý politik ve ekonomik modellerin Ýslâm ülkelerinde tatbike konmasýnýn kolaylaþacaðýný çok iyi biliyorlardý. Bu tür sosyal bilim teorileri, batýda kullanýldýðý takdirde makul þeylerdi.

Fakat ayný kriterler, Müslüman toplumlarýn tetkikinde kullanýlamazdý. Burada takip edilen strateji, batýlý seküler fikirleri Müslümanlarýn beyinlerine iþlemekti. Baþarýya ulaþan bu fikirlerden bir tanesi "milliyetçilik" düþüncesiydi. Ýslâm ümmeti "milliyetçilik" merkezli mücadelelerle bölündü.

Sömürgeleþtirilen Ýslâm ülkelerinden hiçbiri, Müslümanlarýn zihniyetini sömürge olmaktan kurtaramadý. Sömürgecilikten kurtulmamýþ böyle zihinler, sadece milliyetçiliðe iliþkin deðil, fakat "demokrasi", "sosyalizm", "siyasi partiler", "parlamento" ve diðer eðitim, idari ve hukuki mefhumlara iliþkin batýlý fikirlerin alýcýsý olmaya devam etmektedirler (13).

BATI BASINININ ALET OLARAK KULLANILMASI
Kitle haberleþme araçlarý, iyi tesis edilmiþ ve ileri olan batýlý haber ajanslarýnýn denetimi altýndadýr ekseriyetle.

Batýnýn Medyasý, batýlý demokrasilerin kamuoyunu etkilemek için güçlü bir araç haline gelmiþ bulunmaktadýr ve politik, ekonomik ve stratejik çýkarlara hizmet etmektedir. Medya, dünyadaki batý yanlýsý devletlerin yanýnda yer almaktadýr.

Her nerede bir ülke batýnýn yasa ve kurallarý dýþýna çýksa, batýlý haberleþme araçlarý onu artýk uygun bir þekilde yansýtmamaktadýr. Bu tür ülkeler hakkýnda genellikle cehalet yaymaktadýr. Medya, batýnýn propaganda silahý haline gelmiþtir ve Ýslâm ise onun en zavallý kurbanýdýr (14).

********************************************************************
KAYNAKLAR:
1. E. Grislis... Luther and the Turks.. Bölüm 2.
2. a.g.e., say. 276-277 ve yine a.ge., Bolüm 1. say. 183.
3. Helmut T. Lehman.. Luther's Works, Philadelphia: Fortress Press 1967 say. 181–179
4. N. Daniel, Ýslâm and the West. Edinburgh. ÜnÝversity of Edinburgh press 1966.
Say. 240-244.
5. R. Kabbani, Europe's Myths of Orient. Ýndiana University Press 1986.. sayfa.6.
6. H. Algar, The Problems of orientalists'. Ýslamic Literatüre Cilt. 16 No: 2 1971. Say. 35.
7. M. Sýddiki, The roly Prophet and the orientalists. Islamic Studies, cilt. 19 No: 3 1980 say. 143-165.
8. H. Algar, The Study of Ýslam, the Work of Henry Corbin. Religions studies rewiev. cilt. 6 no: 2 Nisan 1980.. say. 87 vd.
9. L. Lenning, Blessing in Mosgue and mission. Pasadena CA: William carey Library. 1980.
10. Hadi Þharifý, an assessment of texboks on the life of prophet Muhammed used in British schools. Müslim Educatuonaþ Quarterly cilt 3, no: 4, sayfa. 11-29.
11. Bkz. C. C. Carvounis, the debt dilemma of developing Countries London: The Aldwyeh Press, 1984.
12. C. E. Black, The Dynamics Modernization. Newyork, Harper and Row 1966,
sayfa. 8.
13. Batýnýn Ýslâm'la Kavgasý.. Asaf Hüseyin... 109-110.
14. a.g.e., sayfa.. 127.

************************************************
Not: Yazýlar ve kaynaklar Asaf Hüseyin'in "BATININ ÎSLÂMLA KAVGASI" adlý eserden derlenmiþtir

Sýzýntý

Cemal DOÐAN

Çevrimdışı ~AksA~

  • YöNeTiCi
  • TaLiP
  • *****
  • İleti: 444
  • Teþekkür 4
  • Edeb Ya Hû....
Batýnýn Ýslâm'la Kavgasýnda Önemli Tespitler
« Yanıtla #4 : 28 Temmuz 2011, 18:27:20 »
Bu yaziya son günlerde Norvec´te yasanilan korkunc katliam da en iyi örnek degil mi???

Nasil da ilk etapda "Islamci terör!!!" diye havlamaya,fakat isin sonu kendilerine dönünce nasil da kivirmaya basladilar..

Fakat belkide bundan daha aci olan da müslüman yapinca "islami terör" fakat batili yapinca adinin "Cilgin!" olmasiydi...

Müslümanin terörle isi olmaz,masum insanlari katleden de müslüman degildir halbuki..Biliyorlar da bilmezlikten geliyorlar o ayrii..

Ne yaparlarsa ne derlerse desinler;ALLAH(c.c) Nûrunu tamamlayacaktir...

Fi emanillah