• 18 Şubat 2020, 13:01:40

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Sahabe ve Ramazan  (Okunma sayısı 727 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Erkam

  • Ziyaretçi
Sahabe ve Ramazan
« : 13 Ağustos 2011, 17:17:37 »
Ashâb-ý kiram Ramazan’da çoþkulu bir ibâdet iklimine girerlerdi. Kendileri oruçlarýna îtinâ ettikleri gibi yavrularýnýn da bu þuurla yetiþmesine gayret ederler, onlarý Ramazan’ýn bereketinden istifâde ettirirlerdi. Nitekim Hz. Ömer, ramazanda sarhoþ olan birini:

– Yazýklar olsun sana! Bizim çocuklarýmýz bile oruç tutmaktadýr, (Buhârî, Savm, 47) diye azarlarken, ashâbýn Ramazan heyecânýný, çocuklarý ile birlikte teneffüs ettiklerini ifâde etmiþtir.

Gerçi sahâbe-i kirâm ramazan hâricindeki vakitlerde de nâfile ibâdetlere, bilhassa oruca çok önem vermiþlerdir. Pazartesi-Perþembe, eyyâm-ý biyz gibi belirli vakitlerde ve bulduklarý her fýrsatta oruç tutmuþlardýr. Haným sahâbîlerden Rubeyyi’ bint-i Muavviz -radýyallâhu anhâ- diyor ki:

“…Biz aþure orucu tutardýk. Küçük çocuklarýmýza da tuttururduk. Mescide gider çocuklara yünden oyuncaklar yapardýk. Onlardan biri yiyecek için aðladýðýnda bu oyuncaðý ona verir ve iftar vaktine kadar beklemesini saðlardýk.” (Buhari, Savm, 47; Müslim, Siyam, 136)

Sonra sahâbîler bir oruçluya iftâr ettirmenin, bir açý doyurmanýn sevâbý peþinde koþar, devamlý olarak sofralarýna misafir ararlardý. Humeyd bin Abdirrahman ashâbýn iftarý ile alakalý diðer bir hususu þöyle anlatýr: “Hz. Ömer ve Hz. Osman -radýyALLAHu anhüma-, akþam namazýný, gecenin karanlýðýný (ufukta) görür görmez daha iftarý açmadan kýlarlar, namazdan sonra da oruçlarýný açarlardý. Bunu ramazanda yaparlardý.” (Muvatta, Sýyâm, 8)

Ramazan gecelerinin ihyâsý, maðfiret sebebidir. Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “Kim, inanarak ve sevâbýný Allâh’tan umarak Ramazan gecelerini ihyâ ederse, geçmiþ günâhlarý affolunur.” buyurmuþtur. (Buhârî, Terâvih, 46) Bu sebeple ashâb-ý güzîn ramazan gecelerinde uzun uzun ibâdet etmeyi itiyad hâline getirmiþlerdir. Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- Ramazan’da, mescidin bir kenarýnda namaz kýlan bir gruba uðramýþtý.

“– Bunlar ne yapýyor?” diye sordu.

“– Bunlar, ezberlerinde fazla Kur’an bulunmayan kimselerdir, Übeyy bin Ka’b -radýyALLAHu anh- onlara namaz kýldýrýyor!” dediler. Efendimiz -aleyhissalâtu vesselâm-:

“– Ýsabet etmiþler, ne kadar güzel ve iyi bir þey yapýyorlar!” buyurdular. (Ebu Dâvud, Ramazan, 1/1377)

Hasan Basri -rahimehullah-’ýn anlattýðýna göre Hz. Ömer insanlarý Übeyy bin Ka’b’ýn yanýnda toplamýþtý. O, bunlara ramazan gecelerinde namaz kýldýrmýþtý. (Ebû Dâvud, Vitr, 5/1429) Ubeyy -radýyALLAHu anh- þöyle diyor:

“Ramazanda (teravih) namazýndan ayrýlýp, hizmetçilerden alel acele sahur yemeði getirmelerini isterdik, çünkü vaktin çýkmasýndan korkardýk.” (Muvatta, es-Salât fi’r-Ramazân, 7)

Demek ki kendilerini namaza verince, sabahlara kadar ondan ayrýlamýyor, imsâk vakti daralýnca ancak býrakýyor ve yemeklerini yiyorlardý. Bir de Übeyy -radýyallâhu anh- güzel Kur’an-ý Kerîm okumasý ile meþhur olan bir sahabîdir. Bu sebeple insanlara Ramazan gecelerinde Kur’an ziyâfeti de veriyordu.

Þu rivâyet de ashâbýn Ramazan ve sâir vakitlerde geceleri nasýl deðerlendirdiðini göstermektedir: “Müzzemmil suresinin baþ tarafý indiði zaman mü’minler, Ramazan ayýndaki kalkýþlarý gibi geceleri kalkarlardý. Bu hâl surenin (ruhsat getiren) son kýsmý nâzil oluncaya kadar devam etti.” (Ebu Davud, Tatavvu, 17/1305) Bu, Müzzemmil suresinin son kýsmý nâzil olduktan sonra kalkmaz oldular, mânasýna gelmemektedir. O zamana kadar farz olarak kalkýyorlardý, bundan sonra nâfile olarak devam ettiler, demektir. Çünkü hadis-i þerifte: “Gecede bir saat vardýr ki, müslüman bir kimsenin ALLAH’tan, dünya veya ahirete müteallik bir hayýr talebi, o saate rastlarsa, ALLAH dilediðini ona mutlaka verir. Bu saat her gecede vardýr” buyrulmuþtur. (Müslim, Müsafirin, 166)

Müslüman olmak amacýyla Âlemlerin Efendisi’ne gelen Sakîf kabilesi heyeti Medîne’ye Ramazan’da girmiþlerdi. Peygamber -aleyhisselâm- onlarý, kalbleri yumuþasýn diye, Mescid’de misâfir etti. (Ahmed, IV, 218) Temsilciler, geceleyin okunan Kur’ân-ý Kerîm’i, ashabýn teheccüd namazýnda okuduðu sûreleri ve müslümanlarýn beþ vakit namazlarýnda saf oluþlarýný seyretmekte idiler. (Vâkýdî, III, 965) Onlara Ýslâm’ýn farzlarý ve ahkâmý öðretildi. Fahr-i Kâinât -sallallâhu aleyhi ve sellem-, Ramazan’ýn kalan kýsmýnda oruç tutmalarýný da onlara emretti. Bunun üzerine Bilal-i Habeþi, sahur ve iftarlýklarýný yanlarýna götürmeye baþladý. (Vâkýdî, III, 968) Bu heyetten Evs bin Huzeyfe þöyle anlatýr: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- bir gece yatsýdan sonra uzun müddet yanýmýza gelmedi.

«– Yâ Rasûlallâh! Yanýmýza gelmekte niçin geç kaldýnýz?» diye sorduk. Peygamber (s.a.v.):

«– Her gün Kur’ân’dan bir hizb okumayý kendime vazife edinmiþimdir. Bunu yerine getirmedikçe, gelmek istemedim» buyurdu. Sabaha çýkýnca ashâb-ý kirâma: «Siz Kur’ân’ý nasýl hizipleyip okursunuz?» diye sorduk. Onlar:

«– Biz sûreleri ilk üçünü bir hizb, sonra devamýndaki beþ sûreyi ikinci bir hizb, daha sonra sýrayla yedi, dokuz, on bir ve on üç sûreyi birleþtirerek birer hizb yaparýz. En son olarak da Kâf sûresinden sonuna kadar Mufassal sûreleri bir hizb yaparak Kur’ân-ý Kerîm’i (yedi kýsýmda) okuruz» dediler.” (Ahmed, IV, 9; Ýbn-i Mâce, Salât, 178)

Ashâb-ý kirâm Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e:

“– Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye sorunca,

“– Ramazan ayýnda verilen sadaka” buyurmuþlardý. (Tirmizi, Zekat, 28/663) Bu sebeple sahâbîler zekâtlarýný umumiyetle Ramazan’da vermeye çalýþtýklarý gibi Fýtýr sadakalarýný ve nâfile infâklarýný da bu ayda fazlasýyla verirlerdi. (Buhari, Keffârâtu’l-Eymân, 5) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- sadaka-i fýtrýn müslümanlardan büyük-küçük, kadýn-erkek, her bir hür ve köle üzerine bir sa’ hurma veya bir sa’ arpa olarak farz kýlýndýðýný bildirmiþti. (Buhârî, Zekât, 70-78; Müslim, Zekât, 13) Ýhtiyaç sâhipleri hakkýnda da:

“Onlarý bu (bayram) gününde aç dolaþmaktan kurtarýnýz!” buyurmuþtu. (Ýbn-i Sa’d, I, 248)

Ashâbýn Rasûlullâh’tan yansýyan bu güzel ahlâký tarih boyunca ecdâdýmýzda da devam etmiþtir. Bu yüce ahlâkýn bir yansýmasýný Hâlide Nusret Zorlutuna þöyle anlatýr: “Eskiden -pek o kadar eskiden de sayýlmaz, kýrk sene evveline kadar- bizde muhteþem konaklarýn yaný baþýnda küçük, mütevâzi, tertemiz evceðizler vardý. Bunlarda az gelirli âileler, mütekâit (emekli) ihtiyarlar, dul nineler, yetim, öksüz torunlar sükûn ve refah içinde yaþarlardý. Evet, refah içinde! Zira büyük konaklara arabalarla taþýnan kýþlýk ve Ramazanlýk erzaktan bu küçük evlerin hisseleri gizlice ayrýlýr, gizlice gönderilirdi. Yardým alanýn izzet-i nefsini korumak bâbýnda bu gizliliðe bilhassa dikkat edilirdi. Ninelerimiz, «Sað elin verdiðinden, sol elin haberi olmamalý.» derlerdi. Þimdi olduðu gibi, giydirilen çocuklarýn fotoðraflarýný gazetelere basýp dünya âleme ilan etmezlerdi… Fakir âilelerin Ramazan erzâkýný ve kimsesiz yavrularýn bayramlýk kýyafetlerini tam zamanýnda yetiþtirirlerdi...” (Ýslâm Mecmuasý, sene: 1956, sayý: 7, s. 21)

Allâh Rasûlü: “Ramazan ayýnda yapýlan umre tam bir hac sayýlýr, yahut da benimle birlikte yapýlmýþ bir haccýn yerini tutar” müjdesini vermiþti. (Buhârî, Umre, 4) Bu sebeple ashab-ý güzîn Ramazan’da daha fazla umre yapmaya gayret ederlerdi.

Ramazan ayýnda bulunan ve bin aydan daha hayýrlý olan Kadir gecesini ihya etmek her müslümanýn arzusudur. Cenâb-ý Hak zamanýný gizli tuttuðu için Peygamber Efendimiz ve ashabý Ramazan’ýn son on gününde îtikâfa girerlerdi. Bu, Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in sünneti idi. Hz. Âiþe -radýyallâhu anhâ-’nýn haber verdiðine göre, Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz Ramazan ayýnda, ibâdet husûsunda diðer aylarda görülmeyen bir gayret içerisinde olurdu. Ramazan’ýn son on gününde ise, kendisini daha fazla ibâdete verirdi. Bu günlerde geceyi ihyâ eder, âilesini uyandýrýrdý. (Buhârî, Fadlu Leyleti’l-Kadir, 5)

Ashâb-ý kiram Ramazan’da böylesine ibâdete teksif olmakla birlikte diðer iþlerini de ihmal etmiþ deðillerdi. Hatta onlar Ramazan’da cihâda bile çýkmýþlardý. Nitekim Allâh Rasûlü ile birlikte Bedir Gazvesi’ni ve Mekke Fethi’ni Ramazan’da yapmýþlardý. O’ndan sonra da kendileri pek çok sefere bu ayda çýkmýþ, Ramazan’ýn bereketi ile cihâdýn faziletini birleþtirmiþlerdi. (Müslim, Sýyâm 90; Tirmizi, Savm, 18/710); Nesâi, Savm 49) Nitekim Ebü’d-Derdâ -radýyallâhu anh- þöyle demektedir:

“Biz sýcaðý çok þiddetli olan bir mevsimde, Ramazan ayýnda Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- ile birlikte sefere çýktýk. Hararetin þiddetinden herkes elini baþýna koyuyordu. Aramýzda oruçlu olarak sadece Allâh Rasûlü ile Ýbn-i Ravâha vardý.” (Buhari, Savm 35; Müslim, Sýyâm, 108; Ebu Dâvud, Savm 45/2409)

Ramazan, tevbe ile günahlardan arýnma ve ibadetlerle kemâle erme zamanýdýr. Bu ayda insan kendisine çekidüzen vererek geçmiþini tamir edip geleceðine bir yön vermelidir. Kaçýrdýðý fýrsatlarý bu ayda yakalamaya çalýþmalý, Kadir Gecesi gibi bir imkâný deðerlendirmenin yoluna bakmalýdýr. Ashâb-ý kirâm bu hususta baþarýlý olmuþ ve bize zengin örnekler býrakmýþlardýr.

Dr. Murat Kaya

ebu musab

  • Ziyaretçi
Sahabe ve Ramazan
« Yanıtla #1 : 14 Ağustos 2011, 01:42:25 »
ALLAH razý olsun.

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Sahabe ve Ramazan
« Yanıtla #2 : 14 Ağustos 2011, 14:10:55 »
Sahabe ve Ramazan ..

Ramazan'ý ihya edip Ramazan'ýn ihya ettiklerinden olmak isteyen için yol....

ALLAH razý olsun Erkam kardeþim..

Cenan

  • Ziyaretçi
Sahabe ve Ramazan
« Yanıtla #3 : 14 Ağustos 2011, 14:44:44 »
Ecmain inþALLAH.

Çevrimdışı insan

  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1624
  • Teþekkür 63
Sahabe ve Ramazan
« Yanıtla #4 : 13 Ağustos 2012, 06:34:37 »

 :gul[1]:

ebu musab

  • Ziyaretçi
Sahabe ve Ramazan
« Yanıtla #5 : 13 Ağustos 2012, 10:20:29 »
 :gul[1]: