Gönderen Konu: Hz. ÞUAYB (a.s)  (Okunma sayısı 451 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Hz. ÞUAYB (a.s)
« : 06 Aralık 2009, 16:03:01 »
Hz. ÞUAYB (a.s)
    Kur'an'da adý geçen peygamberlerden. Medyen ve Eyke halkýna peygamber olarak göl derifdi. Bu iki ülkede ayrý ayrý mücadelede t lundu. Bu iki toplumla yaptýðý mücadelesi, çeþitli ayeti de geçmektedir.
    Medyen ve Eyke, daðlýk ve ormanlýk olan iki ülke idi. Medyen topraklarý, Hicaz'ýn kuzey batýsýnda, oradan Kýzýldeniz'in doðu sahiline, güney Filistin'e, Akabe Körfezi'ne ve Sina Yarýmadasý'nýn bir bölümüne kadar uzanan bölgelerde yer alýr.
    Kur'an'ýn Medyen halký hakkýnda anlattýklarýnýn önemini kavramak için, bu insanlarýn, Hz. Ýbrahim'in üçüncü hanýmý Katurah'tan olma oðlu Midyan'ýn soyundan geldikleri iddialarýna dikkat edilmelidir. Doðrudan doðruya onun neslinden gelmemiþ olduklarý halde, tümü onun soyundan olduklarýný iddia etmiþlerdir. Çünkü eski bir geleneðe göre, büyük bir zata baðlý olan herkes, daha sonra yavaþ yavaþ onun torunlarý arasýnda sayýlmaya baþlanýrdý. Nitekim Hz. Ýsmail'in (a.s) soyundan gelmemesine raðmen bütün Araplara "Ýsmailoðullarý" denmiþtir. Hz. Yakub (a.s)'ýn soyu (Ýsrailoðullarý) için de durum aynýdýr. Ayný þekilde, Hz. Ýbrahim (a.s)'ýn çocuklarýndan biri olan Midyan'ýn etkisi altýna giren tüm bölge halkýna Bena Medyen (Medyenoðullarý) ve onlarýn oturduðu yerlere de, Medyen bölgesi dendi (ez-Zirikl, Kamüsü'l-A'lam, VI, 4244; Yakut el-Hamev, Mu'cemü'l-Büldan, Beyrut 1956, V, 77).
    Þuayb (a.s), Hz. Ýbrahim'in torunlarýndan Mikail'in oðludur. Annesi ise Hz. Lût'un kýzýdýr (et-Taber, Tarih, Mýsýr 1326,1, 167; es-Sa'leb, el-Arais, Mýsýr 1951, s. 164; M. Asým Köksal, Peygamberler Tarihi, Ankara 1990, l, 327).
    Yüce ALLAH'tan Þuayb (a.s)'a kitab veya sahife gönderilmedi. O, Adem, Þit, Ýdris, Nuh ve Ýbrahim'e indirilen sahifeleri okudu ve onlarla tebliðde bulundu (Ýbn Asakir, Tarih, Beyrut 1979, VI, 322).
    Þuayb (a.s) büyük bir hatipti. Ýnsanlarý güzel söz ve nasihatlarla aydýnlatmaya çalýþtý. Dolayýsýyla ona peygamberler hatibi denilmiþtir (ez-Zemahserî, el-Kesþaf, Kahire 1977, II, 118).
    Þuayb (a.s) ayný zamanda Musa (a.s)'ýn kayýnpederi idi. Kýzý Safura'yý Musa (a.s) ile evlendirmiþti (Ýbnü'lEsir, el-Kamil, Beyrut 1965, 177).
    Þuayb (a.s)'ýn Peygamber olarak Medyen'e gönderilmesi ve Medyenlilerle mücadelesi, Kur'an'da þöyle bildirilir:
"Medyen'e de kardeþleri Þuayb'ý (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, ALLAH'a kulluk edin, sizin ondan baþka ilahýnýz yoktur. Size Rabbinizden açýk bir delil geldi. Ölçüyü ve tartýyý tam yapýn, insanlarýn eþyalarýný eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayýn. Eðer inanan (insanlar iseniz böylesi sizin için daha iyidir!... Ve her yolun baþýna oturup da tehdit ederek insanlarý ALLAH yolundan çevirmeðe ve O (ALLAH yolu)nu eðriltmeye çalýþmayýn. Düþünün siz az idiniz, O sizi çoðalttý ve bakýn bozguncularýn sonu nasýl oldu!... Eðer içinizden bir kýsmý benimle gönderilene inanmýþ, bir kýsmý da inanmamýþ ise, ALLAH aramýzda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en iyisidir" (el-A'raf, 7/85,86,87).
    Görülüyor ki Þuayb (a.s) onlarý ALLAH'a kulluk etmeye, insan haklarýna saygýlý olmaya, her türlü bozgunculuktan uzak durmaya ve bu yolda sabýrla hareket etmeye davet ediyordu. Fakat Medyen halký Þuayb (a.s)'in nasihatlarini dinlemediler ve kötü hareketlerinde daha ileri gittiler. Onlarýn bu isyan ve sapkýnlýklarý, Kur'an'da þöyle haber verilir.
"Dediler ki: Ey Þuayb, senin söylediklerinden çoðunu anlamýyoruz, biz seni içimizde zayýf görüyoruz. Kabilen olmasaydý, seni mutlaka taþlarla(öldürür)dük! Senin bize karþý hiç bir üstünlüðün yoktur!" (Hûd 11/91).
    Þuayb (a.s) onlarýn bu taþkýnlýklarýna karþý nasihat ediyor ve onlarý büyük bir azap ile kokutuyordu:
    (Þuayb onlara de ki): Ey kavmim, size göre kabilem ALLAH'tan daha mý üstün ki, O'nu arkanýza atýp unuttunuz? Þüphesiz Rabbim, yaptýklarýnýzý kuþatýcýdýr. (Ondan bir þey gizli kalmaz.)
    Ey kavmim, olduðunuz yerde (yaptýðýnýzý) yapýn, ben de yapýyorum. Yakýnda kime azabýn gelip kendisini rezil edeceðini ve kimin yalancý olduðunu bileceksiniz. Gözetin, ben de sizinle beraber gözetmekteyim."(Hûd, 11/92-93)
    Her türlü mücadelede, teblið ve nasihate raðmen, ALLAH'ýn emirlerini dinlemeyen, zulüm, taþkýnlýk ve kötülükte ýsrar eden Medyen halký, azabý hak etmiþti: Derken o (müthiþ) sarsýntý onlarý yakalayýverdi, yurtlarýnda diz üstü çöke kaldýlar. Þuayb'ý yalanlayanlar, sanki yurtlarýnda hiç oturmamýþ gibi oldular. Þuayb'ý yalanlayanlar... iþte ziyana uðrayanlar, onlar oldular" (el-A'raf, 7/91-92).
    Medyen halký, kafirlerin kaçýnýlmaz sonu olan azaba maruz kaldýktan sonra Þuayb (a.s) onlara acýmýþtý. Bu durum, Ku'an'da þöyle bildirilir: (Þuayb), onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: Ey kavmim, ben size Rabbimin gönderdiði gerçekleri duyurdum ve size öðüt verdim. Artýk kafir bir kavme nasýl acýrým!.." (el-A'raf, 7/93)
    Buna göre, ALLAH'ýn emirlerini dinlememede ýsrar eden ve bunun neticesinde ALLAH'ýn azabý ile cezalandýrýlanlara acýmamak gerekir. Çünkü bu cezayý hak etmiþ oluyorlar.
    Þuayb (a.s) Medyenlilerle beraber, Eyke halkýna da peygamber olarak gönderilmiþti. Onlarla da önemli mücadelelerde bulundu. Onlarla olan mücadelesi ve onlarýn isyankanýðý, Kur'an'da þöyle özetlenmektedir. Gerçekten Eyke halký da zalim kimselerdi" (el-Haþr, 15/78).
    Eyke halký da gönderilen elçileri yalanladý. Þuayb, onlara demiþti ki: (ALLAH'ýn azabýndan) korunmaz mýsýnýz? Ben size gönderilen güvenilir bir elçiyim. Artýk ALLAH'tan korkun ve bana itaat edin. Ben sizden buna karþý bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnýz alemlerin rabbine aittir. Ölçüyü tam yapýn, eksiltenlerden olmayýn. Doðru terazi île tartýn. Ýnsanlann haklarýný kýsmayýn. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karýþýklýk çýkarmayýn, sizi ve önceki nesilleri yaratan(ALLAH)tan korkun" (eþ-Þuara, 26/176,177,178,179,180,181,182,183,184).
    Eykeliler, Þuayb (a.s)'ýn telkinlerine karþý ters hareket ettiler. Söz dinlemeyip isyanda bulundular. Hatta, Þuayb(a.s)'a hakaret ettiler. Onlarýn bu isyaný, Kur'an'da þöyle dile getirilir: "Dediler: Sen iyice büyülenmiþlerdensin. Sen de bizim gibi bir insansýn, biz seni mutlaka yalancýlardan sanýyoruz" (eþ-Þuara, 26/185, 186).
    Eykeliler bununla bile yetinmediler. Azab isteyecek kadar, ileri gittiler: "Eðer doðrulardansan, o halde üzerimize gökten parçalar düþür" (eþ-Þuara, 26/187) diyerek Þuayb (a.s)'a meydan okudular. Þuayb (a.s) onlara þöyle cevap verdi: "Rabbim, yaptýðýnýzý daha iyi bilir" (eþ-Þuara, 26/188). Yüce ALLAH da, onlara verilen azabý, þöyle haber veriyor: "O'nu yalanladýlar. Nihayet o gölge gününün azabý, kendilerini yakaladý. Gerçekten o, büyük bir günün azabý idi. Muhakkak ki, bunda bir ibret vardýr. Ama yine çoklarý inanmazlar" (eþ-Þuara, 26/189, 190).
    Ayette söz konuþu olan "gölge gününün azabý" hakkýnda, müfessirler þöyle bir açýklamada bulunuyorlar: Eykeliler azab isteyince, güneþ yedi gün müthiþ bir sýcaklýðý yaydý. O sýrada gökyüzünde bir bulut belirdi ve serin bir rüzgar esti. Eyke'liler bulutun gölgesinde toplandýlar. Birden o buluttan bir ateþ indi ve Eyke halký yeryüzünden silindi (el-Beydav, Envaru't-Tenzl, Mýsýr 1955, II, 84).
    Medyen ve Eyke halký Hz. Þuayb'ý dinlemediler ve bunun neticesinde, yukarýda sunulan ayetlerde ifade edildiði gibi helak oldular. ALLAH'ý dinlememenin, peygambere uymamanýn ve yanlýþ yollara sapmanýn cezasýný buldular. Þuayb (a.s), kendisine uyanlarla birlikte Mekke'ye gidip yerleþti.
    Orta boylu, buðday benizli biri olan Þuayb (a.s), hayatýnýn sonuna doðru gözlerini kaybetmiþti, âmâ olarak yaþýyordu. Mekke'de vefat etti. Türbesinin, Kabe'nin batýsýnda, Darün-nedve ile Benu Semh kapýsýnýn arasýnda olduðu rivayet edilir. (et-Taberî, Tarih, Mýsýr, 1326, I, 167; Ýbn Kuteybe, Kitabü'l-Maârif, Beyrut, 1970, s. 19; Ýbn Asakir, Beyrut, 1979, VI, 322).


KAYNAK: TURGAY, Nureddin; Þamil Ýslam Ansiklopedisi, Akit Gazetesi Yayýný, C. VII, S.318-320

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!