Gönderen Konu: Hz. ÝBRÂHÝM (a.s.)  (Okunma sayısı 487 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Hz. ÝBRÂHÝM (a.s.)
« : 06 Aralık 2009, 15:55:40 »
Hz. ÝBRÂHÝM (a.s.)
    Kur'an-ý Kerim'de ALLAHu Teala'nýn "Halil" dost diye nitelediði ulu'l-azm mertebesinde olan peygamber.
    Nuh (a.s)'un çocuklarý ve torunlarý, önce Irak'a yerleþmiþ ve Fýrat nehrinin yakýn bir yerinde Babil þehrini kurmuþlardý. Daha sonra, burada yerleþmiþ olanlardan bir grup ayrýlýp Dicle kýyýsýnda -bugün Musul þehrinin civarýnda- Ninova þehrini inþa etmiþlerdi. Babil'deki halkýn yerlileri olan Nabt kavmi, Süryanî dilini konuþmakta olup Babil þehrini de baþkent yapmýþlardý. Ninova'da ortaya çýkan Asur devletinde ise baþkent Ninova olup, Babil'i hakimiyetleri altýna almýþtý. Bir süre sonra Babil'de, Keldanîler, Asurlularýn hakimiyetleri altýnda bulunan Nabt'larýn ilim ve kültürüne sahip çýkmýþtý.
    Babilliler, tek ALLAH'a inanmayýp putlara ve yýldýzlara taparlardý. Putlarý ve yýldýzlarý, ruhlarýn sembolü olarak kabul ederlerdi. Onlarýn bu inancýna "Sabiîlik" denir. Sabiîlik; ruhlara ve meleklere ibadet esasýndan baþlar ve giderek yýldýzlara, aya, güneþe ve sonunda bunlar adýna yapýlmýþ putlara tapmaða varýrdý. Babil'de putlarýn hem yapýlýp hem de tapýldýðý puthaneler vardý. Bundan dolayý devlet yönetiminde bir puthane bakaný bile bulunurdu. Ýþte ALLAH, böyle inançtan yoksun ve medeniyetten uzak bir toplum olan Babil halkýna Ýbrahim (a.s)'ý göndermiþti. "Ýbrahim" kelimesinin manasý "cemaat babasý" demektir. Nitekim kendisinden sonra gelen peygamberle babasý Hz. Ýbrahim'dir.
    Cemaatýnýn "ALLAH'ýn dostu" anlamýna gelen "Halîlullah" ünvanýna sahip Ýbrahim (a.s), "Ulü'l-azm" denilen büyük peygamberlerden biridir. "Ulü'l-azm" gayesine eriþen diðer peygamberler ise Nuh (a.s), Musa (a.s), Ýsa (a.s) ve Muhammed (a.s)'dir. Hz. Ýbrahim'in "halilullah" lakabýný almasý ALLAH'a olan sevgi ve baðlýlýðýndandýr. Bir rivayete göre Hz. Ýbrahim insanlara karþý çok cömert olduðu ve onlardan hiçbir þey istemediði için "halilullah" diye nitelendirilmiþtir.
    Ýbrahim (a.s)'ýn nesebi hakkýndaki rivayetler muhteliftir. Ancak rivayetlerin hepsi Sâm b. Nuh'a vardýðýnda ittifak etmiþtir. Babasýnýn ismi Tarih lakabý Azerî'dir.
    Hz. ibrahim'in ismi Kur'an-ý Kerim'de yirmi beþ sûrede altmýþ dokuz defa geçmiþtir. Kur'an-ý Kerim'de Hz. Ýbrahim deðiþik isim ve sýfatlarla anýlmýþ ve kendisinden övgüyle bahsedilmiþtir. Kur'an'da da geçen sýfatlarýnýn bazýlarý: Evvah (çok ah eden), Halim, Münib (ALLAH'a sýðýnan), Hanîf, Kanit (ALLAH'a kulluk eden), Þakir.
    Hz. Peygamber (s.a.s)'de Hz. Ýbrahim (a.s)'ýn faziletini anlatýrken þöyle der: "Kýyamet günü ilk elbise giydirilen kiþi, Ýbrahim'dir." (Buhari, Enbiya, 8). "bir gece bana rüyamda her zaman gelen iki melek (Cibril ile Mikail) geldi. Bunlarla beraber gittik nihayet uzun boylu birinin yanýna vardýk, (Semaya doðru yücelen) boyunun uzunluðundan baþýný neredeyse göremeyecektim. O Ýbrahim (a.s) idi" (Buharî, Enbiya, 8).
    Ýbrahim (a.s) Babil halkýna uzun süre hak dini, dünyayý, ahireti, hayatý, ölümü ve yeniden diriliþi anlatmýþ, en yakýný olan babasýna ise bu meseleyi inceden inceye izah etmiþti. Ancak baþta babasý Azer olmak üzere halk, Ýbrahim (a.s)'a inanmayýp inkar etmiþti. Ýbrahim (a.s), babasýnýn bu hareketine kýzmamýþ, ona darýlmamýþtý. Hatta onun için ALLAH'tan rahmet dileyerek babasýna karþý þöyle dedi: "Sana selam olsun! Senin için rabbýmdan maðfiret dileyeceðim. Çünkü O, bana karþý lütufkardýr" (Meryem, 19/47). Bundan sonra Ýbrahim (a.s), baba ocaðýný terkederek oradan ayrýldý.
    Milletine, putlarýn hiçbir fayda saðlayamayacaðýný pek çok kere söyleyen ve ancak Yüce ALLAH'ý üstün niteliklere sahip olduðunu bildiren Ýbrahim (a.s), milletinin kendisine inanmadýðýný görünce hemen Nemrud'a gitti. Kur'an-ý Kerîm'de ismi geçmeyen ve o sýralar milletinin baþýnda bulunan Nemrud, sahip olduðu servet ve saltanatýyla kendini ilah sanmaktaydý.
    Ýbrahim (a.s), Nemrud'a ALLAH inancýndan bahsetti. Fakat o reddetti ve Ýbrahim (a.s.) ile Rabbi hakkýnda mükaþaya giriþti.  Ýbrahim (a.s) ALLAH Teala'nýn hem dirilttiðini hem de öldürdüðünü söyleyince Nemrud, kendisinin de bunu yapmaða gücü yettiðini ifade eder. Nemrud, bunu ispat için, iki adamý getirtmiþ, birini öldürmüþ, diðerini býrakmýþ; böylece öldürmeðe ve diriltmeðe kadir olduðunu göstermiþti. Bu defa Ýbrahim'(a.s.): "ALLAH güneþi doðudan getiriyor, sen de batýdan getirsene" (el-Bakara, 2/258) deyince Nemrud þaþýrýp kalmýþtý.
    Bir ara, ALLAH inancýný kabule yanaþmayan halk, bir bayram günü adetleri üzere puthaneye yemek getirmiþ, putlarýnýn önüne koymuþ, daha sonra da eðlenme yerlerine gitmiþti. Ýbrahim (a.s)'ý de götürmek istemiþler, ancak o, rahatsýz olduðu gerekçesiyle gitmemiþti. Onlar eðlence yerlerine gidince, puthaneye girip putlarýn hepsini paramparça etmiþ, içlerinden sadece en büyüðünü, ona baþ vursunlar diye saðlam býrakmýþtý.
    Bayram eðlenceleri biten halk, yine adetleri üzere yemeklerini almak için puthaneye gelmiþ, ancak puthaneyi harabeye dönmüþ bir durumda görünce, putlarý bu hale getirenin Ýbrahim (a.s.) olabileceðini düþünmüþler. Ýbrahim (a.s)'i çaðýrýp þu þekilde sorguya çekmiþlerdir: "Ey Ýbrahim! Tanrýlarýmýza bu hareketi sen mi yaptýn?" Hz. Ýbrahim bu soruya "Belki onu, þu -büyük-leri yapmýþtýr. Konuþabiliyorsa, onlara sorun!" þeklinde cevap verdi (el-Enbiya, 21/62-63). Halk, putlarýn cansýz ve konuþamaz olduklarýný itiraf edince Ýbrahim (a.s) tevhid inancýný haykýrýrcasýna þöyle dedi: "O halde ALLAH'ý býrakýp da size hiç bir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsýnýz? Size de, ALLAH'ý býrakýp taptýklarýnýza da yazýklar olsun! Hala akýllanmayacak mýsýnýz?" (el-Enbiya, 21/66-67).
    Ýbrahim (a.s)'ýn bu savunmasý, sapýklar tarafýndan onun suçlu duruma düþmesine yetmiþti. Sapýklarýn lideri Nemrud, Ýbrahim (a.s)'ýn öldürülerek veya yakýlarak cezalandýrýlmasýný teklif etmiþ ve nihayet ateþte yakýlmasýna karar verilmiþti. Hazýrlanan ateþin alevi, en þiddetli ve hararetli duruma geldiðinde Ýbrahim (a.s)'ý mancýnýkla fýrlatýp ateþe attýlar. Ancak ateþin ve her þeyin sahibi olan ALLAH, ateþe þöyle emir verdi: "Ey ateþ Ýbrahim'e
karþý serin ve zararsýz ol!" (el-Enbiya, 21/69). Böylece Ýbrahim (a.s) ateþten kurtulmuþ oldu. O sýrada Ýbrahim (a.s)'a inanan tek bir kiþi vardý; o da Lut (a.s) idi.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Ynt: Hz. ÝBRÂHÝM (a.s.)
« Yanıtla #1 : 06 Aralık 2009, 15:56:22 »
Hz. Peygamber þöyle buyurmuþtur: "Ýbrahim aleyhi's-salatü ve's Selam yalnýz üç defa (te'vil ile baþka bir manaya çevirerek) yalan söylemiþtir. Bunlarýn ikisi Aziz ve Celil olan ALLAH'ýn zatý ve rýzasý için: Birisi (putperestlere) "ben hastayým" demesi öbürüsü de "Belki putlarýn þu büyüðü bu iþi iþlemiþtir" demesi. Resulullah üçüncüsü için de þöyle demiþtir: "Ýbrahim günün birinde zevcesi Sâre ile birlikte azýlý bir zalime uðramýþtý" (Buharî, Enbiya, 8).
    Hadisenin devamý þöyle anlatýlmýþtýr. Hz. Ýbrahim amcasýnýn kýzý olan hanýmý Hz. Sare ile birlikte Mýsýr tarafýna seyahat ederken "Erdün" kasabasýna gelmiþler; þehrin kralý ile aralarýnda ilginç bir hadise geçmiþtir. Ebu Hureyre, Peygamber (s.a.s)'den rivayet etmiþtir. Hz. Peygamber þöyle anlatmýþtýr: "Ýbrahim (a.s) hanýmý Sare ile birlikte bir þehre gelmiþlerdi. O þehirde bir kral veya zalim bir idareci vardý. Bu zalime "Ýbrahim, yanýnda çok güzel bir kadýnla þehre girdi" diye haber gönderdiler. Kral "ey Ýbrahim! yanýndaki kadýn neyin, kimindir?" diye sordurdu. Ýbrahim (a.s) (din) kardeþimdir" dedi. Sonra Sâre'ye gelip "sakýn beni yalancý çýkarma, ben bunlara seni kýz kardeþimdir dedim. ALLAH'a yemin ederim ki, yeryüzünde benden, senden baþka iman eden hiç kimse yoktur" buyurdu. Sâre kralýn yanýna gelince kral (ona kötülük yapmaya) teþebbüs etti. Hz. Sâre kalktý abdest aldý, namaza durdu. Sonra þöyle dua etti: "Ya Rab! Ben sana ve senin peygamberine iman ettimse, ben kadýnlýðýmý zevcimden baþkasýna karþý koruduysam (ki þu ana kadar böyleydim) benim üzerime þu kafiri musallat etme". Kralýn nefesi boðuldu; ayaðýyla yere vurarak çýrpýnmaya baþladý. Bunun üzerine Sâre "ALLAHým þayet bu adam ölürse bunu bu kadýn öldürdü denilir" diye dua etti. Bunun üzerine adam rahatladý". Bu hadise üç defa tekrarlandý. "Bunun üzerine melik etrafýndakilere" siz bana þeytan göndermiþsiniz. Bu kadýný Ýbrahim (a.s)'e gönderiniz. Hacer'i de Sare'ye veriniz" dedi. Bunun üzerine Sâre Hz. Ýbrahim'in yanýna gelerek ona (olayý anlattý) ve "Anladýn mý! ALLAH kafiri zelil etti; bana bir cariyeyi de hizmetçi verdi" dedi (Buharî, Buyû, 100; Hibe, 36).
    Ýbrahim (a.s), o ülkeden ayrýldýktan sonra pek çok yer gezdi. Sonunda Þam'da karar kýldý. Orada kendisine inananlar günden güne arttý. Ýbrahim (a.s)'e inanlarýn oluþturduðu kitleye "Ýbrahim milleti" adý verildi.
    Ýbrahim (a.s) Babil'den ayrýlacaðý zaman, babasý için ALLAHu Teala'dan baðýþlanma dileyeceðini hatýrlamýþ ve babasýnýn affý için ALLAH'a þöyle yalvarmýþtý: "Babamý da baðýþla! Çünkü o sapýklardandýr" (eþ-Þuara, 26/86). Babasý da olsa kafirler için dua edilmeyeceðini bilen Ýbrahim (a.s) bunu, memleketinden ayrýlýrken verdiði sözden dolayý yapmýþtý. Ýbrahim (a.s)'ýn duasý kabul edilmedi ve ayeti kerimede bu durum þöyle ortaya kondu: "Cehennemlik olduklarý anlaþýldýktan sonra akraba bile olsalar puta tapanlar için maðfiret dilemek peygamberlere ve
mü'minlere yaraþmaz" (et-Tevbe, 9/113).
    Ýbrahim (a.s)'in bundan sonraki yaþantýsý Lut (a.s), Ýsmail (a.s) ve Ýshak (a.s) ile birlikte geçti. Bunlar hakkýnda ALLAHu Teala þöyle buyurur: "Onlarý buyruðumuz altýnda, insanlarý doðru yola götüren önderler yaptýk; onlara iyi iþler yapmayý, namaz kýlmayý, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdi" (el-Enbiya, 21/73).
    ALLAH Teala, Ýbrahim (a.s)'a on sayfalýk bir kitap da vermiþtir. Uzunca bir süre yaþadýktan sonra, ömrünün sonlarýna doðru Mýsýr'a gitti. Ýbrahim (a.s) vefat ettiðinde -kuvvetli rivayetlere göre- Kudüs yakýnlarýnda Halilü'r-rahman denilen yerde defnedildi.
    Hanîflik: Ýbrahim (a.s)'in dinin temeli tevhide (ALLAH'ýn birliðine) dayanýyordu. Ancak zamanla bu inanç unutulmuþ ve putperestlik Araplar arasýnda tamamen yayýlmýþtý. Buna raðmen birkaç kiþide tevhit akîdesinin izleri görülüyordu. Bunlara "Hanif" denirdi.
    Hanîf, batýldan uzak, Hakk'a yönelen ve tevhit inancý üzere bir ALLAH'ý tasdik eden kiþi demektir. Kur'an-ý Kerim de "hanîf" kelimesi birkaç yerde geçer. "Hanif" kelimesi daha çok, Hz. Ýbrahim için ALLAH'a saf ve temiz bir þekilde ibadet eden bir kul anlamýnda kullanýlmýþtýr.
    Haniflikle ilgili ayetlerde þu ifadeler bulunur: "Ve hanif olarak yüzünü dine doðrult ve sakýn ALLAH'a ortak koþanlardan olma!" (Yunus 10/105) "Sonra da biz, Hanîf olan, müþriklerden olmayan Ýbrahim'in dinine uy, diye sana vahyettik" (en-Nahl, 16/123).
    Ýslam'dan önce Arap toplumunda; Varaka b. Nevfel, Abdullah b. Cahþ, Osman b. Hüveyris, Zeyd b. Amr, Kuss b. Saide gibi kiþiler hanifler arasýnda bulunuyordu. Bunlar; cansýz, dilsiz, hiçbir þeye güçleri yetmeyen putlarýn önünde eðilmeyi, onlara yalvarmayý çirkin sayan kiþilerdi.

KAYNAK: HIZLI, Mefail; Þamil Ýslam Ansiklopedisi, Akit Gazetesi Yayýný, C.IV, S.10-12

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!