Gönderen Konu: KARADIR KAÞLARIN FERMAN YAZDIRIR  (Okunma sayısı 886 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
KARADIR KAÞLARIN FERMAN YAZDIRIR
« : 11 Aralık 2009, 14:05:31 »
KARADIR KAÞLARIN FERMAN YAZDIRIR

Karadýr kaþlarýn ferman yazdýrýr,
Bu aþk beni diyar diyar gezdirir,
Lokman Hekim gelse, yaram azdýrýr,
Yaramý sarmaya yar kendi gelsin.


Karadýr Kaþlarýn Ferman Yazdýrýr türküsünün kahramaný MUSTAFA TUNA ile 14 ARALIK 2002 tarihinde SEYÝTGAZÝ ‘deki evinde DSP Eskiþehir Milletvekili NECATÝ ALBAY ile birlikte yaptýðým söyleþi...Mustafa TUNA ,astým hastasý..Zor nefes alýyor,arada bir yanýndaki astým ilacý aletinden nefes çekiyordu. Zaman zaman konuþurken zorlandý.

-Sayýn Mustafa Tuna yýl 1944...Siz Seyitgazi’lisiniz, komþu kýzýna tutuluyorsunuz. Ama babanýz evlenmenize karþý çýkýyor. Neden?

-Kýzýn babasý Rum'dan dönme idi Babam ‘Ben soyuma Rum kaný katmam’ diye itiraz etti. Kanýmýza karýþmasýn dedi. Belki de isabetliydi. Düþüncesi öyleydi. Ama gönül ferman dinlemediði için, biz kýzý kaçýrmak zorunda kaldýk.

-Nasýl ve kiminle kaçýrdýnýz?

-Arabacý Raþit vardý. Arkadaþýmdý. Kýz niþanlanýnca, biz Raþit’in arabasýyla kaçýrmaya karar verdik. Benim aracý kadýnlarým vardý. Haber getirip götüren... Onlardan kýzýn ertesi gün çeþmeye geleceðini öðrendim. Bir yandan da kýzýn kýna hazýrlýðý var. Bu iþ bitiyor, biz bunu önleyelim dedik. Kýzýn eviyle, Kuruçeþme arasýnda dar bir sokak var. Arabayý sokaðýn baþýna çektik. Birgün önceden de atlarý nallatmýþýz. Herþey hazýr. Kýz testileri su doldurup, omuzuna almýþ. Sokak dar kaçacak-göçecek yer yok. Sabahýn da körü... Saat 7-8 gibi. Kýzý yakaladým. Duvara çarptým. Omuzundaki su testileri kýrýldý. Kucaklayýp arabaya attým. Atlarý kýrbaçladýk. Yola koyulduk. Kalabalýk bir gündü. Arabacý yolu þaþýrdý. Planladýðýmýz yola gitmedi. Eskiþehir yoluna saptý. Zaten arabacý Raþit saralýydý. Nöbeti tuttu, titriyor. Kýz baðýrýyor. Bir elimle kýzýn aðzýný kapatýyor, ötekiyle Raþit’i tutuyorum. Yularý kavrayýp, atlarýn sýrtýna bineceðim ama, bu defa ötekiler arabadan düþecekler. Atlar baþý boþ koþuyorlar. Aniden bir de karþýdan kamyon çýktý. Eskiþehir tarafýndan geliyor. Kamyonu gören atlar ürktü, anayoldan çýkýp, orman yoluna saptý araba.

-Ve ormanlarýn gümbürtüsü baþladý. Hangi ormandý bu?

-KIZILTEPE ORMANI diyoruz. Þu karþýdaki orman, Eskiþehir yolunda. Atlar ormanýn içine daldý. O arada millet de peþimize düþmüþ... Jandarma süvarisi bir yandan çevirdi; kýzýn niþanlýsýnýn akrabalarý öte yandan. Üstümüze geldiler. Nihayet arabayý çevirdiler. Teslim olmak zorunda kaldýk.

-Alýp götürdüler sizi...

-Götürdüler, tevkif ettiler..27 gün yattým. Sorgu hakimi samimi bir arkadaþýmdý. Ben o zamanlar Halkevi çalýþmalarýna katýlýyorum. Oradan tanýþýyoruz. Beni hapishane bahçesinde volta atarken görmüþ, iþaret etti bana. ‘Hayrola n’apýyorsun orada?’ diye sordu. Ben de ellerimi üstüste çaprazlayýp, tevkif edildim dedim. Gardiyaný gönderdi ‘yaz, tahliyemi istiyorum de’ dedi. Yazdým, imzaladým. ‘Sen aþaðý in. Þimdi seni býrakacaklar’ dedi. Aþaðý indim, beni tahliye ettiler. O zaman sorgu hakiminin yetkisi vardý. Ben tahliye oldum. Ama mahkeme devam ediyor. Dosya aðýr cezaya, Eskiþehir‘e gönderildi. Duruþmaya çaðýrdýlar. Mahkemeye gittim. Ýlk duruþmada beni tevkif ettiler.

-Suç kýz kaçýrma tabii ki ?

-Evet evet. 431’e 62 inci madde gereðince dava açýldý. Mahkeme devam ediyor. Ýkinci duruþmaya kardeþimle babam, RAZÝYE’yi de getirdiler.

-Babanýz araya girdi yani?

-Evet, babam araya giriyor, kýzýn ifade vermesini istiyor. Alýp mahkemeye kýzý getiriyorlar. ‘Ben gönlümle gittim. Beni kaçýran olmadý. Yaþým küçüktü,beni zorla evermek istediler, ben de Mustafa’ya rýzamla kaçtým. Zorla filan götürülmedim.’ Bunlar zapta geçti. Savcý itiraz etti: ‘Kýzýn yaþý küçük, tanýklýðý geçerli deðil‘ dedi. Ben de ‘Sayýn yargýç, akit kiþiyi reþit kýlar. O zaman küçüktü ama, olay olmuþ. Kiþi reþit sayýlýr ‘ dedim. Beraatimi ve tahliyemi istedim. Ýçeri girdiler, bir saat kadar kaldýlar. Sonra kararý açýkladýlar. Bir seneye mahkum edildim. Yalnýz bu arada bir þey anlatmam gerek KARAKULAK diye biri var Seyitgazi’de... Varsýl. Benim onunla bir meselem var. Ben ilk 27 gün yatýp çýktýðýmda, peþime adam takýyor...Beni vurdurtmak istiyor. Adamýn birine yüz lira veriyor. O da benim arkadaþýmdý. Gelip bana durumu anlattý. Biz o yüz lirayla,gidip güzel bir raký içtik. Sonra Karakulak’ý yolda çevirip rezil ettim. Beni vurdurtmak için verdiði yüz lirayla içki içtiðimizi söyledim. Boynuma sarýldý, gönlümü aldý. Dayý yeðen olduk. Aramýz iyileþti. Ama sonradan öðrendim ki, bir senelik tevkifatýmda onun parmaðý var. Benim ceza almam için mahkemeyi etkilemiþ. Yýl 1944, tek parti dönemi...Bu tür þeyler kolay oluyordu. Velhasýl biz bir yýl yatacaðýz. Ben temyiz ettim, fakat savcýnýn kýzý da mahkeme kaleminde memur olarak çalýþýyor. Kayýttan geçirdiðim dilekçeyi, temyize göndermiyor. Ama dilekçenin tarih ve numarasý elimde var. Bana karar teblið ediliyor, bakýyorum temyiz isteðim yok...Yazmamýþlar. Ýtiraz ettim. Elimdeki tarih-numarayý gösterdim. Zaten tahliyeme iki ay kalmýþ. Gardiyana on lira verdim, yeni yazdýðým dilekçeyi bakanlýða gönderdim. Tahkikat açýldý, müfettiþ geldi. Haklý çýktým ama, bir sene yattým.

-Siz bu arada olayý türküye mi döktünüz?

-Ben Seyitgazi’deki ilk yirmi yedi günlük hapisliðimde, sazla türküyü söylemeye baþlamýþtým. Hapishaneden, dýþarýya taþtý türkü... Bütün Eskiþehir’in dilinde. Öyle meþhur oldu ki türkü, Eskiþehir yýkýlýyor. Hapishanede berber Gazi vardý, idamlýk. Seyitgazi’den. O beni koruyor. Kimse bana dokunamýyor hapishanede. Tatarlar var. "Leylalar" diye bir türkü söylüyorlar. Cümbüþün bini, bir para. Bizim türkü de her tarafa yayýldý. Ben günümü tamamlayýp çýkacaðým sýrada, Hakký Efendi, yani kýzýn babasý haber gönderiyor, "tahliye olduðunda doðruca bizim eve gelsin görüþelim" diyor. Ama babam kabul etmiyor. Ben babamý karþýma alýp da onlara gitmedim.

-Yani görüþmediniz...

-Ben kýzla görüþüyorum, ama babasýna gitmedim. Hatta hiç unutmuyorum, aracýlar vasýtasýyla kýz bana bir çevre göndermiþti. Baktým olmayacak, babam reddediyor, 1948‘de terk-i diyar eyleyip, Ankara’ya gittim. Orada iþ bulup çalýþtým. Ýnþaatlarda çalýþtým, taþeronluk yaptým.

-Eþiniz Hikmet Hanýmla nasýl tanýþtýnýz?

-Benim çalýþtýðým insanlarýn akrabasý idi. Her zaman görüyordum. Kýsmetmiþ, istettim evlendik.

-Þimdi þunu öðrenmek istiyorum 'Karadýr Kaþlarýn Ferman Yazdýrýr Türküsü' bu anlattýðýnýz yaþam öykünüzün yansýmasý mý? Yani size ait deðil mi?

-Bestesi de güftesi de bana ait.

-Baþka türkü yaktýnýz mý?

-Þiirlerim çok, ama baþka türküm yok.

-Bu türkü çok tutuldu. Herkes kendinden bir parça buluyor bu türküde... Öðrenmek istiyorum ‘Karadýr Kaþlarýn Ferman Yazdýrýr’ ne demek sizce?

-Yani hatýra yazdýrýyor demek.

-Kaþlarý kara mýydý?

-Karaydý, çok da güzeldi rahmetli caným ...(Burada Mustafa Tuna’nýn gözleri doluyor... Aðlamaklý oluyor)

-‘Bu aþk beni diyar diyar gezdirir’...

-Gezdirdi, uzun yýllar gurbette yaþadým. Yirmi iki yýl Seyitgazi’ye hiç gelmedim...

-‘Lokman hekim gelse, yarem azdýrýr’...

-Çare yok yani...

-Çare yok ‘Yaremi sarmaya yar kendi gelsin’

-Çok sözleri var türkünün ...Ama unutmuþum.

‘Anasý Ümmü de babasý Hakký,
Bizi ayýrmaya var mýydý hakký,
Kuruçeþme suyu çaðlayýp akar,
Anasý çýkmýþ da yollara bakar.’

-Anasýnýn adý Ümmü, babasýnýn adý da Hakký mýydý?

-‘Ormanlarýn gümbürtüsü baþýma vurur, Sevdiðimin hayali karþýmda durur.’ ne demek?

Atlar ormana girdi ya...Onu kastediyorum.

-‘Kýzýltepe ardýçlarý sallanýr, Birgün evvel atlarýmýz nallanýr’. Bir gün evvel Raþit atlarý nallatýp, arabayý hazýrlamýþ yani...Öyle mi?

-Evet evet...Kýzýltepe ormaný da Eskiþehir yolu üzerindeki orman...

-Sonra Hikmet Hanýmla evlendiniz. Siz mutlu oldunuz, karþý tarafýn durumu n’oldu?

-O çok üzgün öldü caným...

-Yakýnda mý öldü?

-1989’ýn 21 Temmuz’unda öldü. Þu þiirle andým ben..

‘Açmýþ kollarýný kara toprak,
Seni baðrýna basmak için,
Niçin niçin niçin,
Çektiðin ýzdýraplar için.’

(Sözün burasýnda Necati Albay, araya giriyor.)

-Mustafa Abi, senin türküde unuttuðun yeri ben hatýrlatmak istiyorum.

‘Dolana dolana geldim bacana,
Çay mý demletirsin Kadir kocana,
Danýþtýn da mý geldin Sultan Elif Hocana
Ölüm ver ALLAHým, ayrýlýk verme’

-Bunlar kim?

-(Necati Albay) Kadir evlendiði adam, Sultan Elif de , Demirci Guru Memed’in kardeþi, aracýlýk yapýyormuþ.

-Benim yirmiyedi günlük hapisliðimde düðün yapýldý, evlendi. Altý ay, bir sene kocasýyla kaldý. Benim için ifade verdikten sonra, kocasýnýn evine gitmedi, babasýnýn evine döndü. Ýþte o zaman babasý hapisten çýkýnca doðru bize gelsin dedi. Resmen boþanmamýþlardý; ayrýydýlar. Babam da rýza göstermeyince ben buralarý terkettim.

-Ne zaman terkettiniz; kaç yýl sonra döndünüz Seyitgazi’ye?

-1948 yýlýnda terkettim; 1975 yýlýnda döndüm. Çocuklarýn çoðu gurbette doðdu.

-(Necati Albay) Babasýyla küsken arada bir ‘Köylü Gazetesi’ gönderirdi Seyitgazi’ye. Beni de aralarýna alýrlardý, babasý Ahmet Amca bana okuturdu gazeteyi. Mustafa Abi’nin haberini öyle alýrdýk.

-Mustafa Bey, siz uygar bir insansýnýz, türkü yakanlarýn duygusallýðý fazladýr. Hayatýný o türküye baðlar, etkisinden kurtulamaz. Ama siz bunlarý aþmýþsýnýz. Mutlu bir evlilik yapmýþsýnýz. Meslek edinmiþsiniz. Yetiþkin çocuklarýnýz var. Yaþamda baþarýlýsýnýz. Ama burada benim öðrenmek istediðim þey þu; kýzý baþkasýna zoraki vermeleri, babanýzýn da itirazý mý sizi etkiledi? Olayýn nedeni bu mu yani?

-Evet.

-Kýz ile sonra hiç karþýlaþtýnýz mý?

-Kocasý öldükten sonra bir iki karþýlaþtýk. Ailesiyle sürekli görüþüyoruz. Tabii konu hassas olduðu için kimse üstüne gitmiyor.

-Mustafa Bey, peki bu türkü burada, Seyitgazi‘de doðmuþ, Zonguldak’a nasýl maledilmiþ?

-VALLAHi bilmiyorum ki...

-(Necati Albay) Aðabey benim hatýrýmda kalan þu; ben sana hatýrlatayým da sen ne dersen de... Bu türküyü sen Zonguldak’ta çalýþýrken, hani orada bir yerde çalýþmýþsýn ya!

-Bartýn’da ...

-Hah!. Oralarda çalýþýrken, Zonguldak türküsü diye verdin. Buraya maledilmesin, aileler üzülmesin diye. Benim hatýrladýðým, 1975’te sen buraya döndüðünde seninle konuþtuk. O zaman sen bana böyle anlattýn.

-Bu hastalýk bende unutkanlýk yaptý. Birçok þeyi hatýrlayamýyorum. Türkünün çok sözünü de unuttum. Hatýra defterim vardý. Onu da yaktým.

-Þimdi iþi yerine oturtmak gerek. Bu türkü Seyitgazi’li iki gencin yaþadýðý olay üstüne yakýlmýþ. Olayýn taze olmasý nedeniyle kimi ayrýntýlar gizlenmiþ. Ama artýk olan olmuþ, ölen ölmüþ... Gerçek neyse ortaya çýksýn. Türkü de doðduðu yere maledilsin.

-Elli altmýþ sene geçti aradan. Ben yazdýðým þeyleri hatýrlamýyorum

-Bartýn’da ne iþ yaptýnýz?

-Tapu Kadastro’da çalýþýyordum. Geçici görevle gittim. 1950’li yýllar olsa gerek.

-Mustafa Bey, bu bir fikri ürün. Araba üretmek, tarlada bir þey yetiþtirmek gibi... Fikir üretimi... Size ait olan bu ürünü baþkalarý sahiplenmiþ. Hem de siz sebep olmuþsunuz. ALLAH gecinden versin size bir þey olsa, bina mal-mülk geçer gider. Ama bunlar kalýcýdýr. Bunlarla anýlýrsýnýz.

-Ýþte bilmiyorum gayri... Benim adýma bir þey kaydettirmedim. Kimse üzülsün istemedim

(Necati Albay elindeki dizeleri okuyor.)

Minareye çýkýp bize baktýlar,
Arkamýza candarmayý taktýlar,
Arabada sarýlýp da yattýlar,
Ölüm ver ALLAHým ,ayrýlýk verme.’


-Necati Bey daha iyi biliyor. Halka malolmuþ. Ben unutuldum artýk, halkýn oldu türkü.

-Necati Bey, siz bir ay öncesine, yani 3 Kasým 2002 seçimlerine kadar DSP Eskiþehir Milletvekili idiniz. Benim de çok eski bir arkadaþýmsýnýz. Bana da bu türküyü araþtýrmam için yardýmcý oldunuz. Anlaþýlýyor ki, ‘Karadýr Kaþlarýn Ferman Yazdýrýr’ türküsü, doðduðu yere mal edilmemiþ. TRT kayýtlarýnda Zonguldak görünüyor. Oysa olay burada, Seyitgazi’de geçmiþ. Sizin de çocukluk anýlarýnýzda yeri var. Bana bu türkünün bu bölgeye ve Mustafa Bey’e ait olduðunu nasýl açýklayabilirsiniz?

-Þimdi Yaþar’cýðým, Mustafa Abim, benim çok sevdiðim birlikte olduðum, beraber gün geçirdiðim bir kiþi. Mustafa Abi yetiþme çaðýnda, Seyitgazi’yi terketti gitti. Nedeni bir kýz kaçýrma olayýdýr. Mustafa Abi’nin babasý ile de yakýnlýðým vardý. Zaman zaman bir araya geldiðimizde, 'Ah oðlum, benim bir oðlum var, þimdi buralarda deðil’ der iç geçirirdi.

-Bu olaya müdahalesinden ötürü üzüntü duyar mýydý?

-Duymaz mýydý? Ben gerçekten Mustafa Abi’yi çok merak ederdim. Onu tanýmamýþtým. Ama Ahmet Amca’nýn anlatýmýndan biliyordum. Nerede olduðunu bilmezdim. Ama zaman zaman ondan ‘Köylü Gazetesi ‘ gelirdi. Kahvede oturan ihtiyarlara gazeteyi okurdum. Yani benim bu aileyle böyle bir yakýnlýðým vardý. Bu Köylü Gazetesi, Ahmet Amca ile oðlu arasýnda ve bizler arasýnda bir iletiþim aracýydý. Sonra aradan yýllar geçti, sanýyorum 70’li yýllardý. Mustafa Abi emekli oldu. Seyitgazi’ye geldi. Tanýþtýk. Bu þimdi içinde bulunduðumuz evleri yaptýrdý. Buraya yerleþti. Dostluk öyle baþladý.

-Bu türkünün ona ait olduðu konusu...

-Bu türkünün ona ait olduðunu bilmeyen yoktur Seyitgazi’de... Türkünün sözlerinde geçen yerler de Seyitgazi’nin yer adlarýdýr. Örneðin Kýzýltepe, Eskiþehir’den Seyitgazi’ye gelirken yol üstünde gördüðümüz tomruk yýðýlý tepenin adýdýr. Ve de ardýçlar vardýr. ‘Ardýçlýk’ denir. Bu da geçiyor türküde. Kýzýltepe’nin altýnda deve yolu vardýr. ‘Develerin gümbürtüsü’ diye geçiyor. Eskiden deve kervanlarý bu yoldan geçerdi. Boyunlarýnda çanlar vardý. ‘Develerin gümbürtüsü , baþýma vurur’ lafý da budur. Yani ‘Derelerin gümbürtüsü’ deðil...’Develerin gümbürtüsü’ dür o. Ve bu da Kýzýltepe’nin yanýndan geçen deve yoludur. Kahramanlarý belli olan ‘Karadýr Kaþlarýn’ türküsü Seyitgazi’de yaratýlmýþ bir türküdür. Ama Mustafa Abi bunu kimseye zarar vermemek için geçici olarak çalýþtýðý Zonguldak’a maletmiþtir. Çünkü aileler rencide olsun istemiyordu. Kýz evlenmiþti. Çocuklarý vardý. Böylece türkü oradan halka maloldu. Her Seyitgazi’li bu türkünün olayýný bilirdi. Vaktiyle bu türkü radyodan çalýnýrken, Seyitgazi’liler olaya duyduklarý saygýdan ötürü radyolarýný kapatýrlardý. Yani sözün kýsasý bu türkü sazýyla, sözüyle Seyitgazi’lidir. Mustafa Abi’nin yaþam öyküsüdür.

-Peki Mustafa Bey sizin eðitiminiz neydi?

-Burada Seyitgazi’de o zaman ortaokul yoktu. Ýlkokulu burada bitirdim, Kalecik‘te ortaokul diplomasý aldým. Tapu Kadastro’ya girdim. Orada tekamül kurslarýna devam ettim. Kademe kademe ilerleyip, tapu müdürlüðünden emekli oldum.1921 doðumluyum.

-Mustafa Bey sizi bu hasta halinizde epeyce yorduk. Çok teþekkür ederim. Ama önemli bir saptama yaptýðýmýza inanýyorum. Eðer izin verirseniz, türkünün kimliðinin deðiþmesi için gerekli giriþimleri yapacaðým. MESAM ve TRT’ye bu anlattýklarýnýzý aktaracaðým. Türk Halk Müziðimizin önemli ürünlerinden biri olan Karadýr Kaþlarýn Ferman Yazdýrýr türküsünün’nün asýl kaynaðýna, yani SEYÝTGAZÝ’ye ve þahsýnýza kaydedilmesi için çaba göstereceðim.

-Kimseye zarar gelsin istemiyorum. Hatta kýzýn adý hiç geçmese iyi olur. Gerisi size kalmýþ, n‘aparsanýz yapýn


KARADIR KAÞLARIN FERMAN YAZDIRIR.

Karadýr kaþlarýn ferman yazdýrýr,
Bu aþk beni diyar diyar gezdirir,
Lokman Hekim gelse, yaram azdýrýr,
Yaramý sarmaya yar kendi gelsin.

  Ormanlardan aþaðý aþar geçerim,
  Nazlý yari kaybettim aðlar gezerim
  Ormanlarýn gümbürtüsü, baþýma vurur,
  Nazlý yarin hayali karþýmda durur.

Karadýr kaþlarýn benzer kömüre,
Yardan ayrýlmasý zarar ömüre,
Kollarýmdan baðlasalar demire,
Kýrarým demiri, giderim yare.

  Ormanlardan aþaðý aþar giderim,
  Nazlý yari kaybettim,aðlar gezerim,
  Ormanlarýn gümbürtüsü, baþýma vurur,
  Nazlý yarin hayali karþýmda durur.

Uzaklara gittim,gelirimdiye,
Tabancamý doldurdum vururum
Hiç aklýma gelmez ölürüm diye,
Ölüm ver ALLAHým ayrýlýk verme.

  Ormanlardan aþaðý aþar giderim,
  Nazlý yari kaybettim,aðlar gezerim,
  Ormanlarýn gümbürtüsü, baþýma vurur,
  Nazlý yarin hayali karþýmda durur.

Üç güzel oturmuþ karaya bakmaz,
Ýnsan sevdiðini dilden býrakmaz,
Hey ALLAHtan korkmaz, kuldan utanmaz,
Gönül defterinden sildin mi beni.

  Ormanlardan aþaðý aþar giderim,
  Nazlý yari kaybettim,aðlar gezerim,
  Ormanlarýn gümbürtüsü, baþýma vurur,
  Nazlý yarin hayali karþýmda durur.




KAYNAKLAR:
1-TRT Müzik Dairesi Y. THM Sözlü Eserler Antolojisi -2
Sayfa 519,Yöre Zonguldak,Kaynak: Ý.Yeþilgül , Derleyen :A.Yamacý
2-TRT Müzik Dairesi Y.THM’den Seçmeler, 1998 2. Baský
Sayfa 314,315 Yöre:Zonguldak, Kaynak: Feriha Özen, Derleyen : S.Yaver Ataman
3-Folklor ve Türkülerimiz, Mehmet Özbek Ötüken Y.2. baský 1981,
Sayfa:175, Yöre: Giresun, Kaynak kiþi: Feriha Kýnalý


Kaynak:
Yaþar Özürküt
Öyküleriyle  Türküler 4
Ýstanbul, 2003


Fahri Kayahan Karadır Kaşların Ferman Yazdırır


« Son Düzenleme: 24 Eylül 2010, 18:00:59 Gönderen: KýRýK KaLEM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Ukde...

  • Ziyaretçi
Ynt: KARADIR KAÞLARIN FERMAN YAZDIRIR
« Yanıtla #1 : 24 Eylül 2010, 17:42:50 »
Çok güzel..ba-yýl-dým...
Teþekkürler.... :gul:

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Ynt: KARADIR KAÞLARIN FERMAN YAZDIRIR
« Yanıtla #2 : 24 Eylül 2010, 18:05:03 »
Çok güzel..ba-yýl-dým...
Teþekkürler.... :gul:


ben de teþekkür ederim ablacým, beðenmene sevindim.
ukde ablam türküleri pek sevmez zannederdim! :)

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Ukde...

  • Ziyaretçi
Ynt: KARADIR KAÞLARIN FERMAN YAZDIRIR
« Yanıtla #3 : 24 Eylül 2010, 18:10:33 »
Evet ne kültürüm, ne tarzým...ama topu topu birkaç tane duydum onlarýda beðendim :)
beðendiklerimi de paylaþayým dedim...Özellikle oturup dinlemiyorum, denk gelince hoþuma giderek dinliyorum...

Çevrimdışı ~AksA~

  • YöNeTiCi
  • TaLiP
  • *****
  • İleti: 444
  • Teþekkür 4
  • Edeb Ya Hû....
Ynt: KARADIR KAÞLARIN FERMAN YAZDIRIR
« Yanıtla #4 : 24 Eylül 2010, 18:54:29 »
Sevdigim bir türkü ama hikayesini yeni ögrendim...

Üzüldüm kadina,ama yalan yok adama da kizdim..Türküyü dinleyince artik bunlar aklima gelir :)

Tesekkürler hocam..

Çevrimdışı Rusenim

  • MoR ZaMßaK
  • UzMaN ÜYE
  • ***
  • İleti: 1080
  • Teþekkür 11
Ynt: KARADIR KAÞLARIN FERMAN YAZDIRIR
« Yanıtla #5 : 24 Eylül 2010, 20:09:09 »
Güzel türküdür..tþkler