Gönderen Konu: bebek  (Okunma sayısı 476 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
bebek
« : 15 Aralık 2009, 11:55:37 »
Bebek


Elmalý'dan çýktým yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Emmim atlý, dayým yayan
Bebek beni del eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi


Vakit sabahýn seheri. Köyün köpekleri acý acý havlýyor. Düþmana saldýrýr gibi havlýyor köpekler. Biraz sonra köyde ýþýklar yanmaya baþlýyor. Köylüler çýralar yakýp, fýrlýyorlar dýþarý. Ýlkin aðýllara koþuyorlar. Hýrsýzlar mý bastý köyü, yoksa kurtlar mý indi daðdan... Belki de Zeybek Karasu'lu geçiyordur köyün kýyýsýndan. Çok geçmeden gün aðarýyor. Her þey ayan beyan görünüyor. Köyün karþýsýndaki Çatalçam sýrtlarýna yörükler konmuþtu. Bütün sýrt koyun sürüleri, deve katarlarýyla doluydu. Kara çadýrlarýn önünde, iri isli köpekler kývrýlmýþ yatýyordu. Yörük kýzlarý, kollarýnda tulumlar, aðaç bakraçlarla dereye suya iniyorlardý. Ýlerdeki Boztepe'de dört beþ atlý bir þeyler konuþuyorlardý. Bunlar Oba Bey'i ve Obanýn ileri gelenleriydi.

Kuþluða doðru güneþ yükselip çadýrlara gitmeye baþladý. Çamlarýn altýna kilimler serildi, minderler döþendi. Kýl poturlu yörükler, yýrtmaçlý entarili kadýnlar çadýrlardan çýktýlar. Gölgelere oturdular. Öðleye doðru Yörük Bey'i obaya indi. Çamlarýn alaca gölgesinde, otlarý, sularý gözden geçirdi. Sonra da yanýndakilere "Burada fazla kalamayýz. Otlar kurumuþ, sular çekilmiþ. O güne kadar buradan göçüp Seki'ye konaklayacaðýz" deyip atýný mahmuzluyor. Varýp çadýrýna giriyor, çok geçmeden av kuþamlarýyla çýkýyor dýþarý. Atýna atlayýp sýrtlarýna kovuyor.

Köylüler yörüklerin geliþine hem seviniyor, hem üzülüyor. Üzüntüleri þundan ki; yörük deyince akla koyun, deve, keçi, at gelir. Malý bol olur yörüðün. Zaten geçimi de bunun üstüne. Mal da söz anlamaz ki, ekindi, baðdý, bahçeydi girip ziyan verir. Bunun için köylü, yörüðü istemez. Ama, elindeki üzümünü buðdayýný satmasý için de sevinir yörüðün geldiðine. O günde öyle oldu. Köy kýzlarý omuzlarýna aldýlar sepetleri, üzümüdü, incirdi taþýdýlar yörük çadýrlarýna. Üstelik bayram yakýn olduðu için, para gerekliydi herkese.

Fadime de evdeki iki sepet üzümden birini yüklendi omzuna. Yetim kardeþlerine bayram giysileri alacaktý üzüm parasýyla. Bir yandan alacaklarýný düþünüyor, öte yandan dilinde türküsü çadýrlann bulunduðu Çatalçam'a doðru yürüyordu. Çadýrlara yaklaþýrken, obanýn köpekleri havlayýp, sardýlar çevresini. Ne yapacaðýný þaþýrdý ilkin. Sonra yanýndaki taþa iliþti gözü. Sýçrayýp taþýn üstüne çýktý. Bir yandan da baðýrýyordu. Çok geçmeden, en yakýn çadýrdan yaþlý bir kadýn çýktt. Köpekler huylandý. Fadime'yi taþýn üstünden indirip çadýrýna aldý. Bir yandan soðuk ayran; bir yandan höþmerim sundu konuðuna. Biraz sonra da Oba Beyi geldi atýyla. Avladýðý keklikleri uzattý anasýna. Sonra da atýný baðlayýp, girdi çadýrýna. Fadime'ye iliþti gözü. Anasý "Yanýkhan'dan üzüm getirmiþ satmaya. Köpekler çevirdi de zor kurtardým" dedi. Beyin bakýþlan Fadime'nin iri kara gözlerine takýldý. Bir süre ayýramadý. Sonra, "Üzüm kaç okka?" dedi. Fadime, utangaç utangaç "Çekilmedi" dedi. Oba Bey'i "on okka saysak nasýl olur?" deyince "Hayýr on okka geçmez. Hak geçer" diye cevapladý. Bey "Bizim okkamýz, terazimiz yoktur. Biz de el ölçü, göz terazidir. Benim gözüm o kadar tuttu. Eksiði artýðý varsa, birbirimize helal ederiz deyip parayý uzattý Fadime'ye. Sonra yola kadar uðurladý. Bir yandan da "Senin üzümlerin çok iyi. Yine getirsen alýrým" diye tenbihledi. Fadime de; "Bir sepet daha kaldý. Onu da bayram sonu getiririm" deyip seke seke indi bayýrý. Bey arkadan baka kaldý. Çadýrýna döndüðü zaman içinde bir eziklik, gönlünde bir hoþluk duydu. Kendince kurdu Fadime'yi. Nasýl da ceylan gibi seke seke koþuyordu. Ya o kaþ, o göz. Bizimkilere hiç benzemiyor diye, alýp verdi, alýp verdi. Anasý, oðlundaki bu deðiþikliði farketmedi ilkin. Ama öyle dalgýnlaþmýþtý ki Bey. Anasýnýn söylediklerini duymuyor, dalýp dalýp gidiyordu. Anasý "Oðul n'oldu sana? Dediklerimi duymuyorsun. Ne dediðini de bilmiyorsun. Köy kýzý aklýný mý çeldi, nedir?" Bey, "Yok be ana. Güzel bir kýz ama, bilmem ki" diyor.

Bir yandan bilmem ki diyor, öte yandan av bahanesiyle Fadime'nin köyüne iniyor sýk sýk. Gözleri onu arýyor. Anasý tümden karþý bu iþe. Nedeni de: aþiret töresine aykýrý. Daha Kýroba Aþireti'ne yabandan kýz girmemiþ. Obanýn erkeði, obanýn kýzýyla evlenmiþ o güne dek. Hem oðluna, dayýsýnýn kýzýný almayý kurmuþ anasý. Kýzýn anasýyla da konuþmuþ meseleyi. Þimdi bu köy kýzý araya girerse, iþler tümden bozulacak diye düþünüyor.

Gün günü eskitip, bayrama ulaþýyor. Bayrama ulaþýyor ya, aþiret arasýnda da homurtu dolaþýyor giderek. "Biz buraya on günlüðüne konmuþtuk. Bu gün onbeþinci gün oluyor. Daha hareket yok. Bey'den ses çýkmýyor. Sürüler otlaktan aç dönüyor. Kimi hayvanlar zehirli ot yeyip ölüyor. Daha ne kadar bekleyeceðiz burada". Dalga dalga yayýlýyor söylenti. Varýp Oba Beyinin anasýnýn kulaðýna ulaþýyor. Anasý çekiyor Bey'i çadýra. "Oðul aþeritte ikilik oldu. On günlüðüne konmuþtuk, on beþi geçti. Ne suyu su; ne otlaðý otlak. Daha ne bekliyoruz burada".

"Hele birkaç gün daha sabretsinler, bizim de bir düþündüðümüz var" deyip kesiyor anasýnýn sözünü Bey. Oba töresi böyle. Kimse de aðzýný açýp itiraz etmiyor. Beyin aklý da Fadime'de. Bayram geçince üzüm getirecekti. Daha görünmedi, diyor kendi kendine. Gözleri de köy yollarýnda. Derken bir sabah görünüyor Fadime. Yanýkhan'dan Çatalçam'a çýkan yolda görünce Fadime'yi, bir koþu varýp karþýlýyor Bey. Karþýlýyor da omuzunda ki sepeti alýyor. Çadýra yürüyorlar. Obadakiler þaþkýn. Oba Bey'inin bir köy kýzýnýn ayaðýna koþmasýný kimse iyi karþýlamýyor. Anasý, Fadime'nin çadýra girmesiyle suratýný asýyor. Yarým aðýz "hoþ geldin" deyip, iþine dalýyor. Fadime þaþýp kalýyor. Ýlk geliþindeki izzet ikram nerde, þimdiki surat asýklýðý nerde? Sýkýlýyor Fadime. Tatlý dil, güler yüz görmediði çadýrdan kaçmak geçiyor aklýndan. Oba Bey'i durumu anlýyor. Sevdiði ile saydýðýnýn arasýnda Bey. Anasýna bir þey diyemiyor. Fadime'ye sadece mahcup mahcup bakýyor. Sonunda, sepetteki üzümü boþaltýp, para kesesindeki tüm parayý boþaltýyor avucuna Fadime'nin. Fadime þaþkýn,aldýðý parayý avuçlayýp çýkýyor çadýrdan. Aðýr aðýr iniyor Çatalçam'ý.

Öte yandan Bey'de bir keder, bir üzüntü. Söylemeye baþlýyor kendi kendine:
Yaylalarý yuvalý
Güzeller yaylalý
Fadime gibi görmedim
Anamdan doðalý

Anasýnýn korktuðu baþýna gelmiþti. Fadime'ye tutulmuþlu oðlu. Onun sevda türküsüne, maniyle karþýlýk verdi:

Ben bu yaylara yayla mý derim
Baþý pare pare kar olmayýnca
Ben böyle güzele, güzel mi deriim
Aslý türkmen, soyu bey olmayýnca

Böylece Bey'in gönlünü Kýroba'ya çekmek istiyor. Ama Bey hiç oralý deðildi. Sanki kendine söylenmiyordu. Varsa Fadime, yoksa Fadime. Fýrsatýný bulunca da tüfeðini omuzlayýp, köy yolunu tutuyordu. Köy çocuklarýndan öðrendiði Fadime'nin evinin önünden geçiyor, belki görürüm umuduyla, dolanýp duruyordu köy yollarýnda. Köy gençleri tedirgin. "Bey'se beyliðini bilsin. Yabanýn yörüðü kýzlarýmýzla dalga geçmesin" diyorlar. Köy büyükleri bakýyor ki iþin tadý kaçýk. Fadime'nin yüzünden, köylülerle yörükler birbirine girecek. "Bir çare bulalým" diyorlar.

Öte yandan Bey'in anasý da oba büyüklerini çadýrýnda toplayýp durumu olduðu gibi anlatýyor. O güne dek, Kýroba soyunda görünmeyen bu durum, tüm obadakileri derinden üzüyor. Söyleniyorlar "Obada erlik yufkalaþtý mý? Yangýnlýk yanýmýzdan geçmezdi. N'oluyor törelere" diyor kimisi; kimi de "Köylü kancýðý göçebeye gerekmez. Çarýðý çayda kalýr köy kýzýnýn" diye karþý çýkýyor. Sonunda Oba Beyi'nin amcasý kalkýyor ayaða. Aðýr aðýr, tane tane konuþuyor. "Obaya antlýyýz. Suyun akýntýsýna gidelim. Bunu bilip, bunu hayýr belleyelim. Bey'imizi isteðiyle everelim. Obanýn ayaðý baðdan kurtulsun" deyince herkes boyun eðiyor. Kimse karþý çýkmýyor. Kýroba Aþireti'ne ilk kez yabandan bin kýzýn gelmesi, böylece kabul ediliyor obada.

Anasý, haberi Beye ulaþtýrýnca çok seviniyor Bey. Seviniyor da tez elden köy imamýna haber salýp, çaðýnýyor. Fadime'nin istenmesi, düðün, niþan iþini imamsa býrakýyor Bey.

Fadime derseniz, olan bitenden habersiz. Baþýnda büyüðü de yok. Kendinden küçük iki kardeþiyle kalýyor. Üç-beþ dönümlük bahçesini de köylünün yardýmýyla ekip yetiriyor. Oba Beyi nin kendisine talip olacaðýný aklýndan bile geçirmiyor. Ne zaman ki, imam koþa koþa gelip "Müjdemi isterim: Oba Bey'i, ALLAH'ýn emriyle talip oluyor sana" deyince anlýyor meseleyi. Anlýyor da bir þaþkýnlaþýyor, bir donuyor. Ne diyeceðini bilemiyor. Ama hangi kýz istemez, anlý þanlý Kýroba Aþireti'ne gelin olmayý.

Fadime durumu öðrenince þaþkýnlaþýyor ilkin, susuyor. Köyünü, alýþtýðý çevresini, kardeþlerini düþünüyor. Üç-beþ hýsým akrabadan baþka, baþýnda büyüðü de yoktur Fadime'nin. Sahipsizliðini, yoksulluðunu düþününce, için için seviniyor.

Köylü derseniz "Baþýna talih kuþu kondu. Kime kýsmet olur böylesi. Koca Kýroba Aþireti'nin gelini olacak. Bir eli yaðda, bir eli balda. Develer, koyunlar, keçiler sürü sürü. Kýsmetli kýzmýþ Fadime" diyor kimi. Kimi de : "Ýnsanýn sonu iyi gelsin. Anasýz babasýz yetimleri büyüttü. Onlara analýk, babalýk yaptý. Tanrý gönlünce verdi. Sonu da iyi oldu Fadime'nin" diyor. Köy Muhtarý ile imamý da ortalýða düþüp, iþi tez elden bitirmeye çalýþýyortar. Fadime'nin hýsýmlarýyla konuþuyorlar. Rýzalýk altyorlar. Sonunda köyün büyükleriyle, obanýn ileri gelenleri bir araya gelip, ALLAH'ýn emriyle istiyorlar Fadime'yi. Düðün gününü kararlaþtýrýyorlar. Yörük düðünü de düðün olur hani. Bir yandan davul zurnalar; bir yandan çengiler... Sonunda Yanýkhan'lý Fadime, Kýroba Bey'in çadýrýna gelin ediliyor. Fadime'ye gelinlik yakýþýyor. Güzelliðine güzellik katýlýyor. Obadakiler buruk. Kimisi "Yarýn görürüz Fadime'yi. Yörüðün göçüne dayanamaz, ilmik ilmik dökülür. Ne deveyi ýhtýrýr, ne tuluðu þiþirir.. Koyunu keçiyi de yörük kadar bilmez köy kýzý" diyor; kimi de, "Bey'in kaderi böyleymiþ. Eliyle etti, boynuyla çeksin. Olan oldu." deyip iþi oluruna býrakýyor. Üç gün, beþ gün, bir hafta, on gün daha kalýp, çadýrlarý yýkýyor Kýroba Aþireti. Aþiret dediðin bir yerde oturup kalamaz. Yem, yiyecek tükenir. Mallar topraða saldýrýr yoksa. Açlýk, hastalýk getirir sürüye. Kýrým kýrým kýrýlýr mallar. Onun için sýk sýk yer deðiþtirir yörük. Otlaðýn yeþilini, suyun bolluðunu seçip konaklar. Çatalçam sýrtlarýný da zaten kel etmiþtir hayvanlar. On günlüðüne konup Fadime'nin yüzünden takýlýr kalmýþtýr oba.

Oba yükü yükler. Develer katar olur, sürüler yola dizilir. Fadime'yi tutar bir aðýt. Kolay mý doðup büyüdüðü, koþup oynadýðý köyü terketmek. Dostu ahbabý, hýsmý, arkadaþý bir bir dolaþýp, helallýk alýyor. Teselli buluyor. "Nasýl olsa döner dolaþýr, yine gelirsiniz. Yörüðün konaðý olmaz. Çatalçam'ýn suyu kurumaz, Bozpete'nin yeþili solmazsa yolun uðrar buraya. Vargit yolun açýk olsun. Bizi unutma. Gelenle haber ilet, gönlünde yaþat bizi "deyip teselli ediyorlar. Fadime kardeþlerini de alýr, koyulur yola.

Þurasý senin, burasý benim dolanýp durur Oba. Ýlkin zor gelir Fadime'ye. Ama zamanla alýþýr. Tam bir yörük olur. Kaynanasýyla da arasý düzelir.Obadakiler de sever sayar Fadime'yi. Kocasý derseniz, aralarý çok iyi. Bir güne bir gün, kötü söz duymuyor kocasýndan. Yazýn yaylaya çýkýyor oba, kýþýn da ovaya iniyor. Günler su gibi akýp gidiyor. Üç yýl, göz açýp kapayýncaya kadar gelip geçiyor. Üç yýl geçiyor ya, Fadime'de bir þey yok daha. Yani ki doðurmuyor. Obayý bir dedikodu sarýyor. "Fadime kýsýr, doðuramaz" diyorlar. Kaynanasý ilkin karþý koyuyor dedikodulara. Sonunda o da mýrýldanmaya baþlýyor. "Soyumuz sopumuz kuruyacak. Neslimiz tükenecek. Þunca yörüðü býraktý da, köy kýzýyla evlendi. Muradýmýzý gözümüzde koyacak" diye dövünüyor anasý. Oba kýzlarý da "Oh olsun. Bunca yörüðü býraktý da, köy kýzý getirdi. O da kýsýr çýktý" diyor. Ýçin için yýkýlýyor Fadime. Alýyor veriyor, alýyor veriyor. Elinden bir þey gelmiyor ki. Adaklar adýyor. Muskalar yazdýrýyor. Ama boþ. Kimden bir umutlu söz duysa koþuyor yanýna. Konuþuyor da okutup üfletiyor, yazdýrýp takýyor boynuna. Ama boþ. Kimsenin yüzüne bakamýyor obada.

Gelip evliliðin yedinci yýlýna dayanýyor. Dilediði de yedinci yýlda gerçekleþiyor. Fadime'nin yüklü olduðu, kulaktan kulaða dolaþýyor obada. Beyin keyfine diyecek yok. Anasý derseniz, soðuktan sýcaða vurdurmuyor elini. "Sen yüklüsün, iþleri býrak. Kýran girmedi bunca aþirete. Çalýþýp yetirsinler' diyor. Sýk sýk konup göçmeyi de býrakýyor aþiret. Çobanlar sürüleri uzak kýrlarda otlatýp, akþam olunca getiriyorlar obaya.

Uzun sözün kýsasý, vakti saati gelince, nur topu gibi bir oðlu oluyor Fadime'nin. Üç gün üç gece þenlik yapýyor oba. Yeniliyor, içiliyor. Davarlar kurban ediliyor, kazanlar kaynatýlýyor. Oðlunun adýný "Ali" koyuyor Bey. Babasýnýn adý yerde kalmasýn istiyor. Ali de Ali! Topaç gibi. Bir seviyor ki anasý, yerlere kondurmuyor. Ali'nin kýrkýný geçince, göçe karar veriyor oba. Ne zaman ki kýrk gün doluyor, törenle yýkýyorlar çocuðu. Leðenine gül suyu döküp, kýrkduasý okuyorlar üstüne. Ertesi gün sabahýna da yol hazýrlýðýna baþlýyor oba. Denkler denkleniyor; yükler yükleniyor. Develer katarlanýp, koyunlar sürüleniyor. Akþama doðru da oba tüm hazýrlýðýný tamamlayýp, yola koyuluyor. Develerin en yükseði, en baþý yumuþak olaný da Karamaya. Fadime, Karamaya'yý bir güzel týmar ettiriyor, süslüyor. Dizlerine takurdaklar, boynuna büyük havan çanýný takýyor. Ak kundaðýnda uyuyan bebeðini de bir ala kilime sarýp, çadýrýn eþiðinde duran yeþil çam beþiðe yerleþtiriyor. Beþiði de devenin havut aðacýna asýyor. Koyuluyorlar yola. Karamaya'nýn ipi, Fadime'nin elinde.

Akþamýn serinliðinde yolculuðun tadý baþka olur. Hele yol, iki tarafý aðaçlýk, yemyeþil bir yol olursa. Hele hele yol boyunca, ala kargalar, akþam kuþlarý, sýðýrcýklar, serçeler výzýr výzýr gezerse katarýn üstünde, doyum olmaz yolculuða. Doyum olmaz ya; Fadime de oðlunu göresiyor. Karamaya'yý ýhtýnp, doya doya öpmek sevmek geliyor içinden. Ama, yol aðaçlýk, karanlýk üstelik. Bekliyor ki sabah olsun. Sabaha da bir þey kalmadý. Elmalý'ya konacak oba. Bey önceden gidip, konak yerini seçecek, obayý da orada bekleyecektir. Sabah oldu olacak. Ýki köpek sesleri duyuluyor. Biraz sonra da Elmalý görünüyor. Oba aðýr aðýr giriyor Elmalý'ya. En arkada da Fadime'nin devesi Karamaya var. Fadime sabýrsýz. Bir an önce deveyi ýhtýrýp, oðlunu kucaklamak istiyor. Oba hareketli. Herkes devesini ýhtýrýp, yükünü boþaltýyor. Gök çimenlerin üstü ana-baba günü. Bir yandan ak sürüler dönüyor, bir yandan güzel yürük kýzlarý saða sola koþuyor. Fadime de aðýr aðýr ýhtýrýyor, ýhtýrmasýyla da haykýrýp baðýrmasý bir oluyor.

"Yavrum Ali'm yok. Ali'min beþiði boþ. Ali'm yok" diye feryat ediyor, herkes ona koþuyor. Bakýyorlar gerçekten Karamaya'nýn havut aðacýna asýlý olan beþiðin içi boþ. Yeller esiyor Ali'nin yerinde. Fadime saçýný baþýný yolmaya baþlýyor. Oba büyükleri tez elden atlarýný döngeri edip yollara düþüyor. Emmiler, dayýlar düzülüyor yola. Kimi atlý, kimi yayan, dönüp yollarý tarýyorlar. Dayý al atýný herkesten önde sürüp, aralýyor diðerlerini. Fadime de yayan yapýldak düþüyor yollara. Geçtikleri yollarda umudu. Bir yandanda aðlýyor. Hem aðlýyor, hem söylüyor. Bebek oy, diyor. Ninni diyor. Diyorda diyor.

Gün akþama yakýnken, dayý Çiçek Daðý'ný tutuyor. Tutuyor ki, yol karardý kararacak. Yol boyu da sýra sýra aðaçlar. Aðaçlarýn üstünde de kuþlar. Allý yeþilli cýyak cýyak kuþlar. Ta uzaklardaki bir aðacýn tepesinde de bir küme kuþ. Ama alýcý, yýrtýcý kuþ bunlar. Ýnip inip kalkýyorlar aðacýn üstüne. Dayý mahmuzluyor atýný. Bir solukta varýp ulaþýyor aðaca. Varýyor ki, ne görsün. Bebeðin kundaðý bir aðaçta asýlý. Bebeðin sarýlý olduðu kilim, kanlar içinde sarkýyor aðaç dalýndan. Kol bezi dolanmýþ kalmýþ aðaç dalýna. Kuzgunlar, leþ kartallarý da inip inip kalkýyor aðaca.

Dayý atýyla aðacýn yanýna vardýðt zaman, artýk bebek eski bebek deðildir. Bebek demeye bin þahit gerek. Bebek gözsüz olur mu? Göz yerinde iki oyuk kalmýþ sadece. Derileri de lime lime. Ýlkin sarsýlmýþ dayý. Sonunda toplamýþ kendini. Arkadan gelen Fadime'yi döþünmüþ. Tez elden bir çukur kazýp, gömmüþ bebekten kalanlarý. Bir tek kol bezi asýlý kalmýþ dalda. Sonra da döndürüp sürmüþ atýnt. Çok gitmeden karþýlaþmýþlar Fadime'yle. Anlatmýþ durumu dayý. Atýna terkileyip, sürmüþ obaya. Terkilemiþ ya, Fadime feryat fýgan içinde.Obada herkes yaslý. Kimsenin aðzýný býçak açmýyor. Bey derseniz, konak yerine dönmemiþ daha. Habersiz olanlardan. Beyin anasýnýn elleri dizlerinde. Arada bir de baþýný döðüyor. Fadime yerden yere atýyor kendini. Sonunda gözlerinden ýrayýp bir kuytuya çekiliyor.

Derler ki, obadaki son günü oldu bu Fadime'nin. Akþamýn karanlýðýnda, el ayak çekildikten sonra, ortalardan kayboldu Fadime. Bir daha da gören olmadý. Ama bebeðin asýlý kaldýðý aðacýn yakýnýndan geçenler günün her saatinde, yanýk içli bir kadýn sesinin aðlayan, aðlatan yankýlarýný duydular uzun süre. Bu, oðlunu yitirdikten sonra, delirip daðlara düþen Fadime'nin sesidir diyor duyanlar.

Elmalý'dan çýktým yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Emmim atlý, dayým yayan
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Kol bezin dalda bulduðum
Adýný Ali koyduðum
Yedi yýlda bir bulduðum
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Gökte yýldýzlar ýþýlar
Kuzgunlar üleþ bölüþür
Çadýrda düþman gülüþür
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Deve var deveden yüce
Deveyi yüklettim gece
Nic' edeyim aman nice
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Kaynanam samur kürklü
Develeri kahve yüklü
Yad-yaban deðil Yörüklü
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Çadýn cibiþ kýlýndan
Pazvandý çýkmaz kolundan
Kurtulamam ben dilinden
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Tuzladan aldým tuzunu
Akdað' a serdim bezini
Kargalar m'oydu gözünü
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Ak memeden sütler akar
Kavim kardaþ yola bakar
Yasýmýz obayý yýkar
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Deveyi deveye çattým
Yularý boynuna attým
Bebeði daðlara attým
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktt kül eyledi

Ala kilime sardýðým
Yüksek mayaya koyduðum
Yedi yýlda bir bulduðum
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Havada kuzgun dolaþýr
Kargalar leþi bölüþür
Kara haberi ulaþýr
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi

Tabancamýn ipek baðý
Baban bir aþiret beyi
Kanlým oldu Çiçekdaðý
Bebek beni del'eyledi
Yaktý yaktý kül eyledi



Kaynak:
Yaþar Özürküt
Öyküleriyle  Türküler 1
Ýstanbul, 1999


nenni bebek (EFEDADAS) BuRaK
« Son Düzenleme: 15 Aralık 2009, 12:04:19 Gönderen: __MiM__ »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!